Habermetrik
← Ana Sayfa
30 Ekim 2026 11:26
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kur’ân’ın Karakter İnşâ Projesi

Kur’ân’ın Karakter İnşâ Projesi
Görsel kaynağı: elbistaninsesi.com
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Varoluşçuluk felsefesine göre ontolojik olarak var olan varlık (insan) hiç şüphe yok ki çok yönlü, çok boyutlu, girift ve karmaşık bir yapıya sahiptir

Varoluşçuluk felsefesine göre ontolojik olarak var olan varlık (insan) hiç şüphe yok ki çok yönlü, çok boyutlu, girift ve karmaşık bir yapıya sahiptir.

Daha doğuştan getirdiği fıtrî potansiyelleri ve sonradan kendisine dikte ve empoze edilen sosyal algoritmaları ile her an her yöne direksiyon çevirebilecek tarz ve özellikte olan insan, bu eğilim ve meyyâlliği ile bir taraftan bizleri şaşırtırken, bir taraftan da direnç ve tutuculuğu ile sabır taşını bile çatlatmaktadır.

Dolayısıyla ilkesel olarak yaratılışın ontolojisinde mevcut olan bu düalist yaklaşım, tabiatta var olan ve insanın bizâtihî yapıp ettikleriyle de şekillenen diyalektik felsefeyi ister istemez gündeme getiriyor ya da en azından determinizm prensibini bir realite olarak önümüze koyuyordu.

Bu gerçeklikten hareketle her ne kadar “kurşun asker” anlayışına dayalı tek tipleştirme projesi muhâl olsa da her felsefî ve ideolojik akım kendi tipoloji ya da prototiplerini tasarlayarak üretmeyi plânlıyor, ortaya numûne-i imtisâl (rol model) boyutunda bir “ideal insan tipi” yaratmayı arzu ediyordu. Bu da insana dâir meselelerde anlaşılır bir şeydi.

Çünkü dünya var olduğundan beri bu böyleydi ve bu minvâl üzere târihî süreç içerisinde nice görüş ve düşünceler serdedilerek hayata geçirilmeye çalışılmıştı.

Bu bağlamda Sokrates, Eflâtun (Platon), Aristoteles, Kıbrıslı Zenon gibi Antik Yunan filozoflarından tutunuz da, Stoacı Roma İmparatoru Marcus Aurelius, Antik Çin’de Tao ve Konfüçyüs, Türklerde Bilge Kağan, Vezir Tonyukuk, Yusuf Has Hâcib, İslâmiyet’in erken döneminde Medîne’deki Ehl-i Suffe, Bağdat’taki Beytü’l- Hikme (t) ve Nizâmiye medreseleri, Fârâbî, İbni Sînâ, İbni Rüşd gibi İslâm düşünürleri, Osmanlı’da Enderun Mektebi ve Yüksek İhtisas Medreseleri, Aydınlanma döneminin filozof ve sosyologlarından Descartes, John Locke, J. J.

Rousseau, J. P. Sartre, Auguste Comte, Emile Durkheim, Max Weber ve nihâyetinde Adam Smith, Karl Marx ve Adolf Hitler gibi isimler kendi perspektif ve cephelerinden bu “ideal tipoloji”yi realize etmeye çalışmışlardı.

Yakın târihimizde ise Atatürk’ün “Gençliğe Hitâbe”si ve Cumhuriyet’in onuncu yılında Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar tarafından yazılan Onuncu Yıl Marşı’ndaki “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan!” sloganı, fikir babalığını ünlü Amerikalı eğitimci John Dewey’in yaptığı, Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un da hayata geçirdiği “Köy Enstitüleri” Projesi, İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun Tâlim ve Terbiyede İnkılâp, Pedagojide İhtilâl, İctimâî Mektep, Rüyamdaki Okullar gibi önemli eserlerinde vücut bulan ve beş temel prensip üzerine binâ edilen “Yeni Adam” inşâ etme düşüncesi, Mehmet Akif Ersoy’un “Âsım’ın Nesli”ni yetiştirme mücâdelesi, Said-i Nursî’nin Risâleler mârifetiyle “Nur Talebeleri” rahle-i tedrisi, Necip Fazıl Kısakürek’in “Bir Adam Yaratmak” piyesi ve “Gençliğe Hitâbe”si ile ideal gençlik hayâli, Alparslan Türkeş’in “Dokuz Işık” meş’âlesiyle ülkücü ve milliyetçi gençlik mefkûresi, Necmettin Erbakan’ın “Millî Görüş” hülyâsı, Bülent Ecevit ve benzerlerinin “Sosyalizm” rüyâsı, Süleyman Demirel ve Turgut Özal gibi şahsiyetlerin Laissez- Faire (Bırakınız yapsınlar- Bırakınız geçsinler) anlayışıyla “Liberal ve Kapitalist Gençlik” yetiştirme arzuları, Fethullah Gülen’in “Adanmış nesil, altın nesil” hezeyanları, Recep Tayyip Erdoğan’ın, Necip Fazıl’dan ilhamla dinini ve kinini unutmayan “Teknofest Gençliği”, evet işte bütün bunların hepsi ideal tipolojiyi realize edecek “ideal insan” tipi yetiştirmeyi amaçlıyordu.

Mâmâfih bu mesele sâdece felsefî düşünce ve ideolojilerin konusu değil, dinlerin de iddiası idi. Bu bağlamda her din, kendi bağımlı ve bağlılıklarını yetiştirmeyi amaç edinmişti.

Ancak Kur’ân merkezli İslâmiyet, bütün bunlardan (yukarıda zikredilenlerden) farklı bir şey yapıyordu. Yapılan bu şey, bir “Karakter” inşâ projesiydi. Kur’ân işe işte buradan başlamıştı. Çünkü karakteri sağlam olmayan insanlar hangi görüşün, hangi düşüncenin, hangi felsefî akımın, hangi ideolojinin, hangi siyâsî yapının, hangi dinin ve dînî oluşumların mensubu ve temsilcisi olurlarsa olsunlar bir yerde çözülüyorlar ve çıkarlarıyla ilgili dünyevî meselelerde imtihanı hep kaybediyorlardı.

Ama Sümeyye ve Yâsir gibi karakter âbidesi insanlar, Ebu Cehil başta olmak üzere Mekkeli müşriklerin tüm zulmüne rağmen canları pahasına da olsa tevhitten ve doğru yoldan ayrılmıyorlardı.

İşte Kur’ân’ın temel amacı geldiği topluma ve geldiği toplumun şahsında tüm insanlığa bir karakter inşâ projesi sunmaktı. Ve bunu 23 yıllık kutlu bir mücâdeleden sonra tamamlayarak gerçekleştirdi. Karaktersiz müşrik bir toplumdan (Mekke toplumu), karakterli bir mü’min toplumun temellerini atmayı başardı (Medîne toplumu).

Binâenaleyh bu mânâda Kur’ân, bu yönüyle büyük ve emsâlsiz bir pedagoji (eğitim) kitabı olduğunu da ispat etti. Çünkü insanoğluna yol gösterdi, ona rehberlik etti ve onu terbiye ederek eğitti. Ve buradan hareketle yeni bir insan tasavvuru ve tipolojisi ortaya çıkardı.

Kur’ân’ın bu tasavvuru aynı zamanda bir kişilik tasavvuru, bir dünyayı algılama tasavvuru, bir dünya görüşü tasavvuru, bir şahsiyet oluşturma tasavvuru idi. Bu bakımdan Kur’ân’a muhatap olan toplumlar çok şanslı idi. Bununla birlikte belirtmiş olalım ki Kur’ân sadece Müslümanlara değil tüm insanlığa indirilen bir hidâyet kitabıydı. Yâ eyyühe’n-nâs (Ey insanlar!) hitâbı bunun en açık delillerindendir, nitekim.

İşte ideolojiler, felsefî akımlar, politik görüşler, ruhbâniyet kokan eklektik yapılı dînî oluşumlar ile Kur’ân arasındaki temel fark budur. Yani ideolojiler, felsefî akımlar, politikacılar ve Kur’ân’dan uzaklaşmış kimi dînî gruplar kendilerine uygun, bağlı ve bağımlı, bilâ kaydü’ş-şart itaat ve biat eden meyyitleşmiş ve mankurtlaşmış kurşun asker yetiştirmeyi amaç edinirken, Kur’ân bunlardan arınmış bir şekilde karakter inşâ etme projesiyle meşgûldü.

Hâl böyle olunca sonuçta sağlam karakterli insanlar ortaya çıkıyor, satmıyor ve satılmıyorlardı. Diğerlerinde ise en ufak bir menfaat söz konusu olduğunda hemen kaymalar ve çözülmeler başlıyor ve direksiyon her yöne çevrilebiliyor.

Dolayısıyla bugün Müslüman dünyanın temel sorunu, açmazı ve çıkmazı, ana cadde üzerinde bulunan asıl kaynaktan (Kur’ân) uzaklaşarak kendilerine yeni yeni, türlü türlü yan yollar icâd edip bunları da muazzam bir direnç ve tutuculukla (dogmatizm) kutsamasıdır, ne yazık ki.

Bu bakımdan önce karakter ve kalite, sonra diğer sıfatlar ve aidiyetler…

Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır

Köprübaşı Mahallesi Ceyhan Sokak Tuana Sitesi Kat.1 3+1 Daire Satılıktır. 0533 324 55 55

Montella Hotelde çalışmak üzere bay resepsiyon görevlisi aranmaktadır. Gece mesaisine uygun adayların başvuru yapması rica olunur. Başvuru için şahse...

Deprem Sonrası Yapı Yeni Adliye Karşısı Yunusemre Mahallesi Gaye Sok 4+1 Dairem Kiralıktır. 0531 504 22 48

istasyonumuzda çalıştırılmak üzere tercihen tecrübeli veya öğrenmeye yatkın çalışma arkadaşları aranmaktadır. başvurular çiçek kavşagı oğet ensar petr...

Yalçınlar Petrol'de çalıştırılmak üzere 2 bayan market görevlisi alınacaktır. 0545 9410181

Alakart servis ve sunumlarını yapabilecek Akşam 15:00 ile 23:00 saatleri arasında çalışabilecek Tercihen deneyimli çalışma arkadaşı arıyoruz. Görüş...

KETİZMEN YOLU ÜZERİ BİM MARKET ÜZERİ 3. KAT 3+1 DAİREM KİRALIK.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: elbistaninsesi.com
Haber metni ve görseller elbistaninsesi.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Eğitim
Yayın: 30 Ekim 2026 11:26 · Kaynak: elbistaninsesi.com
Kaynağı Oku ↗