Habermetrik
← Ana Sayfa
Ankara 29 Ekim 2026 13:51
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Cumhuriyet’in Adı, Cumhuriyet’in Hayatı

Cumhuriyet’in Adı, Cumhuriyet’in Hayatı
Görsel kaynağı: gunisigigazetesi.net
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara romanında beni etkileyen kısımlardan biri, yazarın henüz yaşanmamış bir geleceğe duyduğu inançtır
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara romanında beni etkileyen kısımlardan biri, yazarın henüz yaşanmamış bir geleceğe duyduğu inançtır. Millî Mücadele'nin yoksunluklarını, Cumhuriyet'in ilk yıllarında beliren çıkar ilişkilerini ve toplumsal çelişkileri anlatır; ardından bütün bunların aşılacağı bir Türkiye tasarlar.

Yıllar sonra romanına eklediği önsözde kendi hayaline dönüp bakar. Beklediği zaman gelmiş, fakat beklediği memleket aynı ölçüde gerçekleşmemiştir.

O satırları okurken içimde bir şey sızlıyor. Cumhuriyet'in yüz üçüncü yılında ben de ülkeme ilişkin derin bir hayal kırıklığı taşıyorum. Cumhuriyet'in önümüze koyduğu hedeflerin bir bölümüne hâlâ ulaşamadık. Daha acısı, ulaştığımız yerlerden de uzaklaşmaya başladık.

Cumhuriyet'in kuruluşunu düşündüğümde gözümün önüne savaş meydanları, açılan fabrikalar, döşenen demiryolları geliyor. Bütün bunların gerisindeki asıl büyük değişim ise insanın ve devletin yeniden tanımlanmasıydı. Egemenliğin kaynağı değişiyor, yurttaşlık anlayışı gelişiyor, akıl ve bilim toplumsal ilerlemenin temeline yerleştiriliyordu.

Laiklik, eğitim birliği, hukuk alanındaki inkılaplar ve kadınların kazandığı haklar, yeni bir hayat düzeninin yapı taşlarıydı. Cumhuriyet, bağımsızlığını kazanmış bir milletin nasıl yaşayacağına ilişkin köklü bir tercihti.

Bugün beni kaygılandıran, bu temelin üzerine nasıl bir ülke kurduğumuz.

Cumhuriyet'in en köklü dönüşümlerinden biri eğitimde yaşandı. Yeni bir devlet kurmak kadar, o devletin yurttaşını yetiştirmek de önemliydi. Bugün eğitim politikalarının merkezine yerleştirilen değerleri, yeniden düzenlenen müfredatları, çocuklara sunulan tarih ve toplum anlayışını izlerken aynı soruyu düşünüyorum: Cumhuriyet'in özgür, sorgulayan, bilimsel düşünceyle yetişen insan ideali bugün hangi önceliklerle şekillendiriliyor?

Bir çocuğun inkılapları tarih sırasına göre öğrenmesiyle, o inkılapların hangi ihtiyaçlardan doğduğunu ve neyi değiştirmeyi amaçladığını kavraması arasında büyük fark var. Bilimsel düşünce, laiklik ve sorgulama özgürlüğü eğitimde geri plana itildikçe, Cumhuriyet'in düşünsel mirasının yeni kuşaklara nasıl aktarılacağına ilişkin kaygılarım büyüyor.

Anayasa'nın ikinci maddesinde Cumhuriyet'in demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu yazıyor. Üstelik bu nitelikler, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen hükümler arasında. Ne var ki bir ülkenin anayasasında yazılanlarla kurumlarında yaşananlar her zaman örtüşmüyor.

Yargı bağımsızlığına duyulan güvenin sarsılması, ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar ve kamusal görevlerde liyakatin geri plana itildiğine ilişkin tartışmalar, Cumhuriyet'in temel güvencelerinin ne ölçüde korunduğunu sorgulatıyor. Hukukun gücü, yurttaşın karşısındaki kişinin makamına ya da siyasi konumuna göre değişmeye başladığında, eşitlik de kâğıt üzerinde kalan bir ilkeye dönüşüyor.

Bütün bunlar yaşanırken Cumhuriyet'in adı değişmiyor. Bayraklar asılıyor, bayramlar kutlanıyor, resmî törenler yapılıyor. Bir ülkenin kuruluş ilkelerinden uzaklaşması her zaman açık bir reddedişle gerçekleşmez. Bazen kurumların işleyişi değiştirilir, bazen kavramlar korunurken anlamları daraltılır.

Bir kuşağın doğal kabul ettiği değerler, sonraki kuşağa yalnızca geçmişin hatırası olarak aktarılır. Benim bugün gördüğüm tehlike, bu değişimin giderek olağan karşılanması.

Bu dönüşümün siyasi sorumluluğunu görmezden gelemem. Uzun yıllardır ülkeyi yönetenlerin eğitimden yargıya, kamusal kurumlardan kültür politikalarına uzanan tercihleri, Türkiye'nin bugünkü yönünü belirledi. Cumhuriyet'in kurucu ilkeleriyle bugünkü uygulamalar arasında gördüğüm uzaklaşmayı yalnızca zamanın getirdiği bir değişim olarak değerlendiremiyorum.

Devletin hangi değerleri öne çıkardığı, hangilerini geri plana ittiği siyasi iradenin tercihleriyle yakından ilgili. Laikliğin, özgür düşüncenin ve kurumsal bağımsızlığın zayıflamasında bu tercihlerin payını görüyorsam, bunun sorumluluğunu da sorgulamak zorundayım.

Öte yandan Cumhuriyet'in kurucu mirasını sahiplenen siyasi çevrelerin bu mirası ne ölçüde yaşatabildiği de ayrı bir soru. Tarihsel bir geleneğin temsilcisi olmak, o geleneğin düşünsel ağırlığını kendiliğinden taşımaya yetmiyor.

Cumhuriyet'in değerleri, güncel sorunlara cevap veren bir siyasetle savunulmadığında, törenlerde hatırlanan ve konuşmalarda tekrarlanan sözlere dönüşme tehlikesi taşıyor. Geçmişten gelen saygınlık, bugünün eksikliklerini görünmez kılamaz.

Bu muhasebenin dışında kendimizi de tutamayız. Haksızlığı kimin yaptığına göre değerlendirdiğimizde, özgürlüğü yalnızca bizim gibi düşünenler için istediğimizde, liyakati kişisel çıkarımız söz konusu olduğunda unuttuğumuzda, eleştirdiğimiz anlayışın sürmesine katkıda bulunuyoruz.

Cumhuriyet'in yurttaşına yüklediği sorumluluk, kendi hakkını savunurken başkasının hakkını da gözetebilmeyi gerektiriyor.

Cumhuriyet'in ilk yıllarını bütün sorunların çözüldüğü kusursuz bir dönem olarak görmüyorum. O yılların da eksikleri, yanlışları ve ağır çelişkileri vardı. Fakat geçmişin kusurlarını bilmek, kuruluşta ortaya konulan dönüşüm iradesini değersizleştirmiyor.

Bugün savunduğum, geçmişin aynen geri gelmesi değil; o iradenin yaşadığımız çağda yeniden güç kazanması.

Cumhuriyet'in kurulduğu yıllardan kalan fotoğraflara, Mustafa Kemal Atatürk'ün yüzüne baktığımda gözlerim zaten gururla, sevgiyle ve özlemle doluyor. Tek isteğim, bu duygulara Cumhuriyet'in bugününe ilişkin kaygılarımın ve hüznümün karışmaması.

O fotoğraflara, bize bırakılan Cumhuriyet'i hakkıyla yaşatabildiğimizi bilmenin huzuruyla bakabilmek istiyorum.

Cumhuriyet'in yüz üçüncü yılını bu duygularla karşılıyorum. Kuruluşunu, bağımsızlık mücadelesini ve bize kazandırdığı hakları büyük bir sevinçle anıyorum. O günün değerini bilmenin, bugün yaşananları sorgulamayı da gerektirdiğine inanıyorum.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gunisigigazetesi.net
Haber metni ve görseller gunisigigazetesi.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Eğitim · Bölge: Ankara
Yayın: 29 Ekim 2026 13:51 · Kaynak: gunisigigazetesi.net
Kaynağı Oku ↗