Habermetrik
← Ana Sayfa
26 Eylül 2026 06:49
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Dün çok büyük bir skandal ortaya çıktı, haberiniz bile olmadı

Dün çok büyük bir skandal ortaya çıktı, haberiniz bile olmadı
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Biraz sonra anlatacağım olay herhangi bir Batı demokrasisinde yaşansa, o ülkede yer yerinden oynar, parlamento soruşturma komisyonları kurulur, bakanlar istifa eder, bizim bile burada bu yaşananlardan haberimiz olurdu.

Ama az sonra okuyacaksınız, Türkiye’de yaşandı ve haberiniz bile olmadı. Şimdi benim yazımı sonuna kadar okuduğunuzda bile büyük ihtimalle “Bu muydu skandal” deyip burun kıvıracaksınız. Ama olsun, ben yine de yazacağım.

Kolay anlaşılsın diye madde madde gidelim:

Anayasamızın 20. maddesine 2010 yılında AB ile tam üyelik müzakereleri sırasında eklenen bir fıkra var, aynen şöyle: “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Bu fıkra uyarınca çıkarılan bir de kanunumuz var, adı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu veya kısaltmasıyla KVKK. Bu kanunu özenle uyguluyoruz, herhangi bir internet sitesine girdiğinizde, bir çağrı merkezini aradığınızda size KVKK’dan doğan haklarınız hemen hatırlatılıyor. Bu kanunu uygulamakla görevli kurul da ihlal halinde ciddi cezalar yazıyor.

Kanun, temelde bizimle ilgili kişisel verilerin (adresimiz, telefon numaramız, TC kimlik numaramız, banka hesaplarımız, tapularımız vs vs) bizim rızamız olmadan kamu otoritesi dahil kimse tarafından elektronik ortamda biriktirilemeyeceğini söylüyor. Burada önemli kavram, rıza. Biz rıza verirsek bu bilgiler biriktirilip işlenebiliyor.

Cuma sabahı Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ve Ankara dahil eş zamanlı operasyonlara da konu olan bir önemli soruşturmayı duyurdu. Anlatacağım skandal bu soruşturmayla ilgili.

Bakanın soruşturma hakkında verdiği bilgiye göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesindeki Mali Suçları Araştırma Kurumu MASAK’ın en azından 2012 yılından beri elinin altında duran ve kullanılan bir bilgisayar programı varmış. ‘EMİS’ diye kısaltma ismi olan bu program, her Türk vatandaşının her türlü mali verisine (banka hesabı, kredi borçları, banka hesap hareketleri vs) erişim sağlıyormuş.

Bakanın verdiği bilgiye göre bu sistemi 2012 yılında FETÖ bağlantılı bir yazılım şirketi yazmış ve devlete teslim etmiş. Bu sistemden sızıntılar olmuş. FETÖ ile mücadelenin üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen sistemdeki sızıntı yeni fark edilmiş ve söz konusu operasyon yapılmış.

Peki sızıntı neymiş? Sistem içinde mali bilgilerine çok özel bir şifre dışında erişilemeyecek kişiler tanımlanmış. Bu özel kişiler arasında örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi gibi üst düzey isimler yer alıyormuş ama birileri bu şifreleri etkisizleştirip Erdoğan ve yakınlarının mali bilgilerine erişmiş, onlara bakmış.

Elbette bir terör ve casusluk örgütü olan FETÖ’nün cumhurbaşkanı ve ailesinin mali durumu dahil kişisel bilgilerine bakması kabul edilebilir bir şey değil, suç soruşturması bununla ilgili.

Ancak, sadece Cumhurbaşkanı’nın değil hiçbirimizin mali bilgilerine bu kadar kolay erişilememeli, meselenin bu tarafıyla savcılar anladığım kadarıyla ilgili değiller.

Şurası çok açık: Bu EMİS adlı sistem, Anayasaya da, KVKK kanununa da aykırı. Çünkü bizimle ilgili kişisel verilere, bizim rızamız olmadan ve yetkisi olmadığı halde erişiyor, bu verileri derliyor ve kullanıyor.

Bizimle ilgili kişisel verilere erişen yegane sistem bu değil. İçişleri Bakanlığı’nın da bir sistemi var. Burada da hepimizle ilgili kişisel veriler, nüfus cüzdanı alırken vermek zorunda olduğumuz biyometrik veriler (parmak izimiz ve biyometrik fotoğrafımız) dahil her şey var. Sistem, yeni doğan bebekler için bile otomatik yeni bir sayfa açıyor, zaman içinde o bebek büyüdükçe kendisiyle ilgili bilgiler de birikiyor.

Bu sistemi zamanında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sanki bir marifetmiş gibi kendi cep telefonundan yaptığı bir gösteriyle kamuoyuna anlatmıştı. Ama ondan önce, aynı sistem bugün EMİS’te yaşanan sızıntıya benzer bir sızıntıyla savcılık soruşturması haline gelmiş, hatta dava açılmıştı. Bazı polis memurları yine Tayyip Erdoğan ve ailesine bu sistem üzerinden bakmışlardı çünkü.

Yeni doğmuş bebekler dahil her Türk vatandaşını fişleyen bu sistem, bırakın adli soruşturmalara konu olmayı siyasetin gündemine bile gelmedi. Şimdi aynı devletin hepimizle ilgili banka hesap ekstrelerimizden kredi kartı harcamalarımıza kadar her şeyi fişlediğini öğreniyoruz. Yine gündeme gelmeyecek.

Gerçekten bilmiyorum, böyle şeylere tepki vermediğimiz zaman, insan haklarını, hukuk devletini ve demokrasi içinde yaşamayı hak ediyor muyuz acaba?

Türkiye’nin yaşamakta olduğu büyük demografik değişim, hayatın her alanında etkiler yaratıyor ister istemez.

İktidar “Aile Yılı” ilan ederek iki ve daha fazla çocuğa teşvikler vererek bu süreci tersine çevirmeye çalışıyor ama sanırım kendileri bile başarılı olmayı ummuyor.

Doğurganlığın bu denli hızlı ve keskin düşmesinin altında sosyolojik sebepler olduğu gibi ekonomik sebepler de var. Şehirlerde yaşıyoruz, karı koca çalışıyoruz ve çocuk büyütmek hem bizi zorluyor hem de oldukça pahalı.

Bu son 10 yılın önemli demografik değişiminin bir sonucu da, yeni yapılan ve satılan evlerin küçülmesi. Artık 2+1 ve 1+1 evler gözdeymiş.

Çok normal. Yalnızlık, tek kişilik hanelerin artması, az çocuklu veya çocuksuz aileler yavaş yavaş kurala dönüşüyor.

Kaynaklar: 10haber.net
Haber metni ve görseller 10haber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş
Yayın: 26 Eylül 2026 06:49 · Kaynak: 10haber.net
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp