Habermetrik
← Ana Sayfa
11 Ekim 2026 15:02
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Dönüşümün önündeki engeller kaldırılmalı

Dönüşümün önündeki engeller kaldırılmalı
Görsel kaynağı: ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli

Deprem, bu ülkenin ve bölgemizin acı gerçeği…

17 Ağustos 1999, bizim acı tecrübemiz, unutamadığımız felaketimiz.

6 Şubat depremleri ise son yüzyılın en büyük yıkımlarından biri olarak hafızalarımıza kazındı.

Şimdi Balıkesir ve çevresinde yaşanan deprem fırtınalarını izliyoruz. Her sarsıntı, geçmişin acılarını yeniden hatırlatıyor.

Önceki gün de Yalova açıklarında deprem meydana geldi. Cumartesi akşamı saat 22.08’de yaşanan 3,5 büyüklüğündeki sarsıntının yerin 7,96 kilometre derinliğinde gerçekleştiği açıklandı. Küçük bir depremdi. Ancak kızım panikle salona geldi: “Deprem olmuş, Gebze’de hissedilmiş” dedi. Panikle arkadaşları ile konuştu.

Büyüklüğü 3,5 olan bir deprem bile insanımızı endişelendirmeye yetiyor. Çünkü biz bu acıyı yaşadık.

Ne demek olduğunu biliyoruz. Her sarsıntıda aklımıza aynı soru geliyor:

Bu kez de içimizi rahatlatan açıklama Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan geldi. Kocaeli’de de hissedilen Yalova açıklarındaki depremin Büyük Marmara Fayı veya Adalar Fayı üzerinde değil, 1999 Gölcük depreminden sonra ikincil fay kollarına aktarılan stresle ilişkili olduğunu belirtti.

Üşümezsoy, bu depremin yaklaşık bir kilometrekarelik küçük bir fay düzlemindeki kırılmadan kaynaklandığını, bu tür tali kolların büyük bir deprem üretmesinin beklenmediğini savunuyor. Bölgede en fazla 5 büyüklüğünde sarsıntılar yaşanabileceğini ifade ediyor. Adalar bölgesinde hareketlenen hatların ana fay değil, onu kuzey yönünde kesen küçük fay kolları olduğunu söylüyor.

Elbette bunlar Üşümezsoy’un bilimsel değerlendirmeleri. Deprem konusunda hiçbir açıklamayı mutlak güvence olarak görmemek, farklı bilimsel görüşleri de dikkate almak gerekiyor. Peki, ben neden Şener Üşümezsoy’un söylediklerini bu kadar önemsiyorum?

Bu konuda daha önce üç yazı yazdım: “Şener Üşümezsoy haklı olabilir mi?” (25 Nisan 2025), “Bundan böyle Şener Üşümezsoy’cuyum!” (11 Ağustos 2025) ve “Şener Üşümezsoy Sapanca hattı dediyse” (11 Kasım 2025).

11 Ağustos tarihli yazımda da anlattığım gibi, Üşümezsoy’u 17 Ağustos 1999 depreminden bu yana dikkatle takip ediyorum. Büyük felaketin ardından herkes olası İstanbul depremini konuşurken o, Bolu-Düzce hattına dikkat çekiyor, bölge için uyarılarda bulunuyordu. Nitekim 12 Kasım 1999’da Kaynaşlı’da deprem meydana geldi.

İstanbul için “süre daralıyor” tartışmaları sürerken Hatay-Kahramanmaraş eksenindeki Doğu Anadolu Fay Hattı’na da dikkat çekiyordu. İstanbul konusunda ise 7 ve üzeri büyüklükte deprem beklentilerine itiraz ediyor, Kumburgaz hattında 6 ila 6,5 büyüklüğünde bir deprem öngörüyordu.

Geçen yıl 16 Temmuz’da yaptığı açıklamalarda da İstanbul için sıkça dile getirilen 7,2 büyüklüğündeki deprem senaryosunun bilimsel temelini sorgulamış, asıl riskin Marmara’nın güneyinde; Balıkesir, Simav, Uşak ve Sındırgı çevresinde yoğunlaşabileceğini savunmuştu. Ağustos ayında Sındırgı’da meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem, bu değerlendirmelerin yeniden tartışılmasına yol açtı.

Üşümezsoy’un yaklaşımını önemli buluyorum. Çünkü depremi anlatırken yalnızca korkuyu büyüten değil, fayları ve olası senaryoları tartışan bir dil kullanıyor. Ancak hiçbir uzmanın öngörüsü, hazırlık yapmamak için gerekçe olamaz.

Korkuyla yaşamak zorunda değiliz ama hazırlıksız yakalanma lüksümüz de yok.

Kentsel dönüşümü, deprem toplanma alanlarını, arama-kurtarma ekiplerini, acil barınma ve sıcak yemek imkânlarını sürekli gündemde tutmalıyız. Binalarımızı güvenli hâle getirmek, afet planlarımızı hazırlamak ve kurumlarımızın müdahale kapasitesini güçlendirmek zorundayız.

Çünkü mesele yalnızca büyük deprem beklemek ya da küçük depremlerle teselli bulmak değil. Mesele, deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek.

Depremi durduramayız. Ama ihmali, hazırlıksızlığı ve çaresizliği azaltabiliriz. Asıl güven veren de budur.

Hazır olmanın birinci koşulu dayanıklı evler yapmak, riskli olanları yıkmaktan geçiyor.

Bir- Şehrimizde kentsel dönüşümün önündeki ekonomik engeller, başta kira yardımı olmak üzere kaldırılmalı. Kira yardımının miktarı gerçek düzeye çekilmeli ya da kira ödemeleri geri ödemeden düşülebilmelidir.

Bakın sırf bu kaygılarla Kadıköy Mahallesi 2. Bölgede dönüşüme hayır dendi.

İki- İnşaat süreleri kısaltılmalı. Çünkü insanlar yaşam alanlarından çok uzun süre ayrı olmak istemiyor.

Üç- Müteahhitler için yerinde dönüşüm cazip hale getirilmeli. Bu çözümü de hızlandırır.

Şener Hocayı çok seviyor ve inanıyorum ama deprem için hazır olmak zorundayız. En önemlisi de dönüşmektir. Bu saydıklarımın yapılmasının elzem olduğuna inanıyorum.

Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır

ÖZÜER MOBİLYA AVM Mobilya üretimi için, mobilya ustası ve Meslek lisesi mezunu, Tecrübeli-Tecrübesiz PERSONELLER alınacaktır. Dolgun Maaş+SSK+ Yem...

İlanlarınız hem gazete hem de internet sitemizde eş zamanlı yayınlanmaktadır. * Gün sayısı artıkça indirimlerimiz mevcuttur. * İlan metninize en uygun ebat için tarafınıza en kısa sürede geri dönüş sağlanacaktır.

Kaynaklar: ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli
Haber metni ve görseller ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava
Yayın: 11 Ekim 2026 15:02 · Kaynak: ozgurkocaeli.com.tr, Özgür Kocaeli
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp