Zamanı değil, hayatı kaçırıyoruz!
- Her gün biraz daha yol kat ediyoruz
- Biraz daha ilerliyoruz
Her gün biraz daha yol kat ediyoruz. Biraz daha ilerliyoruz. Bir yaş daha alıyoruz. Takvimden yapraklar düşerken ömrümüzden de günler eksiliyor. Fakat çoğu zaman bunun farkına bile varmıyoruz.
Bazen hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. Sanki önümüzde sonsuz bir zaman varmış gibi davranıyoruz. Kalp kırıyor, insanları incitiyor, biriktirdiğimiz kırgınlıkların ve kırdığımız kalplerin hesabını hiç düşünmeden hayatımıza devam ediyoruz.
Peki, bir gün bütün bunların ağırlığıyla baş başa kaldığımızda ne yapacağız? Kırdığımız kalpleri nasıl onaracağız? Söyleyemediğimiz bir özrün, uzatmadığımız bir elin telafisi olacak mı?
Herkes bu hayattan bir şeyler almaya çalışıyor. Daha fazla kazanmak, daha fazla sahip olmak, daha ileriye gitmek için çabalıyoruz. Peki, bütün bunların sonunda yanımıza ne alacağız?
Bir gün bu dünyadan göçerken yanımızda götüreceğimiz şey, üzerimize örtülecek bir bez parçasından ibaret olacak. Geride bıraktıklarımız ise yaşarken yaptıklarımız, söylediğimiz sözler, dokunduğumuz hayatlar ve insanların hafızasında bıraktığımız izler olacak.
Çünkü herkesin hayat hikayesi farklı yazılıyor. Kimi arkasında güzel hatıralar, kimi kırgınlıklar bırakıyor. Kimi adı anıldığında yüzlerde bir tebessüm oluşturuyor, kimi ise geride bıraktığı acılarla hatırlanıyor. Aslında insanın bu dünyadaki hikayesi, öldüğü gün değil, yaşarken başkalarının hayatına nasıl dokunduğuyla yazılıyor.
Bir gün bizim için de zaman duracak. Ne akrep ilerleyecek ne de yelkovan. Bize ayrılan süre dolacak. O gün geldiğinde yarım kalan işler, ertelenen hayaller, söylenemeyen sözler ve bir türlü bulunamayan fırsatlar geride kalacak.
Ancak geride kalanların zamanı akmaya devam edecek. İnsanlar yine bir yerlere yetişmeye çalışacak. Telefonlar çalacak, işler birikecek, hayat kendi telaşıyla devam edecek. Bir zamanlar aralarında olduğumuz insanlar, bir gün bizi hatırlayacak ve hayatlarına kaldıkları yerden devam edecek.
İşte insanın en çok düşünmesi gereken nokta belki de burası. Biz bu kadar telaşın içinde neyi kaçırıyoruz?
Bir dostla içilen kahveyi, aileyle geçirilen bir akşamı, anne babanın sesini, bir çocuğun gülüşünü, yolda karşılaştığımız bir insanın selamını… Hayatın asıl değerini oluşturan nice şeyi, daha sonra yaparız diyerek erteliyoruz.
Oysa bazı şeylerin daha sonrası yok.
Günümüzde her şey hızdan ibaret. Hızlı yaşamak, hızlı çalışmak, hızlı tüketmek ve sürekli bir yerlere yetişmek zorundaymışız gibi hissediyoruz. Bir dakika boş kalınca bile kendimizi bir şeylerle meşgul etmeye çalışıyoruz.
Fakat bu hızın içinde insan, kendisinden uzaklaşıyor.
Sağlığını ihmal ediyor. Ruhunu yoruyor. Sevdiklerine zaman ayıramıyor. Bazen de ne için koştuğunu, neden bu kadar yorulduğunu unutuyor. Bir bakıyor ki yıllar geçmiş, çocuklar büyümüş, anne baba yaşlanmış, dostluklar eskimiş. İnsan ise bütün bu zamanın nasıl geçtiğini anlamamış.
Oysa zamanla yarışmak mümkün değil. Onu durduramıyoruz, geri alamıyoruz, yeniden yaşayacağımız bir güne dönüştüremiyoruz. Öyleyse neden sürekli zamana meydan okumaya çalışıyoruz?
Belki de yapılması gereken, bu yarıştan biraz uzaklaşmak. Bir an durmak, derin bir nefes almak ve etrafımıza bakmak. Hayatın yalnızca yetişilecek işlerden, ödenecek faturalardan, kazanılacak paralardan ve ulaşılacak hedeflerden ibaret olmadığını hatırlamak.
Dünyanın bütün zenginlikleri bir gün geride kalacak. Sahip olduğumuz evler, arabalar, makamlar ve unvanlar bir başkasının olacak. Fakat bir insanın kalbinde bıraktığımız yer, yaptığımız iyilikler ve güzel hatıralar bizden sonra da yaşamaya devam edecek.
Belki bugün son kez gördüğümüz bir insanın bunun farkında değiliz. Belki bugün ertelediğimiz bir telefon, yarın hiç edemeyeceğimiz bir konuşmaya dönüşecek. Belki de söylemekten çekindiğimiz bir güzel söz, bir ömür içimizde kalacak.
Bu yüzden biraz yavaşlamak gerekiyor. Biraz daha sevmek, biraz daha anlamak, biraz daha affetmek gerekiyor. Kırmak yerine onarmak, uzaklaşmak yerine yakınlaşmak, biriktirmek yerine paylaşmak gerekiyor.
Çünkü günün sonunda geriye kaç yere yetiştiğimiz, kaç para kazandığımız ya da kaç basamak yükseldiğimiz kalmayacak. Geriye, birilerinin hayatında nasıl bir yer edindiğimiz kalacak.
Ve bir gün bizim de son sayfamız kapanacak. O gün geldiğinde keşke daha çok çalışsaydım değil, keşke daha çok yaşasaydım diyebilmek… Belki de bütün mesele tam olarak bu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Spor · Bölge: Yozgat
Yayın: 06 Kasım 2026 18:01 · Kaynak: merhabayozgat.com