Türkiye’nin önceliği ne olacak? ‘Siz durun’ demek adil değil
- Avrupa, enerji krizi sırasında kömür santrallerini yeniden devreye alırken Türkiye’den kömürden çıkış planı bekliyor
- Oysa sanayileşmiş ülkeler iki yüz yıldır fosil yakıtları kullanarak büyürken bugün gelişmekte olan ülkeler finansman kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalıyor
Gelişmekte olan ülkelere dayatılan “sıfır emisyonu” gerçekten gülerek izliyorum. Sera gazı salınımı sebebiyle iklim değişikliği yaşandığı biliniyor. Peki sera gazı salınımının son iki yüz yıllık gelişimine baktığımızda ne görüyoruz, esas sorumlunun İngiltere, Batı Avrupa ve Amerika olduğunu görüyoruz.
1800’lü yıllardan itibaren hızla sanayileşen batı kapitalizmi aynı hızda zenginliğini de artırdı. Kişi başı gelirleri beş bin dolar seviyesinden 65 bin dolar seviyesine yükseldi. Bu süreçte sanayiinin en büyük enerji kullanımı kömür ve petrol ile sağlandı.
Batı sanayileşti, petrol ve kömür kullanımı ile doğanın dengesini bozdu. Şimdi gelişmekte olan ülkeler yani sanayileşip gelişmiş Batı ile aynı gelire sahip olmak isteyen ülkelere; “Durun bakalım. Doğa kirlendi.” deniyor.
Bunun neresinde adalet var? Bu konu Birleşmiş Milletler’de de çokça tartışıldı. Gelişmekte olan ülkeler; “Bizim zaten finansal kaynak sıkıntımız var. Yeşil dostu sanayi sizin yaptığınız sanayi yatırımlarından daha maliyetli.
Madem öyle, bir fon oluşturalım. İklim değişikliğinin baş sorumlusu ülkeler bu fona para koysun. Biz de bu fonlardan faydalanalım.” dediler. Kararlar alındı. Rio’da konferans yapıldı. Sonuç? Gelişmiş Batı verdiği sözlerin hiçbirini tutmadı.
Yani fon oluşmadı. ABD ise zaten bu görüşmeleri de anlaşmaları da hiç ciddiye almadı. İmzalamadı bile. Şimdi bir isim bulmuşlar COP diye. Gelişmekte olan ülkelere tabir-i caizse kazık atıyorlar. Ayrıca fosil yakıta bağlılık halen yüzde 80’lerde.
Yani alternatif enerji kaynakları (güneş, rüzgâr, su vs.) henüz fosil yakıtın yerini alamadı. Bu durumda Türkiye’nin bu koroya katılması, Türkiye’nin 2053 yılında sıfır emisyon hedefi ilan etmesi göz boyamadan öte bir anlam taşımaz.
Ülkemizin çıkarlarına da hizmet etmez. Türkiye bu işlerden daha fazla hangi alanlarda sanayileşeceğini, dünya ile hangi alanlarda rekabete girebileceğini, neyi, nasıl üreteceğini planlayıp finansman arayışında olmalı. Ancak ne yazık ki ne yarı iletkenler ve mikro çiplerde ne ağır sanayide ne teknolojide bir arpa boyu bile yol gidemedik.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Tarım
Yayın: 08 Kasım 2026 21:07 · Kaynak: aydinlik.com.tr