4 Kasım’ın 10’uncu yılında Figen Yüksekdağ: ‘Bizim hayallerimizi öldüremediler, barışla buluşmadan vademiz dolmadı’
- Türksat: 4A Frekans: 12457,5 Sembol: 30000 Polarizasyon: V(Dikey) FEC: 2/3 4 Kasım 2016’da HDP’nin eş genel başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklandı
4 Kasım 2016’da HDP’nin eş genel başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklandı.
Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, İdris Baluken, Abdullah Zeydan, Ferhat Encü, Leyla Birlik, Gülser Yıldırım, Nursel Aydoğan, Çağlar Demirel, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel… Ve daha niceleri…
Ağustos ayının ilk haftası Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda ziyaret etmiş ve yeni kabul edilen çerçeve yasa ile memleketin ahvalini sormuştum Figen Yüksekdağ’a.
Uzun zaman sonra ilk kez bu kadar etraflıca konuşmuş; bildiklerini ve inandıklarını samimiyetle paylaşmıştı.
Bu sefer haber verme fırsatım olmadan çaldım kapısını. Cezaevi kapısını…
Figen Yüksekdağ’la 4 Kasım tutuklamalarının onuncu yılında, o gece yarısını ve Türkiye siyasetinde yarattığı kırılmayı konuştuk. Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürecin bugün geldiği aşamayı, çerçeve yasanın ardından atılmayan adımları ve kadınların barış mücadelesindeki rolünü sordum.
Hem cevap verdi hem de bol bol cevap bekleyen sorular sordu.
4 Kasım ‘apoletsiz darbe’ydi
Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla başlayan ve 4 Kasım’daki tutuklamalarla yeni bir aşamaya geçen o süreç, Figen Yüksekdağ’a göre “apoletsiz bir darbe”ydi.
“4 Kasım’da ‘Bakın bugün bize, yarın herkese’ dedik, o günden bu yana da diyoruz. Cehennemin kapısı açılıyor dedik, maalesef haklı çıktık. Bazıları duydu, çoğunluğu duymadı.”
Figen Yüksekdağ, OHAL’le devam eden ve bugünlere gelen operasyonlarla bütün muhalefetin, itiraz edenlerin tasfiyesinin amaçlandığını düşünüyor:
“Bugün hukuksuzluk ve baskıların, ana muhalefeti de içine alacak kadar; bakkalından manavına, emeklisine, gazetecilere, kadınlara, ekoloji gönüllülerine kadar kimsenin kolay kolay aklına getiremeyeceği kesimlere kadar yayıldığı bir cehennem çukuruna düştük. Hep beraber düştük.”
“Bunun başlangıcı dokunulmazlıkların kaldırılması ve 4 Kasım darbesidir.”
‘Bugün barış hakkını kazanmak için bile direnmek zorundayız’
“Saat 1’i geçiyordu, kapım çalındı. Bekliyordum, şaşırmadım.”
“Bir süredir yürütülen siyasi linç kampanyası, kara propaganda ve parti yöneticilerimizle üyelerimize yönelik gözaltılar, yaklaşan müdahalenin işaretleriydi. Siyasi iklim çok sertti.”
Polisler eve geldiğinde ilk ne düşündüğünü soruyorum:
“Bugün barış hakkını kazanmak için bile direnmek zorundayız.”
Figen Yüksekdağ, yaşamını yitiren kardeşi Mehmet Cavit Yüksekdağ’ın Adana’daki cenaze törenine katıldı (Nisan 2026)
‘Ben hâlâ hayal kuruyorum’
Tutukluluklarının bu kadar süreceğini ya da başlarına gelenleri tahayyül etmiş miydi?
“Tutuklandığım ilk günden bu yana hiç vade biçmedim. Hiçbir zaman ‘şu zaman çıkarım’ diye düşünmedim. Çünkü biliyorum, bu kadar ciddi bir darbeye cesaret edip buna kalkışanlar her şeyi yapabilir, bunun ciddiyetini biliyorduk.”
Türkiye’nin 3. büyük siyasi partisinin temsilcileri olduklarını hatırlatıyor burada; HDP’nin toplumda çok güçlü bir karşılığını, değiştirici-dönüştürücü potansiyelini vurguluyor:
“Bunu bir daha hayal bile edilemez hale getirmek istediler. Bunun için çok sert şeyler yaşandı. Ama hayaller ne engellenebilir ne yasaklanabilir.
Ben hâlâ hayal kuruyorum. Sokakta kime sorsanız en darda olanı bile hayal kuruyordur.”
“Bizim hayallerimizi öldüremediler. Beni 10 yıl boyunca ayakta tutan bu.”
Halkla kurdukları bağın her şeye rağmen kırılamadığına inanıyor, gülerek söylüyor:
“Barışla buluşmadan vademiz dolmadı herhalde.”
‘Somut adımlar atılması gerek’
Ağustos’tan bu yana süreci nasıl takip ettiğini ve değerlendirmelerini merak ediyorum:
“Sayın Öcalan sürecin en başından beri buzkıran rolü oynuyor. Kendi sözünün arkasında duruyor.”
“Ama şimdi bir donma durumu var deniyor. Eğer varsa böyle bir donma durumu, bütün muhatapların, en başta Cumhur İttifakı’nın sözlerinin arkasında durması gerek. Somut adımlar atılması gerek.”
Türkiye halklarının bu fırsatı ve imkânı bir kez daha kaçırmaması gerektiğine inanıyor. “Etraf ateş çemberi” diyor.
‘Çerçeve yasa koordinasyon olmadan anlamlı olabilir mi?’
Konu çerçeve yasaya gelince peş peşe sorular duyuyorum Figen Yüksekdağ’dan:
“Çerçeve yasa kabul edildikten sonra bugüne kadar ne oldu mesela?
Bu boş çerçevenin içini doldurmak için neden bekleniyor?
Çokça eleştirildi, biz de eleştirdik ama bir başlangıç dedik. Bu çerçeve yasa koordinasyon ve kurullar olmadan, içtihatlar olmadan anlamlı olabilir mi?”
Burada araya giriyorum; Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası içinde daha önce statü sorunu nedeniyle kabul etmediği yerleşkeye geçtiği bilgisinin paylaşıldığını aktarıyorum.
“Barış ve Siyasallaşma Kurulu neden çalışmaya başlamadı? Bir an önce çalışmaya başlamalı o zaman” diyor ve devam ediyor:
“Kurullar olmadan ve çalışmaya başlamadan, ‘beni uygulayamazsın’ diyor bu yasa.
AİHM ve AYM kararları neden uygulanmıyor?
Kayyımlar neden çekilmedi?
Cezaevlerindeki hasta mahpuslar, politik tutsaklar neden serbest kalmıyor?
Gazeteciler neden hâlâ tutuklanıyor?”
‘İstediğimiz kanalı izlemek istiyoruz’
31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Ankara’da gerçekleşen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansına gönderdiği mesaj coşkuyla karşılanmıştı. İlke TV olarak konferansı canlı verdiğimizi söylüyorum, çok seviniyor ama cezaevinden İlke TV izleyemediklerini hatırlatıyor. Epeydir uğraşıyor ve talep ediyorlarmış:
“Bilseniz, günlük hayatta dışarıdaki insan için çok sıradan bir şeyi elde etmek bile ne kadar mücadeleyle oluyor burada. Bu kadar majör sorunlar varken anlatmayı zul görüyoruz bunları ama istediğimiz kanalı izlemek istiyoruz.”
‘Barışın aklı da iradesi de kadındır’
Konferansın, kadınların yan yana gelerek genişleme ve çoğalma iddiası ve enerjisi için çok önemli bir başlangıç olduğuna inanıyor:
“Bu bir başlangıç, önemli bir fırsat, genişlemek için… Çoğalmak için…
Barışın ve demokratik toplumun kurucu aklı da iradesi de kadındır.
Bu dinamiğin kolektifleşmesini, bütün yaşam alanlarında can bulmasını çok önemli buluyorum; mahalle mahalle, fabrika fabrika, atölye atölye, okul okul, sokak sokak…
Sadece konferansa çağırarak değil, her yaşam alanını, her sokağı konferansa dönüştürerek…”
Adettendir diye değil, sahiden soruyorum: Var mı içinden geçen ve şöyle hançeresinden söyleyeceği birkaç cümle dışardakilere?
“Herkes bugüne ve geleceğe güvenle baksın. Kendimize ve birbirimize güvenmek için çok sebebimiz var. Kendi gücümüzün farkında olalım, kopmayalım.”
“Bütün gadre uğrayanlar, ezilenler, itirazı olanlar… Ne kadar bağ kurabilirsek, bu çukurdan o kadar hızlı çıkabiliriz.”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 03 Kasım 2026 17:31 · Kaynak: ilketv.com.tr