İran'ı devirecekti Trump devrildi: Füzeler ABD Kongresini vurdu
- Ara seçimler, Trump'a beklenenden daha büyük bir hezimet getirdi
- İran Savaşı'nın Amerikan iç cephesinde yarattığı etkiler Beyaz Saray yönetimini dümdüz etti
İran, ABD Başkanı Donald Trump'ı sandıkta yedi. ABD ara seçimleri, özellikle İran Savaşı ve tırmanan akaryakıt maliyetlerinin Amerikan seçmeninde yarattığı büyük öfke nedeniyle Trump ve Cumhuriyetçileri ağır biçimde cezalandırdı.
Böylece İran'da rejim değişikliği hedefiyle çıkılan yolda felç edilen Tahran değil, Washington yönetiminin kendisi oldu. Partinin tarihi kaleleri bile birer birer düşerken Kongrede kontrol Demokratlara geçti. Ortaya çıkan yeni tablonun Washington'daki siyasi krizi ve sistem içi çatışmaları daha da derinleştirmesi bekleniyor.
Oy sayımı büyük ölçüde tamamlanırken son tablo şöyle şekillendi:- Temsilciler Meclisi (435 sandalye): Demokratlar 231 sandalyeyi garantileyerek çoğunluğu ele geçirdi. Cumhuriyetçiler ise 139 sandalyede kaldı.- Senato (100 sandalye, 35'i oylandı): Yeni aritmetikle birlikte Demokratların üye sayısı 54'e yükselirken Cumhuriyetçiler 44'e düştü.- Valilikler (39 eyalet/bölge): Demokratlar valilik sayısını 26'ya çıkarırken Cumhuriyetçiler 18'e geriledi.
ABD Kongresi, Temsilciler Meclisi ve Senatodan oluşuyor.'VETO' TEHDİDİTrump, yenilginin boyutları netleşmeye başladıktan sonra üç saat boyunca sessizliğini korudu. Ardından yaptığı ilk açıklamada, kamuoyu desteği yüzde 32 gibi tarihi bir seviyeye gerilemiş olmasına rağmen, "Pusulada ben olsaydım farklı kazanırdık." iddiasında bulundu.
Sandık sonucunu kabul edeceğini belirten Trump, "Demokratlarla işbirliği yapacağız, muhtemelen bir çözüm bulacağız." diyerek ılımlı bir mesaj verdi. Ancak bu açıklamadan hemen sonra sosyal medyada üzerinde yalnızca "Veto" yazan bir beyzbol şapkası görseli paylaşması, Beyaz Saray ile yeni Kongre arasında yaşanacak sert siyasi kilitlenmenin ilk somut işareti oldu.
Trump’ın Elçisi Witkoff, Trump, Netanyahu ve ABD Başkan Yardımcısı Vance'in yer aldığı bu posterin çarşamba gecesi Tahran'da ateşe verilmesi bekleniyordu. SAVAŞ NASIL AMERİKAN İÇ CEPHESİNE TAŞINDI?Tarihi yenilginin arka planında, başta "savaşları bitirme" sözü olmak üzere Trump'ın 2024 seçimlerinde verdiği vaatlerden uzaklaşması yatıyor.
İran'da birkaç günde biteceği ve Tahran'da rejim değişikliğiyle sonuçlanacağı öne sürülen operasyonlar sekiz ayı geride bıraktı. Tahran yönetimi yalnızca ayakta kalmadı, Hürmüz Boğazı'nı kilitledi ve dayattığı yedi şartla savaşı ABD'nin iç cephesine taşıdı.
İran'ın stratejisi, dizel fiyatlarının tüm zamanların rekorunu kırmasıyla sonuçlanırken akaryakıt maliyetlerindeki artış Amerikan kamuoyunun savaşa karşı tavrını sertleştirdi. Tahran yıpratma stratejisini başarıyla sürdürürken İran Savaşı, Amerikan halkının en az desteklediği askerî çatışma haline geldi.
Bütün bu tablonun en çarpıcı yanı, Trump'ın İran'da rejim değiştirme hayallerinin bumerang gibi dönerek Washington yönetimini felç etmesi oldu. YENİLGİYE'İRAN NEDEN OLDU' İTİRAFITrump da seçimlerin ardından bu gerçeği kabul etmek zorunda kaldı.
Yenilgiyi bir yandan kendi belirlediği adayların başarısızlığına bağlarken diğer yandan "Yüksek benzin fiyatlarına İran neden oldu." dedi. Ancak İran'a karşı savaşı başlatmaktan pişmanlık duymadığını savunarak "Doğru olanı yaptım ve tekrar yapardım." ifadelerini kullandı.
Üst düzey yönetim kadrosunda değişiklik sinyali vermeyen Trump, eleştirilerin odağındaki Savaş Bakanı Pete Hegseth'in de "harika bir iş çıkardığını" ileri sürdü. KALİBAF: ABD HALKI SAVAŞA'HAYIR' DEDİİran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise Cumhuriyetçilerin ağır yenilgisini doğrudan Washington'un savaş politikalarına bağladı.
Kalibaf şu dikkat çekici değerlendirmeyi yaptı:"Vicdan ya da hayat pahalılığı; Amerikan halkı'Savaşa hayır' dedi ve biz de bu mesajı destekliyoruz. Eğer ABD Hükümeti, uluslararası para babalarına ve şantajcılara hizmet etmek uğruna halkının iradesine ihanet ederse, bizim hayırımızın bir kabusla birlikte geleceğini öğrenecektir."TÜM CEPHELERDE YENİLDİTrump, 2024 seçimlerinden önce verdiği sözlere rağmen kısa sürede Kalibaf'ın da işaret ettiği Washington'daki savaş kışkırtıcılarının, silah tüccarlarının ve İsrail lobisinin etkisi altına girdi.
Dış politikasını bu odakların talepleri doğrultusunda şekillendiren Trump, girdiği cephelerde başarısızlığa uğradı:- 48 saatte bitireceğini söylediği Ukrayna Savaşı'nda hâlâ bir sonuç alabilmiş değil.- Gazze'de kendi girişimiyle oluşturulan sözde Barış Kurulu da bugüne kadar somut bir icraat ortaya koyamadı. Bölgede halkın temel ihtiyaçları karşılanamazken İsrail saldırıları günlük olarak sürüyor.- Ne Hizbullah ne de HAMAS silahsızlandırılabildi.
Her ikisi de gerektiğinde yeniden sahaya döneceğinin sinyalini veriyor.- 2025 Mart-Mayıs döneminde Yemen'i her gün bombaladıktan sonra hiçbir somut sonuç elde edemeden ateşkes ilan etmek zorunda kaldı.- Ancak bütün bu başarısızlıkların zirvesi İran Savaşı oldu. Washington yalnızca hedeflerine ulaşamamakla kalmadı, savaş öncesinde sahip olduğu önemli kozları da kaybetti.
Trump'a en ağır darbelerden birini de'Epstein dosyaları' vurdu. HEGEMONYANIN ÇÖKÜŞÜBatı Asya'daki Amerikan güvenlik şemsiyesi parçalandı. ABD'nin kararlı bir rakip karşısında bölgedeki müttefiklerini korumakta ne kadar yetersiz olduğu ortaya çıktı.
İran füzeleri karşısında savunmasız kalan bölge ülkeleri yeni güvenlik ortaklıkları arayışına yöneldi. Savaş öncesinde tüm devletlerin kullanımına açık olan Hürmüz Boğazı artık İran'ın kontrolünde. Tahran'la uzlaşılmadan boğazın yeniden uluslararası seyrüsefere açılması da mümkün görünmüyor.
İran'ın Hürmüz hamlesi, Malakka Boğazı gibi dünyanın diğer kritik geçiş noktalarında da benzer girişimlerin önünü açabilecek bir örnek oluşturdu. Böylece Amerikan hegemonyasının en önemli dayanaklarından biri olan deniz yolları üzerindeki kontrol de ciddi biçimde sarsıldı.
Savaşın ekonomik faturası da Washington'un önündeki en ağır yüklerden biri haline geldi. 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılar başladığında 50 dolar seviyesinde olan petrolün varil fiyatı, çarşamba günü 103 dolar civarında işlem görüyordu.
Çatışmaların en yoğun günlerinde ise 120 doları aşmıştı. Amerikan basınındaki tahminlere göre İran Savaşı'nın mühimmat tüketimi ve yerle bir olan ABD üsleri nedeniyle ortaya çıkardığı maddi fatura 65 milyar dolara ulaştı.
Bazı ABD'li vekiller ve İran yönetimi ise daha aylar önce gerçek maliyetin 100 milyar doların üzerinde olduğunu açıklamıştı. Savaş, 23 Amerikan askerinin de hayatına mal oldu. Bütün bunların ötesinde İran Savaşı, ABD'nin askerî sınırlarını ve iç kırılganlığını gözler önüne serdi.
İran'ın direnişi, Amerikan hegemonyasına meydan okuyan diğer devlet ve güçlere de cesaret verdi. Washington'un yenilmezlik iddiası ağır bir darbe aldı. TÜRKİYE'NİN KAYBEDENLERİN PEŞİNDEN GİDECEK LÜKSÜ YOKABD ara seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo Türkiye'yi de yeni ve kritik bir tercihle karşı karşıya bırakıyor: Kaybedenlerin peşinden gitmeye devam mı edeceğiz, yoksa yeni kurulan dünya düzeninde yerimizi mi alacağız?
Mekke İttifakı ve Gazze Barış Kurulu gibi ABD ve İsrail ajandasını ilerleten yapılarda savaş kışkırtıcılarıyla işbirliğini sürdürecek miyiz, yoksa başarılı karşı mücadelenin yanında mı olacağız? ABD'nin Rusya, Çin ve İran karşısında gerilediğini görebilecek miyiz?
Amerikan ve İsrail siyasetinin kendi ülkelerinde bile giderek daha fazla sorgulandığını, bu politikaların artık seçmen nezdinde de karşılık bulmadığını anlayabilecek miyiz? Gerek ABD seçimlerinden çıkan sonuçlar gerekse Avrupa'da yükselen millyetçi dalga ve halk hareketleri, bölgemizdeki yeni güç dengesinin Avrasya cephesi lehine şekillendiğini gösteriyor.
Ukrayna'da, İran'da ve Yemen'de sonsuz savaş isteyen lobiler kaybediyor. NATO iç krizlerle boğuşurken Amerikan hegemonyasına direnen güçler yükseliyor. Mücadele artık yalnızca savaş meydanlarında değil, doğrudan sandıklarda da sonuç veriyor.
ABD ve İsrail'in bölgedeki dayanakları birer birer sarsılırken, gittikçe karmaşıklaşan jeopolitik tabloda Türkiye'nin kaybedenlerin safında kalma lüksü yok. Mekke İttifakı gibi başkalarının çıkarlarına hizmet eden yapılar yerine İran ve Yemen'i de kapsayan bölgesel işbirliğine yönelme tercihi öne çıkıyor.
TRÇİ ittifakı gibi yeni dönemin güç dengelerini yansıtan stratejik ortaklıklar kurmak, Türkiye'nin önündeki en önemli görevlerden biri haline geliyor. Azil süreçleri nasıl işliyor? Kongrede kontrolün Demokratlara geçmesi, Washington'da "azil süreci" tartışmalarını da alevlendirdi.
Peki, Amerikan Anayasası'na göre süreç nasıl işliyor? Girişim, Temsilciler Meclisinde soruşturma açılmasıyla başlıyor. Başkanın suistimal, yasa ihlali veya yetki aşımında bulunduğu sonucuna varılırsa dosya genel kurula taşınıyor ve salt çoğunlukla azil maddeleri kabul edilerek Senatoya gönderiliyor.
Başkanın görevden alınabilmesi için Senatoda üçte iki çoğunluk gerekiyor. Demokratların Meclisteki üstünlüğü süreci başlatılmasına imkân verse de Senatoda 67 oya ulaşmak için Cumhuriyetçilerin desteğine de ihtiyaç var. ABD tarihinde hiçbir başkan azil süreci sonucunda Senato tarafından görevden alınmadı.
Süreçle karşı karşıya kalan başkanlar ise şunlar:- Andrew Johnson (1868)- Bill Clinton (1998)- Donald Trump (2019 ve 2021)Tarihi kaleler düştüCumhuriyetçilerin kalesi Teksas'ta sevinç gösterileri. Ara seçimler ABD siyasi haritasını kökten değiştirdi.
Cumhuriyetçi Parti'nin en güvenli, en aşılmaz denilen tarihi kaleleri birer birer yıkıldı. Kansas'ta, 1932'den bu yana ilk kez Demokrat bir senatör kazandı. Teksas'ta 32 yıllık hâkimiyet sona erdi. En son 1998'de Demokrat senatör çıkaran Güney Carolina'da da Cumhuriyetçiler koltuğu kaybetti.
Trump'ın 2024'te çift haneli farkla kazandığı Ohio'da, Başkan Yardımcısı J.D. Vance'ten boşalan Senato koltuğu Demokratlara geçti. Iowa ise 2008'den bu yana ilk kez bir Demokrat senatörü Washington'a gönderdi. Netanyahu'nun hayalleri suya düştüTrump-Netanyahu işbirliği, Cumhuriyetçileri eriten nedenlerden biriydi.
Ara seçim sonuçları, İsrail'deki hükümet krizine de yansıdı. 27 Ekim'deki seçimlerde çoğunluğu kaybeden Binyamin Netanyahu, muhalefete "milli birlik hükümeti" çağrısı yapıyor ancak karşıt bloktan destek bulamıyor. ABD seçimlerinin ardından muhalefetin Netanyahu'ya yönelik tutumu daha da sertleşti.
Muhalefet liderlerinden Yair Lapid, ABD ara seçim sonuçlarının Netanyahu başbakanlığında bir birlik hükümeti kurulması ihtimalini tamamen ortadan kaldırdığını söyledi. Filistinlileri temsil eden partilerle arabuluculuk görüşmelerini sürdüren diğer muhalefet lideri Yair Golan ise seçimlerin, "Netanyahu'nun hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında ne kadar zehirli bir figür haline geldiğini gösterdiğini" belirtti.
Trump, İsrail seçimlerinden önce açıkça Netanyahu'ya destek vermiş ve "İran'da bitirilecek bir işimiz var." demişti. Bir tesadüften fazlasıTahran, 4 Kasım. Ara seçim sonuçlarının 4 Kasım 1979 tarihinde Tahran'daki ABD Büyükelçiliğinin ele geçirilmesinin yıldönümüne rast gelmesi ilginç bir tesadüf oluşturdu.
Tahran sokaklarında ABD/İsrail bayrakları yakılırken, “Trump'ı öldüreceğiz!” yazılı bayrak ve pankartlar dikkat çekti.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Siyaset
Yayın: 04 Kasım 2026 16:27 · Kaynak: aydinlik.com.tr