Beyt'ül Mal Ateştir, Yakar; Aman Dikkat Lütfen!
- Ömer'e sorulan;"Bu gömleği nereden, nasıl buldun?" gibi gerçek bir hikâyeyi bin dört yüz yıldır bu ümmet dinledi ve de dinlemeye devam etmektedir
- Hikâyeyi dinlerken tüylerimiz diken diken olurken, daha da ağır olanını ekledik hep anlatımlarımıza
Hz. Ömer'e sorulan;"Bu gömleği nereden, nasıl buldun?" gibi gerçek bir hikâyeyi bin dört yüz yıldır bu ümmet dinledi ve de dinlemeye devam etmektedir. Hikâyeyi dinlerken tüylerimiz diken diken olurken, daha da ağır olanını ekledik hep anlatımlarımıza.
Âlemlerin sultanı Hz. Muhammed Mustafa (sav)'den diyerek girdik sözlerimize.
Buyurdular Efendimiz:"Kim ki devletin malından bir asa dahi aşırsa ve bu kişi savaş alanında şehit olsa dahi, bu kişinin şehadeti kabul olunmaz." diyerek, Beyt'ül Mâl'in izinsiz ve bilgi dışında kullanılmasını men eden dinimiz İslam, hayatın tanzimini yaparken garibin gurebanın hakkını da güvence altına almıştır.
Son yıllardaki sosyal ahlak yapısındaki erimenin evlerden sokağa, sokaktan bazı kurumlara sıçraması, ganimet avcıları davasızlar ile kapitalist seküler kesimin ülke idaresindeki etkinliğinin de bir sonucu olsa gerek.
Burada şunu da beyan etmekte faydalar mülahaza ediyorum:
Dünyadaki Müslüman toplumların "Ilımlı Demokratik İslam" düzeni diye adlandırılan bir düzene ayak uydurabilmeleri için İslami değerlerin içinin boşaltılması gibi bir etkiyi de görmezlikten gelemeyiz.
Nedir bu uğraş, bu gayret? İslam'ın yaşamsal döngüdeki etkisini bitirmek veyahut etkisini minimize edebilmek için içimize yerleştirilen davasızlara yükledikleri roller, rol modellikleridir...
Faizi ülkenin bütün sokaklarına serpiştirerek, açgözlülüğü tesettürlü birinin üzerinden dizayn ederek yine vuruyorlar dinime, dininize.
Dinimin temsiliyetiyle uzaktan yakından ilgisi, ilişkisi olmayanların rolleriyle, içimize serpiştirdikleri ganimet avcıları ile ilerliyorlar durmadan.
Yazdık, söyledik ve yine yazıyoruz:
Davası dolar, makam ve mevki olanların bu dine verdikleri zararı ne Ebu Cehiller ne de Ebu Lehebler veremedi.
Önden gidenlerin öncü rolüne girdikleri andan itibaren, dinî hassasiyetleri en çok hissetmesi gerekenler olması icap ederken, en küçük bir yanlışın temsil ettiği kesimin ümitlerine ve değerlerine ihanet etmek olduğunu da bilmesi gerekiyor.
Toplumu temsil eden makamların mütekerrir şekilde yanlışları kaldırması mümkün değildir. Makamların temsiliyeti erdem, samimiyet ve hatta ehillik düsturuna ihtiyaç duyduğu bir dinî gereksinimdir. Bundan taviz vermek, yıkım ve çürümenin temelini inşa etmek demektir.
Bireylerin görevleri teslim alıncaya kadar gösterdikleri samimiyetin, görevin kendilerine tevdi edilmesinden sonra ortadan kaybolması bir ihanet ve emanete bir hançerdir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın bitirdiği şu zulmü hiç mi düşünmediniz?
Başörtülülerin üniversite kapılarından döndürülerek, sorgu odalarında gördükleri muameleyi bir başörtülü Müslüman olarak nasıl unutabiliyorsunuz da verilen görevlere ihanet edebiliyorsunuz?
Bürokratlara dayatılan saç, sakal, kıyafet düzenlemelerini sona erdiren bir insana, sakallı bir veçh ile ihanet edemezsiniz.
Çünkü, Başörtüsü ve sakal bir temsiliyet, bir inanç ve bir değerdir.
Yaptığınız her bir hata ile değerlerimizi bitiriyor ve çok büyük yaralar açıyorsunuz.
Burada kastım; Kapalı açık, sakallı sakalsız ayrımı değildir. Kastım, temsiliyetini üstlendiği vazifesini, farz ve sünneti üzerine giyenlerin toplumsal bir icmali hataya düşemez mefkûremdir.
Beyt'ül Mâl'i koruyan ve kollayan herkese binlerce defa selam olsun.
Din görevlisi vazifesinin, siyasetçi de siyasetinin hakkını vermek zorundadır. Tüccar ticaretinin, memur da ülkesine karşı vazifesini bilmek zorundadır.
Siyaseti ve bürokrasiyi rant kapısı olmaktan çıkarmak bu ülkeye yapılacak en büyük iyiliktir, bunu bekliyor ve ümit ediyoruz.
Hayatın akışı içerisinde şunu hep tecrübe edinmişizdir:
"Bir musibet, bin nasihatten evladır."
Son günlerde ülkemizde cereyan eden olumsuzlukların bir arınış ve belki de bir topyekûn paklanma sürecini başlatacaktır.
Biz, Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi tecrübelerine güveniyor ve kadroların sil baştan dizayn edileceğini ümit ediyoruz.
Kırk yıllık bir emeğin, birkaç dolar avcısına feda edilemeyeceğini, etrafa çöreklenmiş dört beş tane seküler kapitalist, davasız riyakârlar yüzünden tekerleğin tümsekte kalmasına müsaade edilemeyeceğini umuyoruz.
Yoksa,
Oyun çok büyük:
Ülkeyi muhafazakâr kesime ve birilerinin tabiri ile;
Siyasal İslamcılara emanet ettik, onlar da ülkeyi batırdılar diyerek, bundan böyle bir elli yıl daha bu kesimi ülkenin idaresinden uzak tutacaklardır. Oyun budur, dizayn budur.
Elkelam; Cebrail (as)'ın getirdiği kitaba katıksız iman edenler ile yol arkadaşları olmak zorundayız.
Ticaret ahlakı biten bir toplumun inşası, savaştan çıkan bir ülkenin imarından çok daha zordur.
Bir serçenin Hz. Süleyman'ın servet ve tahtını vakıf malı ile bitirme tehdidini bilelim lütfen.
Azrail gelmeden Cebrail'in getirdiği kitaba iman ederek yol almak, temennimiz ve duamızdır.
İyi ve iyiler ile dost olabilmek, iyilikler ile dolu bir yolda yoldaş olmak niyazım ile,
Selam ve duamız sizlere olsun.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Karaman
Yayın: 07 Kasım 2026 11:17 · Kaynak: karamandan.com