Bakan Bayraktar: Türkiye 80 milyar dolarlık şebeke yatırımı yapacak
Türkiye, artan enerji talebi ile arz güvenliği risklerine karşı enerji sistemini daha fazla elektrifikasyon, yerli kaynak ve uluslararası bağlantı üzerine yeniden şekillendiriyor. Yeni dönemde şebeke yatırımları, nükleer kapasite ve bölgesel enerji ticareti aynı stratejinin parçaları olarak öne çıkıyor. TÜRKİYE 2040’A KADAR 80 MİLYAR DOLARLIK ŞEBEKE YATIRIMI PLANLIYOR Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin elektrik altyapısını büyütmek ve enerji dönüşümünü hızlandırmak amacıyla 2040’a kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık elektrik şebekesi yatırımı öngördüğünü açıkladı. Söz konusu yatırımların daha fazla yenilenebilir enerji kaynağının sisteme bağlanmasını, şebeke dayanıklılığının artırılmasını ve sınır ötesi elektrik ticaretinin genişletilmesini sağlaması hedefleniyor. Bayraktar, Türkiye’nin enerji stratejisinin yerli kaynakların geliştirilmesi, yenilenebilir ve nükleer enerjinin hızlandırılması, enerji verimliliğinin artırılması ve altyapının güçlendirilmesi üzerine kurulduğunu belirtti. Enerji ithalatına bağımlılığın azaltılmasını ise yalnızca bir enerji politikası değil stratejik ekonomi ve ulusal güvenlik meselesi olarak tanımladı. RÜZGAR VE GÜNEŞ KAPASİTESİ 43 GIGAVATI AŞTI Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesinde yenilenebilir kaynakların payı yüzde 62’nin üzerine çıkarken rüzgar ve güneş enerjisinin toplam kurulu gücü 43 gigavatı geçti. Bayraktar, COP31 öncesinde açıklanacak yeni enerji hedeflerinin elektrifikasyon merkezli olacağını ve bu dönüşümün yüksek miktarda yatırım gerektireceğini söyledi. Elektrik talebindeki artışın yalnız üretim kapasitesini değil iletim ve dağıtım altyapısını da büyütmeyi zorunlu hale getirdiğini belirten Bayraktar, şebeke yatırımlarının önümüzdeki dönemin en önemli enerji başlıklarından biri olacağını ifade etti. 2050 İÇİN 20 GIGAVAT NÜKLEER KAPASİTE HEDEFİ Bayraktar, yenilenebilir kaynakların enerji dönüşümünde hayati öneme sahip olduğunu ancak kesintisiz ve düşük karbonlu baz yük üretiminin de sistem için gerekli olduğunu belirtti. Bu nedenle nükleer enerjinin Türkiye’nin uzun vadeli enerji stratejisindeki temel ayaklardan biri olmaya devam edeceğini söyledi. Dört reaktörden oluşan ve toplam 4,8 gigavat kapasiteye sahip Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin tam kapasiteye ulaştığında Türkiye’nin elektrik talebinin yaklaşık yüzde 10’unu karşılaması hedefleniyor. Bayraktar, Türkiye’nin büyük ölçekli reaktörler ile küçük modüler reaktörleri birlikte değerlendirerek 2050’ye kadar 20 gigavat nükleer kapasiteye ulaşmayı amaçladığını bildirdi. AKKUYU’DA İLK REAKTÖR İÇİN TAKVİM İLERLİYOR Bayraktar, Akkuyu NGS’de ilk reaktörün önümüzdeki aylarda devreye alınması amacıyla Rosatom ile yakın çalışma yürütüldüğünü ifade etti. Santralin tamamlanması, Türkiye’nin elektrik üretim portföyünde nükleer enerjinin ilk kez büyük ölçekli ve sürekli bir kaynak olarak sisteme dahil olması anlamına gelecek. Nükleer kapasitenin artırılması planı yalnız Akkuyu ile sınırlı kalmıyor. Türkiye, gelecek dönemde hem yeni büyük ölçekli santral projelerini hem de küçük modüler reaktör teknolojilerini enerji arz güvenliği ve düşük karbonlu üretim hedefleri kapsamında değerlendirmeyi planlıyor. DOĞAL GAZDA YENİDEN GAZLAŞTIRMA KAPASİTESİ 160 MİLYON METREKÜPE ÇIKTI Türkiye’nin enerji arzını çeşitlendirme stratejisinin bir diğer ayağını LNG altyapısı oluşturuyor. Bayraktar, son 10 yılda günlük LNG yeniden gazlaştırma kapasitesinin yaklaşık 30 milyon metreküpten 160 milyon metreküpe yükseltildiğini belirtti. Doğal gaz depolama kapasitesinin de 15 milyar metreküpe çıkarılması için çalışmalar sürüyor. Bu altyapının yalnız Türkiye’nin arz güvenliğini güçlendirmesi değil, komşu ülkeler ve bölgesel piyasalar için de daha esnek bir doğal gaz ticaret ağı oluşturması hedefleniyor. TÜRKİYE BÖLGESEL ENERJİ PAZARLARINI BİRBİRİNE BAĞLAMAK İSTİYOR Türkiye, doğuda Azerbaycan ve Gürcistan, güneyde Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Suudi Arabistan, Avrupa yönünde ise Bulgaristan ve Yunanistan ile enerji bağlantılarını güçlendirmeyi planlıyor. Bayraktar, hedefin Türkiye’yi yalnız önemli bir enerji aktörü değil bölgesel enerji pazarlarını birbirine bağlayan güvenilir bir ortak haline getirmek olduğunu söyledi. Bu yaklaşım elektrik ticareti, doğal gaz akışları ve yeni enerji altyapısı projelerinin aynı çerçeve altında değerlendirilmesini öngörüyor. Böylece Türkiye’nin üretici ülkeler ile tüketici pazarlar arasındaki konumunun daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor. COP31’DE “TAAHHÜTTEN UYGULAMAYA” MESAJI Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 de yeni enerji stratejisinin uluslararası vitrinlerinden biri olacak. Bayraktar, enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve iklim hedeflerinin birbirine alternatif olmadığını, üç başlığın birlikte ilerlemesi gerektiğini söyledi. COP31 Başkanlığı döneminde küresel iklim gündeminin merkezine uygulamayı yerleştirmek istediklerini ifade eden Bayraktar, geçmiş yıllarda verilen taahhütlerin artık yatırıma, teknolojiye ve somut projelere dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. 2035’TE ELEKTRİĞİN PAYINI YÜZDE 35’E ÇIKARMA HEDEFİ Bayraktar, Türkiye’nin destek verdiği küresel elektrifikasyon girişiminde elektriğin toplam enerji tüketimindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e yükseltilmesinin hedeflendiğini belirtti. Girişimin farklı ülkelerin ekonomik koşullarını dikkate alan gönüllü ve kolektif bir hedef olarak tasarlandığını söyledi. Elektrifikasyonun temiz enerji üretimi, enerji verimliliği ve modern şebekelerle desteklenmesi halinde küresel enerji dönüşümünün en güçlü itici güçlerinden biri olabileceğini belirten Bayraktar, kamu kaynaklarının bu dönüşüm için tek başına yeterli olmayacağını vurguladı. ÖZEL SERMAYE VE ULUSLARARASI FİNANSMAN VURGUSU Enerji yatırımlarının ölçeğinin büyümesiyle özel sermaye, uluslararası finans kuruluşları ve yeni finansman modellerinin önemi de artıyor. Bayraktar, hedeflerin gerçekleştirilmesi için özel sektör yatırımlarının yanı sıra daha güçlü teknoloji ortaklıklarına ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin yaklaşımı, enerji dönüşümünün yalnız kamu yatırımlarıyla değil uluslararası yatırımcı ve teknoloji şirketlerinin katılımıyla yürütülmesini öngörüyor. Bu çerçevenin COP31 döneminde yeni ortaklık ve finansman anlaşmalarına zemin hazırlaması bekleniyor. TÜRKİYE-KANADA ENERJİ ORTAKLIĞINDA NÜKLEER VE LNG ÖNE ÇIKIYOR Türkiye ile Kanada arasında 22 Ekim’de imzalanan Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Ortak Bildiri de Türkiye’nin uluslararası enerji ortaklıklarını genişletme stratejisinin yeni örneklerinden biri oldu. Resmi bildiriye göre iki ülke LNG ticareti, sivil nükleer enerji, yenilenebilir enerji, kritik mineraller ve yeni nesil jeotermal teknolojiler dahil olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmeyi hedefliyor. LNG tarafında Kanada’nın büyüyen ihracat kapasitesi ile Türkiye’nin uzun vadeli tedarik ihtiyacının buluşturulması, nükleer enerji tarafında ise Kanada teknolojisine dayalı işbirliği seçeneklerinin değerlendirilmesi planlanıyor. Kritik madenlerde de arama, hizmetler, laboratuvar çalışmaları ve tedarik zincirleri boyunca yeni ortaklıkların geliştirilmesi gündemde bulunuyor. “ENERJİNİN GELECEĞİNİ BİRLİKTE ÇALIŞAN ÜLKELER ŞEKİLLENDİRECEK” Bayraktar, küresel enerji sisteminin daha fazla belirsizlikten ziyade daha fazla işbirliği, yatırım ve güvenilir ortaklığa ihtiyaç duyduğunu belirterek Türkiye’nin bu sürece katkıda bulunmaya hazır olduğunu ifade etti. Türkiye’nin amacının yalnız kendi enerji güvenliğini güçlendirmek olmadığını vurgulayan Bayraktar, daha bağlantılı ve dayanıklı bir bölgesel enerji sistemi oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Enerjinin geleceğinin tek başına hareket eden ülkeler tarafından değil birlikte çalışan ülkeler tarafından şekilleneceğini belirtti.


Kategori: Ekonomi
Yayın: 23 Ekim 2026 11:46 · Kaynak: istanbulticaretgazetesi.com