Diyarbakır'da Kobani Davası Tepkisi: AİHM Kararları Uygulansın
- Diyarbakır'da bir araya gelen sivil toplum kuruluşları ve barolar, Kobani Davası'ndaki tutukluluk süreçlerini protesto etti
- Hukukçular ve hak savunucuları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısında bulundu
Diyarbakır Adliyesi önünde toplanan çok sayıda sivil toplum örgütü, meslek kuruluşu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi baroları, kamuoyunda Kobani Davası olarak bilinen yargı sürecine ilişkin ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 4 Kasım 2026 tarihinde düzenlenen etkinlikte, HDP'ye yönelik başlatılan yargısal operasyonların üzerinden geçen 10 yıla dikkat çekilerek, mevcut hukuki durumun demokratik siyaset üzerindeki etkileri tartışıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, 2013-2015 yılları arasındaki çözüm süreci umudunun yerini çatışmalı bir ortama bıraktığını hatırlattı. 6-8 Ekim 2014 olaylarının ardından HDP MYK üyeleri hakkında başlatılan soruşturmaların, 2016 yılında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla yeni bir boyuta taşındığını ifade etti.
Yılmaz, o dönemde aralarında Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da bulunduğu çok sayıda ismin gözaltına alınarak tutuklandığını, takip eden yıllarda ise gözaltı ve tutuklama dalgalarının genişleyerek devam ettiğini belirtti. Ankara 22.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın seyrine değinen Yılmaz, 16 Mayıs 2024 tarihinde 5 siyasetçinin tahliyesine, 72 kişinin dosyasının ise ayrılmasına karar verildiğini aktardı. Şu an itibarıyla 14'ü tutuklu olmak üzere toplam 108 kişinin yargılandığı dosyada, hukuki sürecin ağır aksak ilerlediği vurgulandı.
Yılmaz, özellikle istinaf incelemesini yürüten Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin, yaklaşık bir yıldır tahliye taleplerine yanıt vermemesini yargıdaki keyfi tutumun bir göstergesi olarak nitelendirdi. Konuşmasında TBMM bünyesinde hazırlanan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporuna da atıfta bulunan Yılmaz, yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulama zorunluluğunun altını çizdi.
Siyasetçilerin tutuklu kalmasının sadece bireysel özgürlükleri kısıtlamadığını, aynı zamanda seçmen iradesini zedelediğini ve demokratik siyaset alanını daralttığını savundu. Sivil toplum temsilcileri, AİHM'in tahliye yönündeki kararlarının derhal uygulanmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu yineledi.
Açıklamada, bu adımların atılmasının hem hukuki güvenlik ilkesinin tesisi hem de bölgede kalıcı barışın sağlanması adına kritik bir öneme sahip olduğu vurgulanarak, yargı makamlarına demokratik siyaseti engelleyen yaklaşımlardan vazgeçilmesi çağrısı yapıldı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 04 Kasım 2026 13:05 · Kaynak: ilketv.com.tr