Kara Tren Gecikir
- Anadolu’da 1930’lu yıllar
- Bağımsızlığını kazanmış, çağdaşlaşma yolunda ilerleyen genç Cumhuriyetimizin demir ağlarla örüldüğü zamanlar
Anadolu’da 1930’lu yıllar... Bağımsızlığını kazanmış, çağdaşlaşma yolunda ilerleyen genç Cumhuriyetimizin demir ağlarla örüldüğü zamanlar... Dillerde coşkulu bir türkü: "Tren gelir hoş gelir, ley ley limi limi ley..." Ama o dönemlerde "ley ley limi limi ley..." diye mutlulukla karşılanan trenler, 15 yıl öncesinde hoş gelmedi.
Birinci Dünya Savaşının o karanlık günlerinde, o kara tren nice kınalı kuzuyu alıp alıp götürdü cephelere.
Ve her geri gelişinde istasyonlarda bekleyen analar, eşler, yavuklular ve öten her düdük sesiyle yeniden yeşeren umutlar…
Fakat her gidişin bir dönüşü olmadı. Bazı evlere kavuşma sevinci yerine kara haber ulaştı; geride hasret, gözyaşı ve yarım kalmış hayatlar bıraktı.
Bir milletin yüreğine kazınan o acılar ve bekleyişler ağıt oldu, yürekleri yaktı:
Gam dolar yüreğim, gözyaşım dinmez. " ***
Ancak Anadolu insanı, o bitmek bilmeyen vagonların taşıdığı acıya teslim olmayı hiç düşünmedi. Kara trenin getirdiği o büyük hüzün, çok geçmeden Kurtuluş Savaşı’nın çelikten iradesine dönüştü.
Cepheye mermi taşıyan, yaralı Mehmetçik’i sırtlayan yine o kara trenler oldu. Ne acılar, ne çileler çekildi vagonlarında…
Ne savaşlar verildi Anadolu’nun dört bir yanında.
Ve sonunda Türk milleti; kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla ve genciyle o tren yollarında adeta küllerinden TÜRKİYE CUMHURİYETİ olarak doğdu.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün önderliğinde verilen o destansı mücadele ve gözyaşları arasından filizlenen umut, bağımsızlığın adı oldu.
Bugün üzerinde özgürce yaşadığımız bu vatan; karda kışta cepheye mermi taşıyan ninelerimizin, evladını vatan uğruna uğurlayan analarımızın, cephede son nefesini veren dedelerimizin emanetidir.
Şimdi o kara trenin vagonlarında kadını erkeği ile bizler varız, istasyonlarda bekleyenler ise çocuklarımız, torunlarımız.
Onlar bizlerden daha aydınlık daha müreffeh bir ülke bırakmamızı bekliyorlar.
Ve “Cumhuriyeti biz böyle kazandık!” diyen o emanet pankartı, ‘’ Biz size güçlü bir cumhuriyet bıraktık’’ diyerekdevretmemizi istiyorlar.
Öyleyse Cumhuriyet'e olan bağlılığımız sadece bir söylemden ibaret kalmamalı; onu anlamak, değerlerini korumak ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir ülke bırakmak temel görevimiz olmalıdır. Bugün ise bizim cephemiz fabrikalarımız, okullarımız, laboratuvarlarımız, tarlalarımız ve çalışma masalarımızdır.
Silahımız ilim ve bilgi, gücümüz gece gündüz çalışmak ve emek; hedefimiz ise Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaktır. Geçmişini unutmayan, geleceğine umutla yürüyen bir milletin yolu daima aydınlıktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve aziz silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: Bolu
Yayın: 29 Ekim 2026 09:31 · Kaynak: bolugundem.com