Gümüşhane Ziraat Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Akın Üstün: “Herkes Taşın Altına Elini Koymalı”
Gümüşhane Ziraat Mühendisleri Odası İl Temsilciliği Akın Üstün, Gümüşhane toprağında sadece ürün değil, kültürün de yetiştiğini, pestil-köme imalathaneleri, Kelkit’in zilli kilimi ve organik tarım havzalarını, Torul’un, Kürtün’ün yaylalarını sadece birer üretim tesisi olarak görülmemeli, yerli ve yabancı turistlerin gelip üretimi deneyimlediği, hasada katıldığı yaşayan agroturizm destinasyonlarına dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Gümüşhane Ziraat Mühendisleri Odası İl Temsilciliği Akın Üstün, Gümüşhane toprağında sadece ürün değil, kültürün de yetiştiğini, pestil-köme imalathaneleri, Kelkit’in zilli kilimi ve organik tarım havzalarını, Torul’un, Kürtün’ün yaylalarını sadece birer üretim tesisi olarak görülmemeli, yerli ve yabancı turistlerin gelip üretimi deneyimlediği, hasada katıldığı yaşayan agroturizm destinasyonlarına dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Üstün Gümüşkoza Gazetesine yaptığı açıklamada, turist, Gümüşhane’ye geldiğinde, dutun pestile dönüşme hikayesine ortak olduğunda, ürünün katma değeri kat kat artacağını belirterek, “Siyasi irade bu konuda entegrasyonu hazırlamalı, bürokrasi ise bu işlerin prosedürünü hazırlamalı. Ama üzülerek izliyoruz ki herkes bu konulardan çok uzaklarda dolaşıyor. Kes kopyala yapıştır modeli ile güzel hayaller satan basın açıklamalarından öteye geçmeyen bir çalışma anlayışımız var bu anlayış değişmeli, değiştirilmelidir. Herkes taşın altına elini koymalı artık” dedi.
“Engebeli Araziye Sahibiz Ama Bu Durum Mazeret değil”
Gümüşhane’nin engebeli bir araziye sahip olduğunu, ancak bunun mazeret olarak kabul edilemeyeceğini ifade eden Akın Üstün, şöyle devam etti: “Doğru planlamayla avantaja dönüşecek bir fırsattır. Geniş arazilerimiz yoksa, birim alandan en yüksek geliri getirecek yüksek katma değerli tıbbi-aromatik bitkilere, kontrollü örtü altı yetiştiriciliğine ve mikro-klima alanlarımıza uygun meyveciliğe odaklanacağız. İki vadiden oluşan bu coğrafya esasında bize her türlü fırsatı sunmaktadır. Gümüşhane küçük baş hayvan üretiminin en iyi yapılacağı coğrafyalardan biridir. Böyle bir avantaja rağmen 15 bin civarında, bir köyde olması gereken hayvan sayısı ilin tamamında. Ancak, ne acıdır ki algılar olguların önüne geçmektedir. Geçmişte de günümüzde de yanlış bir algı var. Gümüşhane ölçeğinde tarım deyince sadece insanlar Kelkit vadisini düşünür oysa ki ben iddia ediyorum Harşit vadisi tarım konusunda Kelkit vadisinden daha avantajlı ve daha büyük fırsatları bünyesinde bulunduruyor. Ancak, yanlış algı, yanlış yönlendirme ve yanlış planlamadan kaynaklı alışılmış bir olgu halini alan anlayış şu: tarım sadece Kelkit vadisinde olur. Önce bu algıyı yıkmak gerekir, tarım deyince insan sadece yem bitkisi, hububat, şeker pancarı olarak düşünürse hata yapar. Tarım deyince bunun içerisine, hayvancılıkta girer, meyvecilikte girer, marjinal ürün yetiştiriciliği de girer. Bunları bir bütün olarak düşündüğünüzde, muhteşem bir coğrafya önünüze çıkıyor ve bu bir bütün olduğunda agroturizm başkenti olmamız için hiçbir engel kalmıyor. Sadece vizyon ve fedakarca mücadele edecek tek gayesi Gümüşhane olan siyasi iradeye ihtiyaç var.”
Sadece Agroturizmin yeterli olamayacağını dile getiren Üstün, “Turizm planlamasının bir ayağını oluşturur. Asıl hazinelerimiz “Karaca Mağarası, Tomara Şelalesi, Süleymaniye, çağlayan şelalesi, dipsiz göl, Satala antik kent, Kov kalesi, Keçi kalesi, Santa harabeleri, Sarıçiçek köy odaları, Örümcek ormanları” gibi tarihe şahitlik etmiş o eserlerimizdir. Doğal miraslarımız bize geçmişin emaneti, geleceğin sermayesidir. Bizler, bu sermayeyi kullanabilirsek Gümüşhane olarak kalkınmada önümüzde hiçbir engel kalmayacaktır. Bunun için vizyon, ortak akıl ve gerçekten önceliği Gümüşhane olan bir iradeye ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.
“Satala Antik Kentinde Bir Arpa Boyu Yol Alamadık”
Üstün, Satala Antik Kentindeki kazı çalışmaları ile ilgili olarak da şunları kaydetti: “Uzun yıllardır konuşulan ancak çok fazla da ilerleyemediğimiz bir konu Satala. Bu kazı işleri çok hassas ve uzmanlık gerektiren bir alan olduğu için ahkam kesmek istemem. Ancak, Satala projesini çok önemsediğim için çok yakın takip ediyorum ve bu alanda uzman birçok arkadaşım var. Değişik bölgelerde gerek kazı yapan gerekse bu ekipler içerisinde bulunmuş kıymetli bilim adamlarımız ile yapmış olduğum görüşme ve aldığım bilgiler çerçevesinde diyebilirim ki Satala topal ayaklı karıncaya döndü. Ortada bir hikaye var bu hikaye dünya tarihini değiştirecek bir hikaye ancak biz bu hikayenin parçalarını birleştiremiyoruz ki dünyaya anlatalım. Satala konusunda üzülerek ifade edeyim ki her yıl bir ileri iki geri gidiyoruz. Zaman hızla ilerlerken, iletişim teknolojileri ile dünya küçülürken biz böylesine muhteşem bir kazı alanını ortaya çıkartmakta inatla direniyoruz. Kelkit Sadak Köyü sınırlarında yer alan Satala Antik Kenti, Roma İmparatorluğunun dünyadaki en önemli askeri karargahlarından biri. Ancak bugün bu tarihi mirasın tamamına yakını toprağın altında duruyor. Bize, bu fırsatı sunan bu coğrafyada ki arkeolojik mirası dünya turizmine kazandırmak için daha çok çalışacak ekip oluşturulup, daha çok kaynak ayrılarak bir an önce bu kazı alanlarını genişletip o muhteşem mirası gün yüzüne çıkartmamız gerekiyor.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 17 Eylül 2026 06:44 · Kaynak: gumuskoza.com.tr