Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul/Fatih 03 Kasım 2026 00:20
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Bir Romandan Fazlası: Başar Başarır’dan “Beni Bir Temiz Dövseler” | Fatih Çavdar

Bir Romandan Fazlası: Başar Başarır’dan “Beni Bir Temiz Dövseler” | Fatih Çavdar
⏱️ 9 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Ailemizin yazarı Başar Başarır, bir yenisini merak ettirecek kadar iyi romanlar yazdıktan sonra bu kez Beni Bir Temiz Dövseler ile karşımızda
  • Önceki romanlarını okuyanların aşina olduğu kıvrak anlatımı, zekice mizahı yine yerli yerinde

Ailemizin yazarı Başar Başarır, bir yenisini merak ettirecek kadar iyi romanlar yazdıktan sonra bu kez Beni Bir Temiz Dövseler ile karşımızda. Önceki romanlarını okuyanların aşina olduğu kıvrak anlatımı, zekice mizahı yine yerli yerinde.

Ancak bu kez Başarır, bütün bunların yanına bitmek bilmeyen tarih merakını da ekleyerek okuru epey kalabalık, eğlenceli ve yer yer hüzünlü bir yolculuğa çıkarıyor.

Doğrusu Beni Bir Temiz Dövseler ‘i bitirdiğimde aklımda kalan ilk düşünce, bir romandan fazlasını okuduğum oldu.

Elbette bir romanın kendi başına yeterince değerli olduğunu biliyorum. Ama Başarır bu kez okuruna kurmaca bir hikâyeden başka şeyler de sunuyor. Evlilik üzerine uzun bir düşünme fırsatı, Türkiye’nin pek bilinmeyen kültürel tarihinden ilginç ayrıntılar, edebiyatın geçmişine açılan kapılar ve hepsinden önemlisi, unutulmaya yüz tutmuş insanları ve olayları hatırlatan belgesel nitelikte bir anlatı.

İlk bakışta fantastik bir zaman yolculuğu hikâyesi gibi ilerleyen romanın asıl meselelerinden biri, evlilik gibi görünüyor. Hatta biraz ileri gidip evliliğe yazılmış bir destan olduğunu söylemek mümkün. Ne var ki bu destanın kahramanları ne büyük savaşlardan zaferle dönüyor ne de aşkları uğruna dağları deliyorlar.

Onların savaş alanı evleri, mutfakları, aile sofraları ve birbirlerine söyleyemedikleri sözler. Başarır, aile ilişkilerinde görünmez duvarları görünür kılarken evliliğin romantik tarafıyla pek ilgilenmiyor. Birlikte yaşamanın cilveleri diyebileceğimiz çıkmaz sokaklarını, açmazlarını kelimelere döküyor.

Kıskançlık da üzerinde durulması gereken meselelerden. Kıskançların kendilerini pek beğenmeyen insanlar arasından çıktığını dehşetle fark ederek okudum mesela. Başarır’ın karakterleri de birbirlerine duydukları sevgiyi, öfkeyi ve bağımlılığı birbirinden ayırmakta her zaman başarılı değiller.

Ne kadar da tanıdık şeyler. İyi yazının başarısı burada galiba. Karakterlerin yaptıklarına kızarken çevremizden birilerini ama en çok da kendimizden geçmiş gitmiş birtakım izleri hatırlamamak pek mümkün olmuyor.

Öte yandan Beni Bir Temiz Dövseler ‘i yalnızca bir aile romanı olarak okumak haksızlık olur. Başarır, anlatının içine pek çok postmodern öge yerleştirmiş. Burası benim için sürpriz oldu doğrusu. Zaman üzerinde oynanan oyunlar, edebî göndermeler ve tarihsel kişilerin romanın dünyasına katılması, metne farklı katmanlar kazandırıyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ı hatırlatan zaman meselesi de bunlardan biri. Geçmiş, bugün ve gelecek arasında kurulan ilişki, yalnızca olay örgüsünün bir aracı olarak kalmıyor; karakterlerin yaşadıkları hayatı anlama çabalarının da parçasına dönüşüyor.

Feridun’un geçmişe duyduğu merak, başıboşlukla geçen hayata azimli bir anlam katma çabası olarak düşünüldüğünde son derece trajik ve hatta modern zaman insanı için hüzünlü bir anlatıya dönüştürüyor romanı.

Romanın benim açımdan başka bir sürprizi de Başarır’ın bu kez farklı anlatım tekniklerini de aynı kitapta bir araya getirmiş olması sanırım. Anlatıcılar değişiyor, bakış açıları farklılaşıyor, kimi zaman bilinç akışı devreye giriyor.

Okur, bir karakterin zihninden diğerine geçerken olayların yalnızca farklı yorumlarıyla değil, farklı anlatılma biçimleriyle de karşılaşıyor. Böylece roman, tek bir anlatıcının rehberliğinde ilerleyen alışıldık bir hikâye olmaktan çıkıyor. Anlatının biçimi de en az anlattıkları kadar hareketli hâle geliyor.

Üstelik bu teknik çeşitlilik, yalnızca yazarın hünerlerini sergilediği bir alıştırma olarak kalmıyor. Geçmişle bugün, gerçekle kurmaca, hatırlananlarla yaşananlar arasında gidip gelen hikâyenin yapısına da uyuyor.

Romanın en eğlenceli taraflarından biri, Başarır’ın tarih merakı. Doğrusu insan bazı yazarların kitaplarını okurken onların yazmadan önce ne kadar araştırma yaptığını merak ediyor. Başarır’ın bu işi biraz uzun tuttuğunu biliyordum ve ne kadar doğru bir tutum olduğunu bu kitapla daha iyi anladım.

Nâzım Hikmet’ten Suavi Sonar’a, Sadun Boro’dan İstanbul’un unutulmuş insanlarına uzanan geniş bir merak alanı var. Yedi sekiz Hasan Paşa’dan Hortum Süleyman’a uzanan kesintisiz yolu da bu kitapla keşfettim mesela. Edebiyat tarihi zaten anlatının önemli bir parçası.

Bunun yanına fotoğrafın, sinemanın, tiyatronun ve Türkiye’nin kültür tarihinin çeşitli ayrıntıları da ekleniyor.

Burada romanın bir başka özelliğine değinmek gerekiyor. Başarır’ın tarihsel göndermeleri, yalnızca anlatıyı süslemek için kullanılan bilgiler değil. Gerçek kişilere, eserlere ve olaylara dayanıyorlar. Romanın belgesel niteliğinden söz etmemin nedeni de bu.

Kurmaca bir hikâyenin içine yerleştirilen tarihsel bilgiler, kendi başlarına ayrı bir kitapta yer almış olsalardı yine okunası, ilginç bir kitap olurdu doğrusu.

Beni Bir Temiz Dövseler ‘in benim için en değerli yanlarından biri ise toplumsal hafızayla kurduğu ilişki.

Başarır’ın önceki romanlarında da emekçilerin, yoksulların, haksızlığa uğrayanların ve toplumun kıyısında kalmış insanların hikâyeleri vardı. Dünyanın Bütün Fıstıkları üzerine yazdığım değerlendirmede, yazarın her yeni kitabında toplumsal eleştiriye ayırdığı alanın biraz daha genişlediğinden söz etmiştim. Bu romanında söz konusu duyarlılığın başka bir biçimde sürdüğünü görüyorum.

Başarır bu kez madencileri, emekçileri, tarih içinde adı silinmiş ya da unutulmuş insanları doğrudan anımsatıyor. Onları yalnızca hikâyesine toplumsal bir arka plan oluşturmak için kullanmıyor. Hatırlamanın kendisini anlatının bir parçasına dönüştürüyor.

Bu ayrım önemli. Çünkü geçmişi anlatmakla geçmişi hatırlatmak aynı şey değil. Birinde olup bitenleri aktarırsınız, diğerinde unutulmuş olanın bugün neden hâlâ önemli olduğunu sorgularsınız.

Türkiye’de toplumsal hafızanın ne kadar çabuk aşındığını düşününce, bunun edebî değerinin yanında toplumsal bir karşılığı da olduğunu düşünüyorum. Bir facia yaşanıyor, birkaç gün konuşuluyor, ardından gündemin yeni telaşı eskisinin üzerini örtüyor.

Yıllar sonra geriye çoğu zaman birkaç rakam, birkaç fotoğraf ve yakınlarının unutamadığı isimler kalıyor. Başarır’ın bu insanları yeniden hatırlatma çabası, romanın belgesel yönünü de anlamlı kılıyor.

Tarih dediğimiz şeyin büyük kısmı kralların, devlet adamlarının, komutanların ve meşhur insanların hikâyeleriyle doldurulmuş durumda. Oysa o tarihi yapanların büyük çoğunluğunun isimlerini bile bilmiyoruz. Madenlerde çalışanlar, fabrikalarda ömür tüketenler, şehirleri inşa edenler, emeğiyle bir ülkenin hayatını ayakta tutanlar çoğu zaman tarih kitaplarında kendilerine yer bulamıyorlar.

Başarır’ın geçmişi kurcalarken bu insanları da anması, romanın benim açımdan en kıymetli taraflarından biri.

Üstelik geçmişte yaşanmış olayların gerçekliğine dayanması, bu hatırlatmayı daha da güçlü hâle getiriyor. Okur, anlatılanların yalnızca bir romancının hayal gücünden çıkmadığını fark ettiğinde, kurmaca ile kendi yaşadığı dünya arasında başka bir ilişki kurmaya başlıyor.

Bir de dil meselesi var tabii. Başar Başarır’ın Türkçeyle kurduğu ilişkinin özel olduğunu önceki kitaplarında da görmüştük. Unutulmuş sözcükleri, halk deyişlerini, küfürleri, birbirinden tuhaf benzetmeleri çıkarıp öyle bir yerde kullanıyor ki insan bazen cümlenin kendisine gülmekten anlatılan olayı unutabiliyor.

Üstelik bu mizah, karakterlerin yalnızca komik olmalarından kaynaklanmıyor. Çoğu zaman son derece ciddi, hatta trajik bir durumun içinden çıkıyor. Hayatın kendisinde olduğu gibi. İnsan bazen ağlanacak hâline güler. Başarır da okurunu sık sık böyle bir durumda bırakıyor.

Romanın bir başka eğlenceli tarafını da fark ettiğimde küçük bir sevinç yaşadım. Şöyle ki; romanı farklı farklı biçimlerle okumak çok mümkün. Aslında Beni Bir Temiz Dövseler ‘in neden bir romandan fazlası olduğunu anlatmak için küçük bir düşünce deneyi yapmak yeterli.

Söz gelimi, Başarır’ın evlilik üzerine yaptığı tespitleri romandan ayıklayıp tek başına bir metin hâline getirsek, ortaya son derece eğlenceli, yerli yerinde ve insan ilişkilerine dair söyleyecek epey sözü olan bir kitap çıkardı. Evlilik kurumunun tuhaflıklarını, insanın kendisiyle ve karşısındakiyle didişmesini, kıskançlıklarını, alışkanlıklarını ve küçük hesaplarını anlatan, okurken sık sık gülümseyeceğimiz bir kitap.

Aynı şeyi tarihsel göndermeler için de söylemek mümkün. Başarır’ın edebiyattan fotoğrafa, sinemadan tiyatroya uzanan tarih merakını, araştırmalarını ve gün yüzüne çıkardığı ilginç ayrıntıları bir araya getirsek, başlı başına bir kültür tarihi kitabı elde edebilirdik.

Hatta romanın geçmişte geçen bölümleriyle günümüzde geçen bölümlerini birbirinden ayırıp iki farklı anlatı olarak okumayı bile deneyebilirdik. Böylece aynı kitabın içinde, birbirleriyle konuşan ama kendi başlarına da anlam taşıyan birden çok ve sıradan okurun aralarında bir ilişki tesis edemeyeceği, son derece tatminkar birden fazla okuma deneyimi gayet mümkün durumda.

Dahası, Başarır’ın peşine düştüğü tarihsel buluntular, unutulmuş isimler ve gerçek olaylar da tek başlarına bir inceleme kitabının konusu olabilecek nitelikte. Üstelik bu araştırmaların kıymeti yalnızca ilginç bilgiler sunmalarından kaynaklanmıyor.

Bir kısmı, toplumsal hafızanın unuttuğu ya da unutmayı tercih ettiği insanları yeniden hatırlatıyor. Bu bakımdan kitabın belgesel niteliği, kurmacanın sınırlarını aşarak okuru gerçek tarihin içine de çekiyor.

Elbette bütün bunları ayrı kitaplar hâline getirmek mümkün diye yapmak gerekmez. Başarır’ın başarısı biraz da bu birbirinden farklı malzemeyi aynı anlatının içinde buluşturmasında. Bir evlilik hikâyesinin ortasında tarihin unutulmuş bir ayrıntısıyla karşılaşabiliyor, geçmişin peşinden giderken kendimizi bugünün aile meseleleri üzerine düşünürken bulabiliyoruz.

Üstelik bu farklı katmanlar birbirinden bağımsız olarak da okunabildiği hâlde, yan yana geldiklerinde başka anlamlar kazanıyorlar.

İşte benim Beni Bir Temiz Dövseler için “bir romandan fazlası” dememin nedeni tam da bu. Başarır, tek bir kitabın içine birkaç farklı kitabın imkânlarını yerleştirmiş. Okura yalnızca bir hikâye anlatmakla yetinmeyip o hikâyenin içinde dolaşabileceği farklı yollar açmış. Hangi yolu seçeceğiniz biraz da sizin merakınıza kalmış.

Sonuçta Beni Bir Temiz Dövseler, zaman yolculuğu yapan bir tarihçinin hikâyesi olarak başlayıp evliliğe, aileye, insanın geçmişle kurduğu ilişkiye ve toplumsal hafızaya uzanan geniş bir anlatıya dönüşüyor. Bir yanıyla roman, bir yanıyla evlilik üzerine bir deneme, bir yanıyla da tarihin pek bilinmeyen ayrıntılarına açılan meraklı bir pencere.

Üstelik bu pencerenin ardında gerçek olayların, kişilerin ve tarihsel buluntuların bulunması, anlatıya belgesel bir değer de kazandırıyor.

Kitabı bitirdiğinizde yalnızca Feridun’un maceraları kalmıyor aklınızda. Evlilik üzerine, tarih üzerine, insanın kendisini kandırma becerisi üzerine düşünüyorsunuz. Belki daha da önemlisi, romanda karşılaştığınız bir kişinin ya da olayın peşine düşüp biraz daha araştırmak istiyorsunuz.

İyi bir romanın okurda merak uyandırması zaten beklenir. Başarır’ın başardığı şey, bu merakı kitabın son sayfasından sonrasına da taşıyabilmesi.

Benim için Beni Bir Temiz Dövseler, tam da bu yüzden bir romandan fazlası.

Kategoriler Yazı Anne Carson: Şiirin Doruklarından Düzyazının Düzlüklerine Bir Edebiyat Yolculuğu | Özlem Narin Yılmaz George Orwell’da “yazı ve yazar” düşüncesi │ İhsan Kurt Roman kahramanı olarak bir “zevk ve tutku adamı” | Metin Celâl “Harika Bir Hayat”a tanıklık etmek | Didem Görkay Dijital kitapların yayıncılık sektöründeki devrimi Poesium yine protesto edilecek mi? | Metin Celâl Sözün Ardı/Önü: 137 Homeros'u Anlamak mı? Anlatmak mı? | Feridun Andaç Yorum yapın Yanıtı iptal et Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: edebiyathaber.net
Haber metni ve görseller edebiyathaber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: İstanbul/Fatih
Yayın: 03 Kasım 2026 00:20 · Kaynak: edebiyathaber.net
Kaynağı Oku ↗