‘Montrö Plus’ ateşkesten sonra da devam edecek
Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başladığı 2022’den bu yana yalnızca Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni uygulamadı; Montrö’nün çizdiği hukuki sınırların ötesine geçen bir mekanizmayı da işletti. Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu savaşın ilk günlerinde bunun ipucunu vermiş, Türkiye’nin yalnız savaşan taraflara değil, “kıyıdaş olan, olmayan bütün ülkelere” savaş gemilerini Boğazlardan geçirmemeleri çağrısı yaptığını açıklamıştı. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ise 2023’te Ankara’nın stratejik hedefini çok daha açık ifade etti: “NATO’yu veya Amerika’yı Karadeniz’de istemediğimizi beyan ediyoruz.”Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından uyguladığı Karadeniz kısıtlamalarının yeni ayrıntıları ortaya çıktı. Aradan dört yıl geçti. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nın yayımladığı kapsamlı bir çalışma, Ankara’nın bu politikasının Türk yetkililer tarafından “Montreux Plus” (Montrö Plus) olarak adlandırıldığını ortaya çıkardı. Daha önemlisi, uygulamanın savaşın sona erme sürecinde de devam etmesi planlanıyor. Carnegie’ye konuşan Türk yetkiliye göre basit bir ateşkes Ankara için yeterli olmayacak. Türkiye ancak kalıcı bir ateşkes ya da gerçek bir barış düzenlemesi oluştuğunda mevcut kısıtlamaların kaldırılmasını değerlendirecek. Yani silahların susması, ABD, İngiltere ve Fransa gibi kıyıdaş olmayan NATO devletlerinin savaş gemilerinin yeniden Karadeniz’e dönmesinin kapısını otomatik olarak açmayacak. ÖNCE MONTRÖ DEVREYE GİRDİ24 Şubat 2022’de Rusya’nın Donbass bölgesine yönelik özel askeri harekâtının başlaması, Montrö açısından kritik bir hukuki soru doğurdu: Ortada Sözleşme anlamında bir “savaş” var mıydı? Türkiye 27 Şubat’ta çatışmaları “savaş” olarak nitelendirdi. Dönemin Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Bu bir savaşa dönüştü.” diyerek Montrö’nün savaş hükümlerinin uygulanacağını açıkladı. Bunun sonucunda 19. madde devreye girdi.19. madde, Türkiye’nin taraf olmadığı bir savaşta, savaşan devletlerin savaş gemilerinin Türk Boğazlarından geçmesini yasaklıyor. Böylece Türkiye, savaşın tarafı olmadığı halde Boğazların sahibi olarak savaşan tarafların savaş gemilerine kapıyı kapattı. Ancak Montrö’nün Karadeniz’e kıyısı olmayan ve savaşın tarafı bulunmayan devletlere ilişkin rejimi bundan farklıydı. Sözleşme, savaşın tarafı olmayan ülkelerin savaş gemilerinin Karadeniz’e savaş gemisi göndermesini yasaklamıyordu. Yani ABD, İngiltere veya Fransa gibi savaşa taraf olmayan NATO ülkelerinin Karadeniz’e girişinin önünde bir engel yoktu. İşte Montrö Plus tam burada devreye girdi. MONTRÖ’NÜN İZİN VERDİĞİNİ ANKARA İSTEMEDİAnkara yalnızca 19. maddeyi uygulamakla kalmadı; Sözleşme hükümleri çerçevesinde Karadeniz’e girebilecek kıyıdaş olmayan NATO devletlerinden de savaş gemilerini bölgeye göndermemelerini istedi. Çavuşoğlu, 28 Şubat 2022’de Kabine Toplantısı’nın ardından bunu açıkça ilan etti: “Kıyıdaş olan, olmayan bütün ülkeleri Boğazlardan savaş gemisi geçirmemesi konusunda uyardık.”Böylece Türkiye’nin tutumu Montrö hükümlerinin ötesine geçti ve NATO’ya ‘Karadeniz’e savaş gemileri göndermeyin. Savaşı denizde büyütmeyin.’ mesajı verildi. İşte Carnegie’nin da dört yıl sonra ortaya çıkardığı bilgi, bu politikanın adını koymuş oldu. Thomas de Waal imzasıyla yayımlanan Carnegie çalışması, Türkiye’de yetkililer ve uzmanlarla yapılan görüşmelere dayanıyor. Çalışmaya göre bir Türk yetkili, 2022’de geliştirilen bu siyasi mekanizmayı “Montreux Plus” (Montrö Plus) olarak tanımladı. Yetkili, Ankara’nın yaklaşımını şu sözlerle anlattı: “Herkesi Karadeniz deniz alanının daha fazla askerileştirilmesinden kaçınmaya çağırdık.”Bu yönüyle ise Montrö Plus, Montrö’nün ötesine geçen yepyeni bir düzeni ifade ediyor. Ankara, savaşan devletlerin savaş gemilerine geçişleri kapatmış, NATO ülkelerine de ‘Gemilerinizi göndermeyin.’ demişti.‘NATO’YU KARADENİZ’DE İSTEMİYORUZ’Türkiye’nin bu politikasının en açık ifadelerinden biri Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’ndan gelmişti. Tatlıoğlu, 17 Kasım 2023’te Yalova’daki Deniz Astsubay Okullarının kuruluş yıl dönümü töreninde NATO’nun Karadeniz’de yeni tedbirler almaya çalıştığını belirterek “Karadeniz’de bu tedbirleri biz kendimiz alacağımızı ifade edip NATO’yu veya Amerika’yı Karadeniz’de istemediğimizi beyan ediyoruz.” demişti. Tatlıoğlu ardından Karadeniz doktrinini özetleyen şu ifadeyi kullandı: “Karadeniz’i bir Orta Doğu’ya çevirmesinler.”‘ATEŞKES YETMEYECEK’Peki yarın savaş durursa ne olacak? Türk yetkilinin verdiği yanıta göre; “Ateşkes tek başına yeterli değil.” Carnegie, Ankara’nın mevcut politikasının savaş devam ettiği müddetçe süreceğini belirtiyor. Türk yetkilinin aktardığı yaklaşıma göre ancak kalıcı bir ateşkes veya gerçek bir siyasi çözüm, Türkiye’yi mevcut kısıtlamaları kaldırmaya ikna edebilir. Bu ayrım son derece önemli çünkü silahların susması ile savaşın sona ermesi aynı şey değil. Türkiye, geçici bir ateşkeste mevcut rejimi sürdürürse, Montrö Plus’ın NATO’ya yönelik vetosu da devam edecek. Dolayısıyla ateşkes olsa bile NATO’nun kıyıdaş olmayan üyelerinin savaş gemilerinin Karadeniz’e dönüşüne Ankara’nın yeşil ışık yakması beklenmiyor. Türk yetkililer bu politikayı ‘Montrö Plus’ olarak adlandırırken, geçici bir ateşkesin de kısıtlamaları kaldırmaya yetmeyeceği bildirildi. BU NE PERHİZ…Diğer yandan ABD/AB, savaş gemileriyle Karadeniz’e giremese de Ukrayna’ya verdiği silah ve istihbarat desteği ile denizleri sabote etmeyi başardı. Son aylarda onlarca ticari gemi Ukrayna tarafından hedef alındı. Türkiye ise Montrö Plus’ın da ötesinde daha sert önlemler almak yerine, Batı’yı Boğazlara taşıdı. Anadolukavağı’nda oluşturulan Deniz Unsur Komutanlığı (Maritime Component Command-MCC)’na 14 ülkenin katılacağı bildirildi. Türk askeri yetkili Carnegie’ye “14 ülke Deniz Unsur Komutanlığına katkı sağlayacağını bildirdi; ancak deniz platformlarına katkı yalnızca kıyıdaş ülkeler Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacak.” dese de, bazı soru işaretleri yerinde duruyor. Montrö Plus’ın temel hedeflerinden biri kıyıdaş olmayan NATO devletlerinin savaş gemilerini Karadeniz’in dışında tutmakken, şimdi Fransa ve İngiltere’nin yönettiği Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna Operasyonel Karargâhı’nın deniz ayağı Anadolukavağı’nda konuşlanıyor. O zaman şu sorular akla geliyor:1- Anadolukavağı’nda kurulacak Deniz Unsur Komutanlığının tam görev tanımı nedir?2- 14 ülkenin hangileri karargâhta personel bulunduracak? Kaç yabancı asker Türkiye’de görev yapacak?3- İngiliz ve Fransız komutanların yönettiği Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna Operasyonel Karargâhı ile İstanbul’daki Deniz Unsur Komutanlığı arasındaki emir-komuta ilişkisi nasıl olacak?4- Karadeniz’deki harekât ve devriye planlarını kim hazırlayacak?5- Kıyıdaş olmayan NATO ülkeleri savaş gemisi göndermese dahi istihbarat, keşif, gözetleme, hedef tespiti ve harekât planlamasına katılacak mı?6- Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın sağlayacağı savaş gemileri hangi komuta zincirine bağlı olacak?7- Yapının NATO’nun komuta-kontrol ve istihbarat sistemleriyle bağlantısı olacak mı?8- Türkiye’nin “Karadeniz’in güvenliği kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanmalıdır.” ilkesi bu yapıda nasıl güvence altına alınacak?9- Montrö Plus NATO savaş gemilerini Karadeniz’in dışında tutarken, kıyıdaş olmayan NATO ülkelerinin Karadeniz harekâtını İstanbul’daki bir karargâhtan planlamasının önüne hangi mekanizma geçecek? HÜRMÜZ’E ÖRNEK OLABİLİRABD/İsrail’in saldırılarının ardından İran, Hürmüz Boğazı’nda yeni bir geçiş rejimi uygulamaya başladı. Ancak bu fiili durum henüz Montrö benzeri özel bir sözleşmeyle düzenlenmiş değil. Gelecekte Hürmüz’ün statüsünün ne olacağı tartışılırken Montrö Plus dikkat çeken bir örnek olarak ortaya çıkıyor. Böyle bir düzenleme; boğazdan ticari geçiş serbestisini güvence altına alırken, kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine tonaj ve süre sınırı getirebilir, kriz ve savaş dönemlerinde askerî geçişleri özel kurallara bağlayabilir, kıyıdaş devletlere güvenlik konusunda öncelikli sorumluluk verebilir ve bölge dışı donanmaların sürekli askerî varlığını sınırlandırabilir. KİEV-MOSKOVA ANLAŞMASI YERİNE TÜRKİYE-RUSYA GÜVENLİ KORİDORUMontrö Plus, savaşın Karadeniz’e dışarıdan yeni donanmalar taşınarak büyütülmesini önemli ölçüde engelledi. Ancak savaşın dördüncü yılında ortaya çıkan tablo, bunun tek başına Karadeniz’in güvenliğini sağlamaya yetmediğini gösteriyor. Çünkü kıyıdaş olmayan NATO devletlerinin savaş gemileri Karadeniz’in dışında tutulurken, Ukrayna sivil gemileri ve limanları hedef alarak deniz ticaretini felç ediyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da önceki gün Bakü’de yaptığı açıklamada, “Savaşın Karadeniz’de yayılması ve vatandaşlarımızın hayatını ve şirketlerimizin faaliyetlerini tehdit etmesi, kabul edilebilir bir durum değil.” dedi. Fidan, Türkiye’nin yeni bir mutabakat için girişimlerini artırdığını belirterek, “Taraflarla bu konuda görüşmelerimiz var, tekliflerimiz var.” bilgisini verdi. Yeni mekanizmanın merkezinde ise ticari gemilerin savaşın dışında tutulması bulunuyor. Fidan’ın temmuz ayında açıkladığı öneriye göre Rusya ve Ukrayna, savaş diğer alanlarda devam etse bile Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliği konusunda karşılıklı taahhütte bulunabilir. Limanlar, ticari gemiler ve belirlenen deniz ulaştırma hatları saldırıların dışında bırakılabilir. Böylece Karadeniz için iki katmanlı bir güvenlik mimarisi ortaya çıkabilir: Montrö Plus dışarıdan gelecek askerî tırmanmayı önleyecek; yeni bir deniz mutabakatı ise Karadeniz’in içindeki ticari seyrüseferi koruyacak. KİEV ANLAŞMALARA UYMUYORAncak Kiev’in daha önceki hiçbir anlaşmaya uymaması, mekanizmanın işlerliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bu nedenle Türk iş dünyası ve denizcilik sektörü, bir Rusya-Ukrayna anlaşmasından ziyade Türkiye ile Rusya’nın “güvenli deniz koridoru” kurmasını talep ediyor. Böyle bir durumda Türk ve Rus Donanmalarının birlikte gemilere eşlik edebileceği değerlendiriliyor. Nitekim birkaç gün önce de Rusya Büyükelçisi Sergey Verşinin’i İzmir’de ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) temsilcileri, Karadeniz’de “güvenli deniz koridoru” taleplerini doğrudan iletti. İki hafta önce ise Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), 7 maddelik bir politika tavsiye bildirisi açıkladı. TTDG’nin bildirisinde, “Karadeniz Gıda ve Tarımsal Ticaret Güvenliği Mekanizması” oluşturulması, “Gıda Gemisi” kaydı taşıyan gemilerin yükünü ve rotasını teyit edecek gönüllü bir şeffaflık sistemi oluşturulması ve temel tarımsal ürünleri taşıyan gemiler için şeffaf bildirim ve koordinasyon sistemi kurulması istendi.


Kategori: Siyaset
Yayın: 16 Eylül 2026 21:58 · Kaynak: aydinlik.com.tr