Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul/Fatih 17 Eylül 2026 03:11 · Güncelleme 09:26
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Fatih Altaylı yazdı: Bu SPK ne işe yarar?

Fatih Altaylı yazdı: Bu SPK ne işe yarar?
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Aşağıda okuyacağınız yazıyı bundan tam 3 yıl 2 ay önce yazmışım.

Mehmet Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna oturduktan hemen hemen 1 ay kadar sonra, 18 Temmuz 2023 günü.

“Acaba diyorum, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eski günleri mi arıyor?

Bunu sormamın nedeni, akaryakıt fiyatlarında vergi artışından kaynaklanan fahiş zam sonrası bakanlığının yaptığı açıklama.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, akaryakıt fiyatının 24 lirayı bulması üzerine “Ne var canım bunda, Avrupa’da bizden daha pahalı” tadında bir açıklama yaptı. Bu da bende Bakan Bey’in geçmiş dönemlere dönmek istediği hissiyatını uyandırdı. Ekonominin tamamında değilse bile en azından akaryakıt fiyatları konusunda.

Biliyorsunuz, Sayın Şimşek Türk ekonomisinin parlak zannedilen dönemlerinde de görev yaptı.

Her şeyin güllük gülistanlık zannedildiği günlerde…

İlk bakanlığı, Ali Babacan’ın koltuğuna oturduğu 2007-2009 arasında idi.

Sayın Bakan’ın bu döneminin son yılında benzinin litre fiyatı ortalama 3,38 TL idi.

O günlerde Türkiye, dünyada akaryakıtın en pahalı satıldığı ülke idi ve bir litre benzinin fiyatı 2,1 dolar civarında idi.

Mehmet Bey’in Maliye Bakanı olduğu 2013 yılı ise Türk ekonomisinin kağıt üzerinde en iyi yılıydı.

O sırada da benzinin litre fiyatı 5 TL, dolar kuru ise 1,9 TL idi. Yani bir litre benzin 2,6 dolara satılıyor ve yine dünyanın en pahalı benzini ünvanını taşıyordu.

O günlerde yine benzin pahalı falan deniyordu ama kimse bugünkü kadar sıkıntı çekmiyordu.

Çünkü Bakanlığın dün açıkladığının aksine, mesele sadece fiyat değil alım gücü meselesiydi ve o gün Türk halkının alım gücü bugünün üzerinde idi.

Çok değil, hemen hemen 1,5 ay önce, geçen mayıs ayında 8 bin 500 TL asgari ücret alan biri, maaşının tamamı ile 439 litre benzin alabiliyorken, bugün asgari ücretin 11 bin 202 TL’ye çıkmasına rağmen, şu anda tüm maaşı ile 332 litre akaryakıt alabiliyor.

Yani siz iktidar olarak asgari ücretlinin deposundan 100 litre benzin çaldınız.

Bize Avrupa örneği falan vermiş Bakanlık, “Orada daha pahalı” diyerek.

Fransa ve İspanya’da geçen yaz 2,2 avro olan akaryakıt fiyatları yaklaşık yüzde 17 gerileyerek 1,8 avroya düştü. Ve asgari ücretli bir Fransız maaşı ile yaklaşık 850 litre yani asgari ücretli bir Türk’ün alabildiğinin iki katından fazla akaryakıt alabiliyor.

Ve sizi bilmem ama biz buna “alım gücü” diyoruz Mehmet Bey.

Anladığım kadarı ile siz akaryakıt fiyatlarını, eski bakanlığınız dönemindeki gibi 2 doların üzerine çıkarmak niyetindesiniz.”

Mehmet Şimşek döneminde yine liderliği ele geçirdik. Bizden pahalı bir iki ülke kaldıysa da kimse merak etmesin üç vakte kadar geçiririz.”

Yukarıdaki yazıyı okuyup da, sakın Mehmet Şimşek’e kızdığımı ya da yaptığını yanlış bulduğumu düşünmeyin.

Bence ekonomiyi hepimizden daha iyi biliyor.

Bunca benzin zammına ve ekonomideki vaziyete rağmen sokaklar araç dolu. Akaryakıt fiyatı arttı diye trafikte bir düşüş, bir azalma falan yok.

Büyük kentlerde trafik yine aynen devam, yani kilit.

Otoyollar, şehirlerarası yollar dolu. Her araçta bir kişi.

Toplam akaryakıt tüketiminde bir gerileme söz konusu değil. Tam aksine tüketim giderek artıyor, son 3 yılın rekoru kırılıyor. Tüketimde aslan payı yüzde 71 ile en pahalı ürün olan motorinde.

Ancak akaryakıta yapılan zamların enflasyona etkisi kaçınılmaz. Belli ki, enflasyonu düşürmekten umudu kesmişler.

Sermaye Piyasası Kurulu’nu zaman zaman eleştirdiğim bir sır değil. Riskli şirketlerin halka arzlarına verdiği onaylar, bu şirketlerin halka arzların ardından uğradığı hızlı değer kayıpları ile küçük yatırımcıların kayba uğratılması, manasızca hızla yükselen ve hızla düşen hisseler üzerinden yapılan spekülatif vurgunlar, göz göre göre suni olarak şişirilen halka açık şirket hisse değerleri, bir günde Türkiye’nin en zengin patronu haline gelen şirket sahipleri, birkaç ay geçmeden tepe takla inen değerler. Giderek güvenilmez hale gelen Borsa İstanbul, kayba uğrayan küçük yatırımcı ve gerçek amacından saparak neredeyse bir kumarhane, hem de hileli bir kumarhaneye çevrilmeye çalışılan bir borsa sistemi.

Son günlerde meydana gelen gelişmeler ise tüm bunların üzerine tüy dikecek cinsten bir “denetimsizlik” görüntüsü.

Biliyorsunuz, birkaç gündür Pusula Holding, Katılımevi ve Tera Yatırım üzerinden konuşulan “garip” bir mevzu var.

Aslında meselenin toplumsallaşması biraz da İsmail Saymaz’ın bir yazısı ile oldu. Saymaz, Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın cep telefonunu Türkiye’de bırakarak yurt dışına kaçtığını duyurdu. Bu holding ile ilgili ortada bir sorun olduğunu geniş kitleler bu yazı ile öğrendi. Yarız ise Saymaz’a hemen bir yanıt vererek “Kaçmadım, döneceğim” dedi. Bazı kesimler Saymaz’ı “yalan yazmakla” suçlamaya başladılar. Ancak İsmail Saymaz’ın yazdığı özünde doğru idi.

İki gün sonra Yarız Türkiye’ye döndü, Bodrum Adliyesi’ne ifade vermeye gitti ve 15 Eylül’de tutuklandı.

Aslında her şey 30 Ağustos’ta başladı. Garip bir şekilde hızla büyüyen bir yatırım şirketi olan Pusula, Katılımevi adlı tasarruf finansman şirketini satın aldığını açıkladı. Fakat bu tür şirketler öyle alıyorum demekle alınamıyordu. Öncelikle BDDK izni gerekiyordu. Ancak bu kez BDDK’nın bu satın alma ile ilgili ne bir izni vardı, ne de böyle bir başvuru.

10 Eylül’de başka bir açıklama geldi. Bu kez finans devi Tera Holding’ın Pusula Holding’i satın alacağı, anlaştıkları açıklandı.

Ertesi gün, yani 12 Eylül’de Pusula Finans Holding ve Katılımevim Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’a yurt dışı çıkış yasağı konuldu. Turhan’ın Dubai’de ev ve ultra lüks bir yat aldığı ortaya çıktı.

14 Eylül’de Pusula Holding Başkanı Muhammed Yarız Türkiye’ye döndü ve tutuklandı.

Tüm bunlar olurken, bu şirketlerin denetiminden sorumlu Sermaye Piyasası Kurulu’ndan tek bir kelime bile açıklama gelmedi. Oysa tüm bu satışlar, satın almalar, hisse devirleri SPK iznine ve onayına tabiydi. Şirketlerin içindeki tasarruf finansman şirketleri açısından ayrıca BDDK izinleri ve onayları gerekiyordu.

Kaynaklar: 10haber.net
Haber metni ve görseller 10haber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel · Bölge: İstanbul/Fatih
Yayın: 17 Eylül 2026 03:11 · Kaynak: 10haber.net
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp