Yarasaların Evriminde Kayıp Halka: 65 Milyon Yıllık Başlangıç Noktası Belirlendi
Facebook X WhatsApp Yarasaların yaklaşık 60 ila 65 milyon yıl önce Avrupa’da ortaya çıkmış olabileceğine dair şimdiye kadarki en kapsamlı kanıtlardan biri elde edildi.
Günümüzde yaşayan yarasa türlerinin genomlarını onlarca fosille birlikte inceleyen uluslararası araştırma ekibi, bu sıradışı memelilerin kökenine ilişkin uzun süredir devam eden tartışmaya yeni bir yanıt sundu.
Nature dergisinde yayımlanan çalışma, yarasaların yalnızca nerede ortaya çıktığına değil, uçuş ve ekolokasyon gibi ayırt edici özelliklerinin evrimsel geçmişine de ışık tutuyor.
Araştırmaya göre yarasaların ortak atası büyük olasılıkla Geç Paleosen döneminde Avrupa’da yaşadı. Bu tarih, kuş olmayan dinozorların yaklaşık 66 milyon yıl önce yok olmasından kısa bir süre sonrasına denk geliyor.
Dünya genelinde yaklaşık 1.500 yarasa türü bulunuyor ve bu canlılar yaşayan memeli çeşitliliğinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Buna rağmen ilk yarasaların nerede ortaya çıktığı kesin biçimde belirlenememişti.
Önceki araştırmalar birbirinden oldukça farklı sonuçlar vermişti. Bazı çalışmalar kökenin Kuzey Amerika’da, bazıları Afrika’da, daha yakın tarihli analizler ise Asya’da olabileceğini öne sürüyordu.
Bunun temel nedenlerinden biri yarasalara ait erken fosil kayıtlarının oldukça sınırlı olmasıydı. Ayrıca uçabilmeleri, soylarının kısa süre içerisinde geniş coğrafyalara yayılmasını mümkün kıldığı için günümüzdeki dağılımlarından hareketle başlangıç noktalarını belirlemek zorlaşıyor.
Yeni araştırma, fosil ve genetik verileri aynı kapsamlı model içerisinde birleştirerek bu sorunu aşmayı amaçladı.
Çalışma, dünyadaki bütün yaşayan yarasa türlerinin genomlarını ortaya çıkarmayı hedefleyen Bat1K projesinin ilk büyük aşamalarından birini oluşturuyor.
Uluslararası ekip, yaşayan 21 yarasa ailesinin tamamını temsil eden 103 türün yüksek kaliteli genomlarını analiz etti. Bunların 42’sinin genomu çalışma kapsamında ilk kez bu ayrıntı düzeyinde oluşturuldu.
Bilim insanları ayrıca 44 fosil yarasadan elde edilen anatomik verileri analizlerine dahil etti. Böylece günümüzde yaşayan türlerin genetik özellikleri, milyonlarca yıl önce yaşamış akrabalarıyla birlikte değerlendirildi.
New York’taki Stony Brook Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Liliana Davalos’un da aralarında bulunduğu araştırmacılar, elde edilen geniş veri setinin yarasa evrimine ilişkin uzun süredir çözülemeyen ilişkileri yeniden düzenlediğini belirtiyor.
Araştırmanın biyocoğrafik modelleri, yarasaların ortak atasının Geç Paleosen döneminde Avrupa’da ortaya çıkmış olma ihtimalini oldukça yüksek gösterdi.
Modelde Avrupa kökeni için yüzde 99’un üzerinde bir olasılık hesaplandı. Araştırmacılara göre ilk yarasaların soyları daha sonra Afrika’ya, ardından Asya, Amerika ve Avustralya gibi diğer bölgelere yayıldı.
Bununla birlikte bugüne kadar bulunan en eski yarasa fosilleri yaklaşık 56 ila 52 milyon yıl öncesine tarihleniyor. Bu örneklere Avrupa, Asya, Kuzey Amerika ve Avustralya dahil farklı bölgelerde rastlanması, yarasaların erken evrim döneminde oldukça hızlı biçimde yayıldığını düşündürüyor.
Dolayısıyla yeni çalışma doğrudan 65 milyon yıllık bir yarasa fosili keşfetmiş değil. Sonuç, fosiller ile yaşayan türlerin genomlarının birlikte değerlendirilmesine dayanan evrimsel bir rekonstrüksiyon sunuyor.
Bilinen en eski yarasa fosillerinin bazılarında hayvanların aktif uçuş gerçekleştirebildiğine dair anatomik özellikler zaten bulunuyordu. Yeni analiz ise ses dalgalarıyla çevrenin algılanmasını sağlayan ekolokasyon yeteneğinin de yarasa soyunun çok erken dönemlerinde ortaya çıkmış olabileceğine işaret ediyor.
Araştırmacılar, Vielasia adlı fosil yarasanın evrim ağacındaki konumunun, gırtlaktan ses üreterek gerçekleştirilen ekolokasyonun günümüzdeki büyük yarasa grupları birbirinden ayrılmadan önce gelişmiş olabileceğini gösterdiğini belirtiyor.
Bu sonuç, uçuş ile ekolokasyonun yarasaların erken başarısında birbirine yakından bağlı iki özellik olabileceği düşüncesini destekliyor.
Araştırmanın amacı yalnızca yarasaların kökenini belirlemek değil.
Bat1K projesi, gelecekte yaşayan bütün yarasa türlerinin genomlarını dizilemeyi hedefliyor. Bu geniş veri tabanı, yarasaların olağanüstü uzun yaşam süreleri, virüslere karşı geliştirdikleri bağışıklık özellikleri ve farklı beslenme biçimlerine nasıl uyum sağladıkları gibi konuların araştırılmasına yardımcı olabilir.
Yarasalar vücut boyutlarına kıyasla bazı memelilerden çok daha uzun yaşayabiliyor. Ayrıca belirli virüsleri ağır hastalık belirtileri geliştirmeden taşıyabilmeleri, bağışıklık sistemlerini bilim insanları açısından özellikle ilgi çekici hâle getiriyor.
Araştırmacılar aynı zamanda yarasa çeşitliliğinin önemli bölümünün koruma sorunlarıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. Türlerin evrimsel ilişkilerinin daha iyi anlaşılması, hangi grupların korunmasına öncelik verilmesi gerektiğinin belirlenmesine de katkı sağlayabilir.
Yeni çalışma, yarasaların tarihinin başlangıcını Avrupa’ya taşıyan güçlü bir model ortaya koyarken, bu memelilerin yaklaşık 60 ila 65 milyon yıllık evrimsel serüvenine ilişkin pek çok sorunun hâlâ yanıt beklediğini gösteriyor.
Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisiyim. Çocukluğumdan beri üretmeyi seviyorum ve farklı alanlarda deneyim kazanmak istiyorum. Tutkum, öğrenme isteğim ve bu alanlarda kendi tarzımı oluşturma çabamla ilerlemeye devam ediyorum.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 03 Ekim 2026 14:30 · Kaynak: kayiprihtim.com