Deprem ve yas eşliğinde yaşamak: Hayata yeniden tutunmanın sessiz mücadelesi
- Karabük/Karabük-İl Merkezi: Deprem ve yas eşliğinde yaşamak: Hayata yeniden tutunmanın sessiz mücadelesi
Deprem, yalnızca binaları yıkmaz. İnsanların güven duygusunu, alışkanlıklarını, gelecek hayallerini ve hayatla kurduğu bağı da sarsar. Bir gecede değ... Deprem , yalnızca binaları yıkmaz. İnsanların güven duygusunu, alışkanlıklarını, gelecek hayallerini ve hayatla kurduğu bağı da sarsar.
Bir gecede değişen şehirlerin ardından geriye yalnızca enkazlar kalmaz; yarım kalmış hikâyeler, boş kalan sandalyeler, açılmayı bekleyen kapılar ve her an hatırlanan yüzler kalır. Depremi yaşayanlar için hayat çoğu zaman “öncesi” ve “sonrası” diye ikiye ayrılır.
Depremden önce sıradan görünen pek çok şey, sonrasında büyük bir anlam kazanır. Bir evin ışığının yanması, sofrada bir kişinin daha oturması, sabah duyulan bir ses , telefondan gelen bir “Nasılsın?” mesajı… İnsan, kaybettiklerinin ardından hayatın ne kadar kırılgan olduğunu daha derinden anlar.
Yas ise takvime bakarak ilerleyen bir süreç değildir. Bazen günlerce sessiz kalır, bazen hiç beklenmedik bir anda yeniden ortaya çıkar. Bir şarkı, bir koku, bir fotoğraf, bir sokak ya da sıradan bir eşya insanı yıllar öncesine götürebilir.
Bu nedenle deprem sonrası yasın bir son kullanma tarihi yoktur. İnsanların “artık geçti” dediği yerde bile bir başkasının acısı hâlâ ilk günkü kadar canlı olabilir. Toplum olarak çoğu zaman acının bir an önce sona ermesini isteriz.
Oysa yasın amacı unutmak değildir. Yas, kaybettiğimiz insanlarla kurduğumuz bağın biçim değiştirmesidir. Onları hayatımızdan silmeden, yokluklarıyla yaşamayı öğrenmeye çalışmaktır. Depremden sonra hayata devam etmek de çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Gülmek, yeniden plan yapmak, seyahat etmek, bir sofrada neşelenmek ya da geleceğe dair hayal kurmak, kaybettiklerini unutmak anlamına gelmez. İnsan hem yas tutabilir hem de yaşayabilir. Hem özleyebilir hem gülebilir. Hem geçmişin acısını taşıyıp hem de geleceğe bakabilir.
Belki de iyileşmek tam olarak budur: Acının yok olması değil, onunla birlikte yaşamayı öğrenmek. Depremin ardından geride kalanların en büyük ihtiyacı yalnızca yeni binalar değildir. Güven duygusuna, dayanışmaya, dinlenmeye, anlaşılmaya ve birbirine tutunmaya da ihtiyaç vardır.
Çünkü bazı yaralar gözle görülmez. Bir insan dışarıdan hayatına devam ediyor gibi görünürken içinde büyük bir mücadele veriyor olabilir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Hava
Yayın: 21 Ağustos 2026 07:01 · Kaynak: tunceliemek.com.tr