Serkan Sarı: “Konut Krizi Sosyal Çöküşe Dönüştü; Kiralar 51 Kat Artarken Emeklinin Ev Hayali Çalındı!”
- “Ev sahibi olma hayali bitti, vatandaş kışın cezaevine girip barınabilmek için Cumhurbaşkanına hakaret etmeyi planlar hâle geldi!” - “Son 10 yılda kiralar 38 ila 51 kat arttı; Ankara Sincan’da ve İzmir’de kiralar rekor kırarken, ortalama kira bedelleri emekli maaşlarını aştı
“Ev sahibi olma hayali bitti, vatandaş kışın cezaevine girip barınabilmek için Cumhurbaşkanına hakaret etmeyi planlar hâle geldi!”
“Son 10 yılda kiralar 38 ila 51 kat arttı; Ankara Sincan’da ve İzmir’de kiralar rekor kırarken, ortalama kira bedelleri emekli maaşlarını aştı.”
“Dul ve yetim aylıkları kiranın yüzde 70’ini bile karşılamıyor; 100 öğrenciden sadece 8’i KYK yurtlarında barınabiliyor.”
“30 yıl çalışan bir asgari ücretlinin ikramiyesi 990 bin TL, 4 milyon TL’lik evin aylık kredi taksiti ise 107 bin TL; emeklinin ev alması imkânsız!”
“Fon krizinde 9,5 trilyon lira buharlaşırken kaynak var diyen iktidara çağrı: Kiralık sosyal konut projelerini derhal hayata geçirin!”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında derinleşen barınma ve konut krizini gündeme getirdi. Merkez Bankası ve TÜİK verileri ile saha gerçeklerini karşılaştırarak kira ve konut fiyatlarındaki fahiş artışları rakamlarla ortaya koyan Sarı; emeklilerin, öğrencilerin, dar gelirlilerin, dul ve yetimlerin yaşadığı mağduriyetleri aktardı.
Konuşmasının sonunda CHP’nin 8 maddelik sosyal konut ve barınma çözüm paketini kamuoyuyla paylaştı. Sarı, konuşmasını vefatının yıl dönümünde eski Genel Başkan Bülent Ecevit’i anarak tamamladı. CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı’nın açıklamaları şöyle:
EMEKLİLERİMİZ, ÖĞRENCİLERİMİZ, İŞÇİLERİMİZ NE YAZIK Kİ BARINMA KRİZİYLE KARŞI KARŞIYA
Evet, değerli basın emekçisi arkadaşlarım, hepiniz toplantımıza hoş geldiniz.
Bugün gündemimizde konut krizi, kira, mülkiyet hakkı gibi birçok konuda vatandaşlarımızın geçmişten bugüne kaybettikleri değerlerini öne çıkaran bir açıklama planlıyorum. Bugün birçok vatandaşımız ne yazık ki ev sahibi olma hayalini bile kaybetmiş durumdalar.
Daha önceden "Birikim yaparım, ev alırım" diyenler bugün "Evimde kalabilir miyim? Kirada oturduğum evden atılmadan bu evde yaşamaya devam edebilir miyim?" diye hesap yapmaktalar. Emeklilerimiz, öğrencilerimiz, işçilerimiz ne yazık ki barınma kriziyle karşı karşıya.
Bir ülkede ev sahibi olamıyorsanız —daha doğrusu ev sahibi olma hayali kuramıyorsanız— iktidarın ekonomik anlamda bu toplumu ne kadar yoksullaştırdığının da önemli bir göstergesidir. Keza kirasını ödemekle ilgili sorun yaşıyorsa vatandaş, o zaman o ülkede sosyal bir çöküşün de olduğunu hep birlikte görüyoruz ve beraberinde de yaşıyoruz.
Düşünün ki bir vatandaş barınma imkânını bulamadığı için "Kış geliyor, hava soğuyor" diye Cumhurbaşkanına hakaret ederek cezaevine girmeyi planlıyor. Keza zaten biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı ile ilgili kurduğunuz her cümle tutuklanmak için en öncelikli gerekçelerden bir tanesi.
Ve bu sebeple de 66 yaşındaki bir vatandaş bugün cezaevine hakaret suçundan giriyor. Bunu da kendisi bile isteye, arzu ederek yapıyor; çünkü barınacak bir yeri olmaması sebebiyle!
Evet, 24 yıllık AKP iktidarı konut politikasını oturtamadı. Şehirlerimizdeki şehirleşme planını AKP yaptı. Ekonomi politikalarını AKP yaptı. TOKİ programlarını, planlarını AKP yapıyor. Ama sonuçta bu sorunları çözebiliyor mu? Ne yazık ki ortada bir gerçek var ki çözülmüyor.
“MERKEZ BANKASI VERİLERİNE GÖRE KİRALAR 22 KAT, PİYASA GERÇEKLERİNDE 51 KAT ARTTI”
Niye böyle diyorum? Katlanarak büyüyen kira fiyatlarından kaynaklı bu konuya vurgu yapmak istiyorum. Merkez Bankası verilerine bakalım. Ya biliyorsunuz verilerin güvenirliğinden ne kadar emin olmasak da elimizdeki resmî veriler bunlar.
Merkez Bankası 2018'de ortalama kira fiyatını 1.150 lira olarak açıklamış. 2021'de bu 1.866 liraya gelmiş. 2026'da ise şu anda ortalama kira bedeli 25.012 lira olarak gözüküyor. Yani geldiğimiz noktada şu son 5-6 yıllık süreç içerisinde bile kira fiyatları neredeyse 21-22 katına çıkmış vaziyette.
Yani 1.150 liradan 25.000 liraya kadar artan bir artıştan bahsediyorum. Şu 7-8 yıllık süreç içerisinde 22 kat artmış bir kira zammından bahsediyorum. Merkez Bankası verileri böyle.
Hani diğer verilere baktığımızda da, piyasa verilerine baktığımızda da bunun çok daha üstünde rakamlar görüyoruz. Hatta il il baktığımızda daha trajik rakamlarla da karşı karşıya kalıyoruz:
İstanbul'da bir Kadıköy veya Beşiktaş dediğimizde bu kira rakamları 65.000 liralar civarında ortalaması. Hani Esenyurt'a gittiğimizde 22.800...
Ankara'da Çankaya'ya baktığımızda 45.000 TL ortalama, ama Sincan'a gittiğimizde 25.000...
Balıkesir'de, memleketimden örnek verirsem de Balıkesir'de Burhaniye, Ayvalık gibi sahil bölgelerinde 25-30.000 TL olan kiralar biraz daha Dursunbey civarına geçtiğimizde 15.000 liralara, yani kırsala döndüğümüzde 15.000 liralara geriliyor.
Yani şunu demek istiyor aslında: "Parası olmayan vatandaş, şehirlerin kenarlarında, periferilerinde, ucuz mahallelerde yaşama hakkınız var sizin. Herkes her istediği yerde yaşayamaz. Paran yoksa istediğin her yerde yaşamaya da hakkın yok." Bu gerçeği ortaya koyuyor ve beraberinde de 10 yıllık kira değişimine baktığımızda katlanarak artan bir kira değişimi tablosu ortada.
Yine aynı verileri incelediğimizde Ankara'dan örnek vermek gerekirse: En ucuz ilçesi Sincan 400-500 liraydı. Bu 2016 yılından bahsediyorum. 400-500 liraya şu anda yemek yiyemiyorsunuz, karnınızı doyuramıyorsunuz. Öyle bir ekonomik krizle katlanarak gidiyor ki rakamlar, bugün geldiğimizde 25.000 TL; yani neredeyse 51 kat artmış durumda kira!
Benzer bir tablo İzmir için de geçerli; 43 kat artışlar var. Yine Balıkesir'den örnek vermek gerekirse Dursunbey ilçemizde bundan 10 yıl evvel, 2016'da 250-350 lira civarında olan kira bedelleri bugün bunun telaffuzu bile komik olarak algılanabilecek düzeyde 15.000 liralara kadar, yani yaklaşık 45 kat artmış durumda.
Son 10 yılda kira artışları 38 ilde 45 kat arasında değişmiş durumda. Şu tablo gerçekten acı bir tablo. Kademe kademe, katlanarak, büyüyerek tahmin edilemeyecek seviyelere varan kira rakamlarından bahsediyorum. Bu rakamların hesabını vermek yerine sürekli mazeret üretiyorlar ki mazeretlerine de zaten karnımız tok.
Peki hangi emekli aylığı 51 kat arttı? Veya hangi işçinin alım gücü 45 kat arttı? Veya hangi öğrencinin bursu 41 kat arttı? Bugün bakanlıkların verileri de ortada. Bu yıl%100, sonraki yıl%30 zam olduğunda sanki fiyat düşüyor mu?
Katlanarak büyüyor, artarak büyüyor ve sonuç itibarıyla da tahammülü zor bir noktaya geliyor. TÜİK verilerine göre konutlarda kira artışı şöyle yıldan yıla da baktığımızda: 2022'de%47, 2023'te%100'ün üzerine çıkmış bir artış oranı var.
2025'te%61. Yani sanki fiyat azalmış gibi algılanıyor ama kiranın artış hızı azalırken maaşın artış hızı çok daha hızlı azalıyor. Asgari ücretli mesela 2025 yılında%30, emekli%26 zam aldı ama kira artış oranları%60! Yani gelir artışının iki katı hızla eriyen, daha doğrusu artan kira maliyetleri var. Bu sebeple de bu anlamda bir tedbir alınması gerekiyor.
“EMEKLİNİN CEBİNDE KİRAYI ÖDEDİKTEN SONRA SADECE 334 LİRA KALIYOR”
Şimdi ben Balıkesir ilimden örnek vermek istiyorum. Kira fiyatları İstanbul, Muğla, İzmir, Antalya gibi sıraladığımızda Çanakkale, Aydın, Balıkesir, Ankara fiyatlar yukarıdan aşağıya doğru kademeli olarak belirleniyor ve yaklaşık rakamlarla —yani 45.000 liradan aşağıya doğru— ortalama rakamları bunlar.
Yoksa bu rakamların çok üzerinde birçok ilde kira fiyatları. Balıkesir; Zonguldak ve Sinop'tan sonra emeklinin en çok yaşadığı 3’üncü il. Ama kira fiyatlarında Türkiye'de 7’nci sırada. Yani gelir dağılımı ve illerdeki ekonomik dağılımdan da bağımsız yürüyen bir süreç.
Bu sebeple emeklilerimiz baktığınızda aldıkları maaşla kiralarını ödemekte zorlanıyorlar. Bugün Merkez Bankası verisi "Aylık kira 25.000 TL" diyor, maaşı yetmiyor emeklinin; üzerine para eklemek zorunda kalıyor. TÜİK'e bakarsak TÜİK biraz daha makul demiş, cebinde kirayı ödedikten sonra 334 lira kalıyor emeklinin!
Piyasaya bakarsak da emeklinin kirasını ödeyebilmesi için üzerine 6.500 liraya yakın bir para koyması gerekiyor. Bugün maaşlar kiraları karşılayamaz duruma gelmiş. Emekli aylıklarımız ne yazık ki bu rakamların çok altında.
Bu aradaki rakamları tamamlamak için ısrarlı bir şekilde cebinden para koyuyor. Eğer bir emekliyse zaten maaşı yetmiyor, muhakkak çalışmak zorunda. İki emekliyse, emeklinin aldığı aylığın üstüne eşinden kalan parayı da ekleyerek anca kirasını tamamlıyor ki bu evin diğer masrafları nasıl karşılanacak, bunu da anlamak mümkün değil. Yani bunun hesabını kim nasıl yapıyor, bu gelir seviyesini nasıl dağıtıyor bilmiyorum.
Emeklinin geçinemediği, yaşam sıkıntısı yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Sağlık harcamaları var, ilaç var, beslenme var, ısınma ihtiyaçları var. Bu evlerin birçok ekstra gideri var; ama bu giderlerin hiçbiri ne yazık ki göz ardı edilmiş durumda ve bunları hesaba katan kimse yok.
Bu sorunun aslında çözümü de var ama iktidarın bu anlamda odaklanmaktan çok uzak olduğunu biliyoruz.
Sadece sorun emeklilerde mi? Dul ve yetimlerin de durumu ortada. Bugün baktığımızda dul ve yetimler, ailesinden aldıkları maaş biliyorsunuz bağlanan maaşlar çok daha aşağıda normale göre maaşın; bir dul eş 11.760 lira, yetim çocuk 5.800 lira oluyor.
Yani toplamda baktığınızda 17.000 lira gibi o aileye bir maaş giriyor. Ama ortalama rakamlara baktığımızda kiraya, kiranın%70'ini dahi karşılayamıyor! Yani barınma imkânını karşılayamayan bir maaştan bahsediyorum ben size.
Kirası, bu çocukların okuma masrafları nasıl karşılanacak? Bu aileler niye bu şekilde yalnız bırakıldı? Bunu da tabii ki ben anlamakta güçlük çekiyorum.
“ERDOĞAN YILLAR ÖNCE NE SÖYLEDİYSE BUGÜN MİLLETİMİZE TAM DA ONU YAŞATIYOR!”
Şimdi tabii bunlarla ilgili eleştirilerimizi sürüyoruz, bir taraftan da çözüm üretmemiz lazım. Yani insanların kendi evlerinde yaşamaya ihtiyaçları var, konut sahibi olmaları lazım, barınacakları en azından güven içinde yaşayacakları bir eve kavuşmaları lazım. Ama bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki bunu sağlamaları çok da mümkün gözükmüyor.
Konut fiyatları ile ilgili biliyorsunuz yaklaşık şu anda —o tabloyu da ben size bir bulayım— 2016 yılında konut fiyatları 245.000 lira civarındaydı. Bugün geldiğimiz noktada 2026'da ortalama verilerden bahsediyorum: 4.330.000 liralık bir rakamdan bahsediyorum.
Yani asgari ücretli için bir konut sahibi olmak hayal! Yaşamazsa, yemezse, içmezse bu işi çözebilir. Ama asgari ücretlinin bugün bu anlamda ev alabilme hayalini çalmış bir iktidardan bahsediyorum.
Bu iktidarın başında kim var diye sorarsanız: AKP'nin Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan var. Ama Tayyip Erdoğan yıllar evvel il başkanıyken bugünü çok güzel anlatmış, onların sözleriyle özetlemek lazım aslında, altını çizmek lazım:
"Evin kirasını kim ödeyecek? Elektrik parasını kim ödeyecek? Suyun parasını kim ödeyecek? Çoluk çocuğun okul masrafını kim karşılayacak? Bu zalim yönetim bu aziz millete bir bardak çayla bir simidi layık görmüyor. İşte ekonomik durum bu" diyor.
Ey Tayyip Erdoğan! Tam da tarif ettiğini yaşatıyorsun bu ülkeye! Tam da eleştirirken kullandığın cümleler bugünü fazlasıyla anlatıyor. Hatta bu kelimeler bugünü anlatmaya yetmiyor bile. Aldığın yönetim ekonomik sıkıntılar içerisinde, bir krizde, kriz içerisinde olan bir ülkenin yönetimini aldın; güya yasaklar, yolsuzluklar, yoksulluk derken bugün daha ağır bir tabloya bu ülkeye teslim ettin!
“100 ÖĞRENCİDEN SADECE 8’İ KYK YURTLARINDA BARINABİLİYOR”
Öğrencilerimiz mağdur, emeklilerimiz mağdur, işçilerimiz, çalışanlarımız mağdur. Bugün geldiğimiz noktada 100 öğrenciden sadece 8 tanesi Kredi Yurtlar Kurumunda barınabiliyor. Ama bunun dışındaki öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğu barınma kriziyle karşı karşıya.
Çocuklar ve aileler üniversiteyi kazandıklarında sevinmek yerine "Bu çocuğun acaba barınma sorununu nasıl çözeriz? Yurt bulabilir miyiz? Uygun fiyatlı kiralık ev bulabilir miyiz?" telaşına düşüyorlar. Bu sebeple de çocuklarımız ne yazık ki sadece tabii bu kiradan ibaret değil, bu kiranın dışında okuma masrafları var; taşınma, emlak, elektriği, suyu, faturaları derken çocuklar aslında ciddi bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını da vurgulamadan geçmek istemiyorum.
Bir ev tutsalar 23.000 TL, çocuk başına 2-3 kişi kalsa 7.000 TL, diğer masraflarıyla 10-15.000 TL. Sadece çocuğun temel yaşam masrafları var ki birçok aile bunu karşılamakta zorlanıyor ve ne yazık ki çocuklarını kazandıkları okullara göndermekten de geri kalıyor veya vazgeçiyorlar.
Öğrencilerin barınma ihtiyaçlarını çözmek zorundayız, buna odaklanmak zorundayız. Öğrencilerimize sosyal konut yaratmalıyız. Üniversitede okuyan gencimiz barınma, beslenme sorunuyla, kaygısıyla yaşarsa eğitiminden uzaklaşır ve bu ülkede sağlıklı bir bilim, ilim ve eğitim verme şansımız kalmayacak.
Kirada oturan dar gelirli yurttaşlarımızın gelir düzeylerine göre kira yardımı yapılması gerekiyor. Bununla ilgili Meclisimize geçtiğimiz senelerde bir kanun teklifi vermiştim ama iktidar ne yazık ki bunu dikkate almadı; ki anayasal bir zorunluluk olmasına rağmen bunu dikkate almayan bir iktidardan bahsediyorum.
Anayasanın 36. maddesinde "Herkes temel insani gereksinimlerini karşılayabilecek, insan haysiyetine yakışır bir biçimde konut ve barınma hakkına sahiptir" hükmü bulunmaktadır. Bunun gereğini yapmak gerekiyor. Bugün geldiğimiz noktada, ne yazık ki biraz önce bahsettiğim gibi, kiralardan, konutlardan, konut edinmeden kaynaklı yurttaşlarımız zor durumda.
Devletin yurttaşlara barınma olanağını sağlaması gerekiyor. Devletin bu sorumluluğu yerine getirmek için düzenleyici tedbirler alması lazım. Konuşmamın sonunda neler yapılması gerektiğini de bir bir, tek tek, kalem kalem anlatıyor olacağım.
Bu kanun teklifi devletin bu sorumluluk ve görevlerini yerine getirebilmesi amacıyla hak sahiplerine barınma yardımının verilmesi için hazırlanmış bir kanun teklifiydi. Ama ne yazık ki iktidar sahipleri bu anlamda sorumluluklarının farkında değil, bilincinde değil.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Ekonomi
Yayın: 05 Kasım 2026 11:10 · Kaynak: istanbulses.com