Üsküdar Üniversitesi Karıştı: 4 Akademisyenden Rektöre 4 Ayrı Dava
- Üsküdar Üniversitesi’nde görev yapmış olan dört akademisyen, Üniversite Rektörü Prof
- Nazife Güngör hakkında dava açtı
Hakkında mobbing iddialarıyla dava açılan Rektör Nazife Güngör, akademik camiada mobbing üzerine yazdığı yazılarla bilinen bir isim. Söz konusu iddiaları kendisine de sorduk. Güngör, suçlamaların temelsiz olduğunu, akademisyenlerin birbirlerinden etkilendiklerini belirtti.
Üniversitede yaşandığı iddia edilen bu gelişmeler yargıya taşınırken, gözler şimdi üniversitenin mütevelli heyetine çevrildi. Bu olay karşısında mütevelli heyetinin nasıl bir yol izleyeceği merak konusu oldu. Üsküdar Üniversitesi’nde görev yapan Prof.
Dr. Aylin Tutkun Ünal, Dr. Neslihan Bulur Demirel, Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal ve Dr. Yıldıray Keskin, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör hakkında mobbing iddiasıyla yargıya başvurdu. Dört ayrı dava dosyasına yansıyan iddialar dikkat çekici benzerlikler taşıyor.
Akademisyenlerin mahkemelere sunduğu dilekçelerde; liyakatsizlik, akademik faaliyetlerden dışlama, kurgusal disiplin soruşturmaları, itibar zedelemeye yönelik girişimler ve şantaj yoluyla istifaya zorlama gibi ağır suçlamalar yer alıyor.‘GECE YARISI SORGULANDIM’Üsküdar Üniversitesi’nde tam 7 yıl boyunca görev yapan Dr. Öğr.
Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, bu sürecin tamamında dekanlık ve ardından rektörlük koltuğunda oturan Nazife Güngör’ün organize baskılarına maruz kaldığını ifade ederek fakültedeki asistanların ve meslektaşlarının yanında sürekli küçük düşürüldüğünü, arkasından “problemli, kavgacı, psikolojisi bozuk ve uzak durulması gereken biri” algısı yaratılarak itibar suikastı düzenlendiğini belirtti. Dilekçede, Kırmızısakal'ın bir araştırma görevlisini proje ekibinden çıkarmayı reddetmesinin ardından baskıların arttığı, istifa etmeyince hakkında disiplin soruşturması açıldığı ve sözleşmesinin yenilenmediği iddia edildi.
Dosyaya sunulan üniversitenin hukuk müşaviriyle yapılan iç yazışmalarda, disiplin cezasının akademisyenin işten çıkarılmasına dayanak oluşturmasının planlandığı öne sürüldü.‘PASİFİZE EDİLDİM’Üsküdar Üniversitesi’nde 2018 yılından bu yana görev yapan akademisyen Neslihan Bulur Demirel de Prof. Dr.
Nazife Güngör hakkında mobbing iddiasıyla manevi tazminat davası açtı. Dava dilekçesinde Demirel, Güngör tarafından sistematik biçimde dışlandığını, görev tanımı dışında kişisel işlerde çalıştırıldığını, mesai saatleri dışında ve hafta sonları da çalışmaya zorlandığını öne sürdü.
Güngör’ün kendisi hakkında akademik yeterliliğini ve özel hayatını hedef alan küçük düşürücü ifadeler kullandığını iddia eden Demirel, birlikte çalıştığı akademisyenlerden kendisini projelerden çıkarmalarının istendiğini belirtti. Demirel ayrıca, Güngör’ün doktora tez jürisindeki tutumuyla akademik ilerleyişini kasıtlı olarak geciktirdiğini savundu.
Yaşadığı süreç nedeniyle psikolojik tedavi görmek zorunda kaldığını belirten Demirel, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle manevi tazminat talep etti.‘SAHTEKÂRLIKLA SUÇLANDIM’Üsküdar Üniversitesi eski öğretim üyesi Doç. Dr.
Yıldıray Keskin ise dava dilekçesinde yaşadığı itibarsızlaştırma sürecini detaylarıyla anlattı. Fakültenin web sitesi komisyonunda olmamasına rağmen, yabancı dili gerekçe gösterilerek İletişim Günleri (İFİG) etkinliğinin metinlerini çevirmeye zorlandığını belirten Yıldıray Keskin, uzman kontrolünden geçmiş çeviriler teslim etmesine rağmen dekanlık makamında “Google Translate kullanmak ve sahtekârlık yapmakla” suçlandığını aktardı.‘SENİ DENETLEMEK İÇİN EKSİK KOYDUM’Dilekçesinde 30 Nisan 2019 tarihindeki İletişim Günleri konferansında otopark alanında yaklaşık 200 adet tanıtım çantasını paketleme ve taşıma gibi fiziksel işlerle görevlendirildiğini belirten Yıldıray Keskin, kendisine verilen kitapçıkların eksik çıkmasını dekanlığa sorması üzerine Güngör’ün, “Seni denemek için eksik koydum” şeklinde karşılık vermesinin, karşılaştığı yıldırma politikalarından sadece birkaçı olduğunu belirtti.‘HASTALANDIM İSTİFAYA ZORLANDIM’Yaşadıkları nedeniyle hastalandığını ve hastanede yatarak tedavi gördüğünü belirten Keskin, akabinde Nazife Güngör tarafından, okula gelmediği iddia edilen günler nedeniyle YÖK’e şikayet edileceği ve meslekten men edileceği yönünde açıkça tehdit edildiğini, istifaya zorlandığını aktardı.
Kurum avukatı ve İnsan Kaynakları Direktörü’nün de bulunduğu bir odada aynı tehditlerin tekrarlandığını söyleyen Yıldıray Keskin, istifa ederse “yeni başvuracağı kurumlara hakkında olumsuz referans verilmeyeceği” söylenerek ve açık bir şantaja maruz bırakılarak, teamüllere aykırı şekilde önüne konulan boş kâğıda el yazısıyla istifa dilekçesi yazmaya mecbur bırakıldığını anlattı.‘ONLARI KORUMAYA ÇALIŞIRKEN HEDEF TAHTASI OLDUM’Tüm bu iddialara dair son kararı yargı verecek. Ancak hakkında 4 ayrı şikâyet bulunan Rektör Güngör’ü telefonla aradım.
Suçlamaları reddeden Güngör özetle şunları söyledi:“Ben farklı bir kampüste görev yapıyorum. Dolayısıyla iddia edildiği gibi mobbing uygulamam söz konusu değil. Ben onları korumaya ve yaşadıkları sorunları çözmeye çalışırken kendimi hedef tahtasında buldum.
Bu olayın arkasında örgütlü bir hareket olduğunu düşünüyorum. Ortada mobbinge ilişkin somut bir kanıt yok. Çünkü mobbing yok. Hayatımda ilk kez böyle bir olayla karşılaşıyorum. Hakkımdaki iddiaların tamamına tek tek yanıt vereceğim.
Dava açan iki isim de fakülteden ayrıldı. Ancak ben hiçbirine kötü referans vermedim. İçlerinden birine, şehit çocuğu olması nedeniyle bir anne şefkatiyle yaklaştım. Hastalandığında hastaneyi bizzat arayarak kendisine indirim sağlanması için girişimde bulundum.
Bu ismin manipüle edildiğini düşünüyorum. İsteseydi beni arayıp konuşabilirdi. Ancak böyle bir yol tercih edilmedi. Bana mobbing uyguladığım söyleniyor. Peki bunun somut kanıtı nerede? Mobbing iddiasında bulunmak bu kadar kolay mı?
Bu kişilerin yaşlarının genç olması nedeniyle mobbing kavramını ve gerçek bir mobbing sürecini yeterince değerlendiremediklerini düşünüyorum. Buradaki asıl amacın saygınlığımı zedelemek olduğu kanaatindeyim. Ancak kimsenin mesleki itibarımı haksız iddialarla zedelemesine izin vermeyeceğim. Mahkemelere ve adalete güveniyorum.”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Eğitim · Bölge: İstanbul/üsküdar
Yayın: 06 Kasım 2026 03:11 · Kaynak: gercekgundem.com