Gadi Eisenkot'tan Türkiye'ye Karşı Sert Güvenlik Doktrini
- İsrail'de yaklaşan genel seçimlerin iddialı ismi Gadi Eisenkot, bölgesel güvenlik politikalarına dair net bir duruş sergiliyor
- Türkiye'nin Gazze ve Suriye'deki olası rollerine karşı çıkan eski Genelkurmay Başkanı, İsrail'in operasyonel bağımsızlığını önceliklendiriyor
İsrail'de 27 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek genel seçimler yaklaşırken, muhalefet kanadının önde gelen figürlerinden Yashar Partisi Lideri Gadi Eisenkot, seçim kampanyasını güvenlik odaklı stratejiler üzerine kuruyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun en dişli rakibi olarak görülen eski Genelkurmay Başkanı, sandık çıkış anketlerinde ikinci sırada yer alarak dikkatleri üzerine çekiyor.
Eisenkot, mevcut hükümetin güvenlik politikalarını sert bir dille eleştirirken, bölgesel güç dengelerine dair radikal öneriler sunuyor. Eisenkot'un dış politika vizyonunun merkezinde, Gazze'nin savaş sonrası yönetimi ve güvenliği yer alıyor.
Bu süreçte Türkiye ve Katar gibi bölgesel aktörlerin herhangi bir idari veya askeri sorumluluk almasına kesin bir dille karşı çıkan Eisenkot, bu ülkelerin süreçten tamamen dışlanması gerektiğini savunuyor. Türkiye'nin garantörlük gibi roller üstlenmesine sıcak bakmayan muhalefet lideri, bölgedeki istikrarın ancak Mısır destekli ve uluslararası nitelikte bir yapıyla sağlanabileceğine inanıyor.
Suriye sahasındaki askeri dengeler de Eisenkot'un güvenlik doktrininin önemli bir parçasını oluşturuyor. İsrail ordusunun bölgedeki operasyonel hareket serbestliğini vazgeçilmez bir güvenlik unsuru olarak tanımlayan Eisenkot, bu konuda tavizsiz bir tutum sergiliyor.
İsrail'in kendi sınır güvenliğini korumak adına Suriye topraklarında dilediği zaman müdahale edebilme yetkisini elinde tutması gerektiğini vurgulayan siyasetçi, bu denkleme dış güçlerin müdahil olmasını kabul etmiyor. Eisenkot, Suriye'deki askeri varlıklar ve bölgesel güçlerin konumu hakkında oldukça keskin bir çizgi çekiyor.
İsrail ordusunun tam hareket özgürlüğüne sahip olmadığı bir Suriye sahasında, Türk veya Rus güçlerinin bulunmasının stratejik olarak kabul edilemez olduğunu ifade ediyor. Bu görüşüyle, İsrail'in kuzey sınırındaki riskleri minimize etmek için tek taraflı askeri inisiyatif kullanma hakkını merkeze alıyor.
Seçim sürecinde dile getirdiği bu açıklamalar, İsrail'in gelecekteki dış politikasına dair önemli ipuçları barındırıyor. Eisenkot'un Türkiye ve diğer bölgesel güçlere yönelik bu sınırlandırıcı yaklaşımı, seçilmesi durumunda Ankara-Tel Aviv hattında yeni bir diplomatik gerilim döneminin başlayabileceğine dair işaretler taşıyor.
Bölgesel güvenlik mimarisini kendi güvenlik önceliklerine göre yeniden dizayn etmeyi hedefleyen Eisenkot'un stratejileri, uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Genel
Yayın: 28 Ekim 2026 10:38 · Kaynak: aydinlik.com.tr