Trump’ın Seçim Hezimeti
- Her yerinden kibir akan Donald Trump, düne kadar hep övündüğü kendinden menkul siyasi başarılarını daha ne kadar tekrarlayacak
- “Demokratlar çılgınca teklifler getirecek ben de hepsini veto edeceğim” diyor!
Her yerinden kibir akan Donald Trump, düne kadar hep övündüğü kendinden menkul siyasi başarılarını daha ne kadar tekrarlayacak? “Demokratlar çılgınca teklifler getirecek ben de hepsini veto edeceğim” diyor!.. Evet, ABD siyasi tarihindeki nadir hezimetlerden biridir şüphesiz… Ve Trump da bunu kabullendi.
“Demokratlar iyi iş çıkardı" diyor, ama peşinden şu gülünç cümleyi de kuruyor: “Oy pusulasında benim adım yoktu. Şayet olsaydı ezici farkla seçimi alırdık!..” ABD Başkanı sıfatını taşıyan bir kişiden böyle abuk sabuk beyanlar işitilince, insan sormadan edemiyor.
Kişinin akli muvazenesi yerinde mi acaba?! Sadece 3 Kasım ara seçimleri için değil, daha başka pek çok meselede Trump’ın akli melekelerinin sağlıklı çalışıp çalışmadığını sorgulatan sayısız açıklamaları var… Amerikan seçmeni 3 Kasım’da Trump’a çok esaslı bir ders verdi.
Her ne kadar Trump bunu kısmen İran’a açılan savaşa ve kısmen de yükselen benzin fiyatlarının halkta meydana getirdiği memnuniyetsizliğe bağlasa da bu keskin netice o kadar basit değil. İkinci defa koltuğa oturur oturmaz, Danimarka’ya ait Grönland’ı haraç ister gibi istemesi, Panama Kanalı’na kelimenin tam manasıyla çökmesi, Kanada’yı 51.
Eyalet olarak ABD’ye bağlamak gibi ipe sapa gelmeyen söylem ve eylemleri, Amerikan halkını fena hâlde tedirgin etti. Hele hele gecenin bir vaktinde, Venezuela Devlet Başkanı ve eşini yataklarında derdest ederek, New York’a getirip sözde yargılaması, halkta şöyle bir tereddüt ve endişe uyandırdı: Bizi nasıl bir kişilik yönetiyor?
Uluslararası düzende hukuk tanımayan Trump, ülke içinde bilhassa göçmenlere karşı ortaya koyduğu ölçüsüz ve insafsız tutumuyla, Amerikan halkında çok ciddi sorgulamalara sebebiyet verdi. Hele bir örnek var ki, Trump’ın göç ve göçmenlerle ilgili bütün tezlerini yerle bir etti.
Somali asıllı Bayan İlham Omar, Temsilciler Meclisi üyesi. Sırf göçmen olduğu ve Filistin Halkının çektiği zulüm ve baskılara karşı çıktığı için, Trump onu terörist ilan etmeye kalkışmıştı… Ama İlham Omar 3 Kasım seçimlerinde Minnesota 5.
Kongre Bölgesi Minneapolis’ten beşince defa seçilmeyi başardı. Hem de oyların yüzde 76,48’ini alarak Cumhuriyetçi rakibine büyük fark attı… Bu ABD halkının göç konusunda ortaya koyduğu açık bir tavır. Bunu destekleyen ikinci bir çarpıcı örnek var: Michigan Eyaletinde seçilen ABD Kongresinin ilk Müslüman Senatörü Mısır asıllı Abdurrahman Muhammed Al Sayed… Trump, "Abdul Al Sayed" olan kısa ismini telaffuz etmekte zorlanıyor ve kasten alay ediyordu… Al Sayed dün Trump’a şöyle seslendi: “Donald, ismimi telaffuz etmekte zorlanıyorsun, 3 Ocak’tan sonra bana kısaca ‘Senatör’ diye seslenirsin…” Al Sayed, Gazze’de soykırım yapıldığını her fırsatta haykıran bir siyasetçi ve bu yaklaşımıyla ABD halkı tarafından seçildi… Bir diğer örnek New Jersey Eyaletinden seçilen ilk Müslüman temsilci olan Adam Hamawy.
O da Filistin halkının maruz kaldığı zulüm ve baskıya isyan eden vicdan ve karakter sahibi kişilerden biri. Görüldüğü üzere insanlık henüz bütünüyle ölmemiş… Vicdan sahipleri katliam ve soykırım gibi insanlık suçlarına karşı çıkma hassasiyetini cesaretle ortaya koyuyorlar.
Trump gibi paraya pula tapan, güç ve zenginliği her şey sayan tipler, ne kadar karşı çıkarlarsa çıksınlar, vicdanların sesini bastıramazlar… 3 Kasım Amerikan ara seçimleri, her yönüyle ders veren bir toplumsal reaksiyondur… Öyle olduğu için Kansas Eyaletinde 94 seneden beri ilk defa Demokratlar senatör seçmeyi başardılar. Aynı şekilde Main Eyaletinde 31, Kuzey Carolina’da 28 yıl sonra, Demokrat adaylar senatör seçildi.
Keza Cumhuriyetçilerin kalesi olan Teksas’ta da 1988’den beri ilk defa Demokrat senatör seçildiği gibi, ilk demokrat siyahi kadın vali de ipi göğüsledi. 3 Kasım seçimlerinin buna benzer çarpıcı örnekleri oldukça fazla. Fakat esas olan neticedir.
Netice olarak Kongre’nin her iki kanadında da (Temsilciler Meclisi ve Senato) çoğunluğu kaybeden Trump artık “TOPAL ÖRDEK”. Ve politik icraatı da işte buna göre törpülenecek. Trump istediği kadar kuyruğu dik tutmaya çalışsın, gerçeği değiştiremez… 3 Ocak 2027’de göreve başlayacak olan yeni Kongre, aynı zamanda Trump için peş peşe soruşturmaların sökün edebileceği bir adres olacak… Trump iç politikada önüne çıkarılacak engellere karşılık, dış politikada daha geniş yetki kullanma yoluna gitmeyi tercih edecektir.
Lakin orada da Kongre’nin denetim ve itirazlarına karşı Trump’ın formül bulma ihtiyacı doğacak. Kısacası, 3 Kasım’a kadar Demokratları her fırsatta küçümseyen bir eda ile kendisini kral gibi gören Trump için bir devir geride kaldı.
“Demokratlar çılgınca şeyler getirecek, ben de hepsini veto edeceğim” hezeyanını savuran Trump, her halükârda uzlaşmak mecburiyetinde. Mesela Trump’ın hâlâ doğru bir karar olarak savunduğu İran savaşının faturası şimdiden 47 milyar doları geçmiş durumda.
Ve Kongre’nin bu konuya el atması kesin… “Sekiz Savaşı bitirdim, bana niçin Nobel Barış Ödülü vermiyorlar” diye sızlanan Trump, bırakın savaşı bitirmeyi İsrail’in telkinleriyle İran’a savaş açarak, seçim kaybetmesini kendi elleriyle hazırladı. Şimdilerde “İran’a saldırmamız için bir sebep göremiyorum…” diyebilen Trump ve ekibi ne ölçüde basiretli ki hem bizzat ABD’yi hem dünyayı bu derece sıkıntıya sokacak bir savaşa karar verebiliyor!..
“İran’dan dönerken Küba ile de hesabı kapatacağız” diye gözdağı veren Trump, bakalım kalan iki yılını hangi serüvenlerle kapatacak… İsmail Kapan'ın önceki yazıları...
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 04 Kasım 2026 23:03 · Kaynak: turkiyegazetesi.com.tr