Habermetrik
← Ana Sayfa
16 Eylül 2026 05:29
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Van Gölü'nün kitabı çıktı: Van Gölü’ne dair her şey bu kitapta!

Van Gölü'nün kitabı çıktı: Van Gölü’ne dair her şey bu kitapta!
Görsel kaynağı: sehrivangazetesi.com

Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva’nın öncülüğünde başlatılan proje, akademisyenlerin katkılarıyla uzun süredir yürütülüyordu. Kitap, dünyanın en büyük sodalı gölü ve Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün korunması, tanıtılması ve sürdürülebilir yönetimine bilimsel katkı sunmayı hedefliyor. Eser, gölün yalnızca doğal bir varlık değil; aynı zamanda yaşam alanı, kültürel hafıza ve ortak sorumluluk alanı olduğunu vurguluyor. Van TSO’nun yıllardır yürüttüğü çevre ve tanıtım çalışmalarıyla da örtüşen kitap, şehir-göl ilişkisini güçlendirmeyi ve gelecek kuşaklara masmavi bir Van Gölü bırakmayı amaçlıyor. Lansman programında kitabın bilimsel değeri, Van Gölü’nün ekolojik önemi ve kültürel mirası üzerine değerlendirmeler yapıldı. Katkı sunan akademisyenlere teşekkür edildi. Kitap, Van Gölü üzerine yapılacak yeni araştırmalar için de önemli bir kaynak olarak görülüyor. Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı ve Kitabın Editörü Prof. Dr. Suvat Parin, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Abdulmenaf Turan ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu yapılan lansmanda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

TAKVA: BİZİM İÇİN GURUR VERİCİ BİR GELİŞME

Programda bir açılış konuşması yapan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva ise, “Bugün aramızda Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Sayın Emre Karagöl var. Uzun yıllar talep ettiğimiz bir temsilcilikti. Van'da mukim bir büyükelçimiz var artık. Bu bizim için gurur verici bir gelişme. Kendisine de samimiyetle şehirle kurduğu bağ açısından çok teşekkür ediyorum. Bu aramızda; değerli hocalarım var, sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcileri var, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu var, meslek odalarımızın başkanları var, kıymetli hanımefendiler var, beyefendiler var.” dedi.

“BAZEN İS BIRAKIRSINIZ, BAZEN DE İZ BIRAKIRSINIZ”

“Çok az heyecan duyduğum işlerden biri olan Türkiye'nin Ekolojik Değeri Van Gölü Kitabı'nın tanıtımı için bir araya geldik.” Diyerek konuşmasını sürdüren Başkan Takva şöyle konuştu: “Geleceğe iz bırakmak manasında bir çalışmanın bugün tanıtımını yapacağız. Bir hocamız var şöyle der; ‘Bazen is bırakırsınız, bazen de iz bırakırsınız.’ Bu biraz iz bırakmak gibi olacak ve bu iz bırakanlardan biri olmak, buna vesile olmak ve bunu arkadaşlarımızla birlikte yapmak çok değerlidir. Bu kapsamda; Meclis Başkanımız başta olmak üzere Yönetim Kurulu Üyelerimize çok teşekkür ediyorum. Bu çalışmayı sahiplendiler.”

“VAN GÖLÜ BİZE EMANET EDİLMİŞ BİR DEĞERDİR”

Takva konuşmasını şöyle sürdürdü: “Van Gölü bizim için yalnızca bir göl değildir. O; bu coğrafyanın hafızası, ekonomisi, kültürü, yaşam kaynağı ve en önemli doğal mirasıdır. Binlerce yıllık geçmişiyle Van Gölü, bugün bize emanet edilmiş eşsiz bir değerdir. Van Ticaret ve Sanayi Odası olarak yıllardır bu emanete sahip çıkmayı yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda bir şehir ve gelecek meselesi olarak görüyoruz. Van Gölü’nün korunması, bilimsel olarak araştırılması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde gelecek kuşaklara aktarılması konusunda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Bugün tanıtımını yaptığımız “Türkiye’nin Ekolojik Değeri Van Gölü” kitabı da bu anlayışın bir ürünüdür. Bu çalışma, Van Gölü’nü yalnızca doğal güzelliğiyle değil; ekolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel bütünlüğü içerisinde ele alıyor.”

“HEDEFİMİZ; GELECEĞE MASMAVİ BİR VAN GÖLÜ BIRAKMAK”

Kitabın önemine değinen Takva, “Bu eserin en önemli özelliği, Van Gölü’nün geleceğine dair ortak akla ve bilimsel bilgiye katkı sunmasıdır. Çünkü biz biliyoruz ki Van Gölü’nü korumak, yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini korumaktır. Bizim hedefimiz çok açık: Gelecek kuşaklara yalnızca anlatabileceğimiz bir Van Gölü değil, görebilecekleri, yaşayabilecekleri ve gurur duyabilecekleri masmavi bir Van Gölü bırakmak. Bu değerli eserin Van Gölü’nün korunmasına ve sahiplenilmesine katkı sunmasını diliyorum.” şeklinde konuştu.

“ANLATILAN DEĞİL, GÖRÜLEN BİR VAN GÖLÜ HEDEFİ”

Eserin Van Gölü'nün korunmasına ve sahiplenilmesine de katkı sunmasını dilediklerini ifade eden Takva, “Bizim hedefimiz çok açık. Gelecek kuşaklara yalnızca anlatabileceğimiz bir Van Gölü değil; görebilecekleri, yaşayabilecekleri ve gurur duyabilecekleri masmavi bir Van Gölü bırakmak. Bu değerli eserin Van Gölü'nün korunmasına ve sahiplenilmesine de katkı sunmasını diliyorum." Burada da Erdoğan Hocayı anmadan geçemeyeceğim. Çabalarınız önünde saygıyla eğiliyoruz Hocam. Bu vesileyle eserin hazırlanmasına katkı sunan başta editörümüz Prof. Dr. Suvat Parin olmak üzere; Çetin Yeşilova’ya, Orhan Deniz’e, Numan Ertaş’a, Faruk Alaeddinoğlu’na, Funda Altan Aydın’a, Fazıl Şen’e, Ataman Altuğ Atıcı’ya, Baran Nar’a, Güenter Landmann’a, Yıldırım Güngör’e, Yahya Çiftçi’ye, Evrim Altun’a, Erkan Konyar’a, Şemsihan Kaya’ya, Mehmet Işıklı’ya, Serkan Gündüz’e, Gulan Ayaz’a, Abdulaziz Kardaş’a, Ezgi Ergun’a, Menaf Turan’a, Sayın Metin Eren’e, Ergin Sarı’ya, Fatih Canata’na, Erdal Yıldız, Ahmet Baydar, Nevzat Argun, Gülfem Dursun, Nurcan Çağman, Sezai Özden, Mehtap Bayraktar Asiltürk ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.

SUVAT PARİN: VAN GÖLÜ TÜRKİYE'NİN EN AZ GELİŞMİŞ İKİ ŞEHRİNİN KISKACINDA

Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suvat Parin, “İşin biraz sosyolojik boyutuna odaklandığımızda Van Gölü'nün etrafında iki şehir var. Bitlis ve Van. Maalesef Bitlis ve Van'ın son 100 yıldır sosyo-ekonomik göstergeleri çok pozitif değil. Yani eğitim, istihdam, sağlık, okuryazarlık, sanayi, birçok gösterge üzerinden hesaplanan kent sosyo-ekonomik gelişmişliği açısından Van Gölü Türkiye'nin en az gelişmiş iki şehrinin kıskacında. Bu Van Gölü için çok büyük bir dezavantaj.” dedi.

“EĞİTİM SERMAYESİ ZAYIF OLUNCA GÖLE SAHİPLENME DE ZAYIF KALIYOR”

Eğitim ve sahiplenme ilişkisini vurgulayarak aktaran Parin, “Gölü kullanma, gölü yarına taşıma, gölü turizme kazandırma noktasında maalesef potansiyellerimizin kısıtlı olduğunu söyleyebilirim. Sadece eğitim göstergelerini söyleyeyim. Van Gölü'nü çevreleyen nüfusun yaklaşık yarısı ilkokul ve altı bir eğitim sermayesine sahip. Nüfus sosyo-ekonomik açıdan, kültürel açıdan, eğitim açısından nitelikli olmadığında göle sahiplenme de maalesef çok güçlü olmuyor. Kırsal nüfus özellikleri taşıyan iki şehir var. Bu durumu derslerde anlatıyorum. Kır toplumlarının suya bakışı tek boyutludur. Suyu tarım amaçlı kullanır ya da işte yüzme amaçlı kullanır.” ifadelerini kullandı.

“DUYARLI OLUNDUĞUNDA GÖL DAHA ÇOK KORUNACAK”

Kentli toplumun suyla ilişkisini kırsal bakışla karşılaştıran Parin, “Kentli toplumların suyla ilişkisi çok boyutludur. Turizm var, sağlık var, spor var, ulaşım var. Birçok açıdan göle nazır bir yaşam var. Van bu anlamda dezavantajlı. Dolayısıyla hani bölümü okuyacaksınız ama buradaki temel amaç kenti çevreleyen nüfusun kentlileşme niteliklerini artıracak politikalara çok ihtiyacımız var. Nüfusu gölle buluşturacak politikalara çok ihtiyacımız var. Çünkü 1.200.000'e yakın bir nüfus yaşıyor etrafta. Dolayısıyla bu göle duyarlı olduğunda göl hakikaten daha çok korunacak, yarınlara daha çok güzel bir şekilde taşınacak.” ifadelerine yer verdi.

ABDULMENAF TURAN: BİRAZ UZUN SÜRDÜ AMA ORTAYA GÜZEL BİR ŞEY ÇIKTI

Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde görev yapan, şimdi Ankara Üniversitesi'nde öğretim üyesi, aynı zamanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nda danışman olarak görev yapan Prof. Dr. Abdulmenaf Turan: “Herkes burada dostumuz. Bazılarını yaşlanmış olarak gördüm, bazı dostlarımızı. Ama insan gidince'Kendi memleketimde iz bırakan şeyler nedir?' diye baktığında geride bir gerçekten elle tutulur işlerden birisi Van Gölü oluyor. Ben gelirken yolda şunu hayal ettim: Suat Hoca lansmanla ilgili çalışmayı söyleyince'Nihayet bitti' dedim ve biraz uzun sürdü ama ortaya güzel bir şey çıktı. Bizim bölümü Ezgi Ergün ile birlikte yazdık. Ezgi Hanım da benim yüksek lisans danışmanlığını yaptığım bir arkadaşımız. Van Gölü ile ilgili çok çalışma yaptı ama en kıymetli olanlardan birisi de buydu. Ben gelirken yolda düşünürken düşündüğüm şey şuydu: Yani bir şeyin değerini onun yokluğuyla ölçersiniz ya... Kim gittiyse, ailede sevdiğiniz birisi vefat ettiğinde onun yokluğunu hissedersiniz, o nasıl bir acı bırakırsa... Bir an şöyle düşündüm:'Van Gölü olmasa Van nedir?' diye bir soruyla aslında başlamak lazım. Yani Van Gölü'nü Van'ın kenarından, Bitlis'in kenarından çıkardığımız zaman ortada bize ne kalacak sorusunu sorduğumuzda aslında neden korumamız gerektiğine de çok rahatlıkla cevap verebiliriz.” dedi.

“VAN GÖLÜ'NÜN OLMADIĞI DURUMDA BİZ NE YAPARIZ?”

Turan, gölün yalnızca ekolojik değil, yaşamın kendisi açısından taşıdığı anlamı şöyle anlattı: “Dolayısıyla bu,'Van Gölü'nün ekolojik değeri' diyoruz Suat Hocam. Van Gölü aslında ekolojik değerin ötesinde bir yaşam döngüsü. Mesela balık olmayacak, en basit bir şey. Yani ekonomik açıdan da bakmıyorum. Van Gölü'nde zıplayan balıklarımız olmayacak. Van Gölü'nün kıyısında büyüyen insanların neşesi artık olmayacak ki kuruyan göller gördük. Örneğin Kırşehir'e gittiğimizde bir gölün ortasına, gölün bir tarafına kadar arabayla geçebilmiştik ve bir dönem orada yaşayan bir ekosistemin nasıl yok olduğunu görünce insan gerçekten de çok ciddi bir şey yapıyor... Yani irkiliyor aslında. O yüzden Van ile ilgili kimseye aslında bir şey söylemeye gerek yok;'Van'ı koruyalım, gölümüzü koruyalım' falan demeye gerek yok.'Van Gölü'nün olmadığı durumda biz ne yaparız?' sorusunu sorup bence meseleye öyle başlamak lazım. Bence bugün aslında kitabın da temel sorusu bu olmalı ve bu durumda yokluğunda bir Van Gölü hayal edip Van Gölü'nün etrafındaki yaşamımızı bence öyle kurmamız gerekiyor, bu bir. İkincisi, bir de bu dünyaya biz emanet gözüyle bakıyoruz. Yani bizim mensup olduğumuz anlayış, bize dünyaya emanet bir şekilde bakmamızı öğütlüyor. Dolayısıyla bize emanet verilmiş olan bir şeyi bizim korumakla yükümlü olduğumuzu da hiçbir zaman unutmamak gerekiyor. Yani bu emaneti korumakla yükümlüysek emanete sahip çıkmak da çok önemli bir şey.” ifadelerini kullandı.

“VAN GÖLÜ DİPLOMASİSİ ATAĞINA BAŞLAMAK LAZIM”

Konuşmasının sonunda denge, sorumluluk ve diplomasi vurgusu yapan Turan, “Bu, insanla tabiat arasında kurulmuş olan dengenin de bir gereğidir. Yani biz sonuçta'el-mizan' denir, bir denge ile birlikte bu hayata geliyoruz ve bu dengeyi de sonuna kadar sürdürmemiz gerekiyor. Bizim bu dengeyi bozmaya da hakkımız yok. Hiç kimsenin hakkı yok. O anlamda bizim bu saatten sonra Van Gölü etrafında kurmuş olduğumuz hayatı nasıl daha ileriye taşıyabilirizi düşünmemiz lazım. Sayın Büyükelçimiz de burada. Son zamanlarda bu konu çok gündeme geldi. Bence yeni bir çalışma başlatmak gerekiyor ve'Van Gölü Diplomasisi' atağına başlamak lazım. Yani Van Gölü'yle biz anlatabiliriz. Van Gölü'nü sadece bu Van Gölü havzasındaki illerin bir şeyi olarak değil, Van Gölü'nün dünya açısından taşımış olduğu değer üzerinden belki de anlatmak lazım. Bu da bize bir'Van Gölü Diplomasisi' yapma imkanı sunuyor. Ve birlikte bence bugün öyle bir diplomasiyle en azından bu kitabımızı da taçlandıralım diyorum. Ben Van Gölü sevdalısı olan siz kıymetli dostlarıma selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. Çok teşekkür ederim, çok sağ olun.” şeklinde konuşmasını tamamladı.

ALAEDDİNOĞLU: VAN GÖLÜ HAVZASI ÇOK ÖZEL

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, kitap çalışmasına katkılarından dolayı teşekkür ederek sözlerine şöyle başladı: “Ben de bu kitap çalışması noktasında Suvat Hoca'yı ve Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı nezdinde bütün Ticaret Odası'nı tebrik ediyor ve teşekkür ediyorum. Bu tarz çalışmaların aslında üniversite yönetimi tarafından teşvik edilmesi gerekiyor. Yönetimin başta işte böyle Van Ticaret ve Sanayi Odası gibi, valilikler, belediyeler... Bunları zorlaması, akademisyenleri buraya yöneltmesi ve bu çalışmaların sayısını arttırması gerekiyor. Tabii da hocamızın girişimi ve Ticaret Odası'nın da buna sahip çıkması hakikaten takdire şayan olduğunu ifade etmek istiyorum. Benim bölümüm evet, su ile ilgili. Aslında yıllardır dinlediniz birçok platformda kendimce bir şeyler aktarmak istiyorum. Ancak şunu hemen ifade etmekte fayda var, Van Gölü Havzası hakikaten özel. Bir tarafta Kafkasların, bir tarafta Mezopotamya'nın, bir tarafta İran coğrafyasının tam ortasında geçiş alanı. Yani tarihi arka plana baktığınızda da çok zengin.” dedi.

VAN GÖLÜ’NE SAHİP ÇIKMAK HERKESİN GÖREVİ

Alaeddinoğlu, sahip çıkma konusundaki eksikliğe dikkat çekerek şunları kaydetti: “Gölle ilgili hakikaten her şey var; hikâyelere konu olmuş, filmlere konu olmuş, müziklere, şarkılara... Bu kadar zengin geçmiş arka planı olan bir göle sahip çıkmak bütün Van, Bitlis ve bu bölge coğrafyasındaki bütün insanların görevi. Ama maalesef buna sahip çıkabildiğimizi söylemek imkânsız. Somut şeyler ortaya çıkarabildiğimizi söylemek imkânsız. İşte bu tarz çalışmalar o yüzden değerli ve takdir edilmesi gerekiyor. İzninizle birkaç şey gölle ilgili söyleyip burayı bırakalım çünkü süre sorunumuz var. Evet, havza olarak düşündüğümüzde Van Gölü Havzası sulak alan açısından Türkiye'nin en zengin noktalarından bir tanesi. Yani en yoğun su kaynaklarının -başta Van Gölü olmak üzere Erçek ve diğer birçok sulak alanın- o yansısında da gördüğünüz sular açısından, hatta birçok... Kendisi de ifade etti, eksikleri var doğru söylüyor, eksikleri vardı orada. Birçok sulak alanın, suyun bir arada olduğu çok nadir bir coğrafya, çok özel bir coğrafya.” ifadelerini kullandı.

“HAVZAYI DAHA SICAK, DAHA KURAK YILLAR BEKLİYOR”

Havzanın ekolojik değerini vurgulayan Alaeddinoğlu, “Tam bir ekolojik cennet ve biz bunu korumak, geleceğe aktarmak durumundayız. Ancak bizi bekleyen tehditler var. Nedir bu tehditler? Havzayı tehdit eden şeyler var. Biz uzun yıllardır buraya ilişkin iklimiyle, su kaynakları o döngüyle ilgili birtakım şeyler biliyoruz. Ancak bunların hepsi değişiyor.

Kaynaklar: sehrivangazetesi.com
Haber metni ve görseller sehrivangazetesi.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Trafik
Yayın: 16 Eylül 2026 05:29 · Kaynak: sehrivangazetesi.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp