Turan yolu taşlı dikenli
- Türk Devletleri Teşkilatı, giderek ete kemiğe bürünüyor
- Turan’a giden kervan, ağır fakat emin adımlarla ilerliyor
Türk Devletleri Teşkilatı, giderek ete kemiğe bürünüyor. Turan’a giden kervan, ağır fakat emin adımlarla ilerliyor. Ankara’daki Liderler Zirvesi akabinde yayınlanan 163 maddelik kapsamlı sonuç bildirisi, kısa ve orta vadede hayata geçirilmesi gerekenleri net bir şekilde ortaya koydu.
Yeniden şekillenen dünya, Türk Milleti’nin önüne, binlerce yılda bir kez çıkabilecek bir fırsat getirdi. Türk ülkeleri, birlik ve bütünlük ruhunu bir gergef gibi işliyor. Türkiye, Türk Devlet devamlılığının taşıyıcısı ve büyük varisi olarak, elbette buna öncülük etmek durumundadır.
Fakat Turan yolunun taşlarını döşeyen her bir Türk ülkesi, bu yolda aynı hizada yürümektedir. Sanmayalım ki, bu yol kolay aşılacak. Bu yol taşlıdır, dikenlidir. Her adımda taşlara takılıp tökezlemek var. Basılan her noktada sayısız dikenler bulunuyor.
Rakipler var. Hasımlar var. Düşmanlar var. Dahi, kişisel iktidarını milletin varlığından ve dirliğinden üstün tutanlar olacak. FİTNEBAZLAR TÜKENMEZAtalarımız, “Sü uyur, düşman uyumaz.” demiş. Elbette içtiğimiz ‘su’yun uyumasından söz etmiyoruz.
‘Asker’ manasındaki ‘sü’den bahsediyoruz. Düşman, cepheden aleni gelse, gam yok. Biz binlerce yıldır elimizdeki kılıcı bırakmaya hiç fırsat bulamadık. Fakat düşman mert değil. Düşman namert. Düşman hilebaz. Düşman fitnebaz.
Namertçe fitneler yeni de değil. Bilinen 5 bin yıllık tarihimizde yüzlerce örneğini bulmak mümkün. Bazen Çin’den geldi, bazen Hint’ten, Yemen’den…Turan’ın önüne İran çıkarıldı. Dirlik ve düzen içinde yaşaması gereken kardeşler, komşular kapıştırıldı.
Bir zaman Hasan Sabbah oldu. Yeri geldi Fitnetullah Gülen oldu. Ama hep düşmana hizmet etti. Batıdan veya Doğudan neşet eden saldırılara altlık oldu. Sadece son bir ayda gündemimize itelenen fitnelere bakın. Tek millet iki devlet olan kardeşlerin arasına bir anda soğukluk sokmayı başardılar.
Sanmayın ki olup bitenler kendiliğinden oluyor. Ya da kardeş devletleri yönetenlerin basit ihmal veya hatalarından kaynaklanıyor…Fitnebazlar tezgâhını kurmuş. Öküzün altında buzağı arandığı gibi, sahra çöllerine kar bile yağdırılıyor.
Sözler çarpıtılıyor. Kelimeler cımbızlanıyor. İsrail’e köpek yazılmış hainler, hem de ‘Türklük’ veya ‘Müslümanlık’ hassasiyeti maskesiyle arz-ı endam ediyor. Kardeşlerin arasına fitne sokmaya çalışıyor. İÇ CEPHELER SAĞLAM TUTULMALIEvet, Turan gergef gergef işlenerek kuruluyor.
Sıkıntılar olacak, oluyor. Çünkü düşman rahat durmuyor. Çünkü Turan demek, Batı ile Doğu arasındaki dengeyi kurmak, adaleti sağlamak, haklıya hakkını tastamam teslim etmek, haksıza ket vurmak demek. Nizam-ı Âlem demek. İşte bu yüzden… Türk Dünyası ülkeleri hem kendi iç cephelerini sağlam tutmalı.
Fitne kaynaklarını kurutmalı. Kin ve nefret tohumu ekmeye çalışanlara fırsat vermemeli. Hem de Türk Dünyası arasına sokulmak istenen fitnelere karşı uyanık olmalı. Fitnecilerin tezgâhına gelmek yerine, öz kardeşlerinin samimi beyanlarına kulak vermeli; varsa bir rahatsızlığı, açık kalplilikle dile getirip, fitneyi yayılmadan durdurmalıdır.
Geriye bakalım. Sayabildiğimiz 5 bin yıllık geçmişimiz, yazık ki birbirimize karşı yaptığımız hamlelerle dolu. Hiç düşündük mü? Neden hep Batı’ya doğru akın etmişiz? Neden, huzur içinde birlikte yaşayabileceğimiz ata topraklarından sürekli kopup, uzak diyarlara savrulmuşuz?
Oysa hedef alınması gereken düşman, kardeşlerimiz değil, karşımızdakilerdi. OTOBANDA DEĞİL, BIÇAK SIRTINDAYIZHatta sağlam durabilsek, düşman bellediklerimiz de bizimle aynı safta hizalanabilirdi. Uzun lafın kısası… Turan yolu, bize sunulmuş 8 şeritli otoban değildir.
Deyim yerindeyse, bıçak sırtında yürüyoruz. Attığımız her adımda, ayağımıza çelme takmak isteyenler olacaktır. Nitekim oluyor da… Uyanık olmak, birbirimize güvenmek, ‘fâsık düşmanların’ getirdiği sahte haberleri çöpe atmak zorundayız.“Ey iman edenler!
Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât, 49/6)Fitnelere gelmeyeceğiz. Turan’a giden yolu aşacağız.
Başaracağız.5 bin yıldır gayret ettiğimiz… Çoğu zaman birbirimize karşı kaba güç kullanarak sağlamaya çalıştığımız Turan’ı; bu kez akılla, karşılıklı güvenle, müzakereyle, fedakârlıkla kuracağız. Atamız Bilge Kağan, asırlar öncesinden bunun öğüdünü veriyor:“Fakir milleti zengin kıldım, az milleti çok kıldım.
Yoksa bu sözümde yalan var mı? Ey Türk milleti! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini (devletini) ve töreni kim bozabilir?”Dilde, fikirde ve işte birlik olacağız. Aynı dili konuşacağız. Ortak düşünceleri hedefleyeceğiz. Ve o hedefler için de işimizi-gücümüzü birleştireceğiz.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 02 Kasım 2026 05:02 · Kaynak: yeniankara.com.tr