“Mesleki sınırlar dostluğa zeval vermez..!”
- Gazetecilik ve siyasetçilik arasında kaldım bugünlerde Bunlar birbiriyle iç içe geçmiş özdeşleşmiş işler
- Birisi olmazsa ötekisi boşlukta kalacak işler gibime geliyor
Gazetecilik ve siyasetçilik arasında kaldım bugünlerde
Bunlar birbiriyle iç içe geçmiş özdeşleşmiş işler. Birisi olmazsa ötekisi boşlukta kalacak işler gibime geliyor.
O zaman kendi kendime dedim ki bunları kendi kafanda dost ve arkadaş yap..!
Gazeteci ile siyasetçi dost olabilir mi? bu nasıl bir sual, elbette olabilir. Sonuçta gazeteci de siyasetçi de her şeyden önce insandır. Aynı şehirde yaşar, aynı çevrelerde bulunur, aynı sofraya oturur, zaman içinde birbirlerini tanıyıp dost olabilirler.
Bunda yadırganacak bir taraf yoktur. Asıl mesele, dostluğun gazetecinin mesleğine ne ölçüde sirayet ettiğidir.
İşin esasında siyasetçi ve gazeteci birbirini kıskanmalıdır neden mi.?
Birisi ben yaptım der diğeri ben yaydım der.!
Siyasetçi yerle gök arasında ne varsa vaad eder.!
Gazeteci vaade değil gerçekleşen işlere odaklanır..
Ama ikisi de bilgili tecrübeli donanımlı olursa bu rekabetten kamuoyu çok büyük istifade eder..
Gazetecinin işi, dostunu memnun etmek değil, gerçeğin peşinden gitmektir. Gazeteci, dostu olan siyasetçinin yanlışını görmezden gelmeye, onun aleyhine olabilecek bir haberi yazmamaya veya kendisinden aldığı bilgiyi sorgulamadan yayımlamaya başladığında, artık dostluk ile meslek arasındaki sınır ortadan kalkmış demektir.
Oysa siyasetçiyle kurulan yakın ilişki, gazeteci için önemli bir bilgi kaynağı da olabilir. Siyasetçinin anlattıkları, olayların perde arkasına ilişkin bilgiler ve kulisler gazetecinin haberine ışık tutabilir. Fakat gazeteci, bilgiyi kimin verdiğine bakarak değil, doğru olup olmadığına bakarak değerlendirmelidir.
Dostunun söylediği bir söz de herkesin söylediği söz gibi araştırılmalı, doğrulanmalı ve gerektiğinde başka kaynaklardan teyit edilmelidir.
Burada siyasetçiye de önemli bir sorumluluk düşüyor. Siyasetçi, kendisini öven gazeteciyi iyi gazeteci; kendisini eleştiren gazeteciyi kötü gazeteci olarak görmemelidir. Gazetecinin görevi siyasetçiyi memnun etmek değil, kamuoyunu bilgilendirmektir.
Bazen iyi gazetecilik, siyasetçinin hoşuna gitmeyen soruyu sormaktır. Bazen de dost olduğu siyasetçinin yanlışını açıkça yazabilmektir.
Zaten gerçek dostluk da burada sınanır. Bir gazeteci, siyasetçi dostuna gerektiğinde “Yanlış yapıyorsun” diyebiliyorsa dostluğunu küçültmüş olmaz. Tam tersine, dostluğa gerçek bir değer kazandırır. Aynı şekilde siyasetçi de dostu olan gazetecinin eleştirisini kişisel bir saldırı olarak görmemelidir.
Dostluk, birbirinin her yaptığını onaylamak değil, gerektiğinde birbirine doğruyu söyleyebilmektir.
Gazetecilikte asıl tehlike, bazı haberlerin hiç yapılmamasıdır. Bir siyasetçinin hatırı için sorulmayan bir soru, yazılmayan bir haber veya görmezden gelinen bir yanlış, ilk bakışta küçük bir taviz gibi görünebilir. Fakat bu tavizler zamanla gazetecinin bağımsızlığını aşındırır.
Daha önemlisi, toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkını zedeler. Bu yüzden gazeteci ile siyasetçi arasındaki dostluk, mesleki sınırların dışında kalabilmelidir. Aynı masada oturabilirler, sohbet edebilirler, birbirlerinin hatırını sorabilirler.
Fakat gazeteci haberini yazarken yalnızca vicdanına, mesleğine ve kamuoyuna karşı sorumlu olduğunu unutmamalıdır. Çünkü gazetecinin asıl sadakati herhangi bir siyasetçiye değil, gerçeğedir. Gazetecinin itibarı da kimlerle dost olduğuyla değil, dostluklarına rağmen ne kadar doğru kalabildiğiyle ölçülür.
Bir gazeteci dostunu kaybetmeyi göze alabilir. Ama gerçeği kaybettiği gün, okuyucusunun güvenini de kaybeder. Gazetecilikte kaybedilmemesi gereken tek dost vardır o da apaçık gerçeklerdir.
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Yozgat
Yayın: 27 Ekim 2026 13:07 · Kaynak: yeniufukgazetesi.com.tr