Habermetrik
← Ana Sayfa
21 Ağustos 2026 03:10 · Güncelleme 20 Eylül 02:49
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Fatih Altaylı yazdı: kurşun atana af, saçını örene ihraç

Fatih Altaylı yazdı: kurşun atana af, saçını örene ihraç
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • İstanbul/Fatih: MHP, AK Parti ve Yeni Parti büyük siyasi risk alarak yasaya destek verdiler
  • CHP lideri Kayyum Kılıçdaroğlu da yasaya destek verdi ama onun bir siyasi risk aldığı söylenemez

Bir yandan PKK'lılara dolaylı olarak af getiren yasayı içimize sindirmeye çalışıyoruz ama bir yandan bir IŞİD eylemini protesto etmek için saçlarını ören hemşire İkra Avcı'ı mahkemede beraat ettiği halde mesleğinden ihraç ediyoruz. Ne yaptığımızı biliyor muyuz?

Çerçeve yasayı çıkarıp, PKK’nın silah bırakmasını ve bunu takiben de PKK’lı teröristlere belirli koşullarda af gelmesini içimize sindirmeye çalışıyoruz.

MHP, AK Parti ve Yeni Parti büyük siyasi risk alarak yasaya destek verdiler. CHP lideri Kayyum Kılıçdaroğlu da yasaya destek verdi ama onun bir siyasi risk aldığı söylenemez. Onunki daha çok bir zaruretten kaynaklandı, siyasi riskin büyüğü ise zaten kendi varlığıydı.

Yasayı okumayanların anlatılarına çok da kulak vermiyorum çünkü ortada kayıtsız şartsız bir af yok.

Önce PKK silah bırakacak. Sonra Devlet’in iki önemli kurumu, TSK ve MİT bu örgütün silah bırakma konusunda yeterli ve ciddi adımlar attığını raporlayacak. Sonrasındaki adımlar peyderpey gelecek.

Bütün süreç Cumhurbaşkanı’nın kontrol ve onayına tabi olacak.

Elbette sindirilmesi kolay bir yasal düzenleme değil ama benzer örgütlerin fesih süreçleri ve toplumsal barış adımları dünyanın her yerinde sindirilmesi zor benzer yasalarla olmuş.

Ya sonsuza kadar dozu bazen düşüp bazen yükselen terör ile yaşayacaksınız ya da bir yerde taraflar midelerini biraz zorlayan acı reçeteleri kabul edecekler.

PKK ya da siyasi uzantısı DEM Parti açısından bakacak olursanız, onlar da bu yasa ile birlikte yıllardır kabul etmedikleri bir “ünvanı” kabullenmek zorunda kaldılar. PKK’yı “terör örgütü” olarak tanımlayan yasaya “evet” diyerek yıllardır reddettikleri bir gerçeği, PKK’nın bir terör örgütü olduğu gerçeğini kabul ettiler.

Sürecin nasıl ilerleyeceğini hep birlikte göreceğiz, dediğimiz gibi ipler artık Cumhurbaşkanlığının elinde.

Tabii bir yandan da Türkiye tutarsızlıklar ülkesi olmaya devam ediyor.

Bir yandan dağdaki teröriste “Silahı bırak, gel” diyor ve bundan 20 yıl önce Mehmet Ağar’ın söylediği gibi “Dağdan inene düz ovada siyaset yapma” imkanı tanıyan yasayı kabul ediyoruz, diğer yandan en küçük bir şiddet eylemine başvurmamış ve sadece bir kadın dayanışması olarak saçını ören bir kadın hemşireyi meslekten ihraç ediyoruz.

Yılın başında Suriye’de, IŞİD bağlantılı Rami Haşimi adlı bir Suriyeli milis, YPG saflarında yer alan bir kadını öldürüp saçlarını kesti ve bu saçlarla poz verdi.

Olay dünya çapında infial yarattı. Dünyanın pek çok yerinde, pek çok kadın saçlarını örerken çektikleri videoları sosyal medyalarında yayınladılar.

Türkiye’de de bazı kadınlar bu harekete katıldılar ve benzer videolar yayınladılar. Bunlardan biri de Kocaeli’nde görev yapan bir hemşire idi. Hemşire İkra Avcı hakkında “teröre destek verme” suçlamasıyla dava açıldı. Dava beraatle sonuçlandı.

Ancak Sağlık Bakanlığı mahkeme kararına rağmen, hemşire Avcı’yı meslekten ihraç etti.

Bir yanda Türk askerine, polisine, vatandaşına silah sıkan, öldüren teröriste af getiren yolu açıyoruz.

Diğer yandan saçını örmekten öte bir şey yapmamış bir hemşireyi meslekten atıyoruz.

Biz gerçekten ne yaptığımızı biliyor muyuz!

Nagehan Alçı, medreselerin yeniden açılmasını önermiş, bunun Türk geleneğinde yeri olduğunu söylemiş ve bunlara öcü gibi bakılmasın buyurmuş.

Acaba Nagehan Alçı medresenin ne olduğunu, nasıl bir eğitim verdiğini, buralarda ne öğretildiğini biliyor mu!

Medrese adı verilen eğitim kurumları Türk geleneğine Büyük Selçuklu ile girmiş, öncelikle Kur’an ve fıkıh üzerine eğitim veren okullardı.

Başkaca bir eğitim kurumu olmadığı için zaman içinde pozitif bilimlerin de müfredata eklenmesiyle bugünkü üniversitelere az da olsa benzetilmeye çalışılmış eğitim kurumlarıdır.

Osmanlı’nın son döneminde, Tanzimat ile beraber sadece din eğitimi vermekle sınırlanmışlardı. Kendi çocuklarını Türk müfredatı ile bağlantısı bile olmayan Fransız Konsolosluk okulunda okutan Alçı’nın “avama” medrese önermesi oldukça komik.

“Siz çocuklarınızı medreseye yollayın” demek, “Sizin çocuklarınız gelecek yarışında geri kalsın, bizimkilere rakip olmasın” diyen bir elitist anlayışın eseri olabilir ancak.

Tabii medrese eğitiminin ne olduğunu bilen biri için.

12. yüzyıldan itibaren Avrupa’da üniversitelerin açılmasıyla birlikte, İslam dünyasının o güne kadar öncü olduğu bilimde giderek geride kalmaya başlaması rastlantısal bir durum değildir.

Nagehan Alçı’ya, Türkiye’nin önemli eğitimcilerinden, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün Medrese v. Üniversite: Geri Kalmanın ve İlerlemenin Karşılaştırmalı Tarihçesi adlı kapsamlı incelemesini okumasını tavsiye ederim.

Yazarın siyasi görüşünden bağımsız olarak her iki kurumu tarafsız bir gözle ele alan bu kitap, bugün artık medreseye niye ihtiyaç olmadığını ve medresenin Osmanlı’nın geri kalmasındaki etkisini Nagehan Alçı’ya anlatacaktır.

Tek bir örnek vereyim; acaba Selçuk Bayraktar Robert Kolej, İTÜ Elektronik, UPenn, MIT gibi Türkiye’nin ve dünyanın en önemli eğitim kurumlarında ve üniversitelerinde eğitim görmek yerine “medrese eğitimi” alsaydı bugün herkesin gururu olan Bayraktar İHA ve SİHA’larını yapabilir miydi!

Belki halka medrese eğitimini öneren Alçı Medrese v. Üniversite: Geri Kalmanın ve İlerlemenin Karşılaştırmalı Tarihçesi kitabını okumaya üşenir ama en azından bu örneği anlayabilir!

Sürekli olarak şöyle bir haber önümüze geliyor:

“Milletvekili bilmem kimin aracına tahsis çakar ve koruma, iş insanı bilmem kime kullandırılmış.”

İktidarı muhalefeti fark etmiyor, sürekli bu haberler.

TBMM kartı olan araçlar bırakın iş insanlarına ya da eşe dosta devredilmeyi, eskortların hizmetine verilmiş. Hepsinden beteri, milletvekili haklarından yararlanan otomobil sınırda kaçakçılık yapılırken yakalanıyor.

İyi de, bunun bir yaptırımı bir sınırı yok mu!

Bu milletin, kendini temsil ediyor diye bir milletvekiline sağladığı ayrıcalığı, utanmaz arlanmaz edepsiz biri kalkıp başkasına nasıl devredebilir!

Hadi adam ya da kadın edepsiz, devretti. Böyle bir devir tespit edilince bunun bir yaptırımı yok mu, olmaz mı!

Böyle bir ayıp yaptın ve yakalandın mı, bu durumda milletvekiline sağlanan bu ayrıcalığın iptali gerekmez mi!

TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, milletvekili saygınlığına gölge düşüren ve milletvekilini suç örgütlerinin parçasıymış gibi gösterebilecek böyle bir rezilliğe karşı bir önlem almayı düşünmüyor musunuz!

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: 10haber.net
Haber metni ve görseller 10haber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 21 Ağustos 2026 03:10 · Kaynak: 10haber.net
Kaynağı Oku ↗