Çocuklukta duyulan bu sözler yetişkinlikte de iz bırakabiliyor
- Çocukluk döneminde anne babadan ve yakın çevreden duyulan aşağılayıcı, küçümseyici veya sevgiyi koşula bağlayan sözler, kişinin kendilik algısını etkileyebiliyor
- Uzmanlar, tekrarlanan bu ifadelerin yetişkinlikte özgüven ve ilişkiler üzerinde olumsuz izler bırakabileceğine dikkat çekiyor
Çocuklukta duyulan bazı sözler, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen unutulmuyor. Anne babanın öfkeyle söylediği bir cümle ya da yakın çevrenin küçümseyici bir yorumu, zamanla çocuğun kendisi hakkındaki düşüncelerini etkileyebiliyor.
“Senden hiçbir şey olmaz”, “Ağlama, abartıyorsun” ve “Neden kardeşin gibi değilsin?” gibi ifadeler, özellikle sık sık tekrarlandığında çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine, duygularını saklamasına veya sürekli başkalarının onayını aramasına yol açabiliyor. Elbette her olumsuz sözün kalıcı bir psikolojik hasar oluşturduğunu söylemek mümkün değil.
Ancak aşağılayıcı, korkutucu ve değersizleştirici ifadelerin sürekli kullanılması, çocuğun kendilik algısını olumsuz etkileyebiliyor. İşte çocukluk döneminde duyulup yetişkinlikte de etkisi hissedilebilen o cümleler...“SENDEN HİÇBİR ŞEY OLMAZ”Çocuğun çabasını ve yapabileceklerini yok sayan bu ifade, zamanla başarısızlık korkusunu besleyebiliyor.
Sürekli yetersiz olduğu söylenen bir çocuk, ilerleyen yaşlarda yeni şeyler denemekten kaçınabiliyor. Başarı elde ettiğinde bile bunu küçümseyebiliyor. Çünkü çocukluk döneminde sık sık duyduğu eleştirileri kendi düşüncelerinin bir parçası haline getirebiliyor.
Bir hata yaptığında kendisini geliştirmek yerine başarısızlığın kaçınılmaz olduğuna inanabiliyor.“SEN ZATEN BECERİKSİZSİN”Bir çocuğun yaptığı hatayı eleştirmekle onu beceriksiz olarak tanımlamak arasında önemli bir fark bulunuyor. “Bu kez olmadı, tekrar deneyebilirsin” demek davranışa odaklanırken, “Sen beceriksizsin” ifadesi doğrudan çocuğun kişiliğini hedef alıyor.
Bu tür etiketlerle büyüyen çocuklar, yetişkinlik döneminde de kendilerini sürekli eleştirebiliyor. Yaptıkları işlerde yeterli olup olmadıklarını sorgulayabiliyor ve kendi başarılarına güvenmekte zorlanabiliyor.“AĞLAMA, BUNDA AĞLAYACAK NE VAR?”Çocuğun üzüntüsünü küçümseyen bu cümle, duygularını göstermenin yanlış olduğu düşüncesini oluşturabiliyor.
Böyle bir ortamda büyüyen çocuk, zamanla üzüntüsünü saklamayı, yardım istememeyi veya yaşadığı sorunları kendi içinde çözmeye çalışmayı tercih edebiliyor. Oysa çocuğun duygusunu kabul etmek, her isteğini yerine getirmek anlamına gelmiyor.
“Üzüldüğünü görüyorum, istersen anlatabilirsin” gibi ifadeler, çocuğun hislerini tanımasına ve kendisini daha rahat ifade etmesine yardımcı olabiliyor.“NEDEN KARDEŞİN GİBİ OLAMIYORSUN?”Çocukların kardeşleriyle, arkadaşlarıyla veya sınıfındaki diğer öğrencilerle sürekli karşılaştırılması, kendilerini oldukları gibi kabul etmelerini zorlaştırabiliyor. Böyle bir durumda çocuk, değer görmek ve takdir edilmek için başkalarından daha başarılı olması gerektiğine inanabiliyor.
Bu düşünce yetişkinlikte de devam edebiliyor. Kişi kendisini başkalarıyla kıyaslayabiliyor, sürekli takdir bekleyebiliyor veya ilişkilerinde rekabet duygusuyla hareket edebiliyor.“SENİN YÜZÜNDEN BÖYLE OLDU”Yetişkinlerin yaşadığı öfke, üzüntü veya aile içindeki sorunlar için çocuğu sorumlu tutmak, gereksiz suçluluk duygusuna neden olabiliyor.
Özellikle sık sık suçlanan çocuk, zamanla çevresindeki insanların mutluluğundan kendisini sorumlu görmeye başlayabiliyor. Bu durum yetişkinlikte de etkisini gösterebiliyor. Kişi başkalarını kırmamak için kendi ihtiyaçlarından vazgeçebiliyor, yaşanan sorunlarda önce kendisini suçlayabiliyor veya başkalarının tepkilerini gereğinden fazla önemseyebiliyor.“BÜYÜTME, ABARTIYORSUN”Çocuğun korkusunun, üzüntüsünün veya hayal kırıklığının sürekli önemsizleştirilmesi, kendi duygularına güvenmesini zorlaştırabiliyor.
Zamanla yaşadığı bir olay karşısında üzülmeye hakkı olup olmadığını sorgulayabiliyor. Yetişkinlik döneminde ise rahatsız olduğu davranışları dile getirmekte zorlanabiliyor. Kendi sınırlarını koruyamayabiliyor veya karşılaştığı olumsuzlukları önemsizleştirebiliyor.“BUNU YAPARSAN SENİ SEVMEM”Sevgiyi çocuğun davranışlarına ve beklentileri karşılamasına bağlayan ifadeler, reddedilme ve terk edilme korkusunu güçlendirebiliyor.
Çocuk, hata yaptığında veya anne babasının istediği gibi davranmadığında sevgisini kaybedeceğini düşünebiliyor. Bu düşünce ilerleyen yaşlarda ilişkilerde sürekli onay arama, hata yapmaktan korkma ve karşısındaki kişiyi memnun etmek için kendi isteklerinden vazgeçme şeklinde ortaya çıkabiliyor.
ARAŞTIRMALAR ÇOCUKLUKTA DUYULAN SÖZLER HAKKINDA NE SÖYLÜYOR?Çocukluk döneminde yaşanan sözlü ve duygusal örselenmenin yetişkinlikteki ruh sağlığıyla ilişkisi bilimsel araştırmalarda da ele alınıyor.2006 yılında Journal of Affective Disorders dergisinde yayımlanan bir araştırmada 5 bin 877 kişinin verileri incelendi. Çocukluk döneminde ebeveynlerinden sözlü istismara maruz kaldığını bildiren yetişkinlerde kendini eleştirme eğiliminin depresyon ve kaygı belirtileriyle ilişkili olduğu belirlendi.
Araştırma, çocuklukta duyulan aşağılayıcı ifadelerin zamanla kişinin kendisine yönelttiği eleştirilere dönüşebileceğine işaret etti.2022 yılında yayımlanan ve 90 araştırmayı değerlendiren sistematik inceleme ve meta-analizde de çocuklukta yaşanan duygusal istismar ve ihmal ile yetişkinlikte görülen depresyon, kaygı ve farklı psikolojik sorunlar arasında ilişki bulunduğu ortaya konuldu.1999 yılında Child Abuse & Neglect dergisinde yayımlanan bir başka araştırmada ise 144 çocuk incelendi. Bulgular, ebeveynlerin sözlü saldırganlığının çocukların benlik saygısı ve okul başarılarıyla olumsuz ilişkili olduğunu gösterdi.
Araştırmalar, çocuklukta maruz kalınan sözlü ve duygusal örselenmenin yetişkinlikteki ruh sağlığıyla bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor. Ancak tek başına belirli bir cümlenin mutlaka psikolojik sorun yaratacağını söylemek mümkün değil.
Çocuğun yaşı, bu sözlere ne sıklıkla maruz kaldığı, aile ortamı ve çevresinden gördüğü destek de sürecin nasıl ilerleyeceğinde etkili oluyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 05 Kasım 2026 04:59 · Kaynak: yeniankara.com.tr