Habermetrik
← Ana Sayfa
Denizli/Bekilli 03 Kasım 2026 09:59 · Güncelleme 10:01
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Bir yanda kahkahalar bir yanda sessiz gözyaşları

Bir yanda kahkahalar bir yanda sessiz gözyaşları
Görsel kaynağı: gazetesehir.com
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bazen bir yazı okursunuz, bildiğinizi sandığınız bir konuyu yeniden düşünmeye başlarsınız
  • Bazen de bir cümle, yıllardır baktığınız bir pencerenin perdesini aralar ve size daha önce fark edemediğiniz bir gerçeği gösterir
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Bazen bir yazı okursunuz, bildiğinizi sandığınız bir konuyu yeniden düşünmeye başlarsınız. Bazen de bir cümle, yıllardır baktığınız bir pencerenin perdesini aralar ve size daha önce fark edemediğiniz bir gerçeği gösterir.

Sosyal medyada Özgül Sert Hanımefendi’nin Topal Oyunu üzerine kaleme aldığı yazıyı okuduğumda tam da böyle bir duyguya kapıldım. Uzun uzun düşündüm. Bir yanda halk kültürümüzün içinde yer etmiş bir oyun, diğer yanda o oyunu izlerken belki de içindeki acıyı kimseye belli edemeyen engelli bireyler ve onların anneleri.

İnsan bazen bakar ama göremez. Görmek, yalnızca gözlerimizin yaptığı bir iş değildir, gönlümüzün de görmesi gerekir.

Topal Oyunu, yıllardır insanların bir araya geldiği ortamlarda oynanan, hafızalarda yer etmiş bir halk eğlencesidir. Bu oyunu oynayanların büyük çoğunluğunun kimseyi incitmek, kimseyi küçümsemek gibi bir niyet taşımadığını da düşünmek gerekir.

Onlar belki de kendilerine büyüklerinden kalan bir geleneği sürdürüyor, birlikte eğlenmenin tadını çıkarıyorlar.

Ancak insanın niyetiyle bir başkasının hissettiği arasında bazen kocaman bir mesafe vardır. Birileri için neşeli bir oyun olan şey, bir başkası için kalbinin en hassas yerine dokunan bir hatıraya dönüşebilir. Hele ki söz konusu olan, yaşamını bedensel farklılıklarıyla sürdüren özel çocuklarımızsa.

Bir düşünelim. Kalabalık bir düğün salonunda müzik çalıyor. İnsanlar gülüyor, eğleniyor. Oyunun hareketleri abartıldıkça kahkahalar yükseliyor. Herkes bu neşeye ortak olduğunu düşünüyor. Peki, o kalabalığın arasında sessizce oturan bir anne ne hissediyor?

Belki kendi çocuğunun günlük yaşamda yapmakta zorlandığı hareketlerin başkaları tarafından eğlenceye dönüştürüldüğünü görüyor. Belki çocuğunun gözlerindeki hüznü fark ediyor. Belki de kimseye belli etmeden gözyaşlarını içine akıtıyor.

Kim bilir, o anne o an neler yaşıyor? Dışarıdan bakıldığında sıradan bir eğlence gibi görünen o birkaç dakika, bir annenin yüreğinde uzun süre dinmeyecek bir sızı bırakabiliyor. İşte insanı durup düşünmeye çağıran da tam olarak budur.

Birinin eğlencesi, başka birinin yarasına dönüşüyorsa orada biraz durup düşünmek gerekmez mi?

Elbette halk kültürümüzü korumak, geleneklerimize sahip çıkmak çok kıymetlidir. Türkülerimiz, oyunlarımız, düğünlerimiz ve ortak hatıralarımız bizi biz yapan değerlerdir. Geçmişimizden gelen her değeri bir kenara bırakmak ne doğru olur ne de kültürümüze yakışır.

Fakat kültürümüzü sevmek, onun her unsurunu hiç düşünmeden sürdürmek anlamına da gelmemelidir. Gelenekler, insanı insana yaklaştırdığı ölçüde güzeldir. Birlikte gülmeyi, sevinci paylaşmayı, kardeşliği ve dayanışmayı büyüttüğü ölçüde değerlidir.

Öyleyse kendimize şu soruyu sormaktan çekinmemeliyiz: Bir oyunu yaşatırken bir insanın bedensel farklılığını taklit etmeden de eğlenemez miyiz? Bu soruyu sorarken kimseyi suçlamak, kimsenin geçmişine ya da kültürüne saygısızlık etmek istemiyorum.

Amacım bir geleneği bir kalemde silip atmak da değil. Yalnızca yıllardır alışkanlıklarımız arasında yer alan bazı davranışlara başka bir gözle bakabilmemizi istiyorum.

Çünkü empati, tam da burada başlar. Kendimizi karşımızdakinin yerine koyabildiğimizde. Onun yaşadıklarını anlamaya çalıştığımızda. Kendi kahkahamızın başkasının yüreğinde nasıl yankılandığını düşündüğümüzde.

Hayatın ne getireceğini hiç kimse bilemez. Bugün sağlıklı ve hareketli olan bir insan, yarın bir hastalıkla ya da bir kazayla farklı bir yaşam mücadelesinin içinde kendini bulabilir. Yaş almak da insanın yaşamını değiştirebilir.

Bu nedenle hiç kimsenin bedensel farklılığı, başkalarının alayına ya da eğlencesine konu olmamalıdır. Asıl mesele, bir gün aynı durumda kalabileceğimizi düşünmekten de öte, insan olduğumuz için birbirimizin hassasiyetlerine saygı göstermeyi öğrenmektir.

Özel gereksinimli bireyler ve aileleri toplumun dışında değil, tam içindedir. Onlar da bizimle aynı sofraya oturur, aynı düğünlere katılır, aynı türküleri dinler, aynı sevinçleri paylaşmak isterler. Onların da gönül rahatlığıyla eğlenmeye, kendilerini güvende ve değerli hissetmeye hakları vardır.

Bir annenin çocuğuna bakarken duyduğu sevgi kadar, onun incinmesinden duyduğu endişeyi de anlamaya çalışmalıyız. Çünkü bazı anneler çocuklarının yaşadığı zorlukları anlatmaz; kalabalıkların içinde gülümser, eve döndüklerinde sessizce ağlarlar.

Belki de o annelerin yükünü biraz olsun hafifletmenin yolu, onların her şeyi anlatmasını beklemeden daha duyarlı olabilmektir.

Özgül Hanım’ın yazısı bana bunu yeniden hatırlattı. Bazen bir insanın yaşadıklarını anlamak için aynı acıyı yaşamış olmak gerekmez. Bazen yalnızca içtenlikle dinlemek, biraz düşünmek ve bakış açımızı değiştirmeye gönüllü olmak yeterlidir.

Bir halk oyununu yaşatırken insanın gönlünü incitmemek de mümkündür. Eğlenirken kimseyi dışarıda bırakmamak, gülerken kimseyi ağlatmamak da mümkündür. Yeter ki neşemizin içine biraz merhamet, alışkanlıklarımızın içine biraz farkındalık, geleneklerimizin içine de biraz daha insan sevgisi katalım.

Ben inanıyorum ki kültürümüzün güzelliği, yalnızca geçmişten bugüne taşıdığımız oyunlarda değil, birbirimize gösterdiğimiz saygıda da saklıdır. Dilerim bundan sonra düğünlerimizde kahkahalar yine yükselsin, türkülerimiz yine söylensin, oyunlarımız yine oynansın.

Ama o kalabalıkların arasında gözleri dolan bir anne, çocuğunun incindiğini hissederek başını önüne eğmesin.

Çünkü gerçek eğlence, herkesin gönül rahatlığıyla katılabildiği eğlencedir. Gerçek kültür, insanı incitmeden yaşatılan kültürdür ve gerçek insanlık, bazen kendi kahkahamıza kısa bir ara verip karşımızdakinin gözlerine bakabilmektir.

Bazen dünyayı değiştirmek için büyük sözler söylemeye gerek yoktur. Biraz daha dikkatli bakmak, biraz daha derinden görmek ve bir başkasının kalbini kendi kalbimiz kadar önemsemek yeterlidir.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gazetesehir.com
Haber metni ve görseller gazetesehir.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Teknoloji · Bölge: Denizli/Bekilli
Yayın: 03 Kasım 2026 09:59 · Kaynak: gazetesehir.com
Kaynağı Oku ↗