Habermetrik
← Ana Sayfa
27 Ekim 2026 12:36 · Güncelleme 12:46
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Mekke Anlaşması Meclis’te tartışma yarattı: Utku Çakırözer’den “Yemen çöllerinde ne işimiz var?” çıkışı

Mekke Anlaşması Meclis’te tartışma yarattı: Utku Çakırözer’den “Yemen çöllerinde ne işimiz var?” çıkışı
Görsel kaynağı: babaocagi.com.tr
⏱️ 10 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • TBMM Dışişleri Komisyonu’nda Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ortak savunma anlaşması görüşüldü
  • Muhalefet milletvekilleri, askeri yükümlülükler ve bölgesel risklere ilişkin soru ve eleştirilerini dile getirdi

TBMM Dışişleri Komisyonu’nda, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı arasında imzalanan Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması’nın onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanun teklifi görüşüldü. İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, anlaşmanın Türkiye’yi yeni güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakabileceğini savunarak, “Suudileri koruyacağız diye, Husilerle mücadele için Yemen’e gideceğiz.

Ne münasebet. Ne işimiz var Yemen çöllerinde” dedi. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü’ye, “Türkiye ile İsrail istihbarat paylaşıyor mu?” diye sordu.

TBMM Dışişleri Komisyonu’ndaki görüşmelerde, anlaşmanın ayrıntılarının daha iyi değerlendirilmesi için alt komisyon kurulması ve tali komisyon konumundaki Milli Savunma Komisyonu’ndan görüş alınması yönündeki önergeler reddedildi.

DAHA ÖNCEKİ ASKERİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMALARI HATIRLATILDI

Suudi Arabistan ve Pakistan ile daha önce benzer anlaşmalar yapılıp yapılmadığına ilişkin soru üzerine Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, şu bilgileri paylaştı:

“Suudi Arabistan'la daha önce iş birliği anlaşması var. Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan arasında tatbikatlarının icrasına ilişkin bir mutabakat muhtırası var. Yine, Türkiye ile Pakistan arasında bu tatbikatlara ilişkin muhtıranın uygulama protokolleri çerçevesinde çeşitli başka ortak tatbikatlar ve eğitim kurslarına yönelik, askeri alanda eğitim, teknik ve bilimsel iş birliğine yönelik bazı anlaşmalar var.

Yine, Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan arasında -Genelkurmay Başkanlıkları arasında- daha spesifik tatbikatlara yönelik uygulama protokolü şeklinde, Efes Tatbikatı'na ilişkin bazı anlaşmalarımız var. Suudi Arabistan'la da aramızda -biraz önce bahsettiğim gibi- 2012 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti arasında askeri eğitim ve iş birliği anlaşması söz konusu.

Yine, keza askeri alanda eğitim, teknik ve bilimsel iş birliği anlaşması 2010 yılından bu yana söz konusu. Yine, Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan Krallığı arasında savunma sanayi iş birliği anlaşması var.”

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, anlaşmayla Türkiye’nin hangi savunma ihtiyacının karşılanacağının net olmadığını belirtti. Anlaşmanın bölgesel krizlere dahil olma riskini beraberinde getirebileceğine dikkati çeken Ergun, şu değerlendirmede bulundu:

“Özellikle İran'la ilişkiler, Yemen'deki çatışmalar, Körfez güvenliği ve Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri birlikte ele alındığında anlaşmanın bölgesel istikrara katkısının yanı sıra yeni siyasi ve askeri kamplaşmaları derinleştirme ihtimalinin de dikkatle değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Anlaşma kapsamında Türkiye'nin üstleneceği yükümlülükler ile elde edeceği somut siyasi, askerî, diplomatik kazanımlar arasındaki dengenin açık biçimde ortaya konulması, askeri taahhütlerinin kapsamının, uygulanma koşullarının ve uyuşmazlık halinde izlenecek usullerin hukuki güvence altına alınması bu açıdan önem taşımaktadır.”

ÇAKIRÖZER: “MİLLET İRADESİ HİÇE SAYILDI”

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile ilişkilerinin her alanda geliştirilmesini desteklediklerini, savunma ve güvenlik alanlarının da bu kapsamda olduğunu söyledi. Ancak anlaşmanın mevcut haliyle Türkiye’yi ve Türk askerini riske atabileceğini, yeni güvenlik tehditleri yaratabileceğini savundu.

Anlaşmanın usulüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çakırözer, 7 Ağustos’ta imzalanan anlaşmanın 20 Ekim’de Meclis’e geldiğini belirtti. Meclis’te görüşülüp onaylanıp onaylanmayacağına karar verilmeden icrai kararlar alınarak anlaşmanın yürürlüğe sokulduğunu ileri süren Çakırözer, Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin önce İstanbul’da, ardından Riyad’da toplandığını hatırlattı.

Bu toplantılara Dışişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın katıldığını belirten Çakırözer, Suudi Arabistan’a askeri kuvvet konuşlandırılması için hazırlık yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi. Çakırözer, şöyle konuştu:

“Bu toplantılar dizisine Dışişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı gitti. Ve birçok karar alındı. Suudi Arabistan'a askeri kuvvet konuşlandırılmasına hazırlık yapılması kararlaştırıldı. Oysa buna karar verecek yer Gazi Meclisimizdir.

Henüz biz anlaşmayı dahi görmeden Pakistanlı bir general Genel Sekreter olarak ataması yapıldı. Bunların hepsi elinizde yetki olmadan yapıldığı için gayrimeşru değil midir? Mesela dün Tahran’a hangi yetkiyle gitti bu paktın üyesi ülkelerin yetkilileri? Biz Meclis olarak onayladık mı? Hayır daha yeni tartışıyoruz.”

Anlaşmanın Meclis tarafından görülüp onaylanmadan yürürlükteymiş gibi işletildiğini savunan Çakırözer, “Millet iradesi hiçe sayıldı. Bu, Anayasamıza yasalarımıza aykırıdır” dedi.

Çakırözer, 1 Mart Tezkeresi’ni hatırlatarak, o dönemde AKP’nin Meclis çoğunluğuna sahip olmasına rağmen Meclis’in Irak’ın işgaline cevaz veren tezkereye karşı çıktığını belirtti. Gazi Meclis’in Türkiye’nin Irak’ın işgaline ortak edilmesine izin vermediğini söyleyen Çakırözer, Meclis iradesinin önemine işaret etti.

Çakırözer, “Dolayısıyla bugün de hiç kimse'Nasıl olsa Meclis onaylar' diyemez. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki bu Meclis ve milletvekillerimizin iradesi sadece biz muhalefetin değil, siz iktidar partisindeki milletvekili arkadaşlarımızın da iradesi, saraylarda önceden alınmış kararların sorgusuz sualsiz tescil yeri değildir.

Biz daha metni dahi görmemişken Saray bürokratları tweet atıp milletvekillerine teşekkür ediyor, adeta istikamet gösteriyor. Bunlar olmaz” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE, SUUDİ ARABİSTAN VE PAKİSTAN’IN GÜVENLİK RİSKLERİNİ ÜSTLENİYOR”

Tali komisyon konumundaki Milli Savunma Komisyonu’nun toplanarak rapor sunması gerektiğini belirten Çakırözer, anlaşma uyarınca taraflardan birine yönelik saldırının bütün taraflara yönelik sayılacağını ve diğer tarafların yardım edeceğini hatırlattı.

Güvenlik öncelikleri ve tehdit değerlendirmeleri birbirinden farklı üç ülkeden söz edildiğini belirten Çakırözer, şu ifadeleri kullandı:

“Pakistan için bu tehdit Afganistan olabilir, Keşmir meselesi nedeniyle Hindistan olabilir. Suudi Arabistan için bu tehdit İran olabilir, İran destekli bölgedeki milisler olabilir, İsrail olabilir, Körfezdeki ülkeler olabilir.

Türkiye için ise bu saydıklarım yerine çok daha farklı risk ve tehdit analizleri yapılabilir. Mesela Ukrayna savaşı nedeniyle Karadeniz, Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarımız, KKTC'nin ve Kıbrıs Türkünün hakkı hukuku, terörle mücadele kapsamında Irak, Suriye ve İran başta olmak üzere komşu ülkelerde istikrarın korunması gibi önceliklerimiz var bizim.

Hal böyleyken bu anlaşma ile biz Suudi Arabistan'ın, Pakistan'ın güvenlik risklerini üstlenmekteyiz. Türkiye'nin güvenlik önceliği bu değil ki. Mesela Suudileri koruyacağız diye, Husilerle mücadele için Yemen'e gideceğiz.

Ne münasebet. Ne işimiz var Yemen çöllerinde. Ya da İran gibi Hindistan gibi önemli bir ülkeyi karşımıza alacağız. Ve tam da mücadele etmemiz gereken Türkiye karşıtı ittifaklara bu ülkelerin girmelerinin önünü kendi elimizle açacağız. Bunlar bizim ulusal çıkarımıza olan işler değil.”

Türkiye’nin başkalarının savaşının tarafı haline getirilmemesi gerektiğini söyleyen Çakırözer, anlaşmanın hangi ülkeye karşı yapıldığını sorguladı.

Çakırözer, “Böyle pakt anlaşmaları barış zamanında güçleri birleştirmek caydırıcılığı artırmak, savaşa mani olmak tarafların hiçbirisinin savaşa muharip olmamasını temin etmek için yapılır. Ama burada savaştaki bir ülkeyle sana saldıran bana saldırmıştır anlaşması yapmak, ülkeyi doğrudan savaşa sokmaktır.

Konuşlanma kimin için Suudi Arabistan'ın güvenliği için. Kime karşı? Husilerin saldırısına karşı. Husilerin arkasında kim var? İran var. Hatta İran'ın elde kalan tek faal vekil gücü. İran desteği sayesinde İsrail'i doğrudan hedef alan füze saldırılarını yapan işte bu Husiler Bu durumda, bunun iktidara yakın yayın organlarında gördüğümüz gibi İsrail’e karşı olmadığını, tam tersine en çok ABD ve İsrail'i sevindireceğinin farkında değil misiniz” dedi.

“BU ANLAŞMA’NIN AMACI SUUDİ HANEDANINI KORUMAK”

Türkiye’nin hangi yükümlülükleri neden üstlendiğini, anlaşmanın ülkeye ne kazandıracağını ve hangi riskleri doğuracağını bilerek hareket etmesi gerektiğini belirten Çakırözer, anlaşmanın amacının Suudi hanedanını ve petrol tesislerini korumak olduğunu savundu.

Çakırözer, anlaşmanın karşılığında Türkiye ekonomisine Suudi finansmanı sağlanmasının ve savunma sanayi projelerine Suudi Arabistan’ın ortak edilmesinin hedeflendiğini ileri sürdü.

“Bu Anlaşma'nın amacı Suudi hanedanını, petrol tesislerini koruma anlaşmasıdır. Bunun karşılığında ise kendi bozduğunuz ekonomimize Suud finansmanı sağlamak, mümkün olursa savuna sanayi projelerimize ortak etmektir. Ülkemize ama Suud’dan ama başka yerden yabancı sermaye gelmesini, savunma sanayimizin ama Suudlarla ama başka ülkelerle işbirliği yaparak gelişmesini büyümesini burada istemeyen kimse yok.

Ama bunlar olsun diye Yemen çöllerinde bir Mehmetçiğimizin tırnağına zarar gelecek bir risk üstleniyorsak işte biz buna karşıyız.”

Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti olması, hukuki güvencenin yurttaşları ve yatırımcıları kapsaması halinde yatırımların çekilebileceğini ve savunma sanayisinin geliştirilebileceğini söyleyen Çakırözer, Türkiye’nin bu hedeflere askerleri güvenlik riskiyle karşı karşıya bırakmadan ulaşabilecek insan kaynağına ve donanıma sahip olduğunu belirtti.

Türkiye’nin dostları, müttefikleri ve bölgesel iş birlikleri olabileceğini ifade eden Çakırözer, “Ama Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik politikası, başka ülkelerin güvenlik ihtiyaçları üzerinden şekillendirilemez” dedi.

“HUSİLERE KARŞI GÜÇ SEVK EDERSEK BUNU HANGİ GEREKÇEYLE YAPACAĞIZ?”

Anlaşma’nın 16’ncı maddesinde süresiz olacağı ve çekilmenin ancak yürürlüğe girdikten 10 yıl sonra, üç ay önceden bildirimde bulunulmasıyla mümkün olacağının hükme bağlandığını belirten Çakırözer, anlaşmanın gelecek hükümetleri de bağlayacağını söyledi.

Çakırözer, şöyle konuştu:

“Oysa Türkiye’de ilk seçimde iktidar değişecek. Ama bu anlaşma, gelecek Cumhuriyet hükümetlerini on yıl boyunca bağlayacak. Onların iradesini ipotek altına alacak. Başka anlaşmalarda süresiz bağlılık umurunuzda değil. Özellikle temel hak ve özgürlükler ile ilgili anlaşmalarda.

Mesela milyonlarca kadının yaşam hakkını güvence altına alan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarken'Türkiye'nin uluslararası alanda kendisini bağlamasını istemiyoruz' diyen anlayış, bugün Suudi Arabistan'ın, Suudi hanedanının güvenliğini korumak için ülkemizi 10 yıllık bir taahhüt ve risk altına rahatlıkla sokabiliyor. Bizim itirazımız tam olarak bunadır.

Mekke Paktı hükümlerinde terörle mücadele maddesi var. Evet ama terör örgütü kim? Eğer Husilere karşı bölgeye askeri güç sevk edersek, bunu hangi gerekçeyle yapacağız. Mekke Paktı'nda Suudi Arabistan'a vermekle yükümlü olduğumuz destek gereği, örneğin Husileri ve onların siyasi partisi Ensarullah'ı terörist ilan edecek miyiz?

Hükümetin böyle bir planı var mı? Öyleyse geçmişte bu Ensarullah için bu Husiler İsrail’e karşı tutum aldığında yaptığınız övgüleri nereye koyacaksınız?”

Yemen ve Husiler konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın farklı zamanlarda yaptığı açıklamaları hatırlatan Çakırözer, iktidarın aynı konudaki görüşlerinin değişebildiğini savundu.

Çakırözer, “Şimdi soruyorum bu iktidarın ve başındaki Erdoğan’ın aynı konuda 180 derece değişebilen görüşleri varken, böylesine savrulmalar içindeyken biz şimdi nasıl bu görüşlere güvenip de böyle bağlayıcı bir askeri ittifaka gireceğiz, Husilere karşı Mehmetçiği Yemen çöllerine göndereceğiz” diye konuştu.

ÇAKIRÖZER: “BU BİR TRUMP PLANIDIR”

Anlaşmanın savaş ve barış dönemlerinde askeri konuşlanmanın yanı sıra lojistik, silah, mühimmat ve yakıt desteğini de kapsadığını belirten Çakırözer, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Suudi hanedanının korunması amacıyla konuşlandırılmasının zemininin hazırlandığını düşündüklerini söyledi.

Çakırözer, “Buradan bizim çıkarımımız Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Suudi hanedanının korunması için konuşlanmasının zemininin hazırlandığı biçimindedir. Peki neden! Nasıl buraya geldik? Çünkü bu bir Trump planıdır, densiz büyükelçi Tom Barrack'ın planıdır.

Ve her Trump planı gibi, her Tom Barrack planı gibi Türkiye'nin ya da bölgemizin ya da İslam dünyasının çıkarını korumayı amaçlamaz. ABD'nin çıkarını, Trump'ın çıkarlarını, İsrail'in çıkarını korumayı öncelik sayar” ifadelerini kullandı.

Mekke Paktı’nın Türkiye’den çok ABD’nin çıkarlarını koruduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çakırözer, ABD’nin doğrudan operasyon yapamayacağı Husilere karşı başka bir gücü kullanmak istediğini öne sürdü.

Çakırözer, “Olmayacağız. Çünkü Türk askerini Yemen'e göndermek, Türkiye'nin planı, Türkiye'nin programı değildir. Trump'ın planıdır. ABD ve İsrail'in çıkarlarına hizmet etmektedir” dedi.

“ANLAŞMA’YA HAYIR DİYECEĞİZ”

Çakırözer, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile ilişkilerinin geliştirilmesine karşı olmadıklarını, ancak anlaşmanın Türkiye’yi gereksiz güvenlik riskleri altına sokabileceğini ve gelecekteki hükümetleri 10 yıl boyunca bağlayabileceğini savundu.

Çakırözer, “Dostluk, bir milletin iradesini devre dışı bırakarak kurulmaz. Güvenlik, başkalarının savaşını üstlenerek sağlanmaz. Türkiye'nin gücü, kendi sınırlarını, kendi halkının güvenliğini istikrarını, kendi çıkarını gözeten bir akılla ölçülür.

Biz Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la ilişkilerinin geliştirilmesine karşı değiliz. Ama Türkiye'yi gereksiz güvenlik riskleri altına sokan, barış döneminde dahi askeri yükümlülükler doğurabilecek, gelecek hükümetleri 10 yıl boyunca bağlayacak ve üstelik Meclis iradesini daha en başından tartışmalı hale getiren bu anlaşmaya bu haliyle onay vermiyoruz.

Bu nedenle, hem usule hem esasa ilişkin bu itirazlarımız nedeniyle bu Anlaşma'ya hayır diyeceğiz” diye konuştu.

SALICI: “ORTAK TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİ VAR MI?

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: babaocagi.com.tr
Haber metni ve görseller babaocagi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 27 Ekim 2026 12:36 · Kaynak: babaocagi.com.tr
Kaynağı Oku ↗