Kente bak: Kimin kimi dürttüğü belli değil!
- Steinbeck; "güç insanı yozlaştırmaz, korku yozlaştırır
- Belki de gücü kaybetme korkusu.” diyor
www.kocaelidenge.com yazarı Uçan Adam Sabri'nin yazısı...
Steinbeck; "güç insanı yozlaştırmaz, korku yozlaştırır. Belki de gücü kaybetme korkusu.” diyor. Foucault ise "gücün mutlak yozlaştıracağını". Neyse maksadım ikisini yarıştırmak değil. Son dönemde ilimizde meydana gelen bazı olaylarla ilgili kısa kısa bir şeyler aktarayım.
Son tahlilde yine baştaki alıntıya döneyim. * Kitap fuarımız son gazla (?) hayatına devam ediyor. Ama müthiş bir çölleşme, bir bedevileşme görüyorum bu işte. Elbette belediyemizin bu gibi yağlı-ballı işlerine bakan B takımı olayların farkında değildir.
Çünkü onlar sayıya bakıyor. Sayı geçen seneyi geçmişse, başkana ve kamuoyuna söyleyecek söz, yıkama-yağlama yapacak malzeme var. Ama efendim şöyle fazla değil, birkaç sene evvelki fuarlara göz atınız. Bir o gün gelen konukların kalitesine bakınız, bir de bugünkülere.
Gelenlerde de ayrı bir hava, ayrı bir kibir (gerçek yazar, gerçek sanatçıymış gibi). "Memleketin öz sermayesine yazık oluyor Tahir reis, habarın ola!" ünlemesi eşliğinde en çok da bu kandırıkçı B takımına gülüyor ve geçiyorum. * Gazeteciler Cemiyeti seçim yaptı.
Ama yapamadı bence. Seçilemeyenler, seçmene "neden bizi seçmediğiz la" diyerek istifayı bastı iyi mi! Keşke siyasetçiler örnek alsa. "Koltuk var" desen, "hani nerde?" diye mezardan doğrulacak adam var ya! Sonra "dimuğrasi" falan vs.
Burada pozitif ayrılarak Süriye Çatak'ı kutlamak istiyorum. Hem patronuna karşı çıktı hem de dilini laftan gözünü budaktan esirgemedi (her zamanki gibi). Cinsiyetçi bir şey demek de Süriye'nin adından sonra yakışmayacak ama "cenazeye omuz verdik" başlığı altında sirkat türküleri söyleyen yeni kentli moto-erkekler örnek alsın biraz, diyerek geçiyorum. * Bu arada bazı belediye üst yönet(emey) icileri hala "ıspanak yatağında pirzola" servisine devam ediyor(muş).
Okudukça haberdar oluyoruz, alacağın olsun İlker reis (üzüntü smileysi). Neyse, Anadolu'da "yarasın tosunuma karpuz kabuğu" derler. Eh bize ancak ve ancak tarafları bu güzel etkinlikler, köşkler, konaklar ve konukluklar için kutlamak düşer.
Ağa, bey, sultan konukluklarında semirmek değil elbette. Bu arada sayın yönet(emey)iciler, bu gibi semir(t)me işlerinden zamanınız ve paranız kalırsa milletin-memleketin sorunlarıyla da ilgilenir misiniz lütfen?! diye kaşlarımı da izninizle çatarak geçiyorum. * İlker reis rektörlük seçimleriyle ilgili "usturaya kafa kaldırmış" resmen.
Kankitolarından Mevlüt Soysal da konuya temas edip geçmiş. Valla beni okuyanlar bilir: Bendeniz Cantürk hocadan yana oldum hep. Böyle haza beyefendi, millete-memlekete hizmet etmek için çabalayan idarecilere bir şekilde destek olmak gerekir.
Kimse Zafer Utkan hoca üzerinden yürümesin. Utkan hoca, özel hastaneyle sözleşme karşılığı anlaşmış işine-gücüne bakıyor. Bunun tasası neden rektör Zafer Cantürk hocayı alsındı, anlamak güç. Ama siz yok karıncadır, yok serçe kuşudur bilemem ne dersiniz ve lakin ben tarafımı belli edip geçiyorum. * Ünlü Türk büyüklerinden Necmi Bulut KOTO başkanlığı sürecinde gösterdiği üstün başarının ardından nihayet koltuğuna bir kere daha oturmuş.
Ben olsam hemen eski koltuğu değiştirirdim ama Necmi başkan klasik adamdır. Yüz yıllık takım elbisesini sevdiği gibi koltuğu da klasik sever. Neyse Tanrı kutu Necmi Bulut'tan almadığına göre gelen misafirleri karşılama-uğurlama işlerinde kutluluklar diliyor ve geçiyorum. * Belediye idarecilerinin insan taşımakla görevli olanı, kulağıma gelenlere göre (ve okuduğum bazı sanırım ısmarlama yazılara karşı) milletvekilliğine göz kırpıyormuş.
Bir de üniversitede danışman diye gezinen kamu arabasıyla çift okeye dönen tipleme de öyle bir rüyaya yatmış diyorlar. Yani arkadaşlar önce bir arkamıza dönüp "la bu dünyada yeme-içme dışında ne yapmışım, toprağa ne bırakmışım?", "bir idarecinin şemsiyesinin altına girmekten, orada semirmekten başka ne iş görmüşüm diye mi baksak? diye sorarak geçiyorum.
Dönelim başa: "Gücü kaybetme", "güçten, güçlüden uzak kalma korkusu" neler yaptırıyor değil mi? "Dön baba dönelim rep rep" dediği kadar var hani Cem Karaca'nın.
Bu seferlik de "eyyorlamam" bu kadar diyip geçiyorum.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Spor · Bölge: Konya/Derbent
Yayın: 05 Kasım 2026 09:07 · Kaynak: kocaelidenge.com