Cumhuriyet’in 103. yılında Ankara’da kadın olmak: Satı Kadın’ın mücadelesinden TBMM’de eşit temsil arayışına!
- Satı Kadın’ın köy muhtarlığından TBMM’ye uzanan yolculuğu, Cumhuriyet’in 103
- Yeni Ankara’ya konuşan Semra Dinçer, Sibel Suiçmez ve Elif Esen, eşitlik için atılması gereken adımları anlattı
Cumhuriyet’in ilanının üzerinden 103 yıl geçti. Kadınlar, Cumhuriyet döneminde elde ettikleri eğitim, hukuk ve siyaset alanındaki kazanımlarla toplumsal yaşamda daha görünür hâle gelirken eşitlik mücadelesi bugün de devam ediyor.
Bir zamanlar kadınların siyasette yer almasının önünü açan tarihsel adımlar, bugün kadınların karar alma mekanizmalarında ne ölçüde temsil edildiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Ankara’nın Kahramankazan ilçesinden çıkarak Türkiye’nin ilk kadın muhtarlarından biri olan ve 1935 seçimlerinde TBMM’ye giren Satı Kadın’ın yaşam öyküsü, bu mücadelenin önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Köyünde üstlendiği sorumluluklardan milletvekilliğine uzanan yolculuğuyla Cumhuriyet’in kadınlara açtığı siyasal temsil alanının öncü isimlerinden biri olan Satı Kadın, aradan geçen yıllara rağmen kadınların siyasetteki varlığı üzerine yürütülen tartışmaların tarihsel dayanaklarından birini oluşturuyor. Yeni Ankara, Cumhuriyet’in 103. yılında kadınların elde ettiği kazanımları, bugün karşı karşıya kaldıkları sorunları ve TBMM’deki temsil oranlarını CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, YENİ Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ve DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen’in değerlendirmeleriyle ele aldı.
KÖYDEN MECLİSE UZANAN BİR MÜCADELE: SATI KADINTürkiye’de kadınların siyasal temsil mücadelesinin öncü isimlerinden Satı Kadın, 1890 yılında Ankara’nın Kazan köyünde dünyaya geldi. Gerçek adı Hatice olan Satı Kadın, babası Kara Mehmet Efendi’yi genç yaşta kaybetmesinin ardından kendisine kalan mirası korumak için köyündeki zorbalarla mücadele etti.
Cesareti ve kararlılığıyla tanınan Satı Kadın, bu dönemde köy halkı tarafından “Satı Ağa” olarak anılmaya başladı. Balkan Harbi’nde gırtlağından yaralanan Halil Çırpanoğlu ile evlenen ve beş çocuk annesi olan Satı Kadın, aile sorumluluklarının yanı sıra Millî Mücadele yıllarında da ülkesinin bağımsızlığı için çalıştı.
Orduya malzeme yetiştirilmesine katkıda bulunan Satı Kadın, Cumhuriyet’in ilanından sonra hayata geçirilen yeniliklere de kayıtsız kalmadı. Harf İnkılabı’nın ardından açılan Millet Mekteplerinde okuma yazma öğrendi. Kadınların yerel yönetimlerde temsil edilmesinin önünü açan düzenlemelerin ardından Satı Kadın’ın yaşamında yeni bir dönem başladı.
26 Ekim 1933’te kadınlara muhtar seçilme hakkının tanınmasıyla Kazan köyünde muhtarlık seçimlerine katılan Satı Kadın, Türkiye’nin ilk kadın muhtarlarından biri oldu. Böylece kadınların yalnızca aile ve çalışma yaşamında değil, yerel yönetimlerde de söz sahibi olabileceğini gösteren isimler arasında yer aldı.
ATATÜRK İLE KARŞILAŞMASI HAYATININ DÖNÜM NOKTASI OLDUSatı Kadın’ın yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri, 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk ile karşılaşması oldu. Kızılcahamam’a doğru seyahat eden Atatürk’ün Halkavun Nahiyesi’nde mola verdiği sırada gerçekleşen karşılaşmada Satı Kadın’ın cesareti, kendine güveni ve konuşması dikkat çekti.
Anlatılanlara göre Atatürk, Satı Kadın ile sohbeti sırasında onun verdiği yanıttan ve kişiliğinden etkilendi. Bu karşılaşmanın ardından çevresindekilere dönerek “İşte mebus olacak kadın” dediği aktarılan Atatürk’ün teşviki, Satı Kadın’ın siyasal yaşamında yeni bir kapı açtı.1935 genel seçimlerinde Ankara milletvekili seçilen Satı Kadın, TBMM’nin V.
Dönemi’nde görev yaptı. Dönemin ilk kadın milletvekilleri arasında yer alan Satı Kadın, köy yaşamından getirdiği deneyimi Meclis çalışmalarına taşıdı. Köylülerin sorunları, tarımın geliştirilmesi ve kırsal bölgelerdeki hizmetlerin yaygınlaştırılması, çalışma alanları arasında öne çıktı.
Milletvekilliği sırasında halkla bağını koparmamaya özen gösteren Satı Kadın, Ankara’daki yaşamını da mütevazı bir şekilde sürdürdü. Görev süresinin ardından Kahramankazan’a dönen ve çiftçilik yaşamına devam eden Satı Kadın, 21 Mart 1956’da hayatını kaybetti.
Bugün yaşam öyküsü ve mücadelesi, Kahramankazan’da bulunan Satıkadın Müze Evi aracılığıyla gelecek kuşaklara aktarılıyor. Satı Kadın’ın öyküsü, kadınların siyasal yaşama katılımının yalnızca bir seçim hakkından ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
Köyünde sorumluluk üstlenen, yerel yönetimde görev alan ve ardından Meclise giren Satı Kadın, kadınların kendi yaşamlarını ve toplumun geleceğini şekillendiren kararların parçası olabileceğini gösteren tarihsel örneklerden biri. CUMHURİYET KADINLARA HANGİ KAZANIMLARI GETİRDİ?Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte kadınların toplumsal ve siyasal yaşamda eşit yurttaşlar olarak yer alabilmesinin önünü açan önemli hukuki ve kurumsal değişiklikler hayata geçirildi.
Eğitim alanındaki düzenlemeler, Medeni Kanun ve kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmesi, bu dönüşümün temel aşamalarını oluşturdu.1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim sisteminin birleştirilmesi, kız çocuklarının eğitim olanaklarının geliştirilmesi açısından önemli bir adım oldu. 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile aile hukukunda kadınların konumunu değiştiren düzenlemeler yapıldı.
Tek eşlilik, resmî nikâh ve miras gibi alanlarda yeni hukuki çerçeveler oluşturuldu. Kadınların siyasal hakları ise aşamalı olarak genişletildi. 1930’da belediye seçimlerine katılma hakkı tanınırken 1933’te köy muhtarlığı ve ihtiyar heyeti seçimlerinde kadınların seçme ve seçilme hakkının önü açıldı.
5 Aralık 1934’te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı. 1935 genel seçimlerinde 18 kadın milletvekili TBMM’ye girdi. Bu gelişmeler, kadınların yalnızca aile yaşamında değil, eğitimden çalışma hayatına ve siyasete kadar pek çok alanda varlık göstermesinin önünü açtı.
Ancak aradan geçen yıllar, yasal hakların tanınması ile bu hakların yaşamın her alanında eşit biçimde kullanılabilmesi arasında hâlâ mesafe bulunduğunu ortaya koyuyor.“CUMHURİYET HER ŞEYDEN ÖNCE BİR KADIN DEVRİMİDİR”YENİ Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hakları değerlendirirken Cumhuriyet’in kadınların toplumdaki konumunu değiştiren bir dönüşüm olduğunu vurguladı. Kadınların hukuk önünde eşit yurttaşlar hâline gelmesinin önemine dikkat çeken Suiçmez, şu ifadeleri kullandı:“Cumhuriyet her şeyden önce bir kadın devrimidir.
Cumhuriyet Devrimi kadınları toplumun asli birer unsuru hâline getirmiştir. Çok eşliliğin kaldırılması, resmî nikâhın zorunlu kılınması, boşanma ve mirasta eşitlik, kadınlara mahkemelerde erkeklerle aynı statünün ve aile hukukunda eşit hukuki kişiliğin tanınması çok değerli kazanımlardır.
Kısaca Cumhuriyet ile birlikte kadınlar hukuken eşit yurttaşlar hâline gelmişlerdir. Karma eğitim ve Tevhid-i Tedrisat ile kız çocuklarının okullaşması teşvik edilerek kadınların doktor, hâkim, mühendis, pilot gibi mesleklerde ilk olmalarının önü açılmıştır.
Kadınlar siyasal hakları aşamalı olarak elde ettiler. 1930’da belediye seçimlerinde, 1933’te muhtarlıkta, 5 Aralık 1934’te genel seçimlerde seçme ve seçilme haklarını kullandılar. 1935 seçimlerinde ise 18 kadın milletvekili Meclise girdi.
Bu tarihte birçok Avrupa ülkesinde (Fransa 1944, İtalya 1945, İsviçre 1971) kadınlar seçme ve seçilme haklarını henüz elde etmemişlerdi. Bu hakların elde edilmesi, modern, laik ve eşit bir Cumhuriyet’in temel taşlarını oluşturuyordu.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlar hakkındaki ‘milletin yarısı’ vurgusu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması ilkesinin doğal sonucuydu. Mustafa Kemal Atatürk ve devrim arkadaşları muasır medeniyetler seviyesine ulaşılması için kadın-erkek eşitliğinin sağlanması gerektiğine inanarak bu yönde devrim yapmışlardır.
Bu anlayışla Cumhuriyet’le birlikte kadın-erkek eşitsizliğine yol açan dinî, sosyolojik, ekonomik veya geleneksel engeller hukukla aşılmış, kadınlar kamusal alana, eğitime ve siyasete taşınmıştır.”“CUMHURİYET, KADININ KUL OLMAKTAN ÇIKIP YURTTAŞ OLDUĞU ANDIR”CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer de Cumhuriyet’in kadınlar açısından taşıdığı anlamın bir yönetim değişikliğinin ötesinde olduğunu belirtti. Kadınların elde ettiği hakların tarihsel önemine dikkat çeken Dinçer, bu kazanımların kendiliğinden ortaya çıkmadığını, kadınların emeği ve mücadelesiyle şekillendiğini ifade etti.
Dinçer, Cumhuriyet’in kadınlara sağladığı hakları şu sözlerle değerlendirdi:“Cumhuriyet, kadınlar için bir rejim değişikliğinden çok daha fazlasıdır; kadının kul olmaktan çıkıp yurttaş olduğu andır. 1924’te Tevhid-i Tedrisat ile kız çocukları erkek çocuklarla aynı sıralarda eğitim hakkı kazanmıştır.
1926’da Medeni Kanun ile tek eşlilik, resmî nikâh, boşanma hakkı ve mirasta eşitlik güvence altına alınmıştır. 1930’da belediye seçimlerinde, 1933’te muhtarlık seçimlerinde, 1934’te ise milletvekili seçimlerinde kadınlar seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir.
Bunları kimse bize lütfetmedi; bu haklar, Kurtuluş Savaşı’nda cepheye cephane taşıyan, her türlü fedakârlıkta bulunan kadınların emeğinin ve Atatürk’ün aydınlanma vizyonunun ortak ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Türk kadını, Fransa, İtalya, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesindeki kadınlardan yıllar önce seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştur.
Bu yüzden bu hakları bir miras olarak değil, her kuşağın yeniden sahiplenmesi gereken bir emanet olarak görüyorum.”“CUMHURİYET KADINLARA SİYASETİN KAPISINI AÇTI”DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, Cumhuriyet’in kadınların toplumsal ve siyasal yaşamda eşit bireyler olarak var olabilmesinin temellerini attığını belirtti. Cumhuriyet döneminde elde edilen kazanımları kişisel hafızasında da taşıdığını ifade eden Esen, değerlendirmesinde babaannesinin kendisine aktardığı anılara yer verdi.
Esen, Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hakları şu sözlerle anlattı:“Cumhuriyet dendiğinde aklıma babaannem gelir. Kurtuluş Savaşı’nda verilen mücadeleler ve sonrasında Cumhuriyet’in kuruluşu, onun çocukluk yıllarından bana aktardığı anılardır.
Savaşın zorluklarını, tehlikelerini gördükten sonra Cumhuriyet’in ülkeye getirdiği kazanımları defalarca kendisinden dinlemişimdir. Bu perspektiften bugünü değerlendirecek olursam: Cumhuriyet, kadınların toplumsal ve siyasal yaşamda eşit bireyler olarak var olabilmesinin temellerini attı.
1926 Medeni Kanunu, eğitimde fırsat eşitliği yönünde atılan adımlar ve 1934’te kazanılan milletvekili seçme ve seçilme hakkı, dönemin dünyasında da son derece önemli ilerlemelerdi. Ancak kadınları yalnızca kendilerine haklar tanınmış kişiler olarak değil, Millî Mücadele’den bugüne Cumhuriyet’in kuruluşunda ve gelişiminde emek vermiş, mücadele etmiş özneler olarak görmeliyiz.
Cumhuriyet’in 103. yılında sorumluluğumuz, bu kazanımları korurken kadınların ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamda karşılaştıkları eşitsizlikleri ortadan kaldırmaktır. Cumhuriyet kadınlara siyasetin kapısını açtı. Şimdi o kapıdan giren kadınların ülkenin geleceğini belirleyen kararların da sahibi olmasını sağlamalıyız.”HAKLAR KAZANILDI, EŞİTLİK MÜCADELESİ SÜRÜYORCumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hukuki haklar, toplumsal eşitliğin sağlanması açısından önemli bir temel oluşturdu.
Ancak kadınların bugün karşı karşıya kaldığı şiddet, ekonomik bağımlılık, istihdama katılımın önündeki engeller ve siyasal temsil yetersizliği, eşitliğin yalnızca yasal düzenlemelerle tamamlanamayacağını gösteriyor. Ankara, kamu kurumları, üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla kadınların eğitim, çalışma hayatı ve hak mücadelesinde önemli bir merkez konumunda bulunuyor.
Bununla birlikte kentte ve ülke genelinde kadınların güvenli yaşam hakkı, ekonomik bağımsızlığı ve karar alma mekanizmalarındaki yeri tartışılmaya devam ediyor. Kadınların yaşam hakkına yönelik tehditler, çalışma hayatındaki eşitsizlikler ve bakım sorumluluklarının büyük ölçüde kadınların üzerinde kalması, Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık ilkesi ile gündelik yaşam arasındaki mesafeyi ortaya koyuyor.
Semra Dinçer, günümüzde kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların Cumhuriyet’in temel ilkeleriyle bağdaşmadığını belirterek özellikle kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve koruyucu mekanizmaların etkinliği konusunda değerlendirmelerde bulundu. Dinçer, mevcut tabloya ilişkin şu ifadeleri kullandı:“Cumhuriyet’in temel ilkesi eşit yurttaşlıktır; oysa bugün kadınlar en temel hak olan yaşam hakkını bile güvence altında hissedememektedir.
Her geçen gün bir kadın daha vahşice yaşamdan koparılmaktadır. Şüpheli kadın ölümleri ilk kez kadın cinayetlerinin sayısını aşmış durumdadır. Bu, ‘intihar’ ya da ‘kaza’ denilerek kapatılan dosyaların, etkin soruşturma yapılmayan ölümlerin göstergesidir.
Üstelik bu tablo, ‘Aile Yılı’ ilan edilen bir yılda ortaya çıkmıştır. İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararıyla çıkılması, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması, koruma kararlarına rağmen öldürülen kadınlar, cezasızlık ve ‘haksız tahrik’ indirimleri, Cumhuriyet’in hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Kadın istihdamının düşüklüğü, kreş ve bakım hizmetlerinin yetersizliği ve kadını yalnızca ‘aile içindeki rolüyle’ tanımlayan siyasi söylem de aynı gerilemenin parçalarıdır. Cumhuriyet, kadını özgür ve eşit bir birey olarak tanımlamıştır; bugün yaşanan, bu tanımın adım adım aşındırılmasıdır.”Elif Esen de kadınların yaşam hakkı ile ekonomik bağımsızlığının eşitlik mücadelesinin temel başlıkları olduğunu vurguladı.
Kadınların şiddetten korunmasının yanı sıra kendi hayatları hakkında karar verebilmeleri ve emeklerinin karşılığını alabilmeleri gerektiğine dikkat çeken Esen, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:“Cumhuriyet’in eşitlik, özgürlük ve adalet idealleriyle kadınların bugünkü yaşam koşulları arasında hâlâ ciddi bir mesafe var. Bunu en ağır biçimde kadınların yaşam hakkına yönelik saldırılarda görüyoruz.
Bir kadın defalarca şikâyette bulunduğu, koruma kararı aldırdığı hâlde öldürülüyorsa kamunun koruma yükümlülüğünü sorgulamak zorundayız. Kadına yönelik şiddeti araştıran Meclis komisyonunda görev aldım. Ancak araştırmak yetmiyor; çalışmaların kadınların hayatını koruyan somut uygulamalara dönüşmesi gerekiyor.
Özellikle boşanma ve çocuk teslimi süreçlerinde kadınların yeniden şiddet riskiyle karşılaşmasını önleyecek düzenlemeler üzerinde de çalışıyoruz. Diğer büyük sorun ekonomik eşitsizlik.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 29 Ekim 2026 04:49 · Kaynak: yeniankara.com.tr