İzmir Vekili Ednan Arslan’dan iktidara elektrik tepkisi: “Yüksek dağıtım bedellerini geri çekin”
- YENİ Parti İzmir Milletvekili Ednan Arslan, elektrik faturaları ve Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) uygulamasına ilişkin açıklama yaptı
YENİ Parti İzmir Milletvekili Ednan Arslan, elektrik faturaları ve Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) uygulamasına ilişkin açıklama yaptı. Yıllık elektrik tüketim sınırının önce 5 bin kilovatsaatten 4 bin kilovatsaate, ardından 3 bin kilovatsaate düşürülmesini eleştiren Arslan, düzenlemenin daha fazla haneyi yüksek tarifeyle karşı karşıya bırakacağını savundu.
Bu haberi kaçırmayın Milyonların cebine yansıyacak: Elektrik faturalarında gizli zam! Devamını Oku Arslan’dan iktidara tepkiElektrikte uygulanan sübvansiyon politikasının vatandaşın faturalarına yansımadığını ileri süren Arslan, enerji şirketlerinin kazançlarının korunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“AKP iktidarı, elektrikte ‘sübvansiyon’ masalları anlatırken vatandaşın faturasını büyütüyor, enerji şirketlerinin kazancını güvence altına alıyor. Son Kaynak Tedarik Tarifesi’nde yıllık tüketim sınırının önce 5.000 kWh’den 4.000 kWh’ye, şimdi de 3.000 kWh’ye düşürülmesi, bu politikanın yeni adımıdır.
Ortada vatandaşa sağlanan bir destek değil, her geçen gün daha fazla haneyi pahalı elektriğe mahkûm eden bir düzen vardır.”“Hangi destekten söz ediyorsunuz? “Ednan Arslan, 239 kWh elektrik tüketen bir konutun 774 liralık faturasının yaklaşık 580 lirasının dağıtım bedelinden oluştuğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Daha önce açıkladık: 239 kWh elektrik kullanan bir meskenin 774 liralık faturasının yaklaşık 580 lirası dağıtım bedelidir. Vatandaşın ödediği her 100 liranın yaklaşık 75 lirası dağıtım bedeline giderken hangi destekten söz ediyorsunuz?
Elektriğin kendisinden katbekat fazla dağıtım bedeli tahsil eden bir düzen kurup ardından “Faturanızın bir bölümünü biz karşılıyoruz” diyerek bu gerçeğin üzerini örtemezsiniz.”Dağıtım bedelindeki artışa dikkat çektiDağıtım bedelinin geçmiş yıllardaki tutarıyla bugünkü seviyesini karşılaştıran Arslan, Aralık 2022’de kilovatsaat başına 0,33 lira olan bedelin 2,42 liraya yükseldiğini ve artışın yüzde 633’e ulaştığını ifade etti. Arslan, ücret ve aylıklardaki artışın aynı seviyede olmadığını savunarak şöyle konuştu:
“Aralık 2022’de kWh başına 0,33 lira olan dağıtım bedeli bugün 2,42 lira. Artış yüzde 633! Vatandaşın geliri bu oranda artmadı. Emeklinin aylığı, işçinin ücreti bu oranda artmadı. Ancak dağıtım şirketlerine ödenen bedel katlandı.
Şimdi de Son Kaynak Tedarik Tarifesi’nin kapsamı genişletilerek vatandaşın sırtına yeni bir yük bindiriliyor.”Son Kaynak Tedarik Tarifesi nasıl hesaplanıyor? SKTT’nin hesaplanma yöntemine de değinen Arslan, piyasa takas fiyatlarının aylık ağırlıklı ortalaması ile ilgili ay için tahmin edilen YEKDEM maliyetinin toplandığını, ardından bu tutarın 1,05 katsayısıyla çarpıldığını belirtti.
Hesaplanan enerji maliyetine yüzde 5 eklendiğini ve dağıtım bedeliyle vergilerin de faturaya yansıtıldığını aktardı.
“Vatandaşın gelirinin hiçbir karşılığı yok”Tarifede vatandaşın gelirinin ve ödeme gücünün dikkate alınmadığını öne süren Arslan, fiyatların piyasa hareketlerine göre değiştiğini, maaş ve aylıkların ise aynı oranda artmadığını belirtti. Arslan, uygulamaya ilişkin eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
“Bu formülde vatandaşın gelirinin, ödeme gücünün, temel ihtiyacının hiçbir karşılığı yok. Piyasada oluşan fiyat, YEKDEM maliyeti ve bunların üzerine eklenen yüzde 5 var. Vatandaşın faturası her ay değişiyor; ancak maaşı, emekli aylığı ve asgari ücret yerinde sayıyor.
Enerji yönetiminin bütün maliyet ve belirsizlikleri hanelerin üzerine yıkılıyor. Yıllık 3.000 kWh, aylık ortalama 250 kWh tüketim demektir. Bu sınırla birlikte evinde buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi kullanan, yemeğini pişiren, aydınlanmaya çalışan milyonlarca yurttaş pahalı elektrik tarifesinin kapsamına itiliyor.
Temel ihtiyaçlar, yüksek tüketim gibi gösteriliyor.” “Fatura iki katını aşıyor”Tablodaki tutarlar arasındaki farka dikkat çeken Arslan, birbirine yakın tüketim miktarlarında tarife değişikliğiyle birlikte fatura bedelinin iki katı aştığını belirtti. Arslan, hesaplamaya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Hazırladığımız tablo, bu uygulamanın faturaya etkisini açıkça ortaya koyuyor. Ulusal tarifede 239 kWh tüketen bir mesken yaklaşık 774 lira, 249 kWh tüketen bir mesken yaklaşık 822 lira ödüyor. SKTT kapsamındaki bir meskenin 250 kWh tüketimi için hesaplanan fatura ise 1.675 liraya çıkıyor.
Birbirine neredeyse eşit tüketimlere karşılık, tarife değiştiğinde fatura iki katını aşıyor. Bunun nedeni vatandaşın ihtiyacının olağanüstü artması değil, tüketimin tamamının daha yüksek enerji bedeli üzerinden fiyatlandırılmasıdır.
Üstelik bu tutar sabit de değildir. Her ay değişen SKTT ile vatandaşın bir sonraki ay ne kadar fatura ödeyeceği de piyasanın hareketlerine bağlanmaktadır.”“Enerji temel bir haktır”Aylık değişen tarifelerin yurttaşlara dayatıldığını belirten Ednan Arslan enerjinin temel bir hak olduğunu savunarak açıklamasına şu sözlerle devam etti:
“Aylık değişen bir tarifeyi vatandaşa dayatmak, kamunun öngörülebilir ve karşılanabilir fiyatla enerji sağlama sorumluluğundan çekilmesidir. Vatandaş, temel bir kamu hizmetinden yararlanmak için özel şirketlerin tarifelerini ve sözleşmelerini takip etmeye zorlanmaktadır.
Adına ‘serbest tüketici’ deniliyor; ancak vatandaşın önüne konulan seçenek, pahalı tarifeye katlanmak ya da başka bir özel şirketin kapısını çalmaktır.5.000’den 4.000’e, oradan 3.000 kWh’ye indirilen sınırlar, bu sürecin devam edeceğini gösteriyor. AKP iktidarı, siyasi koşullar ve kendi çıkarları elverdiği ölçüde daha fazla yurttaşı bu düzene dâhil ediyor.
Yıllardır büyüttüğü, 21 dağıtım şirketinin de parçası olduğu özel şirket düzenini korurken halkın elektrik faturasını bir kazanç alanına dönüştürüyor. Enerji temel bir haktır ve kamu eliyle sunulması gereken bir kamu hizmetidir.
Yurttaşın aydınlanma, ısınma ve yaşamını sürdürme ihtiyacı şirketlerin kâr hesabına bırakılamaz. Kamu kaynakları ve vatandaşın ödediği faturalar üzerinden şirketlerin kazançlarını büyütüp bunun adına sübvansiyon diyemezsiniz.”Ednan Arslan’dan iktidara üç soruDağıtım bedelleri yerine tüketim sınırlarının düşürülmesini eleştiren Arslan, açıklamasında iktidara şu soruları yöneltti:
“Dağıtım bedellerini düşürmek yerine neden tüketim sınırlarını düşürüyorsunuz? Şirketlerin kazancına dokunmazken neden vatandaşın temel ihtiyaçlarını hedef alıyorsunuz? Çünkü tercihiniz halkın ucuz elektriğe erişmesi değil, kurduğunuz düzenin devam etmesidir.”“Yüksek dağıtım bedellerini geri çekin”Arslan, açıklamasının sonunda SKTT uygulamasına son verilmesi, dağıtım bedellerinin düşürülmesi ve enerjinin yeniden kamunun sorumluluğuna alınması çağrısında bulundu:
“Sübvansiyon masallarını bırakın. Yüksek dağıtım bedellerini geri çekin, vatandaşı SKTT’ye ve sonrasında özel şirketlerle sözleşme yapmaya zorlayan uygulamalara son verin. Enerjiyi şirketlerin kazanç kapısı olmaktan çıkarıp yeniden kamunun sorumluluğuna alın.
Halkın temel ihtiyaçları üzerinden kâr düzeni kurulmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz!”İşte o açıklama:
AKP iktidarı, elektrikte “sübvansiyon” masalları anlatırken vatandaşın faturasını büyütüyor, enerji şirketlerinin kazancını güvence altına alıyor. Son Kaynak Tedarik Tarifesi’nde yıllık tüketim sınırının önce 5.000 kWh’den 4.000 kWh’ye, şimdi de 3.000 kWh’ye düşürülmesi, bu politikanın yeni adımıdır.
Ortada vatandaşa sağlanan bir destek değil, her geçen gün daha fazla haneyi pahalı elektriğe mahkûm eden bir düzen vardır. Daha önce açıkladık: 239 kWh elektrik kullanan bir meskenin 774 liralık faturasının yaklaşık 580 lirası dağıtım bedelidir.
Vatandaşın ödediği her 100 liranın yaklaşık 75 lirası dağıtım bedeline giderken hangi destekten söz ediyorsunuz? Elektriğin kendisinden katbekat fazla dağıtım bedeli tahsil eden bir düzen kurup ardından “Faturanızın bir bölümünü biz karşılıyoruz” diyerek bu gerçeğin üzerini örtemezsiniz.
Aralık 2022’de kWh başına 0,33 lira olan dağıtım bedeli bugün 2,42 lira. Artış yüzde 633! Vatandaşın geliri bu oranda artmadı. Emeklinin aylığı, işçinin ücreti bu oranda artmadı. Ancak dağıtım şirketlerine ödenen bedel katlandı.
Şimdi de Son Kaynak Tedarik Tarifesi’nin kapsamı genişletilerek vatandaşın sırtına yeni bir yük bindiriliyor. Peki, Son Kaynak Tedarik Tarifesi nasıl hesaplanıyor? Elektrik piyasasında oluşan piyasa takas fiyatlarının aylık ağırlıklı ortalaması ile o ay için önceden tahmin edilen YEKDEM maliyeti toplanıyor.
Bu toplam 1,05 katsayısıyla çarpılıyor. Yani ortaya çıkan enerji maliyetine yüzde 5 daha ekleniyor. Dağıtım bedeli ve vergiler de bunun üzerine geliyor. Bu formülde vatandaşın gelirinin, ödeme gücünün, temel ihtiyacının hiçbir karşılığı yok.
Piyasada oluşan fiyat, YEKDEM maliyeti ve bunların üzerine eklenen yüzde 5 var. Vatandaşın faturası her ay değişiyor; ancak maaşı, emekli aylığı ve asgari ücret yerinde sayıyor. Enerji yönetiminin bütün maliyet ve belirsizlikleri hanelerin üzerine yıkılıyor.
Yıllık 3.000 kWh, aylık ortalama 250 kWh tüketim demektir. Bu sınırla birlikte evinde buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi kullanan, yemeğini pişiren, aydınlanmaya çalışan milyonlarca yurttaş pahalı elektrik tarifesinin kapsamına itiliyor.
Temel ihtiyaçlar, yüksek tüketim gibi gösteriliyor. Hazırladığımız tablo, bu uygulamanın faturaya etkisini açıkça ortaya koyuyor. Ulusal tarifede 239 kWh tüketen bir mesken yaklaşık 774 lira, 249 kWh tüketen bir mesken yaklaşık 822 lira ödüyor.
SKTT kapsamındaki bir meskenin 250 kWh tüketimi için hesaplanan fatura ise 1.675 liraya çıkıyor. Birbirine neredeyse eşit tüketimlere karşılık, tarife değiştiğinde fatura iki katını aşıyor. Bunun nedeni vatandaşın ihtiyacının olağanüstü artması değil, tüketimin tamamının daha yüksek enerji bedeli üzerinden fiyatlandırılmasıdır.
Üstelik bu tutar sabit de değildir. Her ay değişen SKTT ile vatandaşın bir sonraki ay ne kadar fatura ödeyeceği de piyasanın hareketlerine bağlanmaktadır. Aylık değişen bir tarifeyi vatandaşa dayatmak, kamunun öngörülebilir ve karşılanabilir fiyatla enerji sağlama sorumluluğundan çekilmesidir.
Vatandaş, temel bir kamu hizmetinden yararlanmak için özel şirketlerin tarifelerini ve sözleşmelerini takip etmeye zorlanmaktadır. Adına “serbest tüketici” deniliyor; ancak vatandaşın önüne konulan seçenek, pahalı tarifeye katlanmak ya da başka bir özel şirketin kapısını çalmaktır.
5.000’den 4.000’e, oradan 3.000 kWh’ye indirilen sınırlar, bu sürecin devam edeceğini gösteriyor. AKP iktidarı, siyasi koşullar ve kendi çıkarları elverdiği ölçüde daha fazla yurttaşı bu düzene dâhil ediyor. Yıllardır büyüttüğü, 21 dağıtım şirketinin de parçası olduğu özel şirket düzenini korurken halkın elektrik faturasını bir kazanç alanına dönüştürüyor.
Enerji temel bir haktır ve kamu eliyle sunulması gereken bir kamu hizmetidir. Yurttaşın aydınlanma, ısınma ve yaşamını sürdürme ihtiyacı şirketlerin kâr hesabına bırakılamaz. Kamu kaynakları ve vatandaşın ödediği faturalar üzerinden şirketlerin kazançlarını büyütüp bunun adına sübvansiyon diyemezsiniz.
Dağıtım bedellerini düşürmek yerine neden tüketim sınırlarını düşürüyorsunuz? Şirketlerin kazancına dokunmazken neden vatandaşın temel ihtiyaçlarını hedef alıyorsunuz? Çünkü tercihiniz halkın ucuz elektriğe erişmesi değil, kurduğunuz düzenin devam etmesidir.
Sübvansiyon masallarını bırakın. Yüksek dağıtım bedellerini geri çekin, vatandaşı SKTT’ye ve sonrasında özel şirketlerle sözleşme yapmaya zorlayan uygulamalara son verin. Enerjiyi şirketlerin kazanç kapısı olmaktan çıkarıp yeniden kamunun sorumluluğuna alın.
Halkın temel ihtiyaçları üzerinden kâr düzeni kurulmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 30 Ekim 2026 20:23 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr