Habermetrik
← Ana Sayfa
27 Ekim 2026 15:07 · Güncelleme 15:09
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

CHP teslim alındı, sıra TC de mi?

CHP teslim alındı, sıra TC de mi?
Görsel kaynağı: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 2 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Sevgili okurlarım, yarın 29 Ekim
  • Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin kuruluşunun 103’üncü yıldönümü

Sevgili okurlarım, yarın 29 Ekim.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin kuruluşunun 103’üncü yıldönümü.

Bugün size karşı karşıya bulunduğumuz bir tehlikeyi tüm çıplaklığıyla anlatmak istiyorum.

Nedir bu tehlike?

“Atatürk’ün büyük eserlerini” kaybetme tehlikesi…

Mustafa Kemal Atatürk, 9 Eylül 1923 tarihinde, bugünkü adıyla Cumhuriyet Halk Partisi, o zamanki adıyla Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kurarken, "Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi'dir" demişti.

Aradan 103 yıl geçti.

Şimdi görüyoruz ki, Atatürk’ün bu iki eserinden CHP “karşıdevrimciler-emperyalist güçler” tarafından tamamen teslim alındı, sıra Türkiye Cumhuriyeti’ne geldi.

Bunun lamı cimi yok, yaşananların özeti bu.

CHP, zaten Deniz Baykal’ın ilk genel başkan seçilmesinden, yani 1992’den bu yana “içeriden” teslim alınmıştı

Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu, yıllarca “Atatürk’ün askerleriyiz-Cumhuriyet’i koruyoruz” tiyatrosu oynadı.

Ne zaman Kılıçdaroğlu Özgür Özel karşısında seçimi kaybetti, emperyalizmin oyunu kabak gibi ortaya çıkıverdi.

Ve sonunda CHP, yargı kararıyla, seçilmiş genel başkan Özgür Özel’den alındı, seçimi kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu’na geri verildi.

Emperyalizmin yapamayacağı bir şey yoktu.

Emperyalizm böyle istemişti, böyle oldu.

Şu anda “butlan yönetimi”, CHP’nin tabutuna son çivileri çakmak üzere.

Şimdi o soruyu bir kez daha soralım!

Emperyalizm kafaya koymuş, TC’yi de CHP’yi de tarihe gömecekti.

Böylece “Türk”ün de, “Atatürk”ün de, “Türk devleti”nin de bu topraklardan izi silinecekti.

Bence, birinci aşama geçildi.

CHP, gizli saklı değil açıkça teslim alındı.

“Şimdi sıra TC de mi?”

Evet, şimdi sıra Türkiye Cumhuriyeti’nde.

Son yaşananları derinlemesine inceleyin, başka sonuç çıkaramazsınız, çıkaracağınız sonuç bu olur.

Emperyalizm, bu noktaya, Türkiye’yi teslim alma noktasına, gizli saklı gelmedi.

Niyetini daha ilk gün açık açık söylemişti.

Şöyle…

İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı gün, yani 24 Temmuz 1923’te Türk heyeti başkanı İsmet İnönü’ye ne demişti?

“Siz şimdi bizden istediklerinizi aldınız, ama 50 yıl ama 100 yıl sonra hepsini sizden fazlasıyla geri alacağız.”

İşte aradan 103 yıl geçti, emperyalizmin soluğunu ensemizde iyiden iyiye hissetmeye başladık.

Atatürk, Türkiye’yi nasıl dönüştürmüştü?

Özetle:

Hilafet, ümmet düşüncesini esas alan bir kurumdu.

“Milli egemenlik” esası üzerine kurulan yeni Türkiye’nin bu çağ dışı kurumla bağdaşması mümkün değildi, halifelik bu nedenle 3 Mart 1924’te kaldırıldı.

Osmanlı, “çok uluslu” ve “çok dilli” bir devletti, Osmanlı’nın dağılıp yıkılmasının en önemli nedeni buydu, Atatürk “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” ilkesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu.

Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin temelinde “ulus devlet-üniter devlet-laik devlet” yapısı vardı.

Ulus devlet anlayışı, “etnik-dinsel-mezhepsel temellere” dayanmaz. Ulus devlette “dil” önemlidir. Üniter devlette ise, tek bir ülke, tek bir egemenlik ve tek bir ulus vardır.

1924 Anayasası’na dikkat edin, 88’inci maddede vatandaşlık tanımı şöyle yapılır:

“Türkiye halkına, din ve ırk farkı gözetmeksizin, vatandaşlık açısından ‘Türk’ denir.”

Atatürk, bu anayasa maddesini şöyle pekiştirmiştir: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”

Bu tanım, ayrıştırıcı değil, birleştiricidir.

Etnik, din, mezhep ayrımı gözetmez.

Ulus devletlerde “eğitim birliği” vardır. Bu nedenle 1924 Anayasası’nın 2’inci maddesinde “Türkiye devletinin resmi dili Türkçedir” yazar.

Ulus devlet anlayışının temel taşı, laikliktir. Laik devlet yapısı, Atatürk ilkelerinin temel taşıdır.

Ulus devlette, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Ümmet artık millettir, kul ise birey… İnancı, kökeni, mezhebi ne olursa olsun, bireyler “eşit yurttaş” kabul edilir.

Sonuç olarak, ulus devlet yapısıyla ülkemizde milli birlik ve beraberlik sağlandı. Çağdaş, laik, demokratik ve sosyal bir yapı oluşturuldu. Toplumun her ferdi “eşit yurttaşlar” olarak tanımlandı.

Bugün bize dayatılan rejim

Yaşadıklarımız ortada.

Emperyalizm, bugün Türkiye’ye bambaşka bir rejim dayatıyor.

Bu yeni rejimde…

”Ulus devlet, üniter devlet, laik devlet” yok.

Türkçe, tek resmi dil ve tek eğitim dili değil.

”Eşit yurttaşlık” hakları tamamen ortadan kalkıyor.

Yurttaşlar; ırklarına, dinlerine ve mezheplerine göre tanımlanacak ve bu tanımlarına göre devlette görev alabilecek.

Çok uluslu ve çok dilli Osmanlı dönemine geri dönülüyor.

Egemenlik milletten alınacak, “etnik ve dinsel güç sahiplerine” verilecek.

İnsanlar; artık inançları, mezhepleri ve köklerine göre muameleye tabi tutulacak.

Yeni rejimde “birlik ve beraberlik” değil, “ayrıştırma” ön planda olacak.

Yeni rejimin son perdesi

Bugünlerde yeni rejimin son perdesi oynanıyor.

Emperyalizmin ağababası ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da, ülkemiz yöneticileri de “aynı telden” çalıyor.

Peşi sıra…

Tom Barrack, ne demişti?

“Türkiye için Osmanlı milletler sistemi uygun olur.”

Arkasından AKP Genel Başkanı-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklaması geldi:

“Türk-Kürt-Arap ittifakı bölgemize yararlar sağlar.”

Ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözleri:

“Cumhurbaşkanının iki yardımcısından biri Kürt, diğeri Alevi olabilir.”

Geldiğimiz nokta burası.

Yeni rejim için engel kaldı mı?

Anlattım, “CHP’yi imha çalışması” tamamlandı.

CHP artık “yaşayan cenaze”!

Atatürk, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma ve kollama görevini bir yerde CHP’ye vermişti.

CHP, bu nedenle 103 yıldır ayaktaydı.

Atatürk’ün kurduğu partinin artık kendine hayrı yok.

Bundan sonra ne olacak?

Cumhuriyet’i koruma görevini Yeni Parti, İyi Parti, Zafer Partisi gibi diğer muhalefet partileri üstlenebilir mi?

Bekleyip, göreceğiz.

İnşallah “özleri ve sözleri bir” partilerdir.

Türkiye’de Cumhuriyet rejiminin organize bir güç tarafından korunması şart.

Bunu başaramazsak, Cumhuriyet’i koruyacak güçler bir bir yok edilirse, işimiz çok zor.

Görmüyor musunuz, budaya budaya Türkiye Cumhuriyeti’ni tanınmaz hale getirdiler.

Ne “güçler ayrılığı” kaldı, ne “hukuk”, ne “milli ekonomi”, ne “milli eğitim”, ne “sosyal devlet”, ne “onurlu dış politika”!

Yazımın başında da belirttim, temel hedef, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni var eden “Atatürk”ü yok etmek.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yok edeceksin ki, yeni rejimi kurabilesin.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmenin en kestirme yolu da, Osmanlı’ya geri döndürmek.

Osmanlı neden yıkılmıştı?

İşte Türkiye, Osmanlı’nın yıkılmasına neden olan “hastalıklara” geri döndürülüyor.

Türkiye, bu derece sıkıntılı bir döneme giriyor.

Aklımızı başımıza almazsak, kafamızı çok duvara vururuz, ama iş işten geçmiş olur.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Haber metni ve görseller Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 27 Ekim 2026 15:07 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗