Habermetrik
← Ana Sayfa
02 Kasım 2026 08:05 · Güncelleme 08:07
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Haberin eksiği, sözün sorumluluğu

Haberin eksiği, sözün sorumluluğu
Görsel kaynağı: yeniankara.com.tr
⏱️ 10 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Yeni Ankara olarak geride bıraktığımız haftada Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını, metro projelerini, su kesintilerini, Ulus Hali’ndeki fiyatları, emekli zammı beklentilerini, siyasi gelişmeleri ve kültür-sanat etkinliklerini sayfalarımıza taşıdık

Bir haberimizin okunduğunu, konuşulduğunu, farklı görüşlerle tartışıldığını görmek bizi sevindiriyor. Sonra yorumlara dönüp bakıyoruz; bazen bir okurumuzun sorusu, haberi hazırlarken gözümüzden kaçan bir boşluğu gösteriyor.

Bazen de yayımlanan sözler karşısındaki sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Bu hafta iki haberimizin altında biriken yorumlar, köşemizin gündemini oluşturdu. İlk olarak muhabirimiz Büşra Toptaş’ın Ulus Hali’ndeki yeşil zeytin haberi ile başlayalım.

Ankara’nın gündelik hayatından bir konuyu sahadan aktaran haber okurun ilgisini çekmiş. Haberde ham yeşil zeytinin kilosunun 120, tüketime hazır kırma zeytinin ise 280 lira olduğunu öğreniyoruz. Esnafın ürünü Ankara’ya getirirken yaşadığı güçlükleri ve satışlarla ilgili değerlendirmelerini de okuyoruz.

Peki, o tezgâhın önüne gelen vatandaş ne düşünüyor? İşte onun sesini haberde duyamıyoruz. Yorumlara baktığımızda, eksik kalan bu ses hemen kendini duyuruyor. Mustafa Bey hazır kırma zeytin için “biraz fazla değil mi?” diye soruyor.

Hatice Sultan rumuzlu okurumuz, evde kendisinin hazırlayacağı ham zeytinin fiyatını yüksek buluyor. Mutahhar Aksarı ise üreticiden tüketiciye uzanan fiyat farkını sorguluyor. Başka okurlarımız da alışveriş sırasında karşılaştıklarını söyledikleri davranışlardan ve ürün kalitesinden şikâyet ediyor.

Elbette bunları araştırmadan bütün esnaf hakkında bir yargıya varamayız. Yine de bu anlatımlar, haberde hangi soruları sormayı ihmal ettiğimizi görmemize yardımcı oluyor. Esnafa satışları sormuşuz; alışveriş yapana fiyatları nasıl bulduğunu sormamışız.

Ürünün tezgâha gelişini anlatmışız; tüketicinin o ürünü sofrasına götürüp götüremediği haberin dışında kalmış. Böylece habere satıcının bakışı hâkim olmuş, anlatımımız esnafın sözcülüğüne yaklaşmış. Muhabirmiz Büşra’nın emeğinin hakkını verirken bu eksikliği de konuşmalıyız.

Çünkü bir haberin okura nasıl ulaştığı, yayın sürecindeki hepimizin ortak sorumluluğu. Bir de alışveriş yapanlarla konuşsaydık, elimizde daha tamamlanmış bir haber olurdu. Aynı nitelikteki ürünlerin farklı satış noktalarında kaça satıldığını karşılaştırmak, esnafın anlattığı maliyetleri araştırmak da bu tabloyu tamamlayabilirdi.

Bir kaynağın sözlerini doğru aktardıktan sonra, sormadığımız nelerin kaldığına da bakmak gerekiyor. Üstelik okurun fiyat itirazını da araştırmadan doğru kabul edemeyiz. Farklı deneyimleri dinleyip ileri sürülen bilgileri sınadığımızda, hem esnafa hem alıcıya daha hakkaniyetli yaklaşmış oluruzC.

P. Scott’ın yazdığı gibi: “Karşıtların sesi de dostlarınki kadar duyulma hakkına sahiptir.” Bu sözün bizim alışveriş haberimizdeki karşılığı da tezgâhın iki tarafına da mikrofon uzatmak.***İkinci konumuz ise MAK Danışmanlık’ın Sedat Peker’e ilişkin araştırmasını aktardığımız haberin yorumlarında karşımıza çıktı.

Burada konuştuğumuz mesele, kullanılan dil ve sözlerin kime ait olduğu. “Metin Hozatlı” adıyla yayımlanan ilk yorumda Peker’e yönelik ağır ithamlar ve aşağılayıcı ifadeler bulunuyor. Ardından aynı adla gelen başka bir yorumda, önceki sözlerin kendisine ait olmadığı belirtiliyor; bunları yazanlar hakkında savcılığa başvurulacağı ifade ediliyor.

Önce bu itirazı dikkatle dinleyelim. Aynı ismin iki yorumda görünmesi, ikisini de aynı kişinin yazdığını göstermiyor. Bir insanın, söylemediğini belirttiği sözlerle anılmak istememesi son derece anlaşılır. Adının bilgisi dışında kullanıldığını düşünen kişinin bunu açıklığa kavuşturma isteğini ciddiye alırken, kendisine ait olmadığını söylediği ifadelerin sorumluluğunu da ona yükleyemeyiz.

Bir de yorumun dilini değerlendirme tarafı var. Kamuya açık bir sözün üzerinde durmak, o sözü yazmak ya da içeriğini benimsemek anlamına gelmiyor. Okur temsilcisinin yayımlanmış bir yoruma dikkat çekmesi de yorumun sahibinin kimliği hakkında doğrulanmamış bir hüküm vermesi demek değil.

Dolayısıyla sözlerin kime ait olduğu açıklığa kavuşturulmayı beklerken, kullanılan dili konuşabiliriz. Aidiyet itirazı, bu değerlendirmeyi gereksiz hâle getirmiyor. İlk yorumdaki ağır ithamlara da buradan bakalım. Haberimizin yaklaşımını beğenmeyebilirsiniz; bir kişiyi olumlu gösterdiğimizi düşünebilir, buna sert biçimde itiraz edebilirsiniz.

Fakat aşağılayıcı sözler araya girdiğinde, asıl itirazınızı konuşmak zorlaşıyor. Gerekçeli bir eleştirinin gücü azalıyor, söylenmek istenen kullanılan dilin gölgesinde kalıyor. Metin Hozatlı bunun yanı sıra "yazılan yorum ile ilgili olarak yorumu yazanlar hakkında" Cumhuriyet Başsavcılığına en kısa sürede başvurarak yasal hakkını savunacağını belirtmiş.

Hukuki başvuru ihtimalinin dile getirilmesi de okur temsilcisinin kamuya açık sözleri dikkatle ve hakkaniyetle değerlendirme sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Bu köşede sizin itirazlarınızı dinlerken eleştirinin karşılıklı olduğunu da aklımızda tutalım.

Haberlerimiz nasıl tartışılabiliyorsa, o haberlere yazılan yorumların dili de konuşulabilir. Kimseye söylemediği bir sözü yüklemeden, kişileri hedef almadan ve eleştiri hakkımızdan vazgeçmeden bu sohbeti sürdürebiliriz. Şimdi gelin, geride bıraktığımız haftada haberlerimize ve köşe yazımıza bıraktığınız yorumlara birlikte bakalım.***Ulus Hali’nde fiyatlar ve tüketicinin eksik kalan sesiANKARA ULUS HALİ'NDE KİLOSU 120 TL'DEN SATILIYOR: "BAŞKENTLİLERİ BU LEZZETE ALIŞTIRACAĞIZ"MUHABİR: BÜŞRA TOPTAŞ - 25 EKİM 2026“...Ankara’nın tarihi ve ticari kalbi Ulus Hali’nde son günlerde yeşil zeytin hareketliliği yaşanıyor.

Genellikle işlenmiş zeytin tüketiminin yaygın olduğu başkentte, geleneksel yöntemlerle evde kurulmak üzere getirilen kırmalık yeşil zeytinler tezgâhlardaki yerini aldı. Tezgâhta kırmalık yeşil zeytinin kilosu 120 TL’den satılırken, halde, yemeye hazır işlenmiş köy kırma zeytinin kilosu ise 280 TL’den alıcı buluyor…”Bilal: “Tarihi hâle yakışan esnaf olsaydı: Çürük, hileli, her an kavgaya hazır, denetimsiz, içler acısı...

Vatandaşın, "Alışkanlıkları belki..." deyip umutlandıkları bir mekân.” (25 Ekim)Emre Demirtaş: “Geçenlerde kadını neredeyse dövüyorlardı, gitmiyoruz biz artık oraya.” (26 Ekim)Murtaza: “Çoğu Ankaralı oraya girmez. Bilin bakalım neden?” (26 Ekim)Mustafa: “Hazır kırma neden 280 TL, biraz fazla değil mi?

Onu da 150 TL'den satın, halk bol bol yesin.” (26 Ekim)Hasan Gür: “Çalışanların, esnafın müşteriye karşı biraz saygılı davranmalarını rica ediyorum; başka da bir şey demiyorum.” (26 Ekim)Sabri: “Esnafı çok kaba; alışveriş yapılacak en son yer Ankara'da. Saygısızlık diz boyu, iğrenç bir yer Ulus Hali.

Böyle olduğu sürece hiçbir anlamı yok... İsterse bedava versin.” (26 Ekim)Mutahhar Aksarı: “Haberlerde üreticiden 10 liraya alınıyor. Bize 120 liradan. Aradaki farkı anlayamıyorum. Yüzde yüz olsa 20 lira eder.” (26 Ekim)Murat Yılmaz: “Gidin 400 liraya marketten alın.

Yine ordan almayın... Ben de dahil, çoğu Ankaralı böyle düşünüyor zaten…” (26 Ekim)Hatice Sultan: “Zeytinin fiyatı çok fazla; 20 TL. Birinci elden neden ham zeytini vatandaş kendi kuracak? Fiyatı çok fazla.” (26 Ekim)Musti: “Romanya'da zeytin olmuyor, orada kilogramı 50 TL; Türkiye'de 120-280 TL, utanma da yok.” (26 Ekim)Girişte üzerinde durduğumuz gibi, Büşra Toptaş’ın haberi okurlarımızın Ulus Hali’ndeki alışveriş deneyimlerini paylaşmasına vesile olmuş.

Mustafa Bey ve Hatice Sultan rumuzlu okurumuz fiyatları yüksek bulurken, Mutahhar Aksarı üreticiden tezgâha uzanan farkı, Musti rumuzlu okurumuz ise başka bir ülkedeki fiyatlarla karşılaştırmayı gündeme getiriyor. Bu yorumların ardından ürünün niteliğini, satış koşullarını ve maliyetlerini araştırmak, fiyat tartışmasını daha somut bir zemine taşıyabilir.

Bilal Beyin şikayetleri, Emre Demirtaş’ın anlattığı olay ile Murtaza Bey, Hasan Gür, Sabri Bey ve Murat Yılmaz’ın sözleri ise alışverişin başka bir boyutuna dikkat çekiyor: Müşterinin gördüğü muamele ve duyduğu güven. Bu anlatımlardaki iddiaların yerinde araştırılması, ilgili esnafın açıklamalarının da dinlenmesi gerekiyor.

Okurlarımızın katkısıyla için sorularımız da belirginleşiyor. Alıcı fiyatı nasıl değerlendiriyor, alışveriş sırasında ne yaşıyor, esnaf bu şikâyetlere ne yanıt veriyor? Bu soruların peşine düşmek, ilgi gören bir saha haberini farklı tarafların kendini anlatabildiği daha kapsamlı bir çalışmaya dönüştürebilir.***Metro haritasında kendi mahallesini arayan AnkaralılarANKARA’DA YAPIMI SÜREN METRO HATLARI HANGİ SEMTLERDEN GEÇECEK?EDİTÖR: MELİKŞAH ÇİFTÇİ - 26 EKİM 2026“...Ankara’da raylı sistem ağını genişletmeye yönelik projeler, başkentin farklı bölgelerinde yaşayanların ulaşım gündeminde yer alıyor.

Mamak’taki Dikimevi–Natoyolu hattı inşaatı sürerken Yaşamkent, Bağlıca ve Dikmen yönündeki projeler de kentin gelecekteki ulaşım planları arasında bulunuyor…”Ahmet Ayvaz: “Yahu Allah rızası için saat 17.00 sularında Kızılay'dan ve Ulus'tan otobüs ya da dolmuş ile Keçiören'e bir gidin hele de trafik yoğunluğu neymiş görün! Bu Keçiören merkez, sağ siyasetçilerin yükselme rampası olmuş maalesef ki...

Başkent’te en acil metroya Keçiören ihtiyaç duymaktadır. Ama gariban kesim olduğu için siyasiler suistimal ederek kulak tıkamaktadırlar. Ayıptır, günahtır! Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa…” (27 Ekim)İsmet: “Ankara'da 10 yıldır metro inşaatı yok; bugün başlasan 10 yıla bitmez.

Ankara'nın bahtı kara, adam gibi bir başkan bulamayan Ankara! Mansur külli yalan çıktı, "58 km metro" dedi, sonuç 0 km. Natoyolu metro değil, hafif raylı sistem, yama yani. Dikimevi metrosu yapılırken büyük hata, Karayalçın bile pişman olmuştu, aynı hata devam ediyor.

Ankaray'ın metro yapılması çok büyük iş, maliyet…” (27 Ekim)Adem Aytaş: “Altındağ bölgesine neden metro gelmiyor? Bu insanlar sabah akşam perişan, otobüs şoförlerinin bazıları almıyor. Ey yetkililere sesleniyorum, paramızla rezillik!” (27 Ekim)Mert: “Gölbaşı'na yurt yapıyorsun, ulaşımını düşünmüyorsun.

Konya Yolu merkeze gidişte saat 07.00 ile 10.00 arası tıkanıyor. TEİAŞ'tan gelen, Haymana Yolu'ndan gelen arabalar Dikmen Kavşağı'ndan sonra tıkanıyor. Öğrenci yurdunu Merkez Ankara binalarının oraya yapsaydınız her okula ulaşımı kolay olurdu.” (27 Ekim)Ankaralı Yusuf: “Etimesgut Kürşat Caddesi ve Etimesgut Belediyesi Kent Konseyi çevresi de unutulmamalıdır.” (27 Ekim)Emine: “Hasköy Havalimanı Dışkapı’dan olsa ya, Keçiören Kuyubaşı saçma.” (27 Ekim)Dilara: “Çok güzel, metro hatları Bilkent-Beytepe tarafına da ulaşım yapılırsa daha de güzel olurdu.

İleride bekliyoruz Beytepe metrosu olmasını.” (28 Ekim)Cemalettin Özdağ: “Havaalanı projesini dört gözle bekliyoruz. Bu proje Solfasol'ü ayağa kaldıracak, hiçbir belediye başkanının çivi çakmadığı semtimize çok faydası olacak.

Selamlar.” (29 Ekim)Editörümüz Melikşah Çiftçi’nin raylı sistem projelerini ele aldığı haber, okurlarımızın günlük yolculukları üzerinden şekillenen bir ulaşım tartışmasına dönüşmüş. Ahmet Ayvaz, Keçiören’de akşam saatlerinde yaşadığı yoğunluğa dikkat çekerken, Adem Aytaş Altındağ’da otobüse binmekte yaşanan güçlükleri anlatıyor.

İsmet Bey ise açıklanan hedeflerin gerçekleşmesini, projelerin süresini ve niteliğini sorguluyor. Mert Beyin Gölbaşı’ndaki öğrenci yurtlarıyla ulaşım planlamasını birlikte düşünme çağrısı da üzerinde durulmayı hak ediyor.

Ankaralı Yusuf rumuzlu okurumuz Etimesgut’taki belirli noktaların unutulmamasını istiyor; Emine Hanım havalimanı bağlantısı için farklı bir güzergâh öneriyor. Dilara Hanım ise gelişmeleri olumlu karşılamakla birlikte Bilkent ve Beytepe yönünde de ulaşım imkânı bekliyor.

Bu yorumları yan yana koyduğumuzda, herkesin metro haritasında günlük hayatını kolaylaştıracak bir bağlantı aradığını görüyoruz. İnşaatı süren hatlarla planlama ve proje aşamasındaki çalışmaların hangi noktada olduğunu açıkça anlatmak, okurlarımızın takvim ve güzergâh sorularına yanıt aramak bu ilgiyi karşılayabilir.

Yöneticilere iletilen talepleri, mahallelerin somut ulaşım ihtiyaçlarıyla birlikte izlemek de haberciliğimiz için değerli bir takip konusu.***Siyasi hafızadan gelen sorular ve yazara ulaşan tanıklıkOYUN İÇİNDE OYUN…KÖŞE YAZARI: TAMER KORKMAZ - 28 EKİM 2026“...Sarıgül’lerin ‘Kara Kaplı Dosyası’ bir ucundan açıldı, ya… Vaktiyle, üzerine adeta beton dökülen ‘Deniz Baykal’a Suikast’ iddiası da tam 16 yıl sonra -bir zahmet- gündeme geldi. Yazarınız, geçmiş senelerde defalarca mevzubahis iddiayı ve bu minvalde yaşanan tuhaf hadiseleri sütununa taşımıştı.

Amma velakin… filmin adı, her daim olduğu gibi ‘Gözleri Tamamen Kapalı’ idi!..”Esra: “Deniz Baykal'a Allah rahmet eylesin. CHP'den rahmet okuyacağım tek kişi odur. Çünkü Erdoğan'ın milletvekili seçilmesine destek veren muhalefet partisi genel başkanı idi.

Diğer üçü o tarihte genel başkan olsaydı; bırakın destek vermeyi, köstek olurdu, ekmeklerine yağ sürülmüş olurdu. Rabbim kamu malını, yetim hakkını yiyenleri rezil rüsva etsin.” (28 Ekim)Ahmet Atılgan: “İnönü gücü yetseydi Atatürk'ü tasfiye edecekti, sofradan kalkıp gitmişti.

Ecevit, yaşlı İnönü'yü çarparken delegelere "kapıkulları olmayı reddetme" çağrısı yapmıştı. Baykal, Erdal İnönü'nün püsküllü belasıydı. Baykal'ı vuran Önder, Önder'i sıfırlayan Kılıçdaroğlu, Kılıçdaroğlu'nu evine gönderen İmamoğlu...

Bakalım İmamoğlu-Özgür kavgası nasıl olacak? Maya hep aynı.” (28 Ekim)Gürsel: “Bu cevheriye koltuk çıkan kişi Şamil Tayyar diye anladım, doğru mu anladım bilemedim.” (28 Ekim)Kahraman Şeref Kasap: “Yargılandığım dönemde de hem basılı gazete hem de internette köşe yazılarınızı takip etmiştim.

Olaya korkusuzca yaklaşan bir kaç gazeteciden biriydiniz. Bu yazınızda benimle ilgili soruşturma ve kovuşturma aşamasında, ulaşamayacağınız bir çok resmi kayıt olduğu halde bilgi eksiklikleri olmasına rağmen en doğru ifadeleri kullanarak yazdığınız için teşekkür ederim.” (29 Ekim)Tamer Korkmaz’ın geçmişte gündeme gelen iddiaları yeniden ele aldığı yazısı, okurlarımızın siyasi hafızalarından farklı değerlendirmeler getirmesine yol açmış.

Esra Hanım, Deniz Baykal’ın siyasi tutumuna ilişkin kendi değerlendirmesini paylaşırken, Ahmet Atılgan CHP içindeki liderlik mücadelelerini kendi bakış açısından yorumluyor. Kahraman Şeref Kasap adıyla yazan okurumuzun yorumu ayrıca dikkat çekiyor.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: yeniankara.com.tr
Haber metni ve görseller yeniankara.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 02 Kasım 2026 08:05 · Kaynak: yeniankara.com.tr
Kaynağı Oku ↗