Habermetrik
← Ana Sayfa
Ankara/Elmadağ 30 Ekim 2026 04:05 · Güncelleme 04:07
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Bit pazarlarından tarihe: Ender Çepel’in daktilo ve fotoğraf arşivi

Bit pazarlarından tarihe: Ender Çepel’in daktilo ve fotoğraf arşivi
Görsel kaynağı: yeniankara.com.tr
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Bit pazarlarından topladığı daktilo ve fotoğraf makinelerini bir araya getiren Ender Çepel, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesindeki sergiye 52 daktiloyla katkı sundu

Bit pazarlarından topladığı daktiloları, yüzlerce fotoğraf makinesini ve tarihe tanıklık eden fotoğraf arşivlerini bir araya getiren koleksiyoner Ender Çepel, geçmişin izlerini geleceğe taşıyor. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinde açılan daktilo sergisine 52 eserle katkı sunan Çepel, kendisini antikacı yerine “hurdacı” olarak tanımlıyor.

Çepel’in koleksiyonu yalnızca makinelerden oluşmuyor. Türkiye’nin basın tarihinden uzay araştırmalarına uzanan görsel bir arşive de sahip. Bazıları için artık kullanılmayan, bir köşeye atılmış ya da hurdaya ayrılmış eski makineler, Ender Çepel için geçmişin sessiz tanıkları.

Yıllardır bit pazarlarını, eskici tezgâhlarını ve unutulmaya yüz tutmuş eşyaların bulunduğu yerleri dolaşan Çepel, biriktirdiği parçalarla mekanik tarihe tanıklık ediyor. Kendisini antikacı olarak tanımlamaktan özellikle kaçınan Çepel, yaptığı işi daha çok hurdacılığa benzetiyor.

Onun yaklaşımında değer, bir eşyanın yalnızca yaşıyla, maddi karşılığıyla ya da antika niteliğiyle ölçülmüyor. Asıl önemli olan, gözden çıkarılmış bir nesnenin taşıdığı tarihsel anlamı fark etmek ve onu yok olmaktan kurtarmak.

Bu nedenle Çepel’in koleksiyonculuğu, sıradan bir eşya biriktirme merakının ötesine geçiyor. Her daktilo, her fotoğraf makinesi ve her eski fotoğraf, geçmişten bugüne ulaşan bir hikâyenin parçası olarak görülüyor. Bir zamanlar haber merkezlerinde, bürolarda, evlerde ve fotoğraf stüdyolarında kullanılan makineler, onun ellerinde yeniden hatırlanmayı bekleyen tanıklar olarak dikkat çekiyor.

YÜZLERCE FOTOĞRAF MAKİNESİ, BİNLERCE HİKÂYETürkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Basın Bürosunda uzun yıllar fotoğrafçı olarak görev yapan Ender Çepel’in ilgisi yalnızca daktilolarla sınırlı değil. Koleksiyonunun önemli bir bölümünü oluşturan yüzlerce fotoğraf makinesi, fotoğraf teknolojisinin geçirdiği değişimi gözler önüne seriyor.

Analog fotoğraf makinelerinin mekanik yapısından farklı dönemlerde kullanılan modellere kadar uzanan bu birikim, fotoğrafçılığın yalnızca teknik bir gelişim hikâyesi olmadığını da ortaya koyuyor. Her makine, bir dönemin haber üretim alışkanlıklarını, fotoğrafçının çalışma koşullarını ve görüntünün nasıl kaydedilip insanlara ulaştırıldığını anlatıyor.

Fotoğrafçılık mesleğinin içinden gelen Çepel için makineler, koleksiyonluk nesneler olmanın ötesinde, foto muhabirlerinin olayların peşinden koştuğu, film rulolarının dikkatle saklandığı ve her karenin emekle üretildiği yılların somut hatıraları anlamını taşıyor. Çepel’in daktilolarla fotoğraf makinelerini aynı koleksiyon anlayışı içinde buluşturması da bu açıdan anlam taşıyor.

Daktilo sözcükleri, fotoğraf makinesi görüntüleri kaydederken her ikisi de insanlığın haberleşme, bilgi üretme ve hafıza oluşturma serüveninde önemli bir rol üstlendi. ÇEPEL’İN DİKKAT ÇEKEN GÖRSEL DOKÜMANLARIÇepel’in arşivinde yalnızca makineler değil, Türkiye ve dünya tarihine tanıklık eden fotoğraflar da bulunuyor.

Bu fotoğraflar arasında, Amerikalı astronot John Glenn’in 1962’de Dünya yörüngesinde üç tur attığı uçuşta kullandığı Dostluk 7 (Friendship 7) uzay kapsülünün geçmişte İstanbul’a getirilerek sergilenmesine ilişkin nadir kareler de yer alıyor. Uzay araştırmalarının dünya kamuoyunda büyük heyecan uyandırdığı bir döneme ait bu fotoğraflar, Türkiye’nin de uluslararası bilim ve teknoloji gelişmelerine ilişkin sergilerle buluştuğu yıllara ışık tutuyor.

Bir başka ifadeyle Çepel’in arşivi, fotoğrafçılık tarihinin yanı sıra dönemin toplumsal merakını ve dünyayla kurulan tarihsel bağı da belgeliyor. Bit pazarlarından kurtarılan makinelerle tarihî fotoğrafların aynı koleksiyonda buluşması, Çepel’in biriktirme anlayışının temelini ortaya koyuyor.

Ona göre geçmişin izlerini taşıyan hiçbir nesne, hikâyesi öğrenilmeden gözden çıkarılmamalı. TUŞLARIN ALTIN ÇAĞI: 52 DAKTİLO, SAYISIZ HİKÂYEÇepel’in koleksiyonunda öne çıkan parçalardan biri, 1908-1915 yılları arasında üretildiği belirtilen Adler 7 modeli.

Yazma mekanizması ve kullanım biçimiyle daktilonun gelişim sürecine ilişkin önemli bir örnek oluşturan makine, erken dönem daktiloların çalışma mantığını gözler önüne seriyor. Bir diğer dikkat çekici parça ise 1928-1930 yıllarına tarihlenen Olivetti Ico Red.

Türkiye’de tek olduğu belirtilen bu model, tasarımı ve nadirliğiyle koleksiyonun özel örnekleri arasında bulunuyor. Bu makinelerin değeri yalnızca üretildikleri yıllardan kaynaklanmıyor. Daktilolar, bürokrasiden gazeteciliğe, edebiyattan ticarete kadar pek çok alanda yazının üretim biçimini değiştiren teknolojilerin temsilcileri.

Bugün bilgisayar klavyelerinin sıradanlaştırdığı yazma eylemi, geçmişte her tuş vuruşunun mekanik bir karşılığı olduğu makinelerle gerçekleştiriliyordu. Koleksiyonda ayrıca Osmanlı döneminde kullanılan, Harf Devrimi’nin ardından İstanbul’daki ustalar tarafından Türk alfabesine uyarlanarak yeniden düzenlenen Remington marka daktilolar bulunuyor.

A VE F KLAVYE ÇATIŞMASI, TÜRK DAKTİLOGRAFLARIN DÜNYA BAŞARISIDaktilo tarihi, Türkiye’de klavye düzeni üzerinden yürütülen tartışmaları da içeriyor. Harf Devrimi sonrasında kullanılan klavye düzenleri üzerine yapılan çalışmalar, Türkçenin ses ve harf özelliklerine uygun bir sistem geliştirilmesiyle yeni bir aşamaya ulaştı.

F klavye, 1955 yılında İhsan Sıtkı Yener öncülüğündeki çalışmaların ardından resmî olarak kabul edildi. Türkçede harflerin kullanım sıklığı ve parmakların hareket özellikleri dikkate alınarak geliştirilen bu düzen, daha hızlı ve verimli yazmayı amaçlıyordu.

F klavyenin yaygınlaşmasıyla Türk daktilograflar uluslararası yarışmalarda önemli başarılara imza attı. Özellikle kadın daktilografların dünya şampiyonlukları, Türkiye’nin daktilografi alanındaki başarısını uluslararası düzeyde görünür kıldı.

Günümüzde bilgisayar klavyelerinde Q düzeni yaygın biçimde kullanılsa da F klavye, Türkçeye uygun tasarım ve hızlı yazma geleneğinin önemli örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: yeniankara.com.tr
Haber metni ve görseller yeniankara.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 30 Ekim 2026 04:05 · Kaynak: yeniankara.com.tr
Kaynağı Oku ↗