Kalbimin Orta Yerinde Sekiz Kaldı
- Rona Şevin’im… Bazı yaşlar geçmez, bazı acılar bir ömür sürer
- Bugün senin doğum günün güzel kızım iyiki hayatımda var oldun
Rona Şevin’im… Bazı yaşlar geçmez, bazı acılar bir ömür sürer. Bugün senin doğum günün güzel kızım iyiki hayatımda var oldun. Kısa da olsa Baban oldum. Bir çocuğun ardından kalan boşluğu yıllar dolduramaz. Takvimler değişir, hayat yürür, insanlar büyür… Ama bir kalp, sevdiği bir çocuğun yaşında durup kalabilir.
Bazı isimler vardır, insanın yüreğine bir kez yazılır ve bir daha asla silinmez. Bazı ayrılıklar vardır, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin ilk günkü sızısıyla yaşar. Bir de sekiz yaşında kalan hikâyeler vardır ki geride kalanların ömrüne sığmaz.
Rona Şevin’im, bu satırlar sana ve seninle birlikte kalbinin bir parçasını o yaşta bırakan herkese…
Hayatın en ağır sınavlarından biri, bir çocuğun ardından yaşamaya devam etmektir. Çünkü çocuklar gelecektir. Henüz kurulmamış cümleler, yaşanmamış sevinçler, gerçekleşmemiş hayaller ve bir ömür süreceği sanılan küçücük mutluluklardır.
Sekiz yaş, hayatın henüz başıdır. İnsan o yaşta dünyayı tanımaya, sevgiyi anlamaya, yarınlara umutla bakmaya başlar. Bir çocuğun önünde kocaman bir hayat vardır. O hayatın içinde kahkahalar, oyunlar, büyüme telaşı ve nice güzel günler…
Fakat bazı hikâyeler, olması gerektiği gibi devam etmez.
Bir gün gelir, hayatın bütün renkleri bir anda solar. Söylenecek sözler boğazda düğümlenir. İnsan, bir çocuğun ardından hangi kelimenin yeterli olabileceğini düşünür. Sonra anlar ki bazı acıların karşısında kelimeler de çaresizdir.
İşte o zaman insan, acısını anlatmak için şiire sığınır.
Ben de Rona Şevin’im için kalbimde birikenleri dizelere döktüm.
Kalbimin orta yerinde Sekiz kaldı Orda kala kaldım korku içinde Sen melek olurken sekizinde Ben orada öylesine kaldım.
Bir çocuğun ardından yazılan bu dört dize, yalnızca bir ayrılığı anlatmıyor. Bir yanıyla gidenin hikâyesini, diğer yanıyla geride kalanın durduğu yeri anlatıyor.
Çünkü insan bazen sevdiğini kaybettiği gün yalnızca onu kaybetmez. Onunla birlikte kurduğu geleceği, birlikte yaşayacağı günleri, bir daha gerçekleşmeyecek hayalleri de kaybeder.
Oysa bir kalbin içinde zaman çoktan durmuştur.
Herkes yaş alırken o kalbin bir köşesinde sekiz yaşında bir çocuk beklemeye devam eder.
Belki bir ses duymayı, belki bir kapının açılmasını, belki de imkânsız olduğunu bildiği bir kavuşmayı…
İşte şiirdeki “sekiz”, tam da budur. Bir yaşın ötesinde, insanın içinde donup kalan zamandır.
Toplum olarak acı çeken insanlara çoğu zaman aynı cümleyi kurarız: “Zamanla geçer.”
Oysa her acı geçmez. Bazı acılar yalnızca sessizleşir. İnsan, onları her gün anlatmaktan vazgeçer ama içinde taşımaktan vazgeçemez.
Gülümser, konuşur, çalışır, hayatına devam eder. Bazen kendisi bile iyileştiğini sanır. Sonra bir isim duyar, bir fotoğrafa rastlar, bir çocuk kahkahası işitir. Ve yıllardır kapalı tuttuğu bir kapı, bir anda yeniden açılır.
İşte o an anlar ki zaman, her şeyi geride bırakmamıştır.
Bazı insanlar için takvimler ilerler ama kalp aynı tarihte kalır. Bazı vedalar biter ama özlem bitmez. Bazı isimler anıldığında insanın sesi değişir, bakışları uzaklara dalar.
Senin adını bu yazıda anarken, aslında bir çocuğun ardından duyulan özlemin ne kadar büyük olabileceğini de anlatmak istiyorum. Çünkü bazı isimler sadece bir kişiyi hatırlatmaz; sevgiyi, masumiyeti, yarım kalan hayalleri ve insanın yüreğinde taşıdığı en derin yarayı da hatırlatır.
Bu dünyada herkesin görünmeyen bir hikâyesi var. Kalabalıkların arasında sessizce acı çeken, gülümserken bile içinde bir eksiklik taşıyan insanlar var.
Kimileri bir evladın, kimileri bir kardeşin, kimileri de çocuk yaşta kaybettiği bir yakının özlemiyle yaşıyor.
Onlara söylenecek en doğru söz belki de şudur: Acınızı açıklamak zorunda değilsiniz. Herkesin anlamasını beklemek zorunda da değilsiniz. Çünkü bazı boşlukları ancak o boşlukla yaşayanlar bilir.
Bir çocuğun yokluğunda insanın en çok özlediği şey bazen büyük anlar değildir. Küçük ayrıntılardır. Bir gülüş, bir bakış, bir sesleniş, sıradan bir günün içinde yaşanmış küçücük bir mutluluk…
İnsan, bir daha yaşayamayacağını bildiği o sıradan anların kıymetini yoklukta anlar.
Ve geriye, kalbin içinde saklanan hatıralar kalır.
Rona Şevin’im için yazdığım bu şiirin en ağır cümlesi belki de son dizesidir:
Çünkü bazen insan, nasıl kaldığını bile anlatamaz. Ne tam olarak geçmişe dönebilir ne de geçmişi bütünüyle geride bırakabilir. Hayatın içinde yürürken ruhunun bir parçası hep aynı yerde bekler.
Bu yüzden bazı kayıpların ardından sorulması gereken soru, “Unuttun mu?” değildir.
Asıl soru şudur: İnsan, kalbinde taşıdığı bir özlemle yaşamayı nasıl öğrenir?
Belki bunun tek bir cevabı yoktur. Belki insan, sevdiğinin hatırasını yaşatarak, adını anarak, onun için güzel şeyler yaparak ve sevgisini kalbinde koruyarak yoluna devam eder.
Unutmadan yaşamak mümkündür. Özlemeden yaşamak ise her zaman mümkün değildir.
Sana ayrılan satırların bir gazete sayfasında biteceğini biliyorum. Ama sana duyulan sevginin bir sayfaya sığmayacağını da biliyorum.
Bu yazı bittiğinde hayat devam edecek. İnsanlar başka haberler okuyacak, başka konuları konuşacak. Fakat bir yerde, bir kalbin orta yerinde sekiz yaşamaya devam edecek.
Çünkü bazı çocuklar yalnızca hatıralarda değil, bir ömrün bütün duygularında yaşamayı sürdürür.
Adını sevgiyle anmak, seni unutmamanın bir yoludur. Senin için yazılan her cümle, sana duyulan özlemin başka bir biçimde dile gelişidir.
Belki de insanın elinden gelen en güzel şey budur: Değiştiremeyeceği bir geçmişin karşısında sevgisini korumak, hatıralarına sahip çıkmak ve kaybettiği canın adını saygıyla yaşatmak.
Çünkü sevgi, bir ömrün uzunluğuyla ölçülmez.
Bazen kısacık bir hayat, geride kalanların bütün ömrüne sığar.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Trafik
Yayın: 28 Ekim 2026 06:43 · Kaynak: mardinhaber.com.tr