Küresel Siyasette Değişim Rüzgarları: Popülizm Geriliyor mu?
- Dünya genelinde sağ popülist iktidarların gerilemeye başladığı bir dönemden geçiliyor
- Macaristan, Sırbistan ve Brezilya gibi ülkelerdeki seçim sonuçları, otoriter yönetimlerin sandık yoluyla değişebileceğine dair umutları tazeliyor
Küresel ölçekte uzun süredir etkisini sürdüren sağ otoriter popülizm ve militarist siyaset anlayışı, son aylarda gerçekleşen bir dizi seçimle ciddi bir kırılma yaşıyor. Macaristan'da 16 yıllık Viktor Orban iktidarının sona ermesi, bu değişimin sembolik başlangıcı kabul ediliyor.
Orban'ın kaybı, aynı zamanda ABD merkezli sağ popülist hareketin Avrupa'daki en önemli müttefiklerinden birini yitirmesi anlamına geliyor. Sırbistan ve Brezilya'daki gelişmeler de bu küresel eğilimi destekler nitelikte. Sırbistan'da 14 yıldır özgürlükleri kısıtlayan Aleksandar Vucic yönetimi, üniversite öğrencilerinin başını çektiği iki yıllık protesto sürecinin ardından sandıkta yenildi.
Brezilya'da ise 25 Ekim'de gerçekleşen seçimlerin ikinci turunda, mevcut başkan Lula oyların yüzde 51,79'unu alarak aşırı sağcı Flávio Bolsonaro'yu geride bıraktı ve milliyetçi popülizmin bölgede mevzi kazanmasını engelledi. ABD'de düzenlenen dönem ortası seçimleri de bu zincirin kritik bir halkası oldu.
Temsilciler Meclisi'nin 435 üyesi, Senato'nun 35 koltuğu ve 36 eyalet valiliği için yapılan oylamada Demokratlar, Kongre'nin kontrolünü ele geçirdi. Bu sonuç, Trump politikalarına yönelik bir güven oylaması olarak yorumlanırken, mevcut yönetimi topal ördek konumuna düşürerek dış politikadaki hareket alanını kısıtladı.
Sırbistan'daki değişim, 1 Kasım 2024'te Novi Sad tren istasyonunda 16 kişinin ölümüyle sonuçlanan sundurma çökmesi gibi trajik bir ihmalin tetiklediği toplumsal tepkiyle gerçekleşti. Bu olay, uzun süredir biriken siyasi yozlaşmaya karşı organize bir muhalefetin doğmasına ve iktidarın değişmesine zemin hazırladı.
Benzer bir durumun Türkiye'de neden yaşanmadığı ise siyaset sosyolojisinin önemli bir tartışma konusu haline geldi. Türkiye'de son on yılda yaşanan Çorlu tren kazası, Soma maden faciası, Ankara Garı ve Suruç saldırıları ile Şubat 2023 depremi gibi çok sayıda büyük felaket, toplumsal infial yaratmasına rağmen istikrarlı ve uzun soluklu bir sokak hareketine dönüşmedi.
Uzmanlar, bu durumu kolektif bir biz duygusunun eksikliği, yaşanan felaketlerin sistem sorunu olarak algılanmaması ve sokak hareketlerinin tarihsel olarak anarşizm etiketiyle şeytanlaştırılması gibi faktörlerle açıklamaya çalışıyor. Sonuç olarak, küresel ölçekte otoriter iktidarların değiştirilebileceğine dair oluşan umutlu hava, Türkiye'deki siyasi atmosferin geleceği açısından da önemli bir referans noktası oluşturuyor.
Toplumsal tepkilerin sandığa ve değişime evrilip evrilmeyeceği, ülkenin kendi iç dinamikleri ve siyasi kültüründeki dönüşümle doğrudan ilişkili görünüyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Yangın
Yayın: 08 Kasım 2026 10:25 · Kaynak: agos.com.tr