Geleceği Kurtarmak: Evlat ve Ahlak
- Günümüz dünyasında, toplumsal yapının ve ahlaki değerlerin geçirdiği sarsıntıları gözlemlememek neredeyse imkânsız hale geldi
- Sokakta, caddede, özellikle de toplu taşıma araçlarında karşılaştığımız manzaralar, bu erozyonun en somut göstergelerinden biri
Günümüz dünyasında, toplumsal yapının ve ahlaki değerlerin geçirdiği sarsıntıları gözlemlememek neredeyse imkânsız hale geldi. Sokakta, caddede, özellikle de toplu taşıma araçlarında karşılaştığımız manzaralar, bu erozyonun en somut göstergelerinden biri.
Bir zamanlar yaşlıya, büyüklere gösterilen hürmet ve hassasiyet, ne yazık ki yerini derin bir duyarsızlığa bırakmış durumda. Kuşak adları ne olursa olsun, gençliğin genel yönelimi ve kamusal alandaki duruşu, sadece bireysel birer tercih olarak kalmıyor; toplumsal vicdanı derinden yaralayan bir yozlaşmanın sinyallerini veriyor.
Tüm bu olumsuzluklar silsilesi içinde, belki de çağımızın en büyük mücadelesi ve en değerli icraati çocuk yetiştirmek. Nesillerin hızla değiştiği, dijital dünyanın ve sanal akımların değerler silsilesini altüst ettiği bir dönemde evlat sahibi olmak, adeta fırtınalı denizde gemi yürütmeye benziyor.
Kuşaklar arası uçurumlar derinleşirken, anne babaların omuzlarındaki yük her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor.
Hâl böyleyken, ebeveynlerin duaları da sığınakları da bir: “Allah ailemizin huzurunu bozmasın; evlatlarımızı vatanına, milletine ve değerlerine bağlı, hayırlı bireyler olarak yetiştirmemize yardım etsin.” Çünkü biliyoruz ki kaybedilen bir nesil, sadece bugünün değil, yarının da karanlığı demektir.
Ahlaki ve kültürel erozyonun doğurduğu boşluk, ne yazık ki çok daha vahim tehlikelere kapı aralıyor. Gençliği ve geleceği tehdit eden en büyük felaketlerin başında ise yasaklı madde kullanımı geliyor. İçişleri Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan veriler, durumun vehametini gözler önüne serdi: Türkiye’de yıl içerisinde ele geçirilen uyuşturucu miktarı 40 tonu buldu.
Yazıyla kırk ton, rakamla 40.000.000 kilogram… Söylemesi, kulak arkası etmesi ne kadar kolay değil mi? Oysa her bir gramın ardında sönen hayatlar, yıkılan yuvalar, kararan istikballer ve gözü yaşlı anneler-babalar var.
Bugün karşı karşıya kaldığımız tablo, sadece güvenlik güçlerinin mücadelesiyle çözülebilecek bir sınır güvenliği meselesi değildir. Bu, ruhsal, ahlaki ve toplumsal bir diriliş meselesidir. Gençlerimizi bu bataklıktan korumanın yolu, onları sevgiyle, değerlerle ve güçlü aile bağlarıyla kuşatmak; kaybettikleri anlam arayışına rehberlik etmekten geçer.
Unutmayalım ki, bir ülkenin en büyük zenginliği ham maddeleri veya binaları değil, iyi yetişmiş, ahlaklı ve vicdanlı evlatlarıdır. O halde gün, şikâyet etme günü değil; elimizi taşın altına koyma, değerlerimize sımsıkı sarılma ve geleceğimize sahip çıkma günüdür.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Konya
Yayın: 04 Kasım 2026 12:07 · Kaynak: merhabahaber.com