Habermetrik
← Ana Sayfa
26 Ekim 2026 04:09
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

‘Mekke Anlaşması’ O kanun teklifini geldiği yere iade edin.!

‘Mekke Anlaşması’ O kanun teklifini geldiği yere iade edin.!
Görsel kaynağı: gazetepencere.com
⏱️ 4 dk okuma
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Üç ay önce, 7 Ağustos’ta Mekke’de bir ‘ortak savunma’ anlaşması imzalandığını öğrendik. Dışişleri bakanına göre neredeyse 3 yıldır üzerinde çalışıyorlarmış ama Milli Güvenlik Kurulu gündemine bile gelmemişti. ABD Başkanı Trump’ın bilgisi olmalı ki “Nihayet Mekke Müşterek Savunma Anlaşmasını imzaladılar” diye duyurdu; “Bu büyük, cesur ve önemli bir İLK adımmış”, öyle diyor…Sonraki adımlar neler ola ki?

Ve de ABD Başkanı’nın bildiği bu anlaşmayı bu kadar zaman bizden niçin gizlediniz? Anlaşma metni geçen hafta Meclis’e geldi—onay için…Geldi ama bazı ciddi sorular ve sorunlar orta yerde duruyor.!Bir kere; bu anlaşmayı gerektiren ve bunu zorlayan ulusal çıkarlar belirsiz.!Gerekçede ‘bölgesel sahiplenme’ lafı sıkça geçiyor; neyi, niçin, kim adına sahipleniyoruz?

Amaç, ‘kapsayıcı’ bölgesel iş birliği mekanizması, ‘güvenlik ve istikrarsa’ devam etmekte olan savaşların ve çatışmaların ortasında böylesine ‘dışlayıcı’ bir ittifakla bu nasıl olacak? Ağustos’ta imzalanan metin Meclis’e gelen metinse—öyle gibi gösteriyorlar—Meclis’e sevk etmek niçin bu kadar uzun zaman beklediler?

Öte yandan Dışişleri Bakanı birkaç kez—imzadan sonra—üzerinde çalıştıklarını söyledi. En son 8 Ekim’de, “Çalışmalarımızı hemen hemen bitirdik. Cumhurbaşkanımıza dün nihai arzımızı yaptık. En kısa sürede Meclis’e sevk edeceğiz.” diyordu.

“Askeri karargâh yapısı, sekreterya gibi kurumsallaşmayla ilgili alınması gereken kararlar” varmış…Belli ki anlaşma ‘alınması gereken kararlar’ alınmadan imzalanmış; bu telaş neden? Anlaşmalarda esas olan netlik, açıkça belirlenmiş siyasi ve askeri yükümlülükler, çalışma yöntem ve mekanizmalarıdır.

Anlaşma metninde bunların hiçbiri yok; muğlak, ucu açık.!Metnin içinde sıkça ‘gerekli gördüğünde’, ‘gerektiğinde’, ‘ihtiyaç halinde’ gibi ifadeler var; neyin gerekeceğine anlaşma imzalanmadan önce karar verilmiş olması gerekmez miydi? Dışişleri bakanının söz ettiği askeri karargâh metinde yok; niçin yok, nasıl olacak?

Anlaşma süresiz ama ‘on yıllık’ zorunlu—ve sorunlu—bir ifade var; daha 8 yıl önce bugünlerde Suudilerle ne haldeydik, on yıl sonrasını kim öngörebilir ki? Metinde BM Sözleşmesinin 51. Maddesine gönderme var ama o madde açıkça BM Güvenlik Konseyi kararına endeksli; Mekke Anlaşması bağlamında ‘keyfi’ uygulama mı öngörülüyor?

O durumda bizim kendi Anayasamıza da aykırı olmaz mı?‘Çekirdek taraflar’ adıyla üç ülkeye özel statü tanırsanız başkaları nasıl katılacak? En çarpıcı olan da şu; diğer ‘tarafların’ katılımına ilişkin ‘usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya’ nasıl olur da ‘Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi" gibi iki bakan, bir askerden oluşan—üç atanmış—bir heyeti yetkili kılabilirsiniz?

Böyle anlaşma olmaz; anlaşmalar da böyle yapılmaz.!İşin bir de başlamış olan Meclis süreci var…TBMM İçtüzüğüne göre; kanun tekliflerinin hangi komisyonlarda görüşüleceğini Başkanlık tespit eder. Esas komisyon, Genel Kurul görüşmelerine esas olacak raporu hazırlar.

Tali komisyon, kendi görüşlerini esas komisyona bildirir. AMA, tali komisyonlarca süresi içinde görüş bildirilmemesi—yani komisyonun kulağının üzerine yatması—esas komisyonun raporunu hazırlamasına engel değildir; ne yazık ki böyle!

Komisyonlar, en az iki gün önceden toplantıya çağrılır. Tali komisyonlar çalışmalarını 10 günde sonuçlandırır; süre on gün uzatılabilir. Esas komisyonun çalışma süresi 45 gündür.‘Mekke Anlaşması’ kanun teklifi 21 Ekim Çarşamba günü Dışişleri Komisyonuna, tali komisyon olarak da Milli Savunma Komisyonuna havale edildi; yani Milli Savunma Komisyonunun 31 Ekim’e kadar raporunu Dışişleri Komisyonuna vermesi, onun da 5 Aralık’a kadar Genel Kurula kendi raporunu sunması gerekiyor.

Dışişleri Komisyonu’nun, 27 Ekim Salı (yarın) saat 11.00’de toplanacağı anlaşılıyor ama Milli Savunma Komisyonu’ndan—25 Ekim Pazar itibariyle—ne bir ses ne bir nefes.!Şaşırtıcı değil; çünkü Milli Savunma Komisyonu 2023 yılında 1 (yazıyla bir), 2024 yılında 2, 2025 yılında 1, 2026 yılında da sadece 2 kez toplandı. Komisyon başkanı sanki ‘komisyonu toplamamak’ gibi bir misyon üstlenmiş.

Ama, Meclis Komisyonları herhalde ‘Arzun Berberi’ değildir ve başkanlarının ‘paşa keyfine göre’ çalışmazlar. Öte yandan, bu uluslararası ittifak anlaşmasını gözden geçirecek Dışişleri Komisyonunun 27 üyesi arasında tek bir diplomat var; o da Yeni Parti’den.

Milli Savunma Komisyonunun işini yapacak ‘askeri’ birikim var mı derseniz, erkek üyelerin askerlik anılarıyla sınırlıdır. Aynen böyle…!Bu ‘Mekke Anlaşması’ tek başına, ülkenin ve Meclisin nasıl yönetildiğini bir kez daha gözümüze soktu.

Böylesine laüsel bir çalışma iklimi artık daha fazla görmezden gelinmemeli, komisyonların—herkesin—sorumluluklarının bilincinde, ciddiyetle çalışmaları sağlanmalıdır. Yapılacak şey bellidir; o kanun teklifi geldiği yere gerekçeleriyle birlikte iade edilmelidir.

Milletin vekilleri bunu başarabilecek mi yoksa ‘eski tas eski hamam’ çalışma düzeni sürecek mi; göreceğiz.!

Kaynaklar: gazetepencere.com
Haber metni ve görseller gazetepencere.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 26 Ekim 2026 04:09 · Kaynak: gazetepencere.com
Kaynağı Oku ↗