“dayanak Noktası Milletin Teveccühü”
- Bugün Cumhuriyetin ilanının 103’üncü yıldönümü
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, Nutuk’un yazılmasının 100’üncü yılı münasebetiyle hayata geçireceği projeler kapsamında ilk olarak bu eseri İngilizce, Almanca, Fransızca, Kazakça, Rusça, Urduca, Farsça ve Türkmence olarak yayımladı
Bugün Cumhuriyetin ilanının 103’üncü yıldönümü. Ayrıca geride bıraktığımız hafta itibarıyla da Mustafa Kemal’in 3 ay gibi kısa sürede zaman zaman kesintisiz 35 saat çalışarak ortaya koyduğu eseri Nutuk’un Cumhuriyet Halk Fırkası’nın İkinci Büyük Kurultayı’nda okunmasının 99’uncu yıldönümünü geride bıraktık.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Nutuk’un yazılmasının 100’üncü yılı münasebetiyle hayata geçireceği projeler kapsamında ilk olarak bu eseri İngilizce, Almanca, Fransızca, Kazakça, Rusça, Urduca, Farsça ve Türkmence olarak yayımladı. Cumhuriyet Bayramı’nın önemini idrak etmenin bir yolu da Nutuk’u yalnızca okumaktan değil anlamaktan geçer.
Atatürk bu eserinde Kurtuluş Savaşı’nın askeri yönünden ziyade diplomatik ve fikir mücadelesi boyutuna ağırlık verir. Keşke imkan olsaydı da bu eserin kamuoyu ile buluştuğu 1927 yılı sonrasındaki iktisadi ve endüstriyel hamleleri kapsayan ikinci cildi yazılabilmiş olsaydı.
Nutuk’u okurken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri her ne kadar 1919’dan 1927’ye kadar olan süreci kapsadığı ifade edilse de, 1924 tarihi itibarıyla anlatı tamamlanır. Yani Nutuk’un yazılmasının hemen öncesine rastlayan İzmir Suikastı (1926) hakkındaki yorumları ya da Kurtuluş Savaşı sonrasında İstanbul’a ilk ziyaretini gerçekleştirmek için neden 1 Temmuz 1927 gününe kadar beklediğine dair Mustafa Kemal’in görüşlerini öğrenmek mümkün değildir.
Keza tabu haline gelen bu iki vaka bugün dahi polemik konusu olmaya devam etmektedir. Kara Kemal’in akıbeti gibi vakalar için başvurulan en önemli kaynak olarak Kemal Tahir’in “Kurt Kanunu” adlı romanı geçerliliğini korumaktadır.
“O CÜMLE” HANGİ ŞARTLAR ALTINDA SÖYLENDİ?
Aynı zamanda bir sosyal sözleşme niteliği taşıyan Cumhuriyetin ilanı, sosyal medya paylaşımları ile pespaye bir klişe haline dönüştürülen “Efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz” cümlesinden ibaret değildir. Ve bu cümle hiç de toz pembe şartlar altında zikredilmemiştir.
Cumhuriyetin ilanına varan yol, Kemal Tahir’in “Yol Ayrımı” romanında 1930’lu yıllardaki gelişmeler için kahramanlarına söylettiği “Şu dağın oylumuna, doyulmaz yaylımına, hakkınız helal edin, geldik yol ayrımına” dörtlüğü aslında 24 Temmuz 1923 günü imzalanan Lozan Antlaşması’nın ardından yaşananları anlatıyordu. Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Bey’in (Rauf Orbay: Mondros Mütarekesi’ni Osmanlı Devleti adına imzalamış ve Cumhuriyetin ilanından sonra ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurmuştur) Lozan’daki Türk delegasyonuna başkanlık eden İsmet (İnönü) Paşa’yı tebrik etmemesi iplerin kopmaya başladığı ilk noktaydı.
Dahası Rauf Bey bununla da kalmamış, İsmet Paşa’yı Ankara’ya dönüşünde karşılamak istemediğini Mustafa Kemal’e açıkça ifade ederek aynı tarihte seçim bölgesi Sivas’ı ziyaret etmeyi tercih edeceğini beyan etmişti. Mustafa Kemal bu talebi Bakanlar Kurulu Başkanlığı’ndan istifa etmesi kaydıyla olumlu yanıt verdi.
13 Ağustos 1923 günü Ali Fethi Bey Bakanlar Kurulu’nun yeni başkanı olarak seçildi. Aynı günlerde Rauf Bey taraftarı Meclis İkinci Başkanı Ali Fuat Paşa da görevinden affını talep ediyor ve Mustafa Kemal Paşa’ya Kurtuluş Savaşı sonrasında bir yol ayrımına gelindiğini ima eder biçimde, yakın çevresinin artık kimlerden oluştuğunu soruyordu.
Mustafa Kemal’in Nutuk’ta aktardığı şekliyle bu soruya yanıtı “Ülkeye ve ulusa kimler hizmet eder ve hizmet yetenek ve gücünü gösterir ise yakın çevrem onlardır” olmuştu. Bu esnada Rauf Bey Ankara’dan ayrılırken Mustafa Kemal Paşa’ya hilafet makamının güçlendirilmesini ima eden temennisini iletiyordu.
Mustafa Kemal Paşa’nın buna ilk yanıtı ise 13 Ekim 1923’te payitaht kavramını ortadan kaldıracak şekilde Ankara’yı başkent ilan etmek oldu. İlerleyen günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Mustafa Kemal Paşa’nın yine Nutuk’ta kullandığı tabirle, “gizli bir muhalefet grubunun” varlığı aşikar hale gelmekteydi.
Bu grup 25 Ekim günü bir karşı hamle ile Rauf Bey’i bu defa Meclis İkinci Başkanlığı’na seçerken, Mustafa Kemal Paşa’nın destek vermediği Erzincan Milletvekili Sabit Bey de İçişleri Bakanlığı’na getirildi. 27 Ekim’de muhalefet grubunun baskısına dayanamayan Ali Fethi Bey ve hükümeti istifa etmek zorunda kalır.
Ancak muhalifler yeni hükümeti kurmayı da başaramaz. Bu defa hamle sırası Mustafa Kemal Paşa’ya geçer. Gizli muhalefetin lider kadrosunun Ankara dışında bulunmasından da yararlanarak cumhuriyetin ilanını sağlayacak anayasa değişikliği için hazırlıklar 28 Ekim günü yapılır.
29 Ekim Pazartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sabah 10’da başlayan oturumunda hükümet kurma çalışmalarından yine sonuç alınamayınca, saat 13.30’da Mustafa Kemal’in meclis kürsüsünden yaptığı konuşmayı takiben anayasa değişikliği gündeme gelir. Meclis saat 20.30’da tamamlanan oturumla önce cumhuriyetin ilanını kabul eder, 20.45’te ise Mustafa Kemal TBMM’de hazır bulunan 158 milletvekilinin oylarıyla ilk Cumhurbaşkanı olarak seçilir.
Bu mücadelenin içindeki tarafların İttihat ve Terakki ile Teşkilat-ı Mahsusa geleneğinden geldikleri unutulmamalıdır. 1923 yılının Mart ayında yani Ankara’daki siyasi gerilimin tırmanmaya başladığı günlerde Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey öldürülmüş, bu cinayetten sorumlu tutulan Mustafa Kemal Paşa’nın muhafız alayı komutanı Topal Osman yaralı ele geçirildiği çatışma neticesinde şehit edilmişti.
Topal Osman’ın naaşı 1925 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın emri ile Giresun Kalesi’ne bugünkü anıt mezarına nakledilmiştir. İşte Cumhuriyet “Kurtlukta düşeni yemenin kanun olduğu” bir iklimin dayattığı bu zorlu yol ayrımlarından geçerek ilan edilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa’nın, Reisicumhur olduğu oylamanın ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yaptığı teşekkür konuşmasını tamamlarken kullandığı şu ifadeler cumhuriyetin meşruiyet kaynaklarına da işaret etmektedir: “Daima muhterem arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir surette yapışarak, onların şahıslarını kendime bir an bile lüzumsuz görmeyerek çalışacağım. Milletin teveccühünü daima dayanak noktası kabul ederek, hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 28 Ekim 2026 21:11 · Kaynak: yesilgiresun.com.tr