AB’nin Türkiye raporunda hak ihlalleri dosyası: Siyasi davalar, medya baskısı, işkence ve ayrımcılık
- Avrupa Komisyonu'nun 2026 Türkiye Raporu, demokrasi, yargı bağımsızlığı ve temel haklarda gerilemenin sürdüğünü belirtti
Avrupa Komisyonu'nun 2026 Türkiye Raporu, demokrasi, yargı bağımsızlığı ve temel haklarda gerilemenin sürdüğünü belirtti. İmamoğlu’nun tutukluluğundan Kavala ve Demirtaş kararlarının uygulanmamasına, televizyonlara kayyım atanmasından LGBTİ+ örgütlerine yönelik operasyonlara kadar çok sayıda vaka raporda yer aldı.
Paylaş Paylaş WhatsApp Kopyala Kısa Dalga - Avrupa Komisyonu, 4 Kasım’da yayımladığı 2026 Türkiye Raporu’nda, seçilmiş siyasetçiler, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve sivil toplum temsilcilerine yönelik adli işlemlerin yoğunlaştığını bildirdi. Raporda, bu tablonun siyasi çoğulculuk, ifade ve örgütlenme özgürlükleriyle ayrımcılık yasağı açısından kaygıları artırdığı, yargının bağımsızlığı konusundaki sorunları derinleştirdiği belirtildi.
Türkiye’nin aday ülke ve Avrupa Birliği için önemli bir ortak olduğu vurgulanan raporda, 2018’den beri durma noktasında bulunan üyelik müzakerelerinin önündeki temel sorunların giderilmediği kaydedildi. Komisyonun genişleme paketine ilişkin açıklamasında da Türkiye’nin ilan ettiği üyelik hedefiyle siyasi kriterlerdeki gerilemesi arasındaki mesafenin açıldığı değerlendirmesi yer aldı.
Esas olarak 1 Eylül 2025–1 Eylül 2026 dönemini kapsayan rapor, bazı başlıklarda Ekim 2026 gelişmelerine de yer veriyor. İnsan hakları bölümünde hem mahkemelerin verdiği ihlal kararları hem de Komisyonun haklar bakımından sorunlu bulduğu uygulamalar, aktardığı iddialar ve devam eden davalar ele alınıyor.
Komisyon, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından temel yapısal sorunların çözülmediğini belirtti. Yürütmenin Hâkimler ve Savcılar Kurulu üzerindeki etkisi, hâkim ve savcıların atama ve yer değiştirme süreçlerindeki şeffaflık eksikliği, uzun tutukluluklar ve iddianamelerin hazırlanmasındaki gecikmeler eleştirildi.
Rapora göre siyasi bakımdan hassas davalarda savunma hakkı sık sık zedeleniyor. Savunmanın sorgulayamadığı gizli tanıkların ifadelerine dayanılması, farklı dosyalarda benzer tanıklıkların ortaya çıkması ve bazı ifadelerin baskı altında alındığı iddiaları, adil yargılanma bakımından sorun oluşturuyor.
Komisyon, yolsuzlukla mücadelede de seçicilik bulunduğunu belirtti. İçişleri Bakanlığının rapora aktarılan verilerinde, belediyelere yönelik idari soruşturmaların önemli bir bölümü AKP’li belediyelerle ilgili olmasına rağmen ceza kovuşturmalarının ağırlıklı olarak muhalefet belediyelerine yöneldiğine dikkat çekildi.
Raporda bu durumun, yolsuzlukla mücadeleye duyulan kamu güvenini zayıflattığı değerlendirmesi yapıldı.
Bu çerçevede ele alınan başlıca vakalar şöyle sıralandı.
Raporda, geçmişteki yargısız infazlar ve zorla kaybetme iddialarının etkili biçimde soruşturulması konusunda anlamlı ilerleme sağlanmadığı belirtildi. İşkence ve kötü muamele iddialarında cezasızlık, önlemenin önündeki en önemli engellerden biri olarak gösterildi.
Komisyon, kamu görevlileri hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülmesini ön izne bağlayan sistemin gözden geçirilmesini veya kaldırılmasını istedi. Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesinin Türkiye ziyaretlerine ilişkin yayımlanmamış raporlarının açıklanması çağrısında da bulundu.
Komisyona göre gazeteciler üzerindeki tutuklama, soruşturma ve mahkûmiyet baskısı sürüyor. “Dezenformasyon”, hakaret ve terörle bağlantılı suçlamaların geniş yorumlanması, ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratıyor.
Raporda, medya özgürlüğü alanındaki sivil toplum kuruluşlarına dayanılarak Eylül 2025–Eylül 2026 döneminde 74 gazeteci ve medya çalışanının tutuklandığı, hapsedildiği veya tutukluluğunun sürdüğü bilgisi verildi. Önceki karşılaştırma dönemindeki sayı 51 olarak aktarıldı.
RTÜK’ün bağımsızlık ve tarafsızlık sorunlarına dikkat çekilen raporda, TRT’nin siyasi açıdan hassas gelişmeleri aktarırken ağırlıklı olarak hükümetin anlatısını yansıttığı belirtildi. Medya sahipliğinin hükümete yakın ekonomik aktörlerde yoğunlaşması, kamu ilanlarının dağıtımı ve mali baskılar da çoğulculuğu zayıflatan unsurlar arasında sayıldı.
Raporda, hükümeti eleştirdiği düşünülen grupların gösterilerine yasak, polis müdahalesi ve adli işlem uygulanırken hükümeti destekleyen toplantıların genellikle engelle karşılaşmadığı değerlendirmesi yapıldı. Kadın, çevre, hayvan hakları ve LGBTİ+ aktivistleriyle sendikacıların baskı altında faaliyet yürüttüğü belirtildi.
Komisyon, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini kadınların toplumsal cinsiyete dayalı şiddetten korunması bakımından önemli bir gerileme olarak değerlendirdi. Kadın cinayetleri, koruma kararlarının uygulanması, sığınakların yetersizliği ve adli yardıma erişimde gecikmelerin sürdüğü belirtildi.
“Aile” ve nüfus politikalarında geleneksel rollere yapılan vurgunun kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğini zayıflatma riski taşıdığı kaydedildi. LGBTİ+ kimlikleri aile ve toplum için tehdit olarak gösteren söylemlerin ise damgalamayı artırdığı ifade edildi.
Raporda, gayrimüslim ve Alevi toplulukların ve ibadet yerlerinin hukuki statü sorunlarının sürdüğü belirtildi. Eğitim sisteminin farklı din ve inançlara karşı tarafsızlığı güvence altına almadığı, nefret söylemi ve nefret suçlarına karşı korumanın yetersiz olduğu kaydedildi.
Mülkiyet hakları bakımından ise azınlık vakıfları, Sur’daki kamulaştırmalar ve deprem bölgesindeki uygulamalar üzerinde duruldu.
Raporda akademik özgürlüğün idari ve siyasi müdahalelerle gerilediği, öğrencilerle akademisyenlerin protesto ve açıklamaları nedeniyle disiplin ve adli işlemlere maruz kaldığı belirtildi. Çalışma hayatında denetimin yetersizliği ve sendikal ayrımcılığa karşı etkili yaptırım bulunmaması eleştirildi.
Raporda Türkiye’ye, yürütmenin yargı üzerindeki etkisini azaltması, HSK’nin yapısını ve seçim usullerini değiştirmesi, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını sağlaması çağrısı yapıldı. Savunma hakkı, masumiyet karinesi, suçların şahsiliği ve hukuki belirlilik ilkelerinin bütün yargılamalarda güvence altına alınması istendi.
Terör mevzuatının geniş ve orantısız uygulanmasına son verilmesi, ifade ve toplantı özgürlüğünün Avrupa standartlarıyla uyumlu biçimde korunması, işkence iddialarında etkili soruşturma yürütülmesi ve cezasızlığın giderilmesi de başlıca talepler arasında yer aldı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Siyaset · Bölge: Adana/İmamoğlu
Yayın: 05 Kasım 2026 12:43 · Kaynak: kisadalga.net