Habermetrik
← Ana Sayfa
15 Ekim 2026 09:21
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Selden ders aldık mı?

Selden ders aldık mı?
Görsel kaynağı: sakaryayenihaber.com

Sakarya’da yağmur yağdığında artık yalnızca gökyüzüne bakmıyoruz. Hangi dere taşacak, hangi yol kapanacak, hangi mahallede evleri su basacak diye endişeyle bekliyoruz. Çünkü son yıllarda yaşanan taşkınlar, yağmurun yalnızca bir hava olayı olmadığını; şehircilikten altyapıya, tarımdan çevre yönetimine kadar pek çok konuyu ilgilendiren ciddi bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlatmaya yetiyor. Bundan daha 15 gün önce Sakarya genelinde yaşanan ve yıllar sonra ilk kez metrekareye 150 kg. üstünde yağışın düşmesiyle yaşanan taşkınların ardından dün yine gündeme gelen su baskınları, bize gerçek sıkıntıyı bir kez daha göstermeye yetti. Eylül ayında bundan 15 gün önceki yağışlarda Ferizli’de metrekareye 150,5, Karapürçek’te 143,4, Adapazarı’nda 133,6 kilogram yağış düşmesi, yaşanan tablonun boyutunu gözler önüne serdi. Evler, iş yerleri, yollar ve tarım arazileri sudan etkilendi. Elbette her yağışın önüne geçmek mümkün değil. İklim koşulları değişiyor, kısa sürede çok yüksek miktarda yağış düşebiliyor. Ancak doğal afetlerin etkisini azaltmak, can ve mal kaybı riskini düşürmek mümkün. Bunun yolu da yalnızca yağmur başladıktan sonra harekete geçmekten değil, yağmur başlamadan önce doğru planlama yapmaktan geçiyor. Mesela 15 gün önce su baskını yaşanan yerlerde bugün için önlem alınmış olsa ve kanallar temizlense böyle bir durum ortaya çıkmayacak. Şehirde betonlaşma hızla artarken yeni imara açılan yerlerde altyapı nedense sonradan yapılıyor. İlçe belediyeleri imarı açmaya açıyor ama altyapı ile ilgilenmiyor ve büyükşehir yapsın diyor…Hal böyle olunca ilk yağmurda suyu taşıyan sistemler yetersiz kaldığında, su kendisine başka bir yol buluyor. O yol senin bu yol benim derken sel olup akıyor. Tabii önüne katıp götürdükleri de işin cabası… Resmen araçlar birer kayık gibi suyun üstünde yüzüyor. Bir de dere yataklarına yapılan yapılara kim izin veriyor, nasıl veriyor bunların artık tartışılması bile çok garip. İmara aykırı işlem yapan kim varsa bu kişiler hakkında soruşturma açılmalı ve gereği yapılmalı. Olay sadece her yağmurda yaşanan selde ortaya çıkan iki üç iş makinası ile dere temizliği köprü ağzı temizliği yapmak değil… Hatta bir de vidanjör ile yollarda biriken suları çekmek nedir Allah aşkına. Yıllardır aynı yer aynı sorun yollarda su birikiyor ama her yağmurda durum aynı…Artık yağmur bitti dert bitti devri kapanmalı yağmurda sorun yaratan yerlerde çalışma yapılmalı… Yoksa her yağmurda biz aynı yerlerde sorunu yaşamaya devam ederiz. Her yağmurda sarı yağmurlukları üzerlerine giyip çizmeleri ayaklarına geçirenleri görmekten bıktık. Bu görüntü bile abesle işgal… Vatandaş suyun içinde yüzüyor, evini su basmış, eşyaları gitmiş canını zor kurtarmış ama bizimkiler adeta yağmura yönelik takım elbise sayılan sarı yağmurluk ve çizmeleri ile üzerlerinde bir tane leke bile yok tur atıyorlar…Tur atmakla olay yerine gitmekle bu işler çözülmüyor. Bilmem kaç tane spor sahası yaptık diye övünmek yerine artık bu şehrin her yağmurda suyla dolan yerlerine yönelik çalışma yapın…Ferizli’den Karasu’ya, Akyazı’dan Sapanca’ya, Hendek’ten Kaynarca’ya, Pamukova’dan Adapazarı’na, Erenler’den Söğütlü’ye, Karapürçek’ten Pamukova’ya, Geyve’den Arifiye’ye kadar farklı ilçelerde yaşanan taşkınlar bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Sel riski tek bir ilçenin, tek bir kurumun ya da tek bir mahallenin sorunu değildir. Bir yerde dere taşar, başka bir yerde yol çöker. Bir mahallede evleri su basarken başka bir bölgede tarım arazileri zarar görür. Bu nedenle her olayın ardından yalnızca hasar tespiti yapmak yeterli değildir. Olayların nedenleri de ortaya konulmalıdır. Hangi bölgelerde su birikiyor? Hangi dere yataklarında daralma var? Hangi menfezler yoğun yağışta yetersiz kalıyor? Hangi mahallelerde yağmur suyu tahliyesi sorun oluşturuyor? Bu soruların cevapları kamuoyuyla paylaşılmalı. Riskli bölgeler belirlenmeli, gerekli çalışmalar öncelik sırasına konulmalı ve biran önce yapılmalı ve aralıklı olarak bu tekrarlanmalıdır. Üstelik bu çalışmalar yalnızca belediyelerin değil, görev ve yetki alanlarına göre DSİ’nin, ilgili kamu kurumlarının, üniversitelerin, meslek odalarının ve yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunda yürütülürse çok daha olur.
Sel sularının tarım arazilerini basması da, yalnızca birkaç günlük üretim kaybı anlamına gelmez. Üreticinin emeği, geçimi ve gelecek sezonun planları da bu zarardan etkilenebilir. Aynı sorun tekrarlandığında ekonomik kayıp büyür, kırsalda yaşayan vatandaşın yükü ağırlaşır. Bu nedenle tarımsal drenaj kanallarının işlevi korunmalı, suyun doğal akışı gözetilmeli ve taşkın riski taşıyan alanlarda uzun vadeli çözümler geliştirilmelidir. Unutmayalım: Selden sonra yaraları sarmak zorundayız; asıl görevimiz, o yaraların tekrar açılmasını önlemektir. Bunun için de gerekeni yağmuru beklemeden yapmalıyız.

Kaynaklar: sakaryayenihaber.com
Haber metni ve görseller sakaryayenihaber.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava
Yayın: 15 Ekim 2026 09:21 · Kaynak: sakaryayenihaber.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp