Gaziantep Fk Düşmedi Ama Düşürülüyor!
- Önümüzde 23 hafta var ama ne yazık ki Gaziantep FK için artık küme düşme tehlikesinden değil, kümede kalma mucizesinden söz eder hale geldik
- Üstelik bu noktaya yalnızca sahadaki kötü futbolla değil, saha dışında yaşanan yönetim krizleri, kararsızlıklar ve bitmek bilmeyen hesaplarla geldik
Önümüzde 23 hafta var ama ne yazık ki Gaziantep FK için artık küme düşme tehlikesinden değil, kümede kalma mucizesinden söz eder hale geldik. Üstelik bu noktaya yalnızca sahadaki kötü futbolla değil, saha dışında yaşanan yönetim krizleri, kararsızlıklar ve bitmek bilmeyen hesaplarla geldik.
Matematiksel olarak hiçbir şey bitmedi. Ancak futbol sadece matematikten ibaret değil. İnanç, mücadele, aidiyet ve en önemlisi de doğru yönetilme meselesi.
Gaziantep FK'nın ilk yarıda önünde 6 maç kaldı. Bu 6 maçtan 12 puan çıkarıp devreyi 20 puanla kapatabilirsek belki yeniden hayata tutunabiliriz.
Bunun için de kalan maçlara ligin ilk yarısındaymışız gibi değil, ikinci yarının son haftalarındaymışız ve ligde kalmak için son 8 puana ihtiyacımız varmış gibi çıkmalıyız.
Her maç final, her puan altın değerinde!
Peki, bu takım gerçekten bu kadar kötü mü?
Bence değil!
Kötü bir takım Göztepe deplasmanına gidip 4 gol atamaz. Fenerbahçe karşısında ortaya koyduğu futbolla puan alamaz. Demek ki bu takımın bir potansiyeli var. Mesele o potansiyeli ortaya çıkaracak iradeyi gösterebilmekte.
Ama artık güzel sözlerle, sabır çağrılarıyla, "Düzeleceğiz" mesajlarıyla geçirecek zamanımız kalmadı.
Bu takıma bir şok lazım!*
Adı paraysa para! Adı kadro dışıysa kadro dışı! Gerekirse bazı oyunculara ağır yaptırımlar uygulanmalı. Birilerini cezalandırmak gerekiyorsa da bundan kaçınılmamalı.
Çünkü sahada gördüğümüz o isteksizliği, o ruhsuzluğu artık kabullenemiyorum.
Yönetim agresif davranmalı. Teknik direktör agresif olmalı. Futbolcular, Gaziantep FK formasını giymenin sorumluluğunu yeniden hatırlamalı.
ORHAN AK İÇİN SÜRE DOLDU!Açık konuşalım...
Orhan Ak bana göre zaten üç maçtır fazladan bu takımın başında!
Kendi sahamızda Erzurum ve Kasımpaşa karşısında kaybedilen maçların izahı olamaz. Elbette Kasımpaşa maçının ikinci yarısındaki mücadeleye haksızlık etmeyelim. Pozisyonlar bulduk, top bir türlü bizi sevmedi.
Ama 45 dakikalık reaksiyon, haftalardır yapılan yanlışları ortadan kaldırmıyor.
Orhan Ak ile yollar pazartesi olmadan ayrılmalı. Yerine gelecek teknik direktör de vakit kaybetmeden takımın başına geçmeli.
Nasıl bir hoca mı?
Ligi tanıyan, futbolcusuna dokunabilen, gerektiğinde soyunma odasında sesini yükseltebilen, oyuncularını hem motive eden hem de gerektiğinde hesap sorabilen bir teknik adam!
Bu takımın şu anda yalnızca taktik bilgisine değil, karakter ortaya koyacak bir lidere ihtiyacı var.
11 MESSİ İLE TAKIM KURULMAZ!Kasımpaşa maçının ilk 11'ini gördüğümde gerçekten inanamadım.
Camara, Bacuna, Kozlowski, Maxim ve Sorescu...
Hepsi topu kullanmayı seven, teknik kapasitesi yüksek, hücum yönü güçlü oyuncular.
İyi de arkadaş, bu oyuncuların yeteneklerini gösterebilmesi için önce topu kazanmamız gerekmiyor mu?
Orta sahada rakibi karşılayacak, top kapacak, savunmanın önünü süpürecek bir oyuncu olmadan Süper Lig maçına nasıl çıkarsınız?
Bu kadro ancak güçsüz bir rakibe karşı oynanacak hazırlık maçında ya da düşük profilli bir kupa karşılaşmasında tercih edilebilir.
Süper Lig'de olmaz!
Elinizde 11 tane Messi olsa, hepsini aynı anda sahaya sürerek iyi bir takım oluşturamazsınız. Futbol yalnızca yetenek değil, denge oyunudur.
Dün sahada eksik olan da tam olarak buydu.
Üstelik skoru değiştirmek için kulübeden gelecek hücum hamlelerinin büyük bölümünü daha maçın başında sahaya sürmüştük.
Yanlış kadro, yanlış oyun planı, yanlış zamanlama...
Artık yanlış yapma lüksümüz kalmadı.
Yönetim doğru karar verecek, teknik direktör doğru kadroyu kuracak, futbolcular da sahada sorumluluk alacak.
Ve bütün bunlar bir gün değil, hemen olacak!
KONGRE SÜRECİ GAZİANTEP'İ GÖLGELEDİ!Gelelim meselenin beni en çok üzen tarafına...
Gaziantep yıllardır "ortak akıl" ve "marka şehir" söylemleriyle övünen bir kent.
Bu şehirde Gaziantep FK başkanlığı için iki, üç liste yarışmaz. Şehrin önde gelenleri bir ismi işaret eder, herkes o ismin etrafında kenetlenir.
Doğru ya da yanlış, bugüne kadar işleyen sistem buydu.
Memik Yılmaz'a bırakması söylendi. Yeni bir yönetim oluşturulmasına karar verildi. Olağanüstü genel kurul süreci başladı.
Buraya kadar her şey planlandığı gibiydi.
Peki, sonra ne oldu?
İşte asıl kırılma burada yaşandı!
Takımı devralması beklenen isimler çıkıp, "Biz Gaziantep'iz, bu işin üstesinden geliriz. Kötü yöneten de bizden, borç da bizim, sorumluluk da bizim" diyemedi.
Hesaplar açıldı, borçlar konuşuldu, şartlar masaya yatırıldı.
Diğer tarafta Memik Yılmaz, kendisine verilen "Paranızı alacaksınız" sözünün karşılığında somut güvence istedi.
Bir taraf riskini azaltmaya çalışırken diğer taraf alacağını garantiye almak istedi.
Sonuç?
Gaziantep FK ortada kaldı!*
Bu süreçte kaybeden yalnızca mevcut yönetim ya da yönetime talip olanlar olmadı.
Bana göre asıl kaybeden, yıllardır övündüğümüz Gaziantep'in ortak aklı oldu!
Çünkü bu şehir bir yönetim değişikliğini bile takımına zarar vermeden gerçekleştiremedi.
ENKAZSA NEDEN BIRAKMIYORSUNUZ?Şimdi kafama takılan çok önemli bir çelişki var.
Gaziantep FK'nın borç batağında olduğu, kulübün adeta bir enkaza dönüştüğü söyleniyor.
Peki, bu kadar büyük bir enkaz varsa mevcut yönetim neden devam etmek istiyor?
Üstelik bundan sonra belediyelerden ve şehrin önde gelenlerinden eskisi gibi destek alamama ihtimalini bile göze alarak!
Diğer taraftan kulübü devralmak isteyenler, bu enkazın altına girmemek için şartlarını ortaya koyuyor.
Yani enkazın altında olduğunu söylediğimiz kişi, "Ben burada iyiyim" diyor. Dışarıdan gelen ise "Ben bu enkaza girmem" diyor!
Burada bir çelişki yok mu?
Memik Yılmaz mı kendisine ve kulübün geleceğine bu kadar güveniyor, yoksa yeni yönetim mi risk almaktan kaçınıyor?
Ticarette bir söz vardır:
"Bir malı alırken kazanacaksın."*
Anlaşılan yönetime talip olanlar da bu mantıkla hareket ederek daha kontrol edilebilir bir yükün altına girmek istiyor.
Ticari açıdan anlaşılabilir bir yaklaşım.
Ama futbol kulübü yönetmek yalnızca ticaret değildir. Bazen risk almayı, bazen elini taşın altına koymayı, bazen de şehrin sorumluluğunu üstlenmeyi gerektirir.
Üstelik unutulmaması gereken bir gerçek var.
Gaziantep FK yaşayan, gelirleri ve giderleri devam eden bir organizasyon.
Bugün göreve gelen yönetim, önceki yönetimin bazı borçlarını ve ödeme yükümlülüklerini devralır. Yarın kendisi ayrılırken de sonraki yönetime mutlaka birtakım yükümlülükler bırakır.
Ahmet Uzer ve Bilal Çeker yönetimi göreve gelseydi, onlar da ayrılırken arkalarında sıfır borçlu bir kulüp bırakacaklarının garantisini verebilir miydi?
Elbette hayır!
Burada önemli olan borcun büyüklüğü kadar, vadesi, karşılığındaki gelirler ve kulübün ödeme kapasitesidir.
Yeni yönetim tarafının hesapları incelerken giderlerin tamamının gösterildiği ancak gelir kalemlerinin aynı şekilde ortaya konulmadığı yönünde iddiaları da var.
Bu iddiaların doğruluğunu bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum: Bir kulübün mali tablosu konuşulurken yalnızca borçlar değil, mevcut ve gelecekteki gelirler de aynı açıklıkla ortaya konulmalı.
Kim haklı, kim haksız tartışması bir yana...
Bu hesaplaşmanın faturası Gaziantep FK'ya kesildi!
ASIL KAYBETTİĞİMİZ ŞEY GÜVEN!Beni asıl korkutan puan tablosu değil.
Bu takımın etrafındaki güven ortamının tamamen kaybolması.
Futbolcuların mevcut yönetime olan inancı sorgulanıyor. Şehrin desteği zayıflıyor. Yönetim değişikliği beklentisiyle başlayan süreç, belirsizlik ve karşılıklı güvensizliğe dönüştü.
En kötüsü de Gaziantep'in yıllardır en büyük gücü olarak gösterilen ortak aklın artık bu takım etrafında birleşememesi.
Bir futbol takımını yalnızca para kurtarmaz.
Yalnızca iyi transferler de kurtarmaz.
Bazen bir şehrin aynı hedefe inanması, bir yönetimin kararlılığı, bir teknik direktörün dokunuşu ve futbolcuların sahadaki karakteri her şeyden önemlidir.
Biz ne yazık ki bugün bunların hepsini aynı anda kaybetme noktasına geldik.
Önümüzde 23 hafta var diye kimse kendini kandırmasın.
Bu takımın zamanı yok!
İlk yarıyı 20 puanla bitirmek belki yeniden umutlanmamızı sağlayacak. Ama bunun için bugünden itibaren herkesin kendisine gelmesi gerekiyor.
Yönetim cesur olacak. Yeni teknik direktör doğru seçilecek. Futbolcular kendilerini toparlayacak. Şehir yeniden bu takımın arkasında duracak.
Bunların hepsi aynı anda gerçekleşmezse, korkarım ki sezon sonunda yaşayacağımız felaketin temellerini bugün atmış olacağız.
Gaziantep FK henüz matematiksel olarak düşmedi. Ama saha içindeki yanlışlar, saha dışındaki hesaplaşmalar ve kaybolan güven yüzünden adım adım düşürülüyor!*
Ve en acısı ne biliyor musunuz?
Yarın bu takım küme düşerse herkes birbirini suçlayacak.
Mevcut yönetim, "Bizi yalnız bıraktılar" diyecek.
Yönetime talip olanlar, "Bize enkaz bırakıldı" diyecek.
Şehrin önde gelenleri belki de sessiz kalacak.
Ama sonuç değişmeyecek.
Herkes kendince haklı çıkacak, Gaziantep FK kaybedecek!*
İşte benim kabullenemediğim tam olarak bu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Spor · Bölge: Gaziantep
Yayın: 07 Kasım 2026 07:31 · Kaynak: gaziantepolusum.com