Kasımda bitiyor ama ilerisi de karanlık
- Şiddetli hava olaylarının en önemli nedeni deniz suyu sıcaklıklarının, ortalamaların üç beş derece üzerine çıkması
- Deniz Demirhan'Sene sonunda ne olacak bilmiyoruz
İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Deniz Demirhan, El Nino etkisiyle şiddetlenen kuvvetli sağanak yağışların, fırtına, hortum gibi olayların kasım ayına kadar süreceğini söyledi.
İlerisi için beklenti daha karamsar. Demirhan şöyle konuştu: “Kuvvetli sağanak yağışların, fırtına, hortumun en önemli sebebi Akdeniz’de, Güney Ege ve Karadeniz kıyılarında deniz suyu sıcaklıklarının aşırı yüksek olması.
Ortalamaların üç, beş derece kadar üzerinde. Sene sonunda ne olacak bilmiyoruz.”Dr. Demirhan’ın sorularımıza verdiği yanıtları sunuyoruz: KARASAL SICAKLIK DA ARTABİLİR- Ülkemizde El Nino etkisi dünyadan nasıl farklılaşıyor?
Daha küçük bir etki çünkü biz çok uzağız. El Nino olan bölge Amerika’nın batı kıyıları, Pasifik okyanusu. Pasifik aşırı ısındığında Atlantik okyanusu yani Amerika’nın doğu kıyıları da ısınıyor. Sonra Avrupa ısınıyor İspanya, İtalya, Avrupa’nın güney kesimleri, arkasından da Akdeniz.
Biz çok dolaylı etkileniyoruz ama etkisinin bize kadar gelmesinin en önemli sebebi, El Nino’nun çok uzun sürmesi. Avrupa’da sadece güney kesimlerinde değil karada da sıcaklıklar çok yükseldi. Bizde kara sıcaklıkları o kadar artmadı.
Çünkü Pasifik okyanusu, ardından Atlantik okyanusu aşırı ısındı. Atlantik çok ısındığı zaman Akdeniz direkt ısınıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü, kasıma kadar El Nino’nun eskisinin süreceğini açıkladı. Deniz suyu sıcaklıklarının aşırı yükselmesi, karasal sıcaklık ortalamalarımızın da Antalya’da, Ege’nin tamamında ortalamaların yüzde 60’la yüzde 70 üstünde olması ihtimali var.
Antalya’nın Kepez ilçesinde etkili olan hortumda parçalanan iki konteynerde bulunan dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi yaralandı (Fotoğraflar: Ersin Aydın, Fatih Hepokur/ AA)BİZİ NE BEKLİYOR?- Ne tür olağanüstü durumlarla karşılaşabiliriz?- Sadece sıcaklıkların aşırı yükselmesiyle kalmaz. Sıcaklıkların yükselmesi ekstrem olayların da tetiklenmesi anlamına geliyor.
Ateşiniz 37-38 dereceye çıkınca sadece ateş olmaz, kalbinizde sıkıntı olur, bir zaman sonra böbrek rahatsızlığı yaşarsınız. Dünya da benzer sıkıntılar yaşıyor. Önce sıcaklık artıyor, arkasından deniz suyu sıcaklıkları, sonra yukarıya doğru yükselici hareketler, kuvvetli sağanak yağışlar.
Kış aylarında aşırı dolu olayları, arkasından çok kuvvetli fırtınalar, arkasından hortum olayları ya da böyle afete varabilecek kadar kuvvetli sağanak yağışlar, ani kar yağışı ertesi gün kuraklık. Bunların hepsi art arda olabilir.
Bir yandan çok sağanak, sel oluyor, bir yandan da kuraklıkla mücadele ediyoruz. İstanbul’da kar örtüsü bir gün oluyor, kalan bütün bir kışı karsız geçiriyoruz. Yer seviyesi o kadar sıcak ki yerde kar durmuyor. Kar örtüsü azalınca ani kar yağışlarında artış görülebiliyor.
Bunlar beklenen şeyler. ÇÖLLEŞTİREN İKLİM- Tropikal iklim tanımı doğru mu? Tropikal iklime benziyor. Normalde biz Akdeniz’de Akdeniz iklimini yaşıyorduk ama şöyle bir durum var: hadley sirkülasyonu diye bir atmosferik sirkülasyon söz konusu: bir çökme hareketiyle beraber 29, 30 derece kuzey enlemlerinde havayı kurutur.
Afrika çölleri, Sahra Çölü, Arap yarımadasındaki çöller bütün o banttadır. Bu çöken kol yavaş yavaş genişlemeye, Akdeniz’e doğru kaymaya başladı, ülkemize kadar geldi. Çöktüğü yer artık 32-34 derece kuzey enlemleri. 2050 yılına kadar her sene biraz daha genişlemesi bekleniyor.
Akdeniz’deki aşırı ısınmadan dolayı iç kesimlerde aşırı çölleşmeyle, denize kıyısı olan bölgelerde çok kuvvetli sağanak yağışlar, fırtınalar, hortumlarla karşı karşıya kalabiliriz. VERDİKLERİ SÖZLERİN YÜZDE 70’İNİ TUTMADILAR- Önlem alınıyor mu?
Deniz DemirhanBaşlangıcına bakalım. Biz bu noktaya nasıl geldik? 1870’li yıllarda sanayi devrimi oldu, üretim arttı, nüfus arttı, üretim daha da arttı. Üretim sırasında atmosfere bazı gazlar salınıyor. En önemlisi karbon emisyonları, her geçen gün arttı.
1970’lere kadar durum fark edilemedi. 90’lara doğru artık çok geç kalındığının farkına varıldı. 2000’li yıllardan sonra biz artık ekstrem hava olaylarının önünü alamaz olduk. Protokoller yapıldı: Kyoto protokolü, Montreal protokolleri.
Sonra iklim panelleri yapılmaya başlandı. ABD bile sonunda tamam dedi, artık karbon emisyonlarımı düşüreceğim. Bütün dünyada adım atılıyor. Ancak artık çok hızlı yapılması lazım çünkü Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2023 verilerine göre ülkeler verdikleri sözlerin yüzde 70’ini tutmamışlar.
Sözler tutulmayınca karbon emisyonlarında beklenen azalma olamıyor. BÜTÜN ŞİRKETLER ÇALIŞIYORCOP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı), 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da yapılacak.
Orada konuşulacak şeyler çok önemli. Karbon emisyonlarımızı minimuma indirmemiz gerekli. ‘Bireysel olarak ben ne yapabilirim?’ sorusunu da kendimize sormamız lazım. Üreticiysem tesislerimde filtrelendirme yapmalıyım. ‘Ekonomik zarara uğrayacağım’ kaygılarından biraz uzaklaşmamız, 2050-51 yılında yüzde sıfır karbon emisyonu hedefine odaklanmamız gerekli.
Bireysel inisiyatife bırakılmıyor. Olabildiğince kontrol ediliyor. Artık bütün şirketler sürdürülebilirlik çalışıyorlar şu sıralarda. Uluslararası yaptırımlar artık bizi de mecbur hale getiriyor. NET HEDEFLER BEKLİYORUZ- Antalya’daki toplantıdan ne bekliyorsunuz?
İstanbul Teknik Üniversitesi olarak beş grup halinde, kalabalık gidiyoruz oraya. Öğrencilerimizin de sunumları olacak. Beklentimiz yüksek. Çalışma alanım ozon. Ozon azaltıcı, ozona zarar veren ya da atmosferdeki kirliliği arttıran bütün gazların emisyonlarının azaltılmasıyla ilgili çok önemli kararlar bekliyorum.
Bizim 2050 yılı civarında bir sıfır karbon emisyonu sözümüz var dünyaya. İşte bu acaba ne olacak? Şunu bekliyorum: ‘gerçekten biz bunu yaptık, 2030 yılının başlangıcına doğru emisyonumuz şu kadar azalmış olacak ve 2051 yılında biz emisyonlarımızı sıfıra ulaştıracağız!’ANTALYA’DAKİ, ANİ GELİŞEN HORTUMHızı 133 kilometreye ulaşan rüzgarda oluşan hortum nedeniyle BIRLESTIRiki otobüs ve bir minibüs devrildi.
Bir uçak ve bir polis helikopterinin pervanesinde hasar meydana geldi. Hortum nedeniyle 12 kişi yaralandı (Antalya Havalimanı, 26 Ocak 2019).Dr. Deniz Demirhan, iki tip hortum tanımlandığını, fırtınayla gelişen hortumlara mezosiklonik hortum denildiğini söyledi.
Antalya’da 26 Ekim’de meydana gelen bölgesel, lokal hortumun ise yere yakın, yukarı seviyede bir kümülonimbus (düşey gelişimli) bulutun varlığıyla, ani gelişen bir hortum olduğunu belirten Demirhan, şöyle konuştu:“Bu tür mezosiklonik olmayan hortumlarda birinci kriter yer seviyesinin aşırı sıcak olması, ikinci kriter bir nem kaynağının olması, üçüncü kriter yukarı seviyede bir soğuk havanın olması. Yukarı seviyedeki soğuk hava yerdeki o sıcak havayı bir vakum gibi yukarı çekiyor.
Diğer bir kriter yer seviyesinde kuvvetli rüzgar olması, Antalya’daki olayda ani rüzgar gelişmiş. Zaten yukarıya doğru hareket eden bir hava var, o havayla beraber rüzgar dönerek, yukarıya doğru yön değiştirerek düşey gelişimli bulutun içine doğru hareket ediyor.
EKİM VE KASIMDA OLAĞANBu tür hortum, özellikle kış aylarıyla ekim ve kasım aylarında Antalya için son derece normal. Yaz aylarında da Antalya’da hortum olabiliyor, daha güçlü siklonik olanlar yazın oluyor. Kolay tespit edilebilen bir şey değil, anlık.
2019 yılında Antalya Havalimanı’nda benzer bir olay olmuştu, havalimanındaki radarla tespit edilebilmişti. Bir olayın tespit edilebilmesi için o bölgede bir meteoroloji istasyonunun veya küçük ölçekli bir ölçüm aletinin olması gerekli.
Havalimanındaki hortumu, X Bant Radar dediğimiz daha zayıf radar, yakın olduğu için tespit edebilmişti. Havalimanında daha uzak mesafede tespit yapabilen C Bant vardı, daha güçlü olmasına rağmen tespit edememişti. Günümüzde uzak mesafede anlık tespit yapabilen bir model yok.
Antalya’da hortum, kuvvetli rüzgar, kuvvetli sağanak yağış uyarıları yapılmıştı. ‘Kepez’de şu noktada şu saatte bir hortum olabilir’ gibi bir tespit çok zor. Bir bölgeye genel uyarı yapıldığı zaman onu çok dikkate almak gerekli.
Lokal bir şey söylemek için çok güçlü bir radar olması lazım. 2019’daki olayda bir hortum olacağı radarla tespit edildi ve önlemi alındı. DENİZ DAHA SICAK- Antalya daha mı riskli? Antalya’da Akdeniz var, daha güney enlemlerde ve aşırı ısınma var.
Bu olayların olması için büyük bir nem kaynağı, sıcak hava olması lazım. Karadeniz’de de hortum oluyor. Karadeniz’de de bir nem kaynağı var ve sıcak hava olduğu zaman da kuvvetli sağanak yağışlar, hortum, fırtına olayları gerçekleşebiliyor. Ama Antalya’da deniz daha sıcak olduğu için hortum ihtimali daha yüksek.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Genel · Bölge: Edirne
Yayın: 29 Ekim 2026 21:09 · Kaynak: aydinlik.com.tr