Sırbistan'ta iktidarı değiştiren facianın ikinci yılı: Seni geri getiremeyeceğim ama sana verdiğim sözü tuttum
- | Novi Sad tren istasyonundaki facianın ikinci yılında Sırbistan, 16 kişinin ölümünün ardından başlayan öğrenci protestolarının siyasi başarıya ulaşmasını ve adalet arayışını sürdürüyor
MELİHA YILDIZ | Novi Sad tren istasyonundaki facianın ikinci yılında Sırbistan, 16 kişinin ölümünün ardından başlayan öğrenci protestolarının siyasi başarıya ulaşmasını ve adalet arayışını sürdürüyor. İki yıllık mücadele, yasın, dayanışmanın ve şiddetsiz direnişin toplumsal değişime nasıl dönüştüğünü gösteriyor.
İstasyonun önündeki anma bir kurbanın annesinin sözleri anımsattı: “Seni geri getiremeyeceğim ama bir daha başka bir çocuğun bunu yaşamaması için sana verdiğim sözü tuttum.”
Paylaş Paylaş WhatsApp Kopyala MELİHA YILDIZ
O günden beri Novi Sad İstasyonu'ndan tren kalkmadı. Halk, aynı gölgeliğin altında bir daha böyle bir trajedi yaşanmaması için bütün sonuçları göze alarak mücadele etti.
Bu mücadele, temelleri 80'lerin sonuna dayanan ve kırk yıldır süren sistemin sonunu getirdi.
İlk sokağa çıkışın nedeni, kamusal yas tutmaktı. Şehirlerin kavşaklarını kapatarak 16 dakika saygı duruşunda bulundular.
Bu sessizliğin içinde kalmak, olay yerine ilk ulaşan acil müdahale ekiplerinin anlattıklarına benziyordu. “İstasyona vardığımızda büyük bir izdiham, kaos ve insan çığlıkları bekliyorduk; ancak tarif edilemez bir sessizlikle karşılaştık.” Her şey çok hızlı olmuş ve büyük bir şok yaratmıştı. Bu trajedide sadece bir kişi hayatta kadı.
Bu eylemler günlerce sürdü ve giderek bütün ülkeye yayıldı. Süreç, 22 Kasım'da Belgrad Üniversitesi'nde SNS üyelerinin “Dur Sırbistan” eylemine katılan insanlara saldırmasıyla yeni bir aşamaya geçti.
Bu saldırının ardından öğrenciler üniversitelere çekildi. Ablukalar ve ders boykotları başladı. Bu, pasif bir boykot değildi:
Forumlar düzenlediler ve meclisler oluşturdular. Bundan sonra toplumla birlikte daha fazla eylem organize ettiler. Bu sırada iktidar partisi SNS'de bazı istifalar oldu, ancak trajedinin soruşturması ciddi bir şekilde yürütülmedi.
Bugüne kadar tutuklanan kimse olmadı. Hatta seçimden önce yayılan bir söylentiye göre Cumhurbaşkanı Vučić'in bu kişileri affettiği belirtildi.
Sorumluların yargılanması konusundaki ısrar sürdükçe toplum şunu daha net gördü: İktidar partisinin adaleti sağlaması mümkün değildi; hatta mevcut partilerle adaletin sağlanması da mümkün değildi. Çünkü bu organize ağ, devletin ve muhalefetin kılcal damarlarına kadar genişlemişti.
Öğrenciler, Mart 2025'te erken seçim talebini dile getirdiler. Seçimlerde muhalefetle iş birliği yapmadılar ve lidersiz bir yapıyla seçime girmeye hazırlandılar. Sonuçta, dünya tarihinde benzer örnekleri olsa da bugün hiçbir ülkede benzeri olmayan lidersiz bir yönetim kurdular.
Seçimlerden sonra sokaklarda başlayan temizlik çalışmaları, bu değişim arzusunun gündelik hayata yansıyan işaretlerinden biriydi. Siyasette talep edilen arınma, bu kez mahallelerde ortak bir emekle görünür hâle geliyordu.
Kortejle yürürken, yol boyunca temizlenen duvarları görülüyor. İki yıldır sayısız eylemde asılan afişler ve yapıştırılan stickerlar nedeniyle duvarlar, direkler ve camlar görünmez hâle gelmişti. Seçim gününün ertesi günü başlatılan kampanya kapsamında insanlar, boyalarını ve temizlik malzemelerini alarak mahallelerini temizlemeye başladı.
Çocuklar, gençler ve yaşlılar; kimi zaman organize biçimde, kimi zaman kendiliğinden bu çalışmaya katıldı. Bu, toplumun seçim sonrasındaki ilk kitlesel etkinliği oldu. Temizlik, seçim gündeminin hem nedeni hem de sonucu hâline gelmişti.
Duvarların temizlenmesiyle kurumların yolsuzluktan arındırılması talebi, aynı değişim arzusunun iki yüzü olarak yan yana duruyordu. Seçimi kazanan Öğrenci Listesi'nin programının birinci maddesi, kurumların yolsuzluktan arındırılmasıydı.
Kamu görevlilerinin sorgulanması için özel mahkemeler ve bu mahkemelere bağlı bir polis teşkilatı öngörülüyordu. Kamu görevlilerinin denetimini İçişleri Bakanlığı değil, Adalet Bakanlığının savcıları ve polisleri yapacaktı.
Böylece seçim, yalnızca siyasi bir sonuç olarak değil, iki yıldır süren mücadelenin taşıdığı yasın, adalet talebinin ve değişim beklentisinin de bir karşılığı olarak yaşanıyordu. Bu beklentinin insanlar üzerindeki karşılığını, anma alanında konuştuğum sanatçı Milica'nın sözlerinde de görmek mümkün:
“Bugün, önceki günlerin aksine, kendimi daha az coşkulu, daha az yorgun ama her şeyden çok üzgün hissediyorum. Çünkü bugün, gösteriler boyunca aklımızda ve her adımımızda taşıdığımız, tren istasyonundaki sundurmanın çökmesi sonucu hayatını kaybedenleri andığımız gün. Bugün onları her zamankinden daha çok özlüyoruz.
Daha büyük amaçlara ulaşmak uğruna hep birlikte yaşadığımız başarının yarattığı tuhaf ve yepyeni bir duygu hâlâ içimizde. Biz öğrencilerle birlikte umuda tutunduk; özellikle Öğrenci Listesi'nin oluşturulmasıyla birlikte onlara büyük umut bağladık.
Ancak sonucun böylesine olumlu olacağını önceden tahmin edememiştik. Seçimlerden sonra bile gelişmeleri ve güncel haberleri takip ederken, rüya görmediğimden emin olmak için kendimi çimdikleme ihtiyacı hissediyorum.”
Milica, “bundan sonra ne olacak” sorusuna şu yanıtı veriyor:
“Seçimlerden sonraki her gün, Sırbistan'ın siyasi ve toplumsal yaşamı açısından önemli bir güne dönüştü.
Örneğin dün ve önceki günlerde insanlar, farklı şehirlerde temizlik yapmak ve duvarları boyamak için kolayca örgütlendiler. Çoğumuz aslında daha düzenli, daha iyi işleyen bir toplumda ve ülkede yaşamak için büyük bir özlem duyuyoruz.
İktidarın değişmesi ve Öğrenci Listesi'nin zaferiyle birlikte, kabalığın yerini kültürün almasını, suç ve yolsuzluğun önüne geçilmesini, uzun yıllardır önceki siyasi aktörlerin açgözlülüğü ve hırsı yüzünden geri planda kalan dürüst emeğin değer kazanmasını umuyoruz.
Gelecek konusunda kendimi iyi hissediyorum. Elbette her şeyi yoluna koymak için pek çok adım atılması ve zamana ihtiyaç olduğunu biliyorum. Öte yandan seçimlerden sonraki yalnızca birkaç gün içinde hayata geçirilen etkili adımlar beni hayran bırakıyor.”
Milica, başarının en önemli unsurunun protestoların şiddet içermemesi olduğunu söylüyor:
“Ayrıca bütün mitinglerde, tren istasyonundaki saçaklığın çökmesi sonucu hayatını kaybeden masum insanlar için 16 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Çünkü her birimiz onların yerinde biz de olabilirdik. O sessizliğin dakikaları ve saniyeleri, her türlü gürültüden daha güçlü yankılanıyordu.
Bu sessizliğin içinde, bizi daha ileriye gitmek için güçlendiren, kelimelere dökülemeyen bir dayanışma duygusu oluşuyordu. Yürüyerek ve bisikletle yol alan öğrencilerin kat ettikleri kilometreler de gerçekten başlı başına ayrı bir hikâye.
Bunu nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Yalnızca, bu çabalarıyla bize ilham verdiklerini, bizi harekete geçirdiklerini ve kendimize getirdiklerini söyleyebilirim. Dünyaya da çok güzel bir örnek gösterdiler: şiddetsiz mücadele örneği.”
Anmada hiçbir pankart, döviz ya da slogan yoktu. Sahneden bir şarkı, bir şiir ve bir öğrenci liderinin konuşması duyuldu. 16 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Beklenen her dakika için gökyüzüne kırmızı bir balon bırakıldı.
Renkli şemsiyelerin altındaki büyük sessizlik, bir kurbanın annesinin daha önce söylediklerini anımsattı: “Seni geri getiremeyeceğim ama bir daha başka bir çocuğun bunu yaşamaması için sana verdiğim sözü tuttum.”
Yazar ve insan hakları savunucusu. Kadın hakları ve çocukluk döneminde cinsel istismar konularında çalışmalar yürütüyor. İki yıl boyunca her hafta Artı Gerçek’te köşe yazıları yazdı. Yayınlanmış iki kitabı var.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Siyaset
Yayın: 01 Kasım 2026 17:48 · Kaynak: kisadalga.net