Feti Yıldız: ‘Çözüm sürecinde özgün bir Türkiye modeli oluşturuldu’
Türksat: 4A Frekans: 12457,5 Sembol: 30000 Polarizasyon: V(Dikey) FEC: 2/3
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, çözüm süreci kapsamında kabul edilen çerçeve yasayı değerlendirirken, düzenlemenin olağan bir mevzuat olarak ele alınamayacağını belirtti. Yıldız, Cumhuriyet’in 10. yılında çıkarılan 2330 sayılı Kanun’u örnek göstererek geçmişteki yasal düzenlemenin gerekçesini paylaştı.
Haber Merkezi Yayınlanma: 26 Ekim 2026 15:15 MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, çözüm süreci kapsamında özgün bir Türkiye modeli oluşturulduğunu ifade etti. Yıldız, süreç kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen ve kamuoyunda çerçeve yasa olarak anılan 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a dikkat çekti.
Söz konusu kanunun tek başına pozitif hukuk sistemindeki olağan bir mevzuat düzenlemesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Yıldız, tarihsel koşulların yasal düzenlemeler üzerindeki etkisine işaret etti.
Yıldız, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“7595 sayılı Kanun analiz edilirken sadece pozitif hukuk sisteminde yer alan olağan bir mevzuat unsuru olarak görülemez ve o sınırlarda ele alınamaz.”
Cumhuriyet’in 10. yılında çıkarılan kanunu hatırlattı
Feti Yıldız, 26 Ekim 1933 tarihinde kabul edildiğini belirttiği 19 maddelik 2330 sayılı Kanun’u örnek gösterdi. Yıldız, söz konusu kanunun gerekçesinde dönemin koşullarının etkisinin ve özgün bir modelin görülebileceğini ifade ederek düzenlemenin gerekçesini paylaştı.
Yıldız, kanunun gerekçesini aktarırken şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti 10. yılını kutlarken Türk inkılabının bu çok kısa bir devre içinde daima ileri atılışlarla elde ettiği ve bütün medeni dünyanın hayranlıkla gördüğü siyasi ve sosyal muvaffakiyetlere gurur ve iftiharla bakmaktadır.
Memleketi dağınık bir enkaz halinde bulan Cumhuriyet, inkılabın tutuşturduğu faaliyetle bu kadar kısa bir zaman içinde memlekette yeni bir sosyal nizam yaratmış, hukuki ve iktisadi münasebetlerde tam bir denge tesis etmiş ve bu suretle Türk milletini layık olduğu şerefli mertebelere ulaştırmıştır.
Bu yükseliş hareketleriyle daima ileriye koşan memleket, bugün birleşmiş bir kütle halinde, sakin ve gururlu, ümitle dolu olan istikbale doğru yürümektedir.
Böyle mesut bir yıldönümünü kutlularken muhtelif sebep ve tesirlerle, ihtiras veya hatalarına kurban olmuş, kanuni cezalarla mahkûm bulunmuş kimseleri de düşünmek, onları bir kıymet olarak tekrar cemiyetin sinesine almak muvafık olur.
Bu biçarelere karşı gösterilecek müsamaha, kendilerini temiz bir unsur olarak alacak olan cemiyet lehine bir hareket olduğu kadar memleketin haiz olduğu kuvvetin de bir delili olacaktır.”
Bazı suçlar ve cezalar kapsam dahilindeydi
Yıldız, 1933 yılında Cumhuriyet’in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan kanunun kapsamına da değindi. Kanunun 15. maddesine atıfta bulunan Yıldız, düzenlemenin 28 Temmuz 1933 tarihine kadar işlenmiş bütün suçları kapsamadığını, belirli suçlar ve cezalarla sınırlı tutulduğunu belirtti.
Yıldız, söz konusu düzenlemenin niteliğini şu sözlerle açıkladı:
“Cumhuriyetin 10. Yılında çıkarılan Kanunun 15. maddesinde ifade edildiği gibi 28 Temmuz 1933 tarihine kadar işlenmiş ceza gerektiren tüm suçları değil bazı suçları kapsamaktadır.
Başka bir ifadeyle, kısmi nitelikli, seçimlik şekilde belirlenmiş kimi suçların veya kimi cezaların ve hatta kimi davaların ismen metninde belirtildiği bir kanuni düzenlemedir.
Bu kanuna göre, bazı suçlar takibatsız kalmış, bazı cezalarda indirim yapılmış, bazı mahkûmiyetler ortadan kaldırılmıştır.”
Feti Yıldız, 2330 sayılı Kanun’un hazırlanması ve kabul edilmesi sürecinde dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün etkili olduğunu da belirtti.
Yıldız, paylaşımında kanunun hazırlanması ve kabulünde Atatürk’ün hükümete doğrudan verdiği talimatın etkili olduğunun bilindiğini ifade etti.
Böylece Yıldız, çözüm süreci kapsamında kabul edilen çerçeve yasayı tarihsel bir örnek üzerinden ele alarak, yasal düzenlemelerin dönemin koşulları ve toplumsal hedefleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Terörsüz Türkiye sürecinde Ülkemizin kendi tecrübesi, toplumsal gerçekliği ve devlet geleneğiyle şekillenen özgün bir “Türkiye Modeli” oluşturulmuştur. Terörü bitirmeye matuf genel bir amaca yönelik 7595 sayılı Kanun analiz edilirken sadece pozitif hukuk sisteminde yer alan olağan bir mevzuat unsuru olarak görülemez ve o sınırlarda ele alınamaz.
26 Ekim 1933 tarihinde kabul edilen 19 maddeden oluşan 2330 sayılı Kanunun gerekçesinde zamanın şartlarının derin etkilerini ve özgün bir modeli görürsünüz. Kanunun ve gerekçesini kısaca hatırlatalım: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti 10. yılını kutlularken Türk inkılabının bu çok kısa bir devre içinde daima ileri atılışlarla elde ettiği ve bütün medeni dünyanın hayranlıkla gördüğü siyasi ve sosyal muvaffakiyetlere gurur ve iftiharla bakmaktadır.
Memleketi dağınık bir enkaz halinde bulan Cumhuriyet, inkılabın tutuşturduğu faaliyetle bu kadar kısa bir zaman içinde memlekette yeni bir sosyal nizam yaratmış, hukuki ve iktisadi münasebetlerde tam bir denge tesis etmiş ve bu suretle Türk milletini layık olduğu şerefli mertebelere ulaştırmıştır. Bu yükseliş hareketleriyle daima ileriye koşan memleket, bugün birleşmiş bir kütle halinde, sakin ve gururlu,ümitle dolu olan istikbale doğru yürümektedir.
Böyle mesut bir yıldönümünü kutlularken muhtelif sebep ve tesirlerle, ihtiras veya hatalarına kurban olmuş, kanuni cezalarla mahkûm bulunmuş kimseleri de düşünmek, onları bir kıymet olarak tekrar cemiyetin sinesine almak muvafık olur. Bu biçarelere karşı gösterilecek müsamaha, kendilerini temiz bir unsur olarak alacak olan cemiyet lehine bir hareket olduğu kadar memleketin haiz olduğu kuvvetin de bir delili olacaktır.” Cumhuriyetin 10.
Yılında çıkarılan Kanunun 15.maddesinde ifade edildiği gibi 28 Temmuz 1933 tarihine kadar işlenmiş ceza gerektiren tüm suçları değil bazı suçları kapsamaktadır. Başka bir ifadeyle, Kısmi nitelikli, seçimlik şekilde belirlenmiş kimi suçların veya kimi cezaların ve hatta kimi davaların ismen metninde belirtildiği bir kanuni düzenlemedir.
Bu kanuna göre, bazı suçlar takipatsız kalmış, bazı cezalarda indirim yapılmış,bazı mahkumiyetler ortadan kaldırılmıştır. Kanunun hazırlanması ve kabul edilmesinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat hükümete verdiği talimatın etkili olduğu bilinmektedir.
— Feti Yıldız (@YildizFeti) October 26, 2026
İlke TV'yi, Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin İlke TV’nin özel haberlerini ve güncel gelişmeleri anında takip etmek için tıklayarak WhatsApp kanalımıza abone olabilirsiniz. SON HABERLER GSS borçları siliniyor: Kimler yararlanabilecek?
Kategori: Siyaset · Bölge: Kars/Digor
Yayın: 26 Ekim 2026 12:25 · Kaynak: ilketv.com.tr