Casaretto'nun The Sea Peoples sergisi Beyoğlu'nda 26 Aralık'a kadar görülebilecek
- Guido Casaretto'nun "The Sea Peoples" sergisi, Beyoğlu'ndaki SANATORIUM'da sanatseverlerle buluştu
- Açılışta konuşan Casaretto, sergiye adını veren kavramın tarihsel arka planına değinerek, "Sea Peoples, tarihçilerin Bronz Çağı'nda yaşanan bir olguya verdikleri bir isim
Guido Casaretto'nun "The Sea Peoples" sergisi, Beyoğlu'ndaki SANATORIUM'da sanatseverlerle buluştu. Açılışta konuşan Casaretto, sergiye adını veren kavramın tarihsel arka planına değinerek, "Sea Peoples, tarihçilerin Bronz Çağı'nda yaşanan bir olguya verdikleri bir isim.
Levant bölgesinde, denize bakan coğrafyada ve güney Anadolu'da o dönem çok gelişmiş topluluklar vardı. Batı'dan büyük bir göç olduğu ve bu insanların gelişiyle Bronz Çağı'nın sona erip karanlık bir döneme dönüştüğü tahmin ediliyor.
Tarihçiler kim olduklarını tam bilmese de her zaman bir çöküş ya da kesin bir yargı üreterek olayları sınıflandırma yoluna gitmişler. Ben ise çalışmalarımda bir şey kayboluyor ya da korunması gerekiyor gibi bir yargıda bulunmaktan kaçınıyorum." ifadelerini kullandı.
Üretim sürecinde kolonyalizmin kültürel etkilerinden ve küresel dinamiklerden yola çıkarak kendi ailesinin hikayelerine odaklandığını belirten Casaretto, şöyle devam etti: "Çocukluğumda vitrinlerimizin içinde ailemize ya da bulunduğumuz coğrafyaya ait olmayan, farklı dinlerin sembollerini taşıyan objeler görmeye başladım. Ailemizden Avustralya'ya ya da Uzak Doğu'ya giden fertlerin, seyahat imkanlarının kısıtlı olduğu dönemlerde gönderdikleri bu objeler, zamanla eklektik vitrinler oluşturdu.
Sergideki vitrin çalışmalarında bu nesnelerin ve vitrinlerin kalıplarını aldım. Ardından vitrini ve içindeki objeleri tamamen toz haline getirip aynı kalıbın içine yeniden döktüm. Yani nesneler kendi malzemelerinden tekrar bir bütün olarak var oldu.
İnsanların kaybettikleri şeyleri bu tür objelerle hatırlama çabasını ve bu davranışı vurgulamak istedim."Casaretto, sergide yer alan mimari ve doku temelli eserlere de değinerek, "Avrupa'da duvar ustalarının mermer dokusunu kopyalama geleneğini teknik olarak öğrendim ve bunu resimsel bir yaklaşımla, katmanları ve fırça darbelerini büyüterek ele aldım. Benzer şekilde, Taksim'deki Zoğrafyon Rum Lisesi'nin giriş kapısının kalıbını hayvan derisiyle birleştirdiğim bir çalışma da sergide yer alıyor.
Annemin de okuduğu bu okulun kapısı üzerinden deri ile mimari arasındaki ilişkiyi kurarken, bir yandan da azınlık hafızasına ve mekanların dönüşümüne tanıklık eden izleri yansıtmayı amaçladım." değerlendirmesinde bulundu. Domenico de Chirico küratörlüğünde gerçekleşen sergi, 26 Aralık'a kadar ziyaret edilebilecek.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 05 Kasım 2026 13:12 · Kaynak: rss.haberler.com, ensondakika.com.tr