Savaşan şair hükümleri
- Ey yaratıcı eylemin biricik fedaisi, düş yola
- Haydi, bin atına, döşe isyan yolunu, düşün asi görevini, Dolaş, senin olan topraklarda, dertleş yağız halklarla, Vuruşa güreşe yol aç insanın soyluluğuna, devirleri devir
GirişŞairin soluğu, dünya mazlumlarının özgürlük havasıdır, Şairin karakteri, dünya zalimlerine karşı, öncü asidir, Şairin kefeni, Nesimi gibi yüzülmüş kendi derisidir, Şairin evi, ayak bastığı değil, mühür bastığı evrendir, Şairin boynu, Pir Sultan’ın şah damarının geçtiği yerdir, Şairin emeği, Ferhat’ın gürzüne dökülen kutlu terdir, Şairin görevi, derin hücrelerde iyiliği örgütlemektir, Şairin mesleği, dağları eriten Ergenekon demircisidir, Şairin ödülü, Vatan Şairimizin Magusa zindanıdır, Şairin yüreği, Nazım Hikmet’in hiç susmayan kalbidir, Şairin öğretisi, madde ile mana atomlarının bilimidir, Şairin silahı, yıldırım taşından yapılı Köroğlu kılıcıdır, Şairin rütbesi, devrim ordularının meçhul askeridir, Şairin ölümü, doğmadan önce öldüğü için ölümsüzdür. IEy Şair!
Ey yaratıcı eylemin biricik fedaisi, düş yola. Haydi, bin atına, döşe isyan yolunu, düşün asi görevini, Dolaş, senin olan topraklarda, dertleş yağız halklarla, Vuruşa güreşe yol aç insanın soyluluğuna, devirleri devir. Göklerde akınlara giriş, ses dalgalarının bağrına dal: Göğsünü ger de, sabahın ışık katmanlarının koynuna gir: Kralların gururları önde gitmez, kurallar sökmez şaire.
Dedi Enheduanna: Odur İnanna’ya adadığım Sümeriye. IIEy! Ayak basılmamış, el sürülmemiş yurtlar senindir. Esir ülkeler senin, onlar savaşan şairin fethini bekliyor: Haydi, yola koyul, ey parmaklarından destan dökülen, Varılmamış koylara var, girilmemiş ırmakları boyla, Bu yolda kol koladır, ölüme direnen hayatın hücreleri, Bilinmemiş yağmurlarda yıkan, ölüm fırtınasını göğüsle.
Gılgamış dedi: Durduramadı bizi devler, canavarlar, Tanrı Enlilin Humbabası, Tanrıça İştarın, Gök Boğası. IIIEy! Güneşin koynunda ateşle güreşen, şen olasın sen: Oynat yerinden yüz yıllık kayaları, yoz buzulları erit at, Tadılmamış kokuları içine çek, aşılmamış yarları aş, Korkulmuş sulardan iç, dokunulmamış meyvelerden tat, Kayaları yarıp yol döşe ardından emekleyen bebeğe.
Ey aşk eri, dipten gelen uğultuyu duy, arşınla tan yerini, Yol boyu Yunuslara, Pir Sultanlara, Nazımlara karış: Titresin kötülük imparatorları, karanlık işbirlikçi ruhlar. IVBöcek çıtırtılarına kulak ver, fesat sözcüklerini yere çal, Casus kıtaların yakasına yapış, şeytanlara dur de.
Haydi! Boşla dizginleri sevgiden içeri, Hay’dan ileri dal! Kelebeklerdir onlar, arılardır uçuşurlar, yeraltında. Korkak ve yabandırlar, okşa onları, konuk et, tutsak etme: Göktaşlarıdır ağır, gök ışıklarıdır tatlı, sevimli, dost…Namık Kemal diyor: Köpektir zevk alan zalime hizmetten, Sensin aynasında tarihin, yarasıyla gülümseyen hey.
VSür atını tarih boylarına, Mekke’nin çığlıklarını duy, Al eline şiir satırlarını, kurtar bilimi hurafe zulmünden. Azad eyle iyiliği, kötülük imparatorunun zindanından. Patlamalar hattına gir, savaş alanını döne döne turlaSenden evvelini taşıyorsun, gelecek sende mayalanıyor.
Bırak ardından “dön geri” diye bağırsın şuara dönekleri: Onlar yapay kahramanlar, haksız savaşların halksızlarıdır. Emperyalist siyaset ipinin boyundan uzağa gidemezler. VIEy! Kırk yelleriyle toyla, türkünü kırk kırlangıçla söyle, Senindir bütünsel evrenin en küçük parçasına bile.
İşte düşman çakalları, aldatıyor halkı kutsal kitaplarla, Geçirilmişler ülkelerin başına, boynuna tasma geçirilenler. Onlar saltanat sürerler, halkın dürüm dürüp yiyenlerdir: Bilmezler şair kılıcı çoktan dürdü onların defterleriniIşığı tanı sen, alaca gök anını, ateşi kavra, çağlayanı da: Çıkamayacaklar sıcacık sanat saltanat salonundan dışarı.
VIIEy! Köroğlu’nun oğlu, haykır sen de çık kara meşeden, Geleceği gör, yol aç kendine, boğucu sellerle çarpış, Korkma asla beyden paşadan, halkı ezeni tez elden ez, Kaçanlar, saklananlar, sığınanlar hain olur, hun olur. Al eline Zülfikar’ı, Kerbelâ’dan yol aç da âlemde gez: Özgürlüğün bedeni sarsan ürpertisi seni uyaracak, Sensin güzelliğin emekçisi, yeniden üreticisi, ey birey: Senindir gök altında kalıcı, sonsuza dek çınlayacak ses.
VIIIEy! Bak işte orada kaynaşıyor halk, yanardağ lavı gibi, Vatanını satanları, ekmeğini çalanları çekiyor içine. Karşına yığılan Gladyo, Nato, Fetö barikatlarını yık geç, Fırtınayı başlamadan ez, halk denizini coştur patlatİzin verme medya maymunlarına, ajanlarına, casuslarınaSensin, gözlerinin içine bakarak hainleri yargılayan, Dağıt emperyalizmin halkı kör eden kara bulutlarını: Bak nasıl da gösterecek kendini emeğin Kutup yıldızları.
IX.Ey! Yeryüzünün atar damarları bileklerinden geçen, İnsanoğlu yıkıla yapıla kazandı, şiiri onun dilleri yazdı, Örgütü dağıtılacak, kırılacak arkları yalan değirmeninin. Nice bilgeler geldi geçti nice çağlar boyu sürdü destan, Sen de sür atını kıyamet hattına, geç tanrıların arasından: Kurtar düşman tarafında kalan şuarayı da, aç yollarını, Tek atlı değilsin önünde, ardında, yanında yoldaşlar var: Haydi Şair! Giyin vatan, millet, emek, namus zırhını.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 30 Ekim 2026 21:03 · Kaynak: aydinlik.com.tr