Habermetrik
← Ana Sayfa
16 Eylül 2026 02:56
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Uğur Ergun Portresi… Hariciye’den Galata’ya: İnsan Biriktiren Diplomat

Uğur Ergun Portresi… Hariciye’den Galata’ya: İnsan Biriktiren Diplomat

Bazı diplomatları görev yaptıkları başkentlerle hatırlarız. Bazılarını müzakerelerle, krizlerle, büyükelçilik binalarıyla, protokol fotoğraflarıyla.

Uğur Ergun’u bunların hiçbiriyle sınırlamak mümkün değil.

Doğu Berlin’den Washington’a, Londra’dan Cenevre’ye; o yıllarda Büyükelçiliğimizin bulunduğu Cidde’den Doha’ya, oradan dünyanın öteki ucundaki Wellington’a uzanan sıra dışı bir Hariciye coğrafyası var arkasında.

Soğuk Savaş’ın ikiye bölünmüş Berlin’ini gördü. Washington’da süper güç diplomasisini, Londra’da eski imparatorluğun inceliklerini, Cenevre’de çok taraflı diplomasinin kendine özgü dünyasını yaşadı. Cidde’de petrolün, İslam dünyasının ve Ortadoğu siyasetinin kesiştiği yıllara tanıklık etti. Doha’da Katar henüz bugünkü küresel ağırlığına ulaşmadan Körfez’in dönüşümünü izledi. Wellington’da ise dünyanın bizim açımızdan neredeyse öteki ucuna ulaştı.

Ve bütün bunlardan sonra geldiği yer neresi?

Bence hikâyenin en güzel tarafı da burada başlıyor.

Bugün Uğur’un belki de en renkli görev yeri Galata.

Akreditasyon mektubu yok. Diplomatik nota yok. Ankara’dan talimat beklemek yok.

Ama diplomasi bütün hızıyla devam ediyor.

Galata onun küçük cumhuriyeti; kendisi de fahri dışişleri bakanı gibi.

Uğur ile sokağa çıktığınızda yalnız yürüyemezsiniz. Elli metre gitmeden birini tanır. Sizi ona tanıştırır. Biraz sonra başka biri çıkar karşınıza; onu da size tanıştırır. Beş dakika sonra birbirini hayatında hiç görmemiş dört insan aynı masada kahve içmeye başlamıştır.

Uğur’un belki de en gelişmiş diplomatik yeteneği bu:

Kim kimdir, kimin neye ihtiyacı vardır, kimin kimi tanıması gerekir; zihninde görünmez bir sosyal harita taşıyor sanki.

Bir çeşit LinkedIn algoritmasının Galata şubesi.

Çünkü algoritma sizi kahveye davet etmiyor.

Bir de onu yakından tanıyanların çok iyi bildiği muzip Uğur var.

Öyle yüzünüze baka baka, son derece ciddi bir ifadeyle bir şey söyler ki ilk birkaç saniye inanırsınız. Sonra gözünün kenarındaki o küçücük parıltıyı yakalarsınız.

Bence iyi mizah ile iyi diplomasi arasında görünmez bir akrabalık var. İkisinde de zamanlama önemlidir. Karşınızdakini okuyacaksınız. Nerede duracağınızı bileceksiniz. Fazla ileri giderseniz kriz çıkar; erken bırakırsanız etki yaratmaz.

Bu yaşta topu ayağında sektirmeye başlayıp hâlâ sayıyı yükseltebilen kaç eski büyükelçi tanıyorsunuz?

Topu önüne koyduğunuzda diplomatik protokol birkaç dakikalığına sona eriyor.

Bazen düşünüyorum: Diplomatik kıvraklığının bir kısmını acaba sahada mı öğrendi?

Topu kontrol edeceksiniz. Rakibin hamlesini önceden sezeceksiniz. Boş alanı göreceksiniz. Doğru zamanda pas vereceksiniz. Bazen hücum edecek, bazen bekleyeceksiniz.

Topu gereğinden fazla ayağınızda tutmayacaksınız.

Keşke uluslararası siyasette de herkes bunu bilse.

Uğur’un Galata’daki evine ilk kez girenleri başka bir sürpriz bekler.

Çünkü burası emekli bir büyükelçinin konutundan çok kişisel bir sanat galerisine benziyor.

Duvarlarda tablolar, köşelerde heykeller, sanat eserleri…

Çıplak kadın bedenini konu alan tablolar ve heykeller evin hemen her köşesinde karşınıza çıkıyor. Mesele erotizmden ziyade estetik; insan bedeni, form, güzellik ve Uğur’un sanata karşı hiç kaybetmediği merak.

Yine de ilk ziyaretinizde gülümsemeden edemiyorsunuz.

Doğu Berlin, Washington, Londra, Cenevre, Cidde, Doha ve Wellington’dan geçmiş ciddi bir Hariciyecinin evine giriyorsunuz; sizi diplomatik beratlar ve devlet büyükleriyle çekilmiş resmi fotoğraflar yerine nü kadın tabloları ve heykeller karşılıyor.

Hayatı ciddiye alıyor; kendisini o kadar değil.

Bence iyi yaşamanın sırlarından biri de bu.

Eski büyükelçiler, genç diplomatlar, gazeteciler, sanatçılar, iş insanları, yabancı konuklar, Galata müdavimleri…

Bazı eski büyükelçilerin o kanepede fotoğraf çektirmek için neredeyse sıraya girdiklerini görünce aklıma geliyor:

Belki bir gün Türk diplomasi tarihinin gayriresmî albümünü Uğur Ergun’un kanepesinde çekilmiş fotoğraflardan hazırlamak gerekir.

Çünkü kanepe artık mobilya olmaktan çıkmış.

Aynur ile ben de o kanepenin konukları olduk.

Böylece Galata Cumhuriyeti’ne kabul edildik.

Üstelik artık aynı sokakta evlerimiz var.

Benim Galata hikâyemin içinde de Uğur’un payı düşündüğünüzden büyük.

Kaynaklar: 10haber.net
Haber metni ve görseller 10haber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 16 Eylül 2026 02:56 · Kaynak: 10haber.net
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp