COP31, Brezilya ve İspanya seçimlerinin ortasında yapılacak
Türksat: 4A Frekans: 12457,5 Sembol: 30000 Polarizasyon: V(Dikey) FEC: 2/3
Brezilya’da seçimlerinin ikinci tura kalmasıyla eşzamanlı olarak İspanya erken seçim kararı aldı. COP31’in öncesi ve sonrasındaki yakın tarihlerde, dünyanın iki ayrı kıtasındaki iki ayrı ülke, odağında ekolojik politik tercihlerin olduğu kritik seçim uğraklarından geçecek.
“Gezegensel Sınırlar”(Planetary Boundaries) şeklinde tanımlanan dokuz ana başlıkta ekolojik krizi ele alma yaklaşımı, BM tarafından sık sık resmi metinlerinde referans alınıyor. Bu başlıklarla ilgili Potsdam İklim Etkisi Araştırmaları Enstitüsü, 21 Eylül 2026 tarihinde “Gezegen Sağlığı Kontrolü Raporu” yayımladı. Rapora göre aralarında iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, ormanların yok edilmesi, okyanusların kirlenmesi, doğaya karışan yüksek miktarda azot ve fosfor, aşırı su tüketimi, mikro plastikler gibi atıkların bulunduğu yedi başlıkta kritik gezegen sınırının aşıldığı ve durumun daha kötüye gittiği duyuruldu. Dünyanın sağlığı iyiye gitmiyor.
Dünyanın “güvenilir evimiz” olarak kalması için gezegen sınırlarına geri getirmeliyiz. Maalesef iyi gibi görünen diğer iki başlıkta aslında sevindirici veriler yok. Atmosferik aerosol yükler, küresel ölçekte güvenli sınırda görünse de özellikle Güney Asya gibi bazı bölgelerde tehlikeli seviyede kalmaya devam ediyor. Ozon tabakasının incelmesi, iyileşme hızı yavaşlasa da hala güvenli bölgede seyrediyor. Ozon tabakası başlığının geriye kalan sekiz konudan farklı olumlu bir yönde gelişme göstermesi, tek bir buluştan kaynaklanmıyor. BM başta olmak üzere uluslararası kurumların ve siyasi karar vericilerin bağlayıcı adımlar atması, ozon tabakasındaki incelmeye karşı mücadelede etkili oldu. Ekolojik sorunlar, diğer bütün sorunlar gibi çözüm için bir iradeye geresinim duyarlar.
Ozon tabakasındaki incelme, yetmişli yıllarda sanayi faaliyetlerinin atmosfer üzerindeki olumsuz etkilerine dair ilk tartışmaları başlattı. Antartika’daki bulgular, BM ve uluslararası toplumun harekete geçmesini ve somut çözüm arayışlarını ivmelendirdi. 1985’de kloroflorokarbon (CFC)’ların üretimini ve tüketimini azaltmaya dönük Viyana Sözleşmesi imzalandı. 1987 yılında Montreal Protokolü’nün imzalanmasıyla daha net ve tanımlı önlemler kabul edildi. Türkiye 1990 yılında her iki uluslararası metne taraf olmuştur.
İnsanlık, gezegenin bütünü hakkında ortak bir çözüm elde edebildi. Uluslararası sözleşmelerle önümüzdeki 25-30 yıl içinde ozan tabakasındaki incelmenin geriletilerek eski seviyesine kavuşması bekleniyor. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü, benzer bir hukuksal şemaya sahipler. Fakat somut indirim hedefleri, bağlayıcı kararlar, etkili yaptırımlar tarif eden hukuksal adımları barındırmıyorlar. Hatta ozon tabakası konusunda çözüm arayışları sırasında bugünküne benzer şekilde, gelişmiş ülkeler ile geri bırakılmış ülkeler arasındaki ekonomik maliyetler gündeme gelmişti. Ama bu farkları ve indirimlerle ilgili diğer ekonomik maliyetleri ülkeler arasında gözeten formüller geliştirilebildi. Elbette, CFC’lar ile sera gazlarının miktar ve maliyetleri kıyaslanamaz. Burada, çözüm için odaklanılması gereken noktanın hukuksal formüller veya teknik icatlar olmadığı görülüyor. Aksine siyasi iradenin belirleyici rolüne bakmak gerekiyor.
Dünya, bu net çözümler için politik tercih yapmak zorunda. Brezilya’da oylar, aynı zamanda gezegenin geleceği için kullanıldı. Dünyanın beşinci büyük yüzölçümüne ve ilk on ekonomisinden birine sahip olması bile dünyanın geleceği açısından Brezilya’yı kritik bir ülke haline getiriyor. Brezilya’daki siyasal iktidarın kimde olduğu, Amazon’un geleceği, nadir elementler ve fosilden çıkış açısından ekolojik önem taşıyor. Küresel hareket açısından da Brezilya seçimlerinin COP30’da Halkların İlkim Zirvesi ile sağlanan politik çıtayı ve moral motivasyonu COP31’de daha ileri taşımak açısından ayrı bir anlamı var.
Lula’nın oyları, 2022 yılındaki ilk tur sonuçlarına göre gerilemiş gözüküyor. Her iki aday%50 oy oranına ulaşamadığı için 25 Ekim’de ikinci tur seçim yapılacak. Lula, zafere ulaşmak için geçen sefer olduğu gibi ittifak denklemleri içinde vereceği politik ödünlerde daha çok esneyebilir. Bu ödünlerin ekolojik krizle ilgili sayılan dokuz başlıkla doğrudan ya da dolaylı ilgileri olduğunu tahmin edebiliriz.
Brezilya seçimlerinin ilk tur sonuçları beklenirken İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, ülkesinde yaşanan konut krizine karşı parlamentoda daha büyük bir çoğunluk elde etmek istediklerini gerekçe göstererek 29 Kasım’da erken seçime gidileceğini açıkladı.
87 yaşındaki emekli Maricarmen Abascal’ın zorla tahliye edilmesinin ardından İspanya’nın büyük kentlerinde yüzbinlerce kişi sokağa çıktı. Ülkede uzun süredir devam eden konut krizi devam ederken Maricarmen’in yetmiş yıldır kiracı olarak yaşadığı evinden sağlık görevlileri tarafından sedyeyle çıkarılması şok etkisi yarattı. Kamuoyunun gözü önünde bir kişinin başına gelen bu olay, konut sorunu yaşayan milyonlarca insanda infiale yol açtı. Aynı günlerde hükümetin konut piyasasında kiracıları korumak amacıyla sunduğu iki ayrı kanun teklifi parlamentoda kabul edilmedi. İspanya, şimdi odağında konut sorununun olduğu bir seçime gidiyor.
İspanya’daki konut krizinin en temel nedeni olarak konutun sosyal niteliğinin kaybolarak küresel piyasanın insafına terk edilmesi gösteriliyor. Bu noktada küresel bir dinamik olarak Venezüella ve Kolombiya’dan gelen göçlerin azımsanmayacak bir etkisi var. Yabancı turistlerin artan geçici konut baskısını bir başka küresel faktör olarak sayabiliriz. Unutmamız gereken en önemli nedenlerden biri de Afrika’dan gelen mülteciler. Temmuz ayında çoğunluğu genç erkeklerden oluşan yetmiş binden fazla insan Fas’tan İspanya’nın özerk şehri Ceuta’ya geçmeye çalışırken büyük göç trajedilerinden biri yaşandı. Ama ilginç küresel kapitalist dinamik olarak dijital göçmenlerin yarattığı konut yükünü anmak gerekiyor.
Kapitalist metropollerden biri olan Madrid’teki yaşlı Maricarmen Abascal’ın öyküsü, dünyanın dört bir aynında yuvasız kalmış insanlarla hep birlikte bir düğüm oluşturuyor. Amazon’da yaşayan yerli halklar, bu düğümün bir başka yerinde kendi yaşam alanlarını korumaya ve hayatta kalmaya çalışıyorlar. İspanya ve Brezilya seçimleri, ekolojik temalı seçimler olacak. Konut olarak yuvamız ile hepimizin ortak yuvası olan dünyamız için oy kullanılacak. Belki de bundan sonraki bütün seçimlerde dokuz başlıkta kendimiz ve dünyamız için oy kullanacağız.
Brezilya ve İspanya seçimleri, ekolojik krize karşı mücadelede siyasi iradenin rolünü daha görünür kılacak ve COP31 katılımcılarına siyasi sorumluluklarını hatırlatacak.
İlke TV'yi, Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin İlke TV’nin özel haberlerini ve güncel gelişmeleri anında takip etmek için tıklayarak WhatsApp kanalımıza abone olabilirsiniz. * ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.
DEM Parti’den ‘6-8 Ekim Kobani olayları’ mesajı: ‘Aradan geçen 12 yıla rağmen çağrılarımız karşılık bulmadı’ 6 Ekim 2026 10:14 Zîlan Vadisi’nde 3 köy boşaltılma riskiyle karşı karşıya 6 Ekim 2026 10:07 Trump’ın ‘Bırakın Los Angeles’ı, San Diego’yu yok etsinler’ sözlerine tepki: ‘Akıl sağlığı yerinde değil’ 6 Ekim 2026 09:51 Ortaokulda bıçaklı saldırı: Yaralı öğrenciler var 6 Ekim 2026 09:30 Dolar ve euro güne yükselişle başladı 6 Ekim 2026 09:11
DEM Parti’den ‘6-8 Ekim Kobani olayları’ mesajı: ‘Aradan geçen 12 yıla rağmen çağrılarımız karşılık bulmadı’ Zîlan Vadisi’nde 3 köy boşaltılma riskiyle karşı karşıya Trump’ın ‘Bırakın Los Angeles’ı, San Diego’yu yok etsinler’ sözlerine tepki: ‘Akıl sağlığı yerinde değil’ Ortaokulda bıçaklı saldırı: Yaralı öğrenciler var Web sitemizde yer alan haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
Adres Kavaklıdere Mah. Paris Cad.
Kategori: Siyaset
Yayın: 06 Ekim 2026 07:26 · Kaynak: ilketv.com.tr